VÂKIA SURESİ

Ayet Getir

إِذَا وَقَعَتِ الْوَاقِعَةُ

İzâ ve kaatil vâkıah(vâkıatu).

Bayraktar Bayraklı

Kıyamet koptuğu zaman.


Cemal Külünkoğlu

(1-2) Kıyamet koptuğu zaman, onun kopuşunu yalanlayacak kimse yoktur.


Diyanet İşleri (eski)

(1-3) Kıyamet koptuğunda kimini alçaltacak ve kimini yükseltecek olan o hadisenin yalan olmadığı ortaya çıkacaktır.


Diyanet Vakfi

Kıyamet koptuğu zaman,


Edip Yüksel

Kaçınılmaz olay gerçekleştiği zaman,


Elmalılı Hamdi Yazır

Koptu mu o Vakı'a bir


Muhammed Esed

Gerçekleşecek olan (sonunda) gerçekleştiği zaman,


Mustafa İslamoğlu

Gerçekleşmesi kesin olan o korkunç olay gerçekleştiği zaman,


Seyyid Kutub

Kıyamet koptuğu zaman,


Süleyman Ateş

Olacak vak'a olduğu (kıyâmet koptuğu) zaman,


Süleymaniye Vakfı

O olay olunca,


Tefhim-ul Kuran

Vakıa (tartışmasız bir gerçek olan kıyamet) vuku bulduğu zaman,


Yaşar Nuri Öztürk

O beklenen müthiş olay olduğunda,


لَيْسَ لِوَقْعَتِهَا كَاذِبَةٌ

Leyse li vak’atihâ kâzibeh(kâzibetun).

Bayraktar Bayraklı

Onun kopacağını hiç kimse yalanlayamayacaktır.


Cemal Külünkoğlu

(1-2) Kıyamet koptuğu zaman, onun kopuşunu yalanlayacak kimse yoktur.


Diyanet İşleri (eski)

(1-3) Kıyamet koptuğunda kimini alçaltacak ve kimini yükseltecek olan o hadisenin yalan olmadığı ortaya çıkacaktır.


Diyanet Vakfi

Ki onun oluşunu yalanlayacak hiçbir kimse yoktur;


Edip Yüksel

Onun gerçekleşmesini artık yalanlayan çıkmaz.


Elmalılı Hamdi Yazır

Olmaz vak'asına yalan diyen dil


Muhammed Esed

onun yalan olmadığı apaçık ortaya çıkacaktır;


Mustafa İslamoğlu

kimse kalmayacak onun gerçekliğini yalanlayan!


Seyyid Kutub

Onu hiç kimse yalanlayamayacaktır.


Süleyman Ateş

Onun oluşunu yalanlayacak yoktur.


Süleymaniye Vakfı

Olduğunda onu yalan sayan kimse kalmaz.


Tefhim-ul Kuran

Onun vukuuna (gerçekleşmesine artık) yalan diyecek yoktur.


Yaşar Nuri Öztürk

Yoktur onun oluşunu yalanlayacak.


خَافِضَةٌ رَّافِعَةٌ

Hâfidatun râfiah(râfiatun).

Bayraktar Bayraklı

O, kimini alçaltacak, kimini de yükseltecektir.


Cemal Külünkoğlu

O (kıyamet) kimini alçaltır (dünyadaki eylemlerine göre cehenneme koyar), kimini yüceltir (amellerine göre cennete yerleştirir).


Diyanet İşleri (eski)

(1-3) Kıyamet koptuğunda kimini alçaltacak ve kimini yükseltecek olan o hadisenin yalan olmadığı ortaya çıkacaktır.


Diyanet Vakfi

O, alçaltıcı, yükselticidir.


Edip Yüksel

O alçaltıcıdır, yücelticidir.


Elmalılı Hamdi Yazır

İndirir bindirir


Muhammed Esed

o, (bazılarını) alçaltan, (diğerlerini) yücelten(dir)!


Mustafa İslamoğlu

O'dur (bazılarını) alçaltan, (bazılarını) yücelten.


Seyyid Kutub

O kimini alçaltır, kimini de yükseltir.


Süleyman Ateş

O alçaltıcı, yükselticidir (yerleri alt üst eder),


Süleymaniye Vakfı

O (olay), kimini alçaltır, kimini de yükseltir.


Tefhim-ul Kuran

O aşağılatıcı, yücelticidir.


Yaşar Nuri Öztürk

Kimini alçaltır, kimini yükseltir.


إِذَا رُجَّتِ الْأَرْضُ رَجًّا

İzâ ruccetil ardu reccâ(reccen).

Bayraktar Bayraklı

(4-7) Yer şiddetle sarsıldığında, dağlar paramparça olup, etrafa saçılan toz haline geldiğinde ve sizler de üç sınıfa ayrıldığınızda.


Cemal Külünkoğlu

(4-7) Yeryüzü şiddetli bir sarsıntıyla sarsıldığı ve dağlar paramparça olup, toz toprak haline geldiği zaman, sizler üç sınıfa ayrılırsınız.


Diyanet İşleri (eski)

(4-7) Ey insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz.


Diyanet Vakfi

Yer şiddetle sarsıldığı,


Edip Yüksel

Yerin sallanıp sarsılacağı,


Elmalılı Hamdi Yazır

Yer bir sarsılış sarsıldığı


Muhammed Esed

Yer (şiddetli) bir sarsıntı ile sarsıldığında,


Mustafa İslamoğlu

Yer dehşetli bir sarsılışla sarsıldığında,


Seyyid Kutub

Yeryüzü şiddetle sarsıldığı zaman.


Süleyman Ateş

Yer şiddetlice sarsıldığı,


Süleymaniye Vakfı

Ne zaman ki yer, şiddetli bir sarsıntı ile sarsılır,


Tefhim-ul Kuran

Yer, şiddetli bir sarsıntıyla sarsıldığı,


Yaşar Nuri Öztürk

Yerküre bir sarsılışla sarsıldığında,


وَبُسَّتِ الْجِبَالُ بَسًّا

Ve bussetil cibâlu bessâ(bessen).

Bayraktar Bayraklı

(4-7) Yer şiddetle sarsıldığında, dağlar paramparça olup, etrafa saçılan toz haline geldiğinde ve sizler de üç sınıfa ayrıldığınızda.


Cemal Külünkoğlu

(4-7) Yeryüzü şiddetli bir sarsıntıyla sarsıldığı ve dağlar paramparça olup, toz toprak haline geldiği zaman, sizler üç sınıfa ayrılırsınız.


Diyanet İşleri (eski)

(4-7) Ey insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz.


Diyanet Vakfi

Dağlar parçalandığı,


Edip Yüksel

Ve dağların paramparça edileceği zaman,


Elmalılı Hamdi Yazır

Dağlar bir serpiliş serpildiği


Muhammed Esed

ve dağlar ufalana ufalana,


Mustafa İslamoğlu

ve dağlar paramparça olup


Seyyid Kutub

Dağlar paramparça olup,


Süleyman Ateş

Dağlar serpildikçe serpildiği,


Süleymaniye Vakfı

Dağlar paramparça olur,


Tefhim-ul Kuran

Ve dağlar darmadağın olup ufalandığı,


Yaşar Nuri Öztürk

Dağlar bir serpilişle serpildiğinde,


فَكَانَتْ هَبَاء مُّنبَثًّا

Fe kânet hebâen mun bessâ(bessen).

Bayraktar Bayraklı

(4-7) Yer şiddetle sarsıldığında, dağlar paramparça olup, etrafa saçılan toz haline geldiğinde ve sizler de üç sınıfa ayrıldığınızda.


Cemal Külünkoğlu

(4-7) Yeryüzü şiddetli bir sarsıntıyla sarsıldığı ve dağlar paramparça olup, toz toprak haline geldiği zaman, sizler üç sınıfa ayrılırsınız.


Diyanet İşleri (eski)

(4-7) Ey insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz.


Diyanet Vakfi

Dağılıp toz duman haline geldiği,


Edip Yüksel

Artık o toz duman haline gelmiştir.


Elmalılı Hamdi Yazır

Hepsi dağılıp berhevâ bir hebâ olduğu


Muhammed Esed

toz toprak haline geldiğinde


Mustafa İslamoğlu

toz zerrecikleri haline geldiğinde,


Seyyid Kutub

Toz halinde boşluğa dağıldığı zaman.


Süleyman Ateş

Dağılan toz duman haline geldiği


Süleymaniye Vakfı

Sonra yayılmış bir toz haline gelir;


Tefhim-ul Kuran

Derken toz duman halinde dağılıp savrulduğu.


Yaşar Nuri Öztürk

Hepsi un ufak olup dağılmıştır.


وَكُنتُمْ أَزْوَاجًا ثَلَاثَةً

Ve kuntum ezvâcen selâseh(selâseten).

Bayraktar Bayraklı

(4-7) Yer şiddetle sarsıldığında, dağlar paramparça olup, etrafa saçılan toz haline geldiğinde ve sizler de üç sınıfa ayrıldığınızda.


Cemal Külünkoğlu

(4-7) Yeryüzü şiddetli bir sarsıntıyla sarsıldığı ve dağlar paramparça olup, toz toprak haline geldiği zaman, sizler üç sınıfa ayrılırsınız.


Diyanet İşleri (eski)

(4-7) Ey insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz.


Diyanet Vakfi

Ve sizler de üç sınıf olduğunuz zaman,


Edip Yüksel

Sizler de üç bölüme ayrılırsınız.


Elmalılı Hamdi Yazır

Siz de üç sınıf olduğunuz zaman


Muhammed Esed

(işte o Gün,) siz üç sınıf(a ayrılmış) olacaksınız:


Mustafa İslamoğlu

sizler üç sınıfta tasnif edilmiş olacaksınız.


Seyyid Kutub

Sizler üç gruba ayrıldığınız zaman.


Süleyman Ateş

Ve sizler üç sınıf olduğunuz zaman;


Süleymaniye Vakfı

(O zaman) Siz, üç sınıf olursunuz:


Tefhim-ul Kuran

Ve sizler de üç sınıf olduğunuz zaman;


Yaşar Nuri Öztürk

Ve sizler, üç çift/sınıf oluvermişsinizdir.


فَأَصْحَابُ الْمَيْمَنَةِ مَا أَصْحَابُ الْمَيْمَنَةِ

Fe ashâbul meymeneti mâ ashâbul meymeneti.

Bayraktar Bayraklı

Sağ taraftaki mutlu kişiler, ne iyi olacak onların durumları!


Cemal Külünkoğlu

(Birinci sınıf:) Ahiret mutluluğuna erenler (amel defterleri sağdan verilenler), onlar ne mutlu kimselerdir!


Diyanet İşleri (eski)

İyi işler işlediklerini belirtmek için, amel defterleri sağdan verilenler; ne mutlu o sağcılara!


Diyanet Vakfi

Sağdakiler, ne mutlu o sağdakilere!


Edip Yüksel

Mutlular ne kadar da mutludurlar!


Elmalılı Hamdi Yazır

Ki sağda «Ashab-ı Meymene»: Ne «Ashab-ı Meymene!»


Muhammed Esed

Kiminiz doğruyu bulmuşlardan olacak. Ah! ne (mutlu) kimselerdir doğruyu bulmuş olanlar!


Mustafa İslamoğlu

Bir bahtiyat kampa dahil olan kesim olacak; ama ne büyük bahtiyarlık!..


Seyyid Kutub

Defterleri sağdan verilenler. Ne mutlu onlara!


Süleyman Ateş

Sağın adamları (amel defterleri sağ tarafından verilenler), ne uğurlulardır onlar!


Süleymaniye Vakfı

(Birincisi) uğurlular sınıfıdır. Ne mutlu o uğurlu olanlara!


Tefhim-ul Kuran

İşte o «Ashab-ı Meymene» olanlar, ne (kutlu) «Ashab-ı Meymene»dir.


Yaşar Nuri Öztürk

İşte uğur ve mutluluk yâranı. Nedir uğur ve mutluluk yâranı?


وَأَصْحَابُ الْمَشْأَمَةِ مَا أَصْحَابُ الْمَشْأَمَةِ

"Ve ashâbul meş'emeti mâ ashâbul meş’emeti."

Bayraktar Bayraklı

Sol taraftaki mutsuz kişiler, ne kötü olacak onların halleri!


Cemal Külünkoğlu

(İkinci sınıf:) Kötülüğe batanlar (amel defterleri soldan verilenler), onlar ne mutsuz kimselerdir!


Diyanet İşleri (eski)

Kötülük işlediklerini belirtmek üzere, amel defterleri soldan verilenler; ne yazık o solculara!


Diyanet Vakfi

Soldakiler, ne bahtsızdırlar onlar!


Edip Yüksel

Mutsuzlar ne kadar da mutsuzdurlar!


Elmalılı Hamdi Yazır

Solda «Ashab-ı Meş'eme»: Ne «Ashab-ı Meş'eme!»


Muhammed Esed

Ve kiminiz kötülüğe batmışlardan olacak. Ah! ne (mutsuz) kimselerdir kötülüğe batmış olanlar!


Mustafa İslamoğlu

Bir de bedbaht kampa dahil olan kesim olacak; ama ne felaket bir bedbahtlık!..


Seyyid Kutub

Defterleri soldan verilenler. Vay gele başlarına!


Süleyman Ateş

Solun adamları (amel defterleri sol tarafından verilenler), ne uğursuzlardır onlar!


Süleymaniye Vakfı

(İkinci sınıf) uğursuzlardır. Ne yazık o uğursuzlara!


Tefhim-ul Kuran

«Ashab-ı Meş'eme» olanlar da, ne (mutsuz ve uğursuz) «Ashab-ı Meş'eme»dir.


Yaşar Nuri Öztürk

İşte şomluk ve bunalım yâranı. Nedir şomluk ve bunalım yâranı?


وَالسَّابِقُونَ السَّابِقُونَ

Ves sâbikûnes sâbikûn(sâbikûne).

Bayraktar Bayraklı

(10-11) Hayır/iyilik işlerinde yarışanlar önde olacaklardır. İşte onlar Allah'a yakın olanlardır.


Cemal Külünkoğlu

(Üçüncü sınıf: Hayatta iken hayır işlemekte) öne geçenler, (ahirette de cennete girmek için) öne geçenledir.


Diyanet İşleri (eski)

İyilik işlemekte önde olanlar, karşılıklarını almakta da önde olanlardır.


Diyanet Vakfi

(Hayırda) önde olanlar, (ecirde de) öndedirler.


Edip Yüksel

Bir de ileri geçen öncü seçkinler vardır.


Elmalılı Hamdi Yazır

İlerde sabikun, işte o sabikun


Muhammed Esed

Önde olanlar ise (hayatta iken, inanç ve güzel fiillerde) öne çıkanlar olacak.


Mustafa İslamoğlu

Bir de yarışta öne geçip arayı açanlar olacak:


Seyyid Kutub

Ve öncüler, hep önden gidenler.


Süleyman Ateş

Ve o sâbıklar, sâbıklar!


Süleymaniye Vakfı

Bir de önde gidenler (sınıfı) var; hep önde gidenler!


Tefhim-ul Kuran

Yarışıp öne geçenler de, öne geçmiş öncülerdir.


Yaşar Nuri Öztürk

Ve oluşta önde gidenler, yarışta önde gidenler...


أُوْلَئِكَ الْمُقَرَّبُونَ

Ulâikel mukarrebûn(mukarrebûne).

Bayraktar Bayraklı

(10-11) Hayır/iyilik işlerinde yarışanlar önde olacaklardır. İşte onlar Allah'a yakın olanlardır.


Cemal Külünkoğlu

(11-12) İşte onlardır Allah'a en yakın olanlar. Onlar esenlik ve mutluluk cennetlerindedir.


Diyanet İşleri (eski)

(11-12) Naim cennetlerinde Allah'a en çok yaklaştırılmış olanlar işte bunlardır.


Diyanet Vakfi

(11-12) İşte bunlar, naîm cennetlerinde (Allah'a) en yakın olanlardır.


Edip Yüksel

Onlar (Tanrı’ya) yaklaştırılanlardır.


Elmalılı Hamdi Yazır

(11-12) Onlar ne'ıym Cennetlerinde mukarrebun


Muhammed Esed

(Her zaman) Allah'a yakınlık sağlayanlar!


Mustafa İslamoğlu

İşte bunlardır Allah'a yakınlık sağlayanlar,


Seyyid Kutub

Onlar Allah'a yakındırlar.


Süleyman Ateş

İşte , onlardır (Allâh'a) yaklaştırılanlar,


Süleymaniye Vakfı

Onlar, her türlü ikramın yakınına alınırlar.


Tefhim-ul Kuran

İşte onlar, yakınlaştırılmış (mukarreb) olanlardır.


Yaşar Nuri Öztürk

İşte onlardır yaklaştırılanlar.