ZUHRÛF SURESİ

Ayet Getir

حم

Hâ mim.


Bayraktar Bayraklı

Hâ, mîm.


Cemal Külünkoğlu

Hâ Mîm.


Diyanet İşleri (eski)

Ha, Mim,


Diyanet Vakfi

Hâ. Mîm.


Edip Yüksel

H8M40


Elmalılı Hamdi Yazır

Hâ, mîm.


Muhammed Esed

Ha-Mim.


Mustafa İslamoğlu

Ha-mim!


Seyyid Kutub

Ha, Mim.


Süleyman Ateş

Hâ mim.


Süleymaniye Vakfı

HA! MİM!


Tefhim-ul Kuran

Hâ, Mîm.


Yaşar Nuri Öztürk

Hâ, Mîm.


وَالْكِتَابِ الْمُبِينِ

Vel kitâbil mubîni.

Bayraktar Bayraklı

Apaçık kitaba andolsun.


Cemal Külünkoğlu

(2-3) (Gerçekleri) apaçık (gösteren) Kitab'a andolsun ki, aklınızı kullanarak iyice anlayasınız diye biz onu Arapça bir Kur'an yaptık.


Diyanet İşleri (eski)

(2-3) Apaçık Kitap'a and olsun ki, akledesiniz diye Kuran'ı Arapça okunan bir Kitap kılmışızdır.


Diyanet Vakfi

(2-3) Apaçık Kitab'a andolsun ki biz, anlayıp düşünmeniz için onu Arapça bir Kur'an kıldık.


Edip Yüksel

Apaçık kitaba andolsun ki


Elmalılı Hamdi Yazır

Bu parlak kitabın kadrini bilin


Muhammed Esed

Düşün özünde apaçık olan ve hakikati bütün açıklığıyla ortaya seren bu ilahi fermanı!


Mustafa İslamoğlu

Özünde açık ve hakikati açıklayıcı olan bu kitabın değerini bilin!


Seyyid Kutub

Apaçık Kitab'a andolsun ki.


Süleyman Ateş

Apaçık Kitaba andolsun ki


Süleymaniye Vakfı

Her şeyi açıkça ortaya koyan bu Kitabı iyi düşünün.


Tefhim-ul Kuran

Apaçık olan Kitaba andolsun;


Yaşar Nuri Öztürk

O ayan beyan konuşan Kitap'a yemin olsun ki,


إِنَّا جَعَلْنَاهُ قُرْآنًا عَرَبِيًّا لَّعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ

İnnâ cealnâhu kur’ânen arabiyyen leallekum ta’kılûn(ta’kılûne).

Bayraktar Bayraklı

Biz, anlayasınız diye onu Arapça bir Kur'ân yaptık.


Cemal Külünkoğlu

(2-3) (Gerçekleri) apaçık (gösteren) Kitab'a andolsun ki, aklınızı kullanarak iyice anlayasınız diye biz onu Arapça bir Kur'an yaptık.


Diyanet İşleri (eski)

(2-3) Apaçık Kitap'a and olsun ki, akledesiniz diye Kuran'ı Arapça okunan bir Kitap kılmışızdır.


Diyanet Vakfi

(2-3) Apaçık Kitab'a andolsun ki biz, anlayıp düşünmeniz için onu Arapça bir Kur'an kıldık.


Edip Yüksel

Anlamanız için onu kusursuz bir dile sahip bir Kuran yaptık.


Elmalılı Hamdi Yazır

Hakkâ biz onu Arabî olarak okunacak bir Kur'an kıldık ki akıl irdiresiniz


Muhammed Esed

Onu, düşünüp kavrayabilmeniz için Arapça bir hitabe yaptık.


Mustafa İslamoğlu

Ki zaten Biz, onu anlayabilesiniz diye Arapça bir hitap kıldık.


Seyyid Kutub

Düşünüp anlamanız için onu Arapça bir Kur'an yaptık.


Süleyman Ateş

Biz, düşünüp anlamanız için onu Arapça bir Kur'ân yaptık.


Süleymaniye Vakfı

Onu, Arapça (ayetler) kümesi haline (kuranlar haline)[*] getirdik; belki aklınızı kullanırsınız. [*] Arapçada  “Kur’an” kelimesinin bir anlamı da kümedir. Kelimenin bu anlamda kullanıldığı ayet için bakınız İsra 17/78


Tefhim-ul Kuran

Gerçekten biz onu, belki aklınızı kullanırsınız diye Arapça bir Kur'an kıldık.


Yaşar Nuri Öztürk

Biz onu akıl erdiresiniz diye Arapça bir Kur'an yaptık.


وَإِنَّهُ فِي أُمِّ الْكِتَابِ لَدَيْنَا لَعَلِيٌّ حَكِيمٌ

Ve innehu fî ummil kitâbi ledeynâ le alîyyun hakîm(hakîmun).

Bayraktar Bayraklı

O, katımızda bulunan bütün vahiylerin kaynağından çıkmıştır. O, gerçekten yücedir; hikmet doludur.


Cemal Külünkoğlu

Ve o, katımızda bulunan bütün vahiylerin kaynağından (Levh-i Mahfuz'dan) çıkmıştır. O (Kur'an), gerçekten çok yücedir, hüküm ve hikmet doludur.


Diyanet İşleri (eski)

Şüphesiz o, Bizim katımızda Ana Kitap'ta mevcut, yüce ve hikmet dolu bir Kitap'dır.


Diyanet Vakfi

O, katımızda bulunan Ana Kitap'ta (levh-i mahfuzda) mevcut, yüce ve hikmetle dolu bir kitaptır.


Edip Yüksel

O, ana kitapta (korunur), katımızda üstündür, bilgedir.


Elmalılı Hamdi Yazır

Ve hakıkat o, bizim nezdimizdeki ana kitabda çok yüksek, çok hikmetlidir


Muhammed Esed

Ve o, katımızda bulunan bütün vahiylerin kaynağında(n çıkmış)tır; o, gerçekten yücedir, hikmet doludur.


Mustafa İslamoğlu

Şüphe yok ki o, katımızda bulunan ana kitapda kayıtlıdır; elbet pek değerlidir o, sonuç itibarıyla tam isabet kaydeden hükümlerle doludur.


Seyyid Kutub

O, katımızda bulunan ana kitabdadır. Şanı yücedir, hikmetle doludur.


Süleyman Ateş

O, katımızda bulunan ana Kitaptadır.Yücedir, hikmetlidir.


Süleymaniye Vakfı

O, katımızdaki Ana Kitap’tadır; yücedir, hikmetlidir[*]. [*] Doğru olan hükme hikmet denir. Hikmetli olması doğru hükümler içerdiği anlamına gelir.


Tefhim-ul Kuran

Hiç şüphesiz o, bizim katımızda olan Ana Kitap'tadır; çok yücedir, hüküm ve hikmet doludur.


Yaşar Nuri Öztürk

Ve o, bizim katımızdaki ana Kitap'ta çok yüce, çok hikmetlidir.


أَفَنَضْرِبُ عَنكُمُ الذِّكْرَ صَفْحًا أَن كُنتُمْ قَوْمًا مُّسْرِفِينَ

E fe nadribu ankumuz zikre safhan en kuntum kavmen musrifîn(musrifîne).

Bayraktar Bayraklı

Siz haddi aşan kimseler oldunuz diye, sizi Kur'ân ile uyarmaktan vaz mı geçelim?


Cemal Külünkoğlu

Siz, haddi aşan kimseler oldunuz diye, sizi zikirle (Kur'an'la) uyarmaktan vaz mı geçelim?


Diyanet İşleri (eski)

Ey inkarcılar! Aşırı giden kimselersiniz diye sizi Kuran'la uyarmaktan vaz mı geçelim?


Diyanet Vakfi

Siz, haddi aşan kimseler oldunuz diye, sizi Kur'an'la uyarmaktan vaz mı geçelim?


Edip Yüksel

Haddi aşan bir toplumsunuz diye mesajı size iletmekten vaz mı geçelim?


Elmalılı Hamdi Yazır

Siz müsrif bir kavm olduğunuz için şimdi sizden o öğüdü bertaraf mı edeceğiz?


Muhammed Esed

(Siz ey hakikati inkar edenler!) Kendi kişiliğinizi harcayan insanlar olduğunuzu göre göre bu hatırlatma ve uyarıyı sizden tamamen geri mi çekelim?


Mustafa İslamoğlu

Siz değerleri hoyratça harcayan bir toplumsunuz diye bu uyarıcı vahyi sizden geri mi çekelim?


Seyyid Kutub

Siz, haddi aşan kimseler oldunuz diye, sizi Kur'an'la uyarmaktan vaz mı geçelim?


Süleyman Ateş

Siz, aşırı giden bir kavim oldunuz diye, sizi uyarmaktan vaz mı geçelim?


Süleymaniye Vakfı

Gereksiz işlere dalmış bir halksınız diye göz yumup bu Zikri (Kur’an’ı ), size ulaştırmaktan vaz mı geçelim?


Tefhim-ul Kuran

Siz ölçüyü taşıran bir kavimsiniz diye, şimdi o zikri (öğüt ve hatırlatma dolu Kur'an'ı) sizden (uzaklaştırıp) bir yana mı bırakalım?


Yaşar Nuri Öztürk

Siz, haddi aşanlardan/zulme sapanlardan oluşan bir toplumsunuz diye, o zikri/Kur'an'ı sizden uzak mı tutalım?


وَكَمْ أَرْسَلْنَا مِن نَّبِيٍّ فِي الْأَوَّلِينَ

Ve kem erselna min nebîyin fîl evvelîn(evvelîne).

Bayraktar Bayraklı

Daha önceki milletlere nice peygamberler göndermiştik.


Cemal Külünkoğlu

Hâlbuki daha önceki toplumlara da nice peygamberler göndermiştik.


Diyanet İşleri (eski)

Öncekilere nice peygamberler göndermişizdir.


Diyanet Vakfi

Daha önceki milletlere nice peygamberler göndermiştik.


Edip Yüksel

Öncekilere nice peygamberler göndermişizdir.


Elmalılı Hamdi Yazır

Halbuki evvelkiler içinde biz nice Peygamber gönderdik


Muhammed Esed

Eski zamanların halkına ne kadar da çok peygamber gönderdik!


Mustafa İslamoğlu

Hem öncekilere de çok sayıda peygamber göndermiştik.


Seyyid Kutub

Biz, sizden önce gelenlere nice peygamberler gönderdik.


Süleyman Ateş

Biz önce gelenlere nice peygamber gönderdik.


Süleymaniye Vakfı

Sizden öncekilere de nice nebiyi elçi olarak göndermiştik[*]. [*] Nebî, kendine Kitap ve hikmet verilen kişidir. Türkçede peygamber olarak bilinir. (En'âm 6/83-90 ve Bakara 2/61).


Tefhim-ul Kuran

Oysa biz, önceki (cemiyet)ler içinde nice peygamber(ler) gönderdik.


Yaşar Nuri Öztürk

Biz, öncekiler için de nice peygamberler gönderdik.


وَمَا يَأْتِيهِم مِّن نَّبِيٍّ إِلَّا كَانُوا بِهِ يَسْتَهْزِؤُون

Ve mâ yetîhim min nebîyin illâ kânû bihî yestehziûn(yestehziûne).

Bayraktar Bayraklı

Onlar, kendilerine gelen her peygamberi mutlaka alaya alırlardı.


Cemal Külünkoğlu

Ama onlara hiçbir peygamber gelmedi ki onunla alay etmiş olmasınlar.


Diyanet İşleri (eski)

Kendilerine gelen her peygamberi onlar mutlaka alaya alırlardı.


Diyanet Vakfi

Onlar, kendilerine gelen her peygamberi mutlaka alaya alırlardı.


Edip Yüksel

Fakat, kendilerine giden her peygamberle alay ettiler.


Elmalılı Hamdi Yazır

Hiçbir Peygamber de gelmiyordu ki kendilerine onunla mutlak eğlenmesinler.


Muhammed Esed

Ama onlara hiçbir peygamber gelmedi ki o'nunla alay etmiş olmasınlar;


Mustafa İslamoğlu

Ama kendilerine gönderilen her peygamberle alay etmiştiler.


Seyyid Kutub

Onlar, kendilerine gelen her peygamberi mutlaka alaya alırlardı.


Süleyman Ateş

Onlara hiçbir peygamber gelmezdi ki mutlaka onunla alay etmesinler.


Süleymaniye Vakfı

Onlara hangi nebi gelse mutlaka hafife alırlardı.


Tefhim-ul Kuran

Onlara bir peygamber gelmeyiversin, mutlaka onunla alay ederlerdi.


Yaşar Nuri Öztürk

Onlara bir peygamber geldiğinde mutlaka onunla alay ediyorlardı.


فَأَهْلَكْنَا أَشَدَّ مِنْهُم بَطْشًا وَمَضَى مَثَلُ الْأَوَّلِينَ

Fe ehleknâ eşedde minhum batşen ve medâ meselul evvelîn(evvelîne).

Bayraktar Bayraklı

Biz, bunlardan daha kuvvetli olanları da helâk ettik. Nitekim öncekilerde örneği geçmiştir.


Cemal Külünkoğlu

(Sonunda) şimdikilerden daha kudretli (oldukları halde) onları (yaptıkları yüzünden) helak ettik ve o eski toplumlar geçmişten bir iz, bir hatıra oldular.


Diyanet İşleri (eski)

Bunun için Biz de, bunlardan daha kuvvetli olanları yok etmişizdir. Öncekilere dair nice misaller geçmiştir.


Diyanet Vakfi

Biz bunlardan daha zorba olanları da helâk ettik. Nitekim öncekilerde örneği geçmiştir.


Edip Yüksel

Şunlardan daha güçlülerini yok ettik. Öncekilerin örneği geçmiştir.


Elmalılı Hamdi Yazır

Onun için biz onlardan daha sert pençelileri helâk ettik ve evvelkilerin meseli geçti.


Muhammed Esed

(sonunda) şimdikilerden daha kudretli (oldukları halde) onları silip yok ettik ve o eski toplumlar geçmişten bir iz, bir hatıra oldular.


Mustafa İslamoğlu

Sonunda, şunlardan daha güçlü kuvvetli oldukları (halde) onları da helak ettik; öncekilerin meselleri daha önce geçmişti.


Seyyid Kutub

Bizde bunlardan daha güçlü oları o kavimleri helak ettik. Öncekilere dair nice misaller geçmiştir.


Süleyman Ateş

Biz de bunlardan daha güçlü olan (o kavimler)i helâk ettik. Öncekilerin örneği geçti.


Süleymaniye Vakfı

Bunlardan daha üstün vurucu güce sahip nicelerini etkisiz hale getirdik. Öncekilerin örnekleri başka ayetlerde anlatılmıştı.


Tefhim-ul Kuran

Biz de, kuvvet bakımından onlardan daha üstün olan (toplum)ları yıkıma uğrattık. Öncekilerin örneği geçti.


Yaşar Nuri Öztürk

Biz, gücü kuvveti onlardan daha üstün olanları da helâk etmişizdir. Öncekilerin örneği geçti.


وَلَئِن سَأَلْتَهُم مَّنْ خَلَقَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ لَيَقُولُنَّ خَلَقَهُنَّ الْعَزِيزُ الْعَلِيمُ

Ve le in seeltehum men halakas semâvâti vel arda le yekûlunne halakahunnel azîzul alîm(alîmu).

Bayraktar Bayraklı

Onlara, “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye soracak olursan; “Kesinlikle onları her şeye gücü yeten ve her şeyi bilen Allah yarattı” diye cevap vereceklerdir.


Cemal Külünkoğlu

Andolsun ki, onlara: “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye sorsan: “Onları mutlak güç sahibi, her şeyi bilen Allah yarattı” derler.


Diyanet İşleri (eski)

And olsun ki onlara: 'Gökleri ve yeri kim yarattı?' diye sorsan, 'Onları güçlü olan, her şeyi bilen yaratmıştır' derler.


Diyanet Vakfi

Andolsun ki, onlara gökleri ve yeri kim yarattı? diye sorsan; «Onları şüphesiz güçlü olan, her şeyi bilen Allah yarattı» derler.


Edip Yüksel

Onlara, “Gökleri ve yeri kim yarattı?“ diye sorsan, “Onları, Üstün ve her şeyi bilen yarattı“ diyeceklerdir.


Elmalılı Hamdi Yazır

Celâlim hakkı için sorsan onlara o Gökleri ve Yeri kim yarattı? Elbette diyecekler: onları o azîz, alîm yarattı


Muhammed Esed

İşte böyle, şayet onlara da "Gökleri ve yeri yaratan kimdir?" diye sorarsan hiç tereddüt etmeden "Kudret Sahibi Olan, Her Şeyi Bilen (Allah)tır." cevabını verecekler.


Mustafa İslamoğlu

Eğer onlara sormuş olsaydın "Gökleri ve yeri kim yarattı?" diye, elbet onlar da "Mutlak üstün ve yüce olan, eşsiz bilgi sahibi yarattı!" derlerdi.


Seyyid Kutub

Andolsun onlara: «Gökleri ve yeri kim yarattı?» diye sorsan elbette «Onları, çok üstün, çok bilen Allah yarattı» diyeceklerdir.


Süleyman Ateş

Andolsun onlara: "Gökleri ve yeri kim yarattı?" diye sorsan elbette diyecekler ki: "Onları, çok üstün, çok bilen (Allâh) yarattı."


Süleymaniye Vakfı

Onlara: “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye sorarsan, tereddüt etmeden, “Üstün ve bilgili olan Allah yarattı” derler.


Tefhim-ul Kuran

Andolsun, onlara: «Gökleri ve yeri kim yarattı?» diye soracak olsan, tartışmasız: «Onları üstün ve güçlü (aziz) olan, bilen (Allah) yarattı» diyecekler.


Yaşar Nuri Öztürk

Yemin olsun, eğer onlara, "Gökleri ve yeri kim yarattı?" diye sorsan, kesinlikle şöyle diyeceklerdir: "Onları, Azîz ve Alîm olan yarattı!"


الَّذِي جَعَلَ لَكُمُ الْأَرْضَ مَهْدًا وَجَعَلَ لَكُمْ فِيهَا سُبُلًا لَّعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ

Ellezî cealekumul arda mehden ve cealelekum fîhâ subulen leallekum tehtedûn(tehtedûne).

Bayraktar Bayraklı

Allah, yeri size beşik yapmış ve doğru gidesiniz diye yeryüzünde size yollar yaratmıştır.


Cemal Külünkoğlu

O, size yeri beşik kılan ve doğru gitmeniz için yeryüzünde yollar gösterendir.


Diyanet İşleri (eski)

O, size yeri beşik kılmış ve orada, doğru gidesiniz diye yollar var etmiştir.


Diyanet Vakfi

O, size yeri beşik kılmış ve doğru gidesiniz diye yeryüzünde size yollar yaratmıştır.


Edip Yüksel

O ki, yeryüzünü oturmanıza elverişli kıldı ve doğru gitmeniz için sizin için orada yollar açtı.


Elmalılı Hamdi Yazır

O ki Arzı sizin için bir beşik yaptı ve doğru gidesiniz diye size yollar açtı


Muhammed Esed

Yeri sizin için bir beşik yapan ve üzerinde (geçiminizi kazanma) yolları var eden O'dur; umulur ki doğru yolu (seçer ve onu) izlersiniz.


Mustafa İslamoğlu

(İşte) yeri sizin için beşik yapan da, yolunuzu bulasınız diye orada sizin için yollar var eden de O'dur.


Seyyid Kutub

O; size yeri beşik kılan ve doğru gitmeniz için yeryüzünde size yollar gösterendir.


Süleyman Ateş

O yeri sizin için beşik kıldı ve varacağınız yere gitmeniz için yeryüzünde size yollar yaptı.


Süleymaniye Vakfı

Yeryüzünü size beşik gibi yapan ve hedefinize ulaşmanız için orada yollar oluşturan O’dur.


Tefhim-ul Kuran

Ki O, yeri sizin için bir beşik kıldı ve onda size (birtakım) yollar var etti, böylece doğru yolu bulasınız.


Yaşar Nuri Öztürk

O, yerküreyi size bir beşik yaptı. Ve onda sizler için yollar oluşturdu ki, varacağınız yere varabilesiniz.


وَالَّذِي نَزَّلَ مِنَ السَّمَاء مَاء بِقَدَرٍ فَأَنشَرْنَا بِهِ بَلْدَةً مَّيْتًا كَذَلِكَ تُخْرَجُونَ

Vellezî nezzele mines semâi mâenbi kader(kaderin), fe enşernâ bihî beldetenmeyten, kezâlike tuhrecûn(tuhrecûne).

Bayraktar Bayraklı

Gökten gerekli ölçüde tekrar tekrar suyu indiren Allah'tır. Biz o su ile ölü topraklara hayat veririz. İşte siz de böyle çıkarılacaksınız.


Cemal Külünkoğlu

O'dur gökten (dünyanın ihtiyaç duyduğu) gerekli bir ölçüye göre suyu indiren. İşte, biz (nasıl) onunla ölü toprağa hayat veriyorsak, siz de böyle (öldükten sonra) yeniden (diriltilip) çıkarılacaksınız.


Diyanet İşleri (eski)

O, suyu gökten bir ölçüye göre indirir. Biz onunla ölü memleketi diriltiriz. İşte siz de böyle diriltileceksiniz.


Diyanet Vakfi

Gökten bir ölçüye göre suyu indiren O'dur. Biz onunla (kupkuru), ölü memlekete hayat veririz. İşte siz de böylece (mezarlarınızdan) çıkarılacaksınız.


Edip Yüksel

O ki gökten bir ölçüye göre su indirdi. Nitekim onunla ölü bir ülkeyi dirilttik. İşte böyle çıkarılırsınız.


Elmalılı Hamdi Yazır

Ve o ki yukarıdan bir mikdar ile bir su indirmekte ve onunla ölü bir beldeye hayat neşretmekteyiz, işte siz de öyle çıkarılacaksınız


Muhammed Esed

O'dur gökten gerekli miktarda suyu tekrar tekrar indiren; işte, Biz (nasıl) onunla ölü toprağa hayat veriyorsak, siz de böyle (öldükten sonra) yeniden sahneye çıkarılacaksınız.


Mustafa İslamoğlu

Gökten suyu bir ölçüye göre sürekli indiren de O'dur: Bunun sonunda Biz (nasıl) ölü toprağı yeniden diriltiyorsak, işte siz de (öldükten sonra) böyle çıkarılacaksınız.


Seyyid Kutub

Gökten bir ölçüye göre suyu indiren O'dur. Biz onunla kupkuru ölü bir memlekete hayat verdik. İşte böyle sizde tekrar diriltileceksiniz.


Süleyman Ateş

Gökten bir ölçü ile su indirdi de, onunla ölü bir ülkeyi canlandırdık. İşte siz de öyle (canlandırılıp) çıkarılacaksınız.


Süleymaniye Vakfı

O, gökten bir ölçüye göre su indiren Allah’tır. Onunla ölü bir bölgeyi diriltiriz. Kabirlerinizden de böyle çıkarılacaksınız.


Tefhim-ul Kuran

Ki O, belli bir miktar ile gökten su indirdi de, onunla ölü bir memleketi 'dirilttik (ve her yanına yeniden hayat) yaydık'; siz de böyle (kabirlerinizden diriltilip) çıkarılacaksınız.


Yaşar Nuri Öztürk

Gökten bir ölçüye bağlı olarak/bir kaderle su indirmiştir O. O suyla biz ölü bir beldeyi hayata kavuşturduk. İşte siz de böyle çıkarılacaksınız.