TÂHÂ SURESİ

Ayet Getir

طه

Tâ, hâ.


Bayraktar Bayraklı

Tâ, hâ.


Cemal Külünkoğlu

Tâ, Hâ.


Diyanet İşleri (eski)

Ta, Ha.


Diyanet Vakfi

Tâ. Hâ.


Edip Yüksel

T9H5


Elmalılı Hamdi Yazır

Ta Ha


Muhammed Esed

Ey İnsan!


Mustafa İslamoğlu

Ey insan!


Seyyid Kutub

Ta, ha.


Süleyman Ateş

Tâ, Hâ.


Süleymaniye Vakfı

TA! HA!


Tefhim-ul Kuran

Tâ, Hâ.


Yaşar Nuri Öztürk

Tâ, Hâ.


مَا أَنزَلْنَا عَلَيْكَ الْقُرْآنَ لِتَشْقَى

Mâ enzelnâ aleykel kur’âne li teşkâ.

Bayraktar Bayraklı

(2-3) Biz, Kur'ân'ı sana sıkıntıya düşesin diye değil, Allah'a saygılı olana bir öğüt olsun diye indirdik.


Cemal Külünkoğlu

(2-3) Biz sana bu Kur'an'ı sıkıntıya düşesin diye indirmedik. Yalnızca, (Allah'tan) sakınanlara bir öğüt, bir uyarı olsun diye (indirdik).


Diyanet İşleri (eski)

(2-4) Kuran'ı sana, sıkıntıya düşeşin diye değil, ancak Allah'tan korkanlara bir öğüt ve yeri ve yüce gökleri yaratanın katından bir Kitap olarak indirdik.


Diyanet Vakfi

(2-3) Biz, Kur'an'ı sana, güçlük çekesin diye değil, ancak Allah'tan korkanlara bir öğüt olsun diye indirdik.


Edip Yüksel

Biz bu Kuran’ı sıkıntı çekesin diye göndermedik.


Elmalılı Hamdi Yazır

Kur'anı sana bedbaht olasın diye indirmedik


Muhammed Esed

Bu Kuran'ı sana, seni bedbaht etmek için indirmedik,


Mustafa İslamoğlu

Biz bu ilahi hitabı sana zorluk çekip mutsuz olasın diye indirmedik;


Seyyid Kutub

Biz sana bu Kur'an'ı sıkıntıya düşesin diye indirmedik.


Süleyman Ateş

Biz bu Kur'ân'ı sana güçlük çekesin diye indirmedik.


Süleymaniye Vakfı

Sana bu Kur’an’ı, mutsuz olasın diye indirmedik.


Tefhim-ul Kuran

Biz sana bu Kur'an'ı güçlük çekmen için indirmedik,


Yaşar Nuri Öztürk

Biz bu Kur'an'ı sana, zahmet çekesin, bedbaht olasın diye indirmedik;


إِلَّا تَذْكِرَةً لِّمَن يَخْشَى

İllâ tezkiraten li men yahşâ.

Bayraktar Bayraklı

(2-3) Biz, Kur'ân'ı sana sıkıntıya düşesin diye değil, Allah'a saygılı olana bir öğüt olsun diye indirdik.


Cemal Külünkoğlu

(2-3) Biz sana bu Kur'an'ı sıkıntıya düşesin diye indirmedik. Yalnızca, (Allah'tan) sakınanlara bir öğüt, bir uyarı olsun diye (indirdik).


Diyanet İşleri (eski)

(2-4) Kuran'ı sana, sıkıntıya düşeşin diye değil, ancak Allah'tan korkanlara bir öğüt ve yeri ve yüce gökleri yaratanın katından bir Kitap olarak indirdik.


Diyanet Vakfi

(2-3) Biz, Kur'an'ı sana, güçlük çekesin diye değil, ancak Allah'tan korkanlara bir öğüt olsun diye indirdik.


Edip Yüksel

Ancak saygı duyanlar için bir öğüttür.


Elmalılı Hamdi Yazır

Ancak saygısı olana tezkir için


Muhammed Esed

Yalnızca, (Allah'tan) korkan herkese bir öğüt, bir uyarı olsun diye (indirdik):


Mustafa İslamoğlu

yalnızca Allah'ın sevgisini yitirmekten korkan kimselere bir uyarı olsun için (indirdik):


Seyyid Kutub

Onu Allah'dan korkanlara uyarı olsun diye indirdik.


Süleyman Ateş

Ancak Allah’dan korkankimseye bir öğüt için,


Süleymaniye Vakfı

Allah’tan korkanlar için akıllarından çıkarmayacakları bir bilgi olsun diye indirdik.


Tefhim-ul Kuran

(2-3) Biz, Kur'ân'ı sana sıkıntıya düşesin diye değil, Allah'a saygılı olana bir öğüt olsun diye indirdik.


Yaşar Nuri Öztürk

Saygıyla ürperene bir hatırlatma/düşündürme/öğüt verme olsun diye indirdik.


تَنزِيلًا مِّمَّنْ خَلَقَ الْأَرْضَ وَالسَّمَاوَاتِ الْعُلَى

Tenzîlen mimmen halakal arda ves semâvâtil ulâ.

Bayraktar Bayraklı

Kur'ân, yeri ve yüksek gökleri yaratan tarafından indirilmiştir.


Cemal Külünkoğlu

(Bu Kur'an), yeri ve yüksek gökleri yaratan (Allah) tarafından peyderpey (23 senede) indirilmiştir.


Diyanet İşleri (eski)

(2-4) Kuran'ı sana, sıkıntıya düşeşin diye değil, ancak Allah'tan korkanlara bir öğüt ve yeri ve yüce gökleri yaratanın katından bir Kitap olarak indirdik.


Diyanet Vakfi

(Kur'an) yeri ve yüce gökleri yaratan Allah tarafından peyderpey indirilmiştir.


Edip Yüksel

Yeri ve yüksek gökleri Yaratan tarafından indirilmiştir.


Elmalılı Hamdi Yazır

Bir tenzil olarak indirdik o yaradandan ki hem Arzı yarattı hem o yüksek yüksek Gökleri


Muhammed Esed

Yeri ve yüce gökleri yaratan Allah katından indirilen bir vahiydir bu.


Mustafa İslamoğlu

yeri ve yüce gökleri yaratan Zat tarafından indirilmedir bu!


Seyyid Kutub

O, yeri ve yüce gökleri yaratan Allah tarafından indirildi.


Süleyman Ateş

(O) yeri ve yüce gökleri yaratan tarafından azar azar indirilmiştir.


Süleymaniye Vakfı

Bu, yeri ve yüce gökleri yaratan tarafından indirilmiştir.


Tefhim-ul Kuran

Yeri ve yüksek gökleri yaratan tarafından bir indirmedir.


Yaşar Nuri Öztürk

Yeri ve o yüce mi yüce gökleri yaratandan bir vahiy olarak indirdik.


الرَّحْمَنُ عَلَى الْعَرْشِ اسْتَوَى

Er rahmânu alâl arşistevâ.

Bayraktar Bayraklı

Rahmân, hükümranlık tahtına kurulmuştur.


Cemal Külünkoğlu

O sınırsız şefkat ve merhamet sahibi (olan Allah), mutlak kudret ve hükümranlık tahtına kurulmuştur.


Diyanet İşleri (eski)

Rahman arşa hükmetmektedir.


Diyanet Vakfi

Rahmân, Arş'a istivâ etmiştir.


Edip Yüksel

Rahman, yönetim ve egemenliği elinde bulundurur.


Elmalılı Hamdi Yazır

O rahmân Arş üzerine istivâ buyurdu


Muhammed Esed

O sınırsız rahmet Sahibi ki, mutlak kudret ve hükümranlık tahtına kurulmuştur.


Mustafa İslamoğlu

O rahmet kaynağı ki, mutlak hükümranlık makamına sadece O kurulmuştur.


Seyyid Kutub

O rahmeti bol olan Allah, Arş'a kurulmuştur.


Süleyman Ateş

Rahmân Arş'a istivâ etmiş(kurulmuş)tur.


Süleymaniye Vakfı

Rahman[*], yönetimin (arşın) başına geçmiştir . [*] İyiliği sonsuz olan


Tefhim-ul Kuran

Rahman (olan Allah) arşa istiva etmiştir.


Yaşar Nuri Öztürk

O Rahman, arş üzerine egemenlik kurmuştur.


لَهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا وَمَا تَحْتَ الثَّرَى

Lehu mâ fis semâvâti ve mâ fîl ardı ve mâ beynehumâ ve mâ tahtes serâ.

Bayraktar Bayraklı

Göklerde, yerde ve ikisi arasında bulunan şeyler ile toprağın altında olanlar, hep O'nundur.


Cemal Külünkoğlu

Göklerde, yerde, ikisinin arasında ve toprağın altında olanların tümü O'nundur.


Diyanet İşleri (eski)

Göklerde ve yerde, her ikisi arasında ve toprağın altında bulunanlar O'nundur.


Diyanet Vakfi

Göklerde, yerde ve ikisi arasında bulunan şeyler ile toprağın altında olanlar hep O'nundur.


Edip Yüksel

Göklerde, yerde, her ikisinin arasında ve hatta toprağın altında ne varsa onundur.


Elmalılı Hamdi Yazır

Bütün Semavâttakiler ve bütün Arzdakiler ve bütün bunların aralarındakiler ve bütün yerin dibindekiler hep onun


Muhammed Esed

Göklerde ve yerde ve bunların arasında ve toprağın altında ne varsa hepsi O'na aittir.


Mustafa İslamoğlu

Göklerde, yerde, bu ikisi arasında ve toprağın bağrında ne varsa O'na aittir.


Seyyid Kutub

Göklerdeki, yerdeki, bu ikisi arasındaki ve toprağın altındaki tüm varlıklar O'nundur.


Süleyman Ateş

Göklerde, yerde, ikisinin arasında ve toprağın altında bulunanlar hep O'nundur (ne kadar kapalı olursa olsun, O'ndan hiçbir şey gizli kalmaz).


Süleymaniye Vakfı

Göklerde, yerde, ikisinin arasında ve nemli toprağın altında ne varsa hepsi O’nundur.


Tefhim-ul Kuran

Göklerde, yerde, bu ikisinin arasında ve nemli toprağın altında olanların tümü O'nundur.


Yaşar Nuri Öztürk

Göklerde, yerde, onların arasında, toprağın bağrında ne varsa O'nundur.


وَإِن تَجْهَرْ بِالْقَوْلِ فَإِنَّهُ يَعْلَمُ السِّرَّ وَأَخْفَى

Ve in techer bil kavli fe innehu ya’lemus sirre ve ahfâ.

Bayraktar Bayraklı

Eğer sen sözü açıktan söylersen, şüphesiz Allah gizli olanı, gizlinin gizlisini de bilir.


Cemal Külünkoğlu

Sen sözü açığa vursan da, gizlesen de Allah için birdir. Çünkü O, gizliyi de bilir, ondan daha gizli olanı da.


Diyanet İşleri (eski)

Sen sözü istersen açığa vur, şüphesiz O gizliyi de, gizlinin gizlisini de bilir.


Diyanet Vakfi

Eğer sen, sözü açıktan söylersen, bilesin ki O, gizliyi de, gizlinin gizlisini de bilir.


Edip Yüksel

(Niyetini) Sözle açıklasan da (açıklamasan da) O, gizliyi ve gizlinin gizlisini bilir.


Elmalılı Hamdi Yazır

Sen bu sözü ı'lan edeceksen de o hem sirri bilir hem daha gizlisini


Muhammed Esed

Sözü (ister gizle ister) açığa vur, O (insanın) gizli (düşüncelerini de) bilir, gizlinin gizlisi (duygularını) da.


Mustafa İslamoğlu

Düşünceni ister yüksek sesle dile getir (ister getirme); unutma ki O, gizli (düşünceleri) bildiği gibi, ondan daha gizli (duyguları) da bilir.


Seyyid Kutub

Söyleyeceğin sözü ister sesli olarak, ister içinden söyle. Çünkü Allah saklıyı da, saklının saklısını da bilir.


Süleyman Ateş

Sözü açık söylesen de (gizli söylesen de) muhakkak O, gizliyi de ondan daha gizlisini de bilir.


Süleymaniye Vakfı

İster söyle ister söyleme; o gizli (sır) ve saklı (ahfa) ne varsa bilir.


Tefhim-ul Kuran

Sözü açığa vursan da, (gizlesen de birdir) . Çünkü şüphesiz O, gizliyi de, gizlinin gizlisini de bilmektedir.


Yaşar Nuri Öztürk

Sen bu sözü açıkça duyuracaksan da O, gizliyi de bilir, gizliden daha gizliyi de...


اللَّهُ لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ لَهُ الْأَسْمَاء الْحُسْنَى

Allâhu lâ ilâhe illâ huve, lehul esmâul husnâ.

Bayraktar Bayraklı

Allah'tan başka tanrı yoktur; en güzel isimler O'nundur.


Cemal Külünkoğlu

Allah O'dur ki, O'ndan başka ilah yoktur. En güzel isimler/sıfatlar O'nundur.


Diyanet İşleri (eski)

Allah'tan başka tanrı yoktur, en güzel isimler O'nundur.


Diyanet Vakfi

Allah, kendisinden başka ilâh olmayandır. En güzel isimler O'na mahsustur.


Edip Yüksel

ALLAH, O’ndan başka tanrı yoktur. Tüm güzel isimler O’na aittir. Musa Tanrı Tarafından Görevlendiriliyor


Elmalılı Hamdi Yazır

Allah, başka tanrı yok ancak o. Hep onundur o en güzel isimler (esmâihusnâ)


Muhammed Esed

Allah ki, kendisinden başka tanrı olmayan O'dur. En güzel, en yüce nitelikler O'nundur!


Mustafa İslamoğlu

Allah... O kendisinden başka ilah bulunmayandır; en güzel nitelikler, tüm mükemmellikler O'na mahsustur.


Seyyid Kutub

O kendisinden başka ilah olmayan Allah'dır. Ve en güzel isimler O'nunkilerdir.


Süleyman Ateş

Allâh ki, O'ndan başka tanrı yoktur. En güzel isimler O'nundur.


Süleymaniye Vakfı

Allah; O'ndan başka ilah yoktur. En güzel isimler (sıfatlar) O’nundur.


Tefhim-ul Kuran

Allah; O'ndan başka ilah yoktur. En güzel isimler O'nundur.


Yaşar Nuri Öztürk

Allah'tır O. İlah yok O'ndan başka. Esmaül Hüsna, en güzel isimler O'nundur.


وَهَلْ أَتَاكَ حَدِيثُ مُوسَى

Ve hel etâke hadîsu mûsâ.

Bayraktar Bayraklı

Mûsâ'nın olgusunun haberi sana ulaştı mı?


Cemal Külünkoğlu

(9-10) (Resulüm!) Musa'nın haberi (kıssası) sana ulaştı mı? Hani o (Sina'da) bir ateş görmüştü de ailesine: “Siz burada kalın, ben bir ateş gördüm. Ya oradan size bir kor getiririm ya da ateşin yakınlarında bize yol gösterecek birini bulurum” demişti.


Diyanet İşleri (eski)

Musa'nın başından geçen olay sana geldi mi?


Diyanet Vakfi

(Resûlüm!) Musa (olayının) haberi sana ulaştı mı?


Edip Yüksel

Musa’nın haberi sana ulaştı mı?


Elmalılı Hamdi Yazır

Hem geldi mi Musânın kıssası sana?


Muhammed Esed

Musa'nın başından geçen olaylardan haberin var mı?


Mustafa İslamoğlu

Musa'nın yaşadıklarından haberin var mı?


Seyyid Kutub

Sana «Musa olayı» na ilişkin bilgi geldi mi?


Süleyman Ateş

Mûsâ'nın haberi sana geldi mi?


Süleymaniye Vakfı

Musa’nın hikâyesi sana ulaştı değil mi?


Tefhim-ul Kuran

Sana Musa'nın haberi geldi mi?


Yaşar Nuri Öztürk

Ulaştı mı sana Mûsa'nın haberi?


إِذْ رَأَى نَارًا فَقَالَ لِأَهْلِهِ امْكُثُوا إِنِّي آنَسْتُ نَارًا لَّعَلِّي آتِيكُم مِّنْهَا بِقَبَسٍ أَوْ أَجِدُ عَلَى النَّارِ هُدًى

İz raâ nâren fe kâle li ehlihimkusû innî ânestu nâren leallî âtîkum minhâ bi kabesin ev ecidu alân nâri hudâ(huden).

Bayraktar Bayraklı

Hani o, bir ateş görmüştü de, ailesine/toplumuna, “Durun! Ben bir ateş gördüm, ya ondan size bir kor getiririm ya da ateşin yanında bir rehber bulurum” demişti.


Cemal Külünkoğlu

(9-10) (Resulüm!) Musa'nın haberi (kıssası) sana ulaştı mı? Hani o (Sina'da) bir ateş görmüştü de ailesine: “Siz burada kalın, ben bir ateş gördüm. Ya oradan size bir kor getiririm ya da ateşin yakınlarında bize yol gösterecek birini bulurum” demişti.


Diyanet İşleri (eski)

O, bir ateş görmüştü de, ailesine: 'Durun, ben bir ateş gördüm, ya ondan size bir kor getirir, ya da ateşin yanında bir yol gösteren bulurum' demişti.


Diyanet Vakfi

Hani o, bir ateş görmüş ve ailesine: Bekleyin! Eminim ki bir ateş gördüm. Belki ondan size bir meş'ale getiririm veya ateşin yanında bir rehber bulurum, demişti.


Edip Yüksel

Bir ateş görmüştü ve ailesine, “Burada durun, ben bir ateş gördüm. Olur ki size ondan bir kor getiririm, yahut ateşin yanında bir yol gösterici bulurum“ demişti.


Elmalılı Hamdi Yazır

Bir vakıt o bir ateş gördü de ehline durun, dedi: benim gözüme bir ateş ilişti belki size ondan bir yalın getiririm, yâhud üzerinde bir kılağuz bulurum


Muhammed Esed

Hani, o (uzakta) bir ateş görmüş ve ailesine: "Siz burada bekleyin; ben bir ateş gördüm" demişti, "belki size oradan bir tutam kor getiririm; yahut orada ateşin yanında bir yol gösterici bulurum".


Mustafa İslamoğlu

Hani o ateş türü cazip bir şey görmüştü de, ailesine hemen "Durun, bekleyin!" demişti; "Benim gözüme ateş türü bir şey ilişti; belki size ondan bir tutam kor getiririm veya ateşin etrafında bir yol gösterici bulurum".


Seyyid Kutub

Hani o bir ateş görünce ailesine dedi ki; «Siz burada kalın, ben bir ateş gördüm. Ya oradan size bir kor getiririm, ya ateşin yakınlarında bize yol gösterecek birini bulurum.»


Süleyman Ateş

Hani (o) bir ateş görmüştü de âilesine: "Siz durun ben bir ateş gördüm, belki ondan size bir kor getiririm, yahut ateşin yanında bir yol gösteren bulurum" demişti.


Süleymaniye Vakfı

Bir gün bir ateş görmüştü de ailesine şöyle demişti: “Durun hele; bir ateş gördüm. Belki onun korundan biraz getiririm; belki de ateşin yanında yol gösterecek birini bulurum.”


Tefhim-ul Kuran

Hani bir ateş görmüştü de, ailesine şöyle demişti: «Durun, şüphesiz ben bir ateş gördüm; umulur ki size ondan bir kor getiririm ya da ateşin yanında bir yol gösterici bulurum.»


Yaşar Nuri Öztürk

Hani, bir ateş görmüştü de ailesine şöyle demişti: "Bekleyin! Gözüme bir ateş ilişti. Olabilir ki, ondan size bir kor parçası getiririm, yahut onun üzerinde bir kılavuz bulurum."


فَلَمَّا أَتَاهَا نُودِي يَا مُوسَى

Fe lemmâ etâhâ nûdiye yâ mûsâ.

Bayraktar Bayraklı

Mûsâ ateşin yanına gelince, “Ey Mûsâ!” diye seslenildi.


Cemal Külünkoğlu

(11-12) Musa ateşin yanına varınca, ona (şöyle) seslenildi: “Ey Musa! Şüphe yok ki, ben senin Rabbinim. Hemen ayakkabılarını çıkar. Çünkü sen mukaddes vadi Tuva'dasın.”


Diyanet İşleri (eski)

Musa ateşin yanına gelince: 'Ey Musa!' diye seslenildi:


Diyanet Vakfi

Oraya vardığında kendisine (tarafımızdan): Ey Musa! diye seslenildi:


Edip Yüksel

Oraya varınca, “Ey Musa!“ diye seslenildi.


Elmalılı Hamdi Yazır

Vaktâki ona vardı kendine şöyle nidâ olundu


Muhammed Esed

Fakat ateşe yaklaşınca bir ses ona "Ey Musa!" diye seslendi,


Mustafa İslamoğlu

Fakat ateşe yaklaşınca ona (gaipten) "Ey Musa!" diye seslenildi;


Seyyid Kutub

Ateşin yanına gelince kendisine şöyle seslenildi; «Ey Musa!»


Süleyman Ateş

(Mûsâ), o(ateşin yanı)na gelince kendisine "Ey Mûsâ!" diye seslenildi.


Süleymaniye Vakfı

Ateşin yanına varınca “Musa!” diye bir ses yükseldi.


Tefhim-ul Kuran

Nitekim ona gidince, kendisine seslenildi: «Ey Musa.»


Yaşar Nuri Öztürk

Onun yanına geldiğinde kendisine "Mûsa!" diye seslenildi.