ZÂRİYÂT SURESİ

Ayet Getir

وَالذَّارِيَاتِ ذَرْوًا

Vez zâriyâti zerven.

Bayraktar Bayraklı

(1-6) Esip savuran rüzgârlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca akanlara, iş bölümü yapanlara yemin olsun ki, size vaad edilen kesinlikle gerçekleşecektir; ceza da kesinlikle olacaktır.


Cemal Külünkoğlu

(1-6) Tozu dumana katıp savuran (rüzgâr)lara, (yağmur) yüklü (bulut)lara, kolayca akıp giden (yıldızlara, gemi)lere, işleri taksim eden meleklere andolsun ki, size vaad olunan diriliş elbette gerçektir. (Hesap ve) ceza günü kuşkusuz gerçekleşecektir.


Diyanet İşleri (eski)

(1-6) Esip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca süzülen gemiler ve işleri yöneten meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyametin kopması şüphesiz gerçektir. Ödeşme günü gelecektir.


Diyanet Vakfi

(1-6) Tozdurup savuranlara, yükünü yüklenenlere, kolayca süzülenlere, işi ayıranlara andolsun ki, size vâdedilen, kesinlikle doğrudur ve ceza mutlaka vuku bulacaktır.


Edip Yüksel

Savrulan atomlara,


Elmalılı Hamdi Yazır

O tozdurup savuranlara


Muhammed Esed

Düşün rüzgarları, tozları sağa sola savuran,


Mustafa İslamoğlu

İndiği yerden toz kaldırarak (hidayeti gönüllere) saçan;


Seyyid Kutub

Esip savuranlara.


Süleyman Ateş

Savurup kaldıranlara,


Süleymaniye Vakfı

Zirveye tırmananlar


Tefhim-ul Kuran

Tozu dumana katıp savuran (rüzgâr)lara.


Yaşar Nuri Öztürk

O tozutup savuranlara/o kırıp un ufak edenlere,


فَالْحَامِلَاتِ وِقْرًا

Fel hâmilâti vıkren.

Bayraktar Bayraklı

(1-6) Esip savuran rüzgârlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca akanlara, iş bölümü yapanlara yemin olsun ki, size vaad edilen kesinlikle gerçekleşecektir; ceza da kesinlikle olacaktır.


Cemal Külünkoğlu

(1-6) Tozu dumana katıp savuran (rüzgâr)lara, (yağmur) yüklü (bulut)lara, kolayca akıp giden (yıldızlara, gemi)lere, işleri taksim eden meleklere andolsun ki, size vaad olunan diriliş elbette gerçektir. (Hesap ve) ceza günü kuşkusuz gerçekleşecektir.


Diyanet İşleri (eski)

(1-6) Esip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca süzülen gemiler ve işleri yöneten meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyametin kopması şüphesiz gerçektir. Ödeşme günü gelecektir.


Diyanet Vakfi

(1-6) Tozdurup savuranlara, yükünü yüklenenlere, kolayca süzülenlere, işi ayıranlara andolsun ki, size vâdedilen, kesinlikle doğrudur ve ceza mutlaka vuku bulacaktır.


Edip Yüksel

Yük yüklenenlere,


Elmalılı Hamdi Yazır

Derken bir ağırlık taşıyanlara


Muhammed Esed

ve (koyu bulutların) yükünü taşıyan,


Mustafa İslamoğlu

bir o kadar da ağır mı ağır bir (mana) yükü taşıyan;


Seyyid Kutub

Yükünü yüklenenlere.


Süleyman Ateş

(Yağmur) Yüklü (bulut)lara,


Süleymaniye Vakfı

Yük altına girenler


Tefhim-ul Kuran

Derken, ağır yük taşıyan (bulut)lara.


Yaşar Nuri Öztürk

O ağırlık taşıyanlara,


فَالْجَارِيَاتِ يُسْرًا

Fel câriyâti yusren.

Bayraktar Bayraklı

(1-6) Esip savuran rüzgârlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca akanlara, iş bölümü yapanlara yemin olsun ki, size vaad edilen kesinlikle gerçekleşecektir; ceza da kesinlikle olacaktır.


Cemal Külünkoğlu

(1-6) Tozu dumana katıp savuran (rüzgâr)lara, (yağmur) yüklü (bulut)lara, kolayca akıp giden (yıldızlara, gemi)lere, işleri taksim eden meleklere andolsun ki, size vaad olunan diriliş elbette gerçektir. (Hesap ve) ceza günü kuşkusuz gerçekleşecektir.


Diyanet İşleri (eski)

(1-6) Esip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca süzülen gemiler ve işleri yöneten meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyametin kopması şüphesiz gerçektir. Ödeşme günü gelecektir.


Diyanet Vakfi

(1-6) Tozdurup savuranlara, yükünü yüklenenlere, kolayca süzülenlere, işi ayıranlara andolsun ki, size vâdedilen, kesinlikle doğrudur ve ceza mutlaka vuku bulacaktır.


Edip Yüksel

Kolayca akıp gidenlere,


Elmalılı Hamdi Yazır

Derken bir kolaylıkla akanlara


Muhammed Esed

yumuşak bir şekilde akıp giden,


Mustafa İslamoğlu

buna karşın, kolayca aktığı (kalpleri) fetheden;


Seyyid Kutub

Kolayca süzülenlere.


Süleyman Ateş

Kolayca akıp gidenlere,


Süleymaniye Vakfı

Kolayca yol bulanlar


Tefhim-ul Kuran

Sonra kolaylıkla akıp gidenlere,


Yaşar Nuri Öztürk

O kolayca akıp gidenlere/o rahatça yüzenlere,


فَالْمُقَسِّمَاتِ أَمْرًا

Fel mukassimâti, emren.

Bayraktar Bayraklı

(1-6) Esip savuran rüzgârlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca akanlara, iş bölümü yapanlara yemin olsun ki, size vaad edilen kesinlikle gerçekleşecektir; ceza da kesinlikle olacaktır.


Cemal Külünkoğlu

(1-6) Tozu dumana katıp savuran (rüzgâr)lara, (yağmur) yüklü (bulut)lara, kolayca akıp giden (yıldızlara, gemi)lere, işleri taksim eden meleklere andolsun ki, size vaad olunan diriliş elbette gerçektir. (Hesap ve) ceza günü kuşkusuz gerçekleşecektir.


Diyanet İşleri (eski)

(1-6) Esip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca süzülen gemiler ve işleri yöneten meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyametin kopması şüphesiz gerçektir. Ödeşme günü gelecektir.


Diyanet Vakfi

(1-6) Tozdurup savuranlara, yükünü yüklenenlere, kolayca süzülenlere, işi ayıranlara andolsun ki, size vâdedilen, kesinlikle doğrudur ve ceza mutlaka vuku bulacaktır.


Edip Yüksel

Ve işi bölümlere ayıranlara andolsun ki


Elmalılı Hamdi Yazır

Derken bir emir taksim edenlere kasem olsun


Muhammed Esed

ve (hayatın nimetlerini) (Allah'ın) buyruğu altında paylaştıran!


Mustafa İslamoğlu

ve emr(-i ilahiyi hayata) paylaştıran (vahiy) şahit olsun!


Seyyid Kutub

İşi ayıranlara and olsun.


Süleyman Ateş

İş(ler)i taksim edenlere (rızıkları, yağmurları dağıtan güçlere) andolsun ki,


Süleymaniye Vakfı

ve işi paylaştıranlar önemli olduğu gibi


Tefhim-ul Kuran

Sonra iş(ler)i taksim edenlere andolsun.


Yaşar Nuri Öztürk

O iş ve oluşu bölüştürenlere yemin olsun ki,


إِنَّمَا تُوعَدُونَ لَصَادِقٌ

İnnemâ tûadûne le sâdikûn.

Bayraktar Bayraklı

(1-6) Esip savuran rüzgârlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca akanlara, iş bölümü yapanlara yemin olsun ki, size vaad edilen kesinlikle gerçekleşecektir; ceza da kesinlikle olacaktır.


Cemal Külünkoğlu

(1-6) Tozu dumana katıp savuran (rüzgâr)lara, (yağmur) yüklü (bulut)lara, kolayca akıp giden (yıldızlara, gemi)lere, işleri taksim eden meleklere andolsun ki, size vaad olunan diriliş elbette gerçektir. (Hesap ve) ceza günü kuşkusuz gerçekleşecektir.


Diyanet İşleri (eski)

(1-6) Esip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca süzülen gemiler ve işleri yöneten meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyametin kopması şüphesiz gerçektir. Ödeşme günü gelecektir.


Diyanet Vakfi

(1-6) Tozdurup savuranlara, yükünü yüklenenlere, kolayca süzülenlere, işi ayıranlara andolsun ki, size vâdedilen, kesinlikle doğrudur ve ceza mutlaka vuku bulacaktır.


Edip Yüksel

Size söz verilen kuşkusuz bir gerçektir.


Elmalılı Hamdi Yazır

Ki muhakkak o size va'd olunan her halde doğrudur


Muhammed Esed

Gerçek şu ki, size vaad edilmiş olan kesinlikle doğrudur,


Mustafa İslamoğlu

Hiç tartışmasız, size vaad edilmiş olan elbet doğrudur;


Seyyid Kutub

Size va'dedilen, mutlaka doğrudur.


Süleyman Ateş

Size va'dedilen, mutlaka doğrudur.


Süleymaniye Vakfı

Size verilen sözlerin doğruluğunda şüphe etmemeniz de önemlidir[*]. [*] Yemin…. تفسير القرطبي - (17 / 29) وإذا أقسم الرب بشيء أثبت له شرفا وقيل المعنى ورب الذاريات والجواب { إنما توعدون } أي الذي توعدونه من الخير والشر والثواب والعقا { لصاد } لا كذب فيه ومعنى لصادق لصدق وقع الاسم موقع المصدر { وإن الدين لواقع } يعني الجزاء نازل بكم ثم ابتدأ    


Tefhim-ul Kuran

Size va'dedilmekte olan, hiç tartışmasız doğrudur.


Yaşar Nuri Öztürk

Hiç kuşkusuz, o size vaat olunan kesinlikle doğrudur.


وَإِنَّ الدِّينَ لَوَاقِعٌ

Ve inned dîne le vâkıu(vâkıun).

Bayraktar Bayraklı

(1-6) Esip savuran rüzgârlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca akanlara, iş bölümü yapanlara yemin olsun ki, size vaad edilen kesinlikle gerçekleşecektir; ceza da kesinlikle olacaktır.


Cemal Külünkoğlu

(1-6) Tozu dumana katıp savuran (rüzgâr)lara, (yağmur) yüklü (bulut)lara, kolayca akıp giden (yıldızlara, gemi)lere, işleri taksim eden meleklere andolsun ki, size vaad olunan diriliş elbette gerçektir. (Hesap ve) ceza günü kuşkusuz gerçekleşecektir.


Diyanet İşleri (eski)

(1-6) Esip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca süzülen gemiler ve işleri yöneten meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyametin kopması şüphesiz gerçektir. Ödeşme günü gelecektir.


Diyanet Vakfi

(1-6) Tozdurup savuranlara, yükünü yüklenenlere, kolayca süzülenlere, işi ayıranlara andolsun ki, size vâdedilen, kesinlikle doğrudur ve ceza mutlaka vuku bulacaktır.


Edip Yüksel

Yargılama kesinlikle gerçekleşecektir.


Elmalılı Hamdi Yazır

Ve muhakkak ki ceza şübhesiz vakı'dir


Muhammed Esed

ve yargılama (Günü) mutlaka gelecektir!


Mustafa İslamoğlu

ve Hesap (Günü) mutlaka gelecektir.


Seyyid Kutub

Ceza muhakkak olacaktır.


Süleyman Ateş

Cezâ muhakkak olacaktır.


Süleymaniye Vakfı

Evet, hesap verme günü gerçekleşecektir.


Tefhim-ul Kuran

Şüphesiz (din) hesap ve ceza da mutlaka gerçekleşecektir.


Yaşar Nuri Öztürk

Ve din, şaşmaz bir olgudur.


وَالسَّمَاء ذَاتِ الْحُبُكِ

Ves semâi zâtil hubuki.

Bayraktar Bayraklı

Yörüngelere sahip olan göğe yemin olsun ki,


Cemal Külünkoğlu

(7-9) Yıldız kümeleri ile dolu olan gökyüzüne andolsun ki, siz, neye inanılacağı konusunda derin bir ayrılık içindesiniz. (Oysa) bu davetten, ancak aklı çarpılmış olan kimse çevrilip vazgeçirilir.


Diyanet İşleri (eski)

(7-8) İçinde yörüngeler bulunan göğe and olsun ki, ey inkarcılar, siz, şüphesiz aykırı görüştesiniz.


Diyanet Vakfi

(7-9) İçinde yörüngeleri olan göğe andolsun ki siz çelişkili sözler söylüyorsunuz. Ondan (Kur'an'dan veya imandan) dönen döndürülür (engellenmez).


Edip Yüksel

Yörüngelere sahip göğe andolsun ki


Elmalılı Hamdi Yazır

O düzgün hâreli Semaya kasem ederim


Muhammed Esed

Düşün yıldız kümeleri ile dolu gök kubbeyi!


Mustafa İslamoğlu

Şahit olsun hareketli ve çok katmanlı yollarla donatılmış (olarak görünen) gök:


Seyyid Kutub

Yolları bulunan göğe andolsun ki.


Süleyman Ateş

(Çeşitli) yolları (yörüngeleri) bulunan göğe andolsun ki,


Süleymaniye Vakfı

Yörüngelerle dolu gök de önemlidir.


Tefhim-ul Kuran

'Özen içinde yollar ve yörüngelerle donatılmış' göğe andolsun;


Yaşar Nuri Öztürk

Yemin olsun o ahenkli yollar taşıyan göğe,


إِنَّكُمْ لَفِي قَوْلٍ مُّخْتَلِفٍ

İnnekum le fî kavlin muhtelifin.

Bayraktar Bayraklı

Şüphesiz siz çelişkili sözler söylüyorsunuz.


Cemal Külünkoğlu

(7-9) Yıldız kümeleri ile dolu olan gökyüzüne andolsun ki, siz, neye inanılacağı konusunda derin bir ayrılık içindesiniz. (Oysa) bu davetten, ancak aklı çarpılmış olan kimse çevrilip vazgeçirilir.


Diyanet İşleri (eski)

(7-8) İçinde yörüngeler bulunan göğe and olsun ki, ey inkarcılar, siz, şüphesiz aykırı görüştesiniz.


Diyanet Vakfi

(7-9) İçinde yörüngeleri olan göğe andolsun ki siz çelişkili sözler söylüyorsunuz. Ondan (Kur'an'dan veya imandan) dönen döndürülür (engellenmez).


Edip Yüksel

Siz ihtilaf içindesiniz.


Elmalılı Hamdi Yazır

Ki siz pek muhtelif bir kavl içinde bulunuyorsunuz


Muhammed Esed

Siz (ey insanlar,) neye inanılacağı konusunda derin bir ayrılık içindesiniz.


Mustafa İslamoğlu

Elbet siz, (inanç hususunda) gerçekten de farklı görüşlerdesiniz;


Seyyid Kutub

Ey inkarcılar, siz, şüphesiz çeşitli görüştesiniz.


Süleyman Ateş

Siz, çeşitli söz(ler) içindesiniz.


Süleymaniye Vakfı

Sizin çelişkili bir söylem içinde olduğunuzu bilmeniz de önemlidir


Tefhim-ul Kuran

Siz, gerçekten birbirini tutmaz bir söz (çelişkili ve aykırı görüşler) içindesiniz.


Yaşar Nuri Öztürk

Ki siz gerçekten tartışmalarla dolu bir söz içindesiniz.


يُؤْفَكُ عَنْهُ مَنْ أُفِكَ

Yû’feku anhu men ufik(ufike).

Bayraktar Bayraklı

O sözden dolayı imandan döndürülebilen, döndürülüyor.


Cemal Külünkoğlu

(7-9) Yıldız kümeleri ile dolu olan gökyüzüne andolsun ki, siz, neye inanılacağı konusunda derin bir ayrılık içindesiniz. (Oysa) bu davetten, ancak aklı çarpılmış olan kimse çevrilip vazgeçirilir.


Diyanet İşleri (eski)

Bundan, dönebilecek kimseler döndürülür.


Diyanet Vakfi

(7-9) İçinde yörüngeleri olan göğe andolsun ki siz çelişkili sözler söylüyorsunuz. Ondan (Kur'an'dan veya imandan) dönen döndürülür (engellenmez).


Edip Yüksel

Çevrilen, ondan çevrilir.


Elmalılı Hamdi Yazır

Ondan çevirilen çevrilir


Muhammed Esed

Bu konuda (gerçeğe) aykırı görüşleri savunan, (yalnızca) kendini aldatır!


Mustafa İslamoğlu

savrulanlar, kendi aleyhine savrulurlar!


Seyyid Kutub

Çevrilen, ondan çevriliyor.


Süleyman Ateş

Çevrilen, ondan çevriliyor.


Süleymaniye Vakfı

Hesap verme inancından çevrilen çevrilene.


Tefhim-ul Kuran

Ondan çevrilen çevrilir,


Yaşar Nuri Öztürk

Yüzgeri çevrilen onun yüzünden çevrilir.


قُتِلَ الْخَرَّاصُونَ

Kutilel harrâsûne.

Bayraktar Bayraklı

Kahrolsun o koyu yalancılar!


Cemal Külünkoğlu

(10-11) Kahrolsun o koyu yalancılar! Onlar, bir cehalet içinde bulunan gafil kimselerdir


Diyanet İşleri (eski)

(10-11) Yalancılığı itiyat edinenlerin, bilgisizliğe saplanıp kalanların canları çıksın!


Diyanet Vakfi

Kahrolsun o koyu yalancılar!


Edip Yüksel

Kahrolsun palavracılar,


Elmalılı Hamdi Yazır

O kahrolası yalancılar


Muhammed Esed

Onlar yalnızca kendilerini yok ederler, o anlayamadıkları şeyler hakkında zanda bulunanlar,


Mustafa İslamoğlu

Kahrolsun keyfi yargılarını kesin gerçek gibi pazarlayanlar.


Seyyid Kutub

O çeşitli görüşleri atan yalancılar kahrolsun.


Süleyman Ateş

O (çeşitli sözleri) atan yalancılar kahrolsun!


Süleymaniye Vakfı

Kurgularını gerçek gibi sunanlar kahrolsunlar.


Tefhim-ul Kuran

Kahrolsun, o 'zan ve tahminle yalan söyleyenler';


Yaşar Nuri Öztürk

Kahrolsun o düzenbaz yalancılar,


الَّذِينَ هُمْ فِي غَمْرَةٍ سَاهُونَ

Ellezîne hum fî gamretin sâhûne.

Bayraktar Bayraklı

Onlar cehalet bataklığında ne yaptıklarından habersizdirler.


Cemal Külünkoğlu

(10-11) Kahrolsun o koyu yalancılar! Onlar, bir cehalet içinde bulunan gafil kimselerdir


Diyanet İşleri (eski)

(10-11) Yalancılığı itiyat edinenlerin, bilgisizliğe saplanıp kalanların canları çıksın!


Diyanet Vakfi

Onlar koyu bir cehalet içerisinde kalmış gafillerdir.


Edip Yüksel

Ki şaşkınlıkları içinde umursamıyorlar.


Elmalılı Hamdi Yazır

O serhoşluk içinde yaptığını bilmezler


Muhammed Esed

aptallıklarıyla cehalete gömülenler;


Mustafa İslamoğlu

Onlar daldıkları gafletin derin karanlığında kendi varlığını unutanlardır;


Seyyid Kutub

Onlar aptallık içinde ne yaptıklarını bilmezler.


Süleyman Ateş

Onlar aptallık içinde yanılıp durmaktadırlar.


Süleymaniye Vakfı

Onlar bir beklentiyle hoş görünenlerdir[*]. [*] Buradaki sehv, kendi yanlışından kaynaklanan sehivdir. Allah Teala şöyle buyurur: 4) İbadet de eden bu gibi kimselerin çekecekleri var. 5) Bunlar ibadetlerini önemsemezler. 6) Onlar gösteriş yaparlar. 7) Küçük yardımlara bile engel olurlar. (Maun 107/4-7) Burada anlatılan kişiler de kendilerini iyi göstererek kurgular kuran ve dini arzulara uyduranlardır. 


Tefhim-ul Kuran

Ki onlar, 'bilgisizliğin kuşatması' içinde habersizdirler.


Yaşar Nuri Öztürk

Ki onlar bir sersemlik içinde ne yaptıklarından habersizdirler.