ZİLZÂL SURESİ

Ayet Getir

إِذَا زُلْزِلَتِ الْأَرْضُ زِلْزَالَهَا

İzâ zulziletil ardu zilzâlehâ.

Bayraktar Bayraklı

(1-3) Yerküre o korkunç sarsıntı ile sarsıldığı; yer, ağırlıklarını çıkardığı ve insan, “Ona ne oluyor?” dediği zaman!


Cemal Külünkoğlu

Yeryüzü, şiddetli sarsıntı ile sarsıldığı,


Diyanet İşleri (eski)

(1-3) Yer dehşetle sarsıldıkça sarsıldığı, yeryüzü ağırlıklarını dışarıya çıkardığı ve insanın: 'Buna ne oluyor?' dediği zaman;


Diyanet Vakfi

(1-5) Yerküre kendine has sarsıntısıyla sallandığı, toprak ağırlıklarını dışarı çıkardığı ve insan «Ne oluyor buna!» dediği vakit, işte o gün (yer) Rabbinin ona bildirmesiyle bütün haberlerini anlatır.


Edip Yüksel

Yerin korkunç bir depremle sarsıldığı,


Elmalılı Hamdi Yazır

Arz o sarsıntısiyle sarsıldığı


Muhammed Esed

Yer, o (son) müthiş sarsıntı ile sarsıldığında,


Mustafa İslamoğlu

Yeryüzü (aniden) korkunç bir depremle sarsıldığı zaman,


Seyyid Kutub

Yer dehşetle sarsıldıkça sarsıldığı,


Süleyman Ateş

Yer o yaman sarsıntı ile sarsıldığı,


Süleymaniye Vakfı

Yer, bütün şiddetiyle sarsılınca[*] [*] “Ey insanlar! Rabbinizden çekinin; o saatin sarsıntısı büyük bir şeydir. Onu göreceğiniz gün yavrusunu emzirenler emzirdiğinden geçer ve hamileler düşük yaparlar. İnsanları sarhoş görürsün; sarhoş değillerdir ama Allahın azabı şiddetlidir.” (Hac 22/1-2)


Tefhim-ul Kuran

Yer, o şiddetli sarsıntıyla sarsıldığı,


Yaşar Nuri Öztürk

Yerküre, o sarsıntıyla sarsıldığı zaman,


وَأَخْرَجَتِ الْأَرْضُ أَثْقَالَهَا

Ve ahracetil ardu eskâlehâ.

Bayraktar Bayraklı

(1-3) Yerküre o korkunç sarsıntı ile sarsıldığı; yer, ağırlıklarını çıkardığı ve insan, “Ona ne oluyor?” dediği zaman!


Cemal Külünkoğlu

Yer, içindekileri dışarıya çıkarıp attığı,


Diyanet İşleri (eski)

(1-3) Yer dehşetle sarsıldıkça sarsıldığı, yeryüzü ağırlıklarını dışarıya çıkardığı ve insanın: 'Buna ne oluyor?' dediği zaman;


Diyanet Vakfi

(1-5) Yerküre kendine has sarsıntısıyla sallandığı, toprak ağırlıklarını dışarı çıkardığı ve insan «Ne oluyor buna!» dediği vakit, işte o gün (yer) Rabbinin ona bildirmesiyle bütün haberlerini anlatır.


Edip Yüksel

Yerin ağırlıklarını fışkırttığı,


Elmalılı Hamdi Yazır

Ve Arz ağırlıklarını çıkardığı


Muhammed Esed

ve yeryüzü ağırlıklarını attı(ğında),


Mustafa İslamoğlu

Tüm maddi-manevi ağırlıklarını çıkarttığı zaman,


Seyyid Kutub

Yeryüzü ağırlıklarını dışarı çıkardığı,


Süleyman Ateş

Yer (bağrındaki) ağırlıklarını çıkardığı,


Süleymaniye Vakfı

Yer, ağırlıklarını atınca,


Tefhim-ul Kuran

Yer, ağırlıklarını dışa atıp çıkardığı,


Yaşar Nuri Öztürk

Ve toprak, ağırlıklarını çıkardığı zaman,


وَقَالَ الْإِنسَانُ مَا لَهَا

Ve kâlel insânu mâ lehâ.

Bayraktar Bayraklı

(1-3) Yerküre o korkunç sarsıntı ile sarsıldığı; yer, ağırlıklarını çıkardığı ve insan, “Ona ne oluyor?” dediği zaman!


Cemal Külünkoğlu

Ve insan: “Ne oluyor buna?” dediği zaman.


Diyanet İşleri (eski)

(1-3) Yer dehşetle sarsıldıkça sarsıldığı, yeryüzü ağırlıklarını dışarıya çıkardığı ve insanın: 'Buna ne oluyor?' dediği zaman;


Diyanet Vakfi

(1-5) Yerküre kendine has sarsıntısıyla sallandığı, toprak ağırlıklarını dışarı çıkardığı ve insan «Ne oluyor buna!» dediği vakit, işte o gün (yer) Rabbinin ona bildirmesiyle bütün haberlerini anlatır.


Edip Yüksel

İnsanın da, “Buna ne oluyor?“ dediği zaman,


Elmalılı Hamdi Yazır

Ve insan «noluyor buna?» Dediği vakıt


Muhammed Esed

ve insan: "Ona ne oluyor?" diye bağırdı(ğında),


Mustafa İslamoğlu

İnsan der ki: Ne oluyor buna!


Seyyid Kutub

Ve insanın «Buna ne oluyor» dediği zaman,


Süleyman Ateş

Ve insan: "Ona ne oluyor?" dediği zaman!


Süleymaniye Vakfı

İnsan, “bu yere ne oluyor?” deyince,


Tefhim-ul Kuran

Ve insan: «buna ne oluyor?» dediği zaman;


Yaşar Nuri Öztürk

Ve insan: "Ne oluyor buna?" dediği zaman,


يَوْمَئِذٍ تُحَدِّثُ أَخْبَارَهَا

Yevme izin tuhaddisu ahbârahâ.

Bayraktar Bayraklı

İşte o gün, yer, haberlerini söyler.


Cemal Külünkoğlu

(4-5) İşte o gün (yeryüzü), Rabbinin kendisine bildirdiği haberleri (olup biten her şeyi) anlatacaktır.


Diyanet İşleri (eski)

(4-5) İşte o gün, yer, Rabbinin ona vahyetmesiyle kendi haberlerini anlatır.


Diyanet Vakfi

(1-5) Yerküre kendine has sarsıntısıyla sallandığı, toprak ağırlıklarını dışarı çıkardığı ve insan «Ne oluyor buna!» dediği vakit, işte o gün (yer) Rabbinin ona bildirmesiyle bütün haberlerini anlatır.


Edip Yüksel

İşte o gün (yer), haberlerini anlatacaktır.


Elmalılı Hamdi Yazır

O gün bütün haberlerini anlatır


Muhammed Esed

o Gün yer, bütün haberlerini ortaya dökecek,


Mustafa İslamoğlu

İşte o dehşet günü, yeryüzü dile gelip (şahit olduklarını) bir bir haber verecek;


Seyyid Kutub

İşte o gün yer haberlerini söyler,


Süleyman Ateş

İşte o gün (yer), haberlerini söyler.


Süleymaniye Vakfı

Bütün haberlerini o gün anlatacaktır.


Tefhim-ul Kuran

O gün (yer), haberlerini anlatacaktır.


Yaşar Nuri Öztürk

İşte o gün yerküre, tüm haberlerini söyler/anlatır.


بِأَنَّ رَبَّكَ أَوْحَى لَهَا

Bi enne rabbeke evhâ lehâ.

Bayraktar Bayraklı

Çünkü Rabbin ona vahyetmiştir.


Cemal Külünkoğlu

(4-5) İşte o gün (yeryüzü), Rabbinin kendisine bildirdiği haberleri (olup biten her şeyi) anlatacaktır.


Diyanet İşleri (eski)

(4-5) İşte o gün, yer, Rabbinin ona vahyetmesiyle kendi haberlerini anlatır.


Diyanet Vakfi

(1-5) Yerküre kendine has sarsıntısıyla sallandığı, toprak ağırlıklarını dışarı çıkardığı ve insan «Ne oluyor buna!» dediği vakit, işte o gün (yer) Rabbinin ona bildirmesiyle bütün haberlerini anlatır.


Edip Yüksel

Çünkü Efendin ona vahyetmiştir.


Elmalılı Hamdi Yazır

Çünkü rabbın ona vahy eylemiştir


Muhammed Esed

Rabbinin vahyettiği şekilde.


Mustafa İslamoğlu

zira senin Rabbin, ona (da emrini) vahyetmiştir.


Seyyid Kutub

Çünkü Rabbin ona vahiy ile herşeyi bildirmiştir.


Süleyman Ateş

Çünkü Rabbin ona vahyetmiştir (onun için başından geçenleri anlatır).


Süleymaniye Vakfı

Çünkü senin Rabbin ona bunları bildirmiş olacaktır.


Tefhim-ul Kuran

Çünkü senin Rabbin, ona vahyetmiştir.


Yaşar Nuri Öztürk

Çünkü Rabbin ona vahyetmiştir.


يَوْمَئِذٍ يَصْدُرُ النَّاسُ أَشْتَاتًا لِّيُرَوْا أَعْمَالَهُمْ

Yevme izin yasdurun nâsu eştâten li yurav a’mâlehum.

Bayraktar Bayraklı

O gün insanlar gruplar halinde çıkarlar ki yaptıkları işler kendilerine gösterilsin.


Cemal Külünkoğlu

O gün insanlar (dünyada) yaptıklarının kendilerine gösterilmesi için bölük bölük kabirlerinden çıkacaklardır.


Diyanet İşleri (eski)

O gün insanlar işlerinin kendilerine gösterilmesi için bölük bölük dönerler.


Diyanet Vakfi

O gün insanlar amellerini görmeleri (karşılığını almaları) için darmadağınık geri dönüp gelirler.


Edip Yüksel

O gün, insanlar yapmış oldukları kendilerine gösterilsin diye bölükler halinde çıkagelirler.


Elmalılı Hamdi Yazır

O gün nâs, müteferrık surette fırlıyacaklardır, amelleri kendilerine gösterilmek için


Muhammed Esed

O Gün bütün insanlar, (geçmiş) fiillerini görmek üzere biri öbüründen ayrılmış olarak ortaya çıkacaklar.


Mustafa İslamoğlu

İşte o dehşet günü bütün insanlar, yaptıkları kendilerine gösterilmek üzere darmadağın ve derbeder bir halde toplanacaklar.


Seyyid Kutub

O gün insanlar ayrı ayrı gruplar halinde, ilahi divana çıkarlar ki, yaptıkları işler kendilerine gösterilsin.


Süleyman Ateş

O gün insanlar, ayrı ayrı gruplar halinde (Yüce Divâna) çıkarlar ki, yaptıkları işler kendilerine gösterilsin.


Süleymaniye Vakfı

O gün insanlar bölük bölük öne çıkar ki, yaptıkları kendilerine gösterilsin.


Tefhim-ul Kuran

O gün insanlar, amelleri kendilerine gösterilsin diye, bölük bölük fırlayıp çıkarlar.


Yaşar Nuri Öztürk

O gün insanlar, yapıp ettikleri kendilerine gösterilsin diye kümeler halinde ortaya fırlayacaklardır.


فَمَن يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ خَيْرًا يَرَهُ

Fe men ya’mel miskâle zerratin hayran yerahu.

Bayraktar Bayraklı

Artık kim zerre ağırlığınca hayır yapmışsa onu görür.


Cemal Külünkoğlu

Artık kim zerre ağırlığınca bir hayır işlemişse, onun mükâfatını alacaktır.


Diyanet İşleri (eski)

Kim zerre kadar iyilik yapmışsa onu görür.


Diyanet Vakfi

Kim zerre miktarı hayır yapmışsa onu görür.


Edip Yüksel

Kim bir atom ağırlığı iyilikte bulunursa onu görür.


Elmalılı Hamdi Yazır

Ki her kim zerre mikdarı bir hayır işlerse onu görecek


Muhammed Esed

Ve kim zerre kadar iyilik yapmışsa, onu(n karşılığını) görecek,


Mustafa İslamoğlu

Kim zerre kadar iyilik yaparsa onu (ilahi kayıtta) görecektir.


Seyyid Kutub

Artık kim zerre ağırlığınca hayır yapmışsa onu görür,


Süleyman Ateş

Artık kim zerre ağırlığınca hayır yapmışsa onu görür.


Süleymaniye Vakfı

Kim zerre kadar iyilik yapmış olsa onu görür.


Tefhim-ul Kuran

Artık kim zerre ağırlığınca bir hayır işlerse, onu görür;


Yaşar Nuri Öztürk

Artık, kim bir zerre miktarı hayır üretmişse onu görür.


وَمَن يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ شَرًّا يَرَهُ

Ve men ya’mel miskâle zerratin şerran yerahu.

Bayraktar Bayraklı

Kim de zerre ağırlığınca kötü amel yapmışsa onu görür.


Cemal Külünkoğlu

Kim de zerre ağırlığınca bir kötülük yapmışsa, onun cezasını görecektir.


Diyanet İşleri (eski)

Kim de zerre kadar kötülük yapmışsa onu görür.


Diyanet Vakfi

Kim de zerre miktarı şer işlemişse onu görür.


Edip Yüksel

Ve kim bir atom ağırlığı kötülükte bulunursa onu görür.


Elmalılı Hamdi Yazır

Her kimde zerre mikdarı bir şerr işlerse onu görecek


Muhammed Esed

kim de zerre kadar kötülük yapmışsa onu(n karşılığını) görecektir.


Mustafa İslamoğlu

kim de zerre kadar kötülük yaparsa, onu (ilahi kayıtta) görecektir.


Seyyid Kutub

Ve kim zerre ağırlığınca şer yapmışsa onu görür.


Süleyman Ateş

Ve kim zerre ağırlığınca şer yapmışsa onu görür.


Süleymaniye Vakfı

Kim zerre kadar kötülük yapmış olsa onu da görür.


Tefhim-ul Kuran

Kim de zerre ağırlığınca bir şer (kötülük) işlerse, o da onu görür.


Yaşar Nuri Öztürk

Ve kim bir zerre miktarı şer üretmişse onu görür.