ŞUARÂ SURESİ

Ayet Getir

طسم

Tâ, Sîn, Mîm.


Bayraktar Bayraklı

Tâ, sîn, mîm.


Cemal Külünkoğlu

Tâ Sin Mim.


Diyanet İşleri (eski)

Ta, Sin, Mim.


Diyanet Vakfi

Tâ. Sîn. Mîm.


Edip Yüksel

T9S60M.


Elmalılı Hamdi Yazır

Ta, Sin, Mim.


Muhammed Esed

Ta-Sin-Mim.


Mustafa İslamoğlu

Ta-Sin-Mim!


Seyyid Kutub

Ta, sin, mim.


Süleyman Ateş

Tâ sin mim.


Süleymaniye Vakfı

TA! SİN! MİM!


Tefhim-ul Kuran

Tâ, Sîn, Mîm.


Yaşar Nuri Öztürk

Tâ, Sîn, Mîm.


تِلْكَ آيَاتُ الْكِتَابِ الْمُبِينِ

Tilke âyâtul kitâbil mubîn(mubîni).

Bayraktar Bayraklı

Bunlar, apaçık kitabın âyetleridir.


Cemal Külünkoğlu

Bunlar, kendi içinde apaçık ve tutarlı olan ve gerçeği bütün açıklığıyla ortaya koyan ilahi kelamın ayetleridir.


Diyanet İşleri (eski)

Bunlar apaçık Kitap'ın ayetleridir.


Diyanet Vakfi

Bunlar, apaçık Kitab'ın âyetleridir.


Edip Yüksel

Bunlar (harfler), açıklayıcı kitabın mucizeleridir.


Elmalılı Hamdi Yazır

Bunlar sana o mübin kitabın âyetleri


Muhammed Esed

Bunlar, kendi içinde apaçık ve tutarlı olan ve gerçeği bütün açıklığıyla ortaya koyan ilahi kelamın mesajlarıdır.


Mustafa İslamoğlu

Bunlar Kitab'ın açık ve açıklayıcı olan ayetleridir.


Seyyid Kutub

Bu ayetler, açık anlamlı Kitabın ayetleridir.?


Süleyman Ateş

Şunlar o apaçık Kitabın âyetleridir.


Süleymaniye Vakfı

Bunlar o açık Kitabın âyetleridir.


Tefhim-ul Kuran

Bunlar, apaçık olan Kitabın ayetleridir.


Yaşar Nuri Öztürk

İşte sana gerçeği apaçık gösteren Kitap'ın ayetleri...


لَعَلَّكَ بَاخِعٌ نَّفْسَكَ أَلَّا يَكُونُوا مُؤْمِنِينَ

Lealleke bâhıun nefseke ellâ yekûnû mu’minîn(mu’minîne).

Bayraktar Bayraklı

Sen, inanmıyorlar diye neredeyse kendini helâk edeceksin.


Cemal Külünkoğlu

(Ey Muhammed!) Onlar inanmıyorlar diye (üzüntüden) neredeyse kendini tüketeceksin!


Diyanet İşleri (eski)

İnanmıyorlar diye nerdeyse kendini mahvedeceksin.


Diyanet Vakfi

(Resûlüm!) Onlar iman etmiyorlar diye neredeyse kendine kıyacaksın!


Edip Yüksel

Gerçeği onaylamıyorlar diye kendini kahrediyor olabilirsin.


Elmalılı Hamdi Yazır

Sen âdetâ kendine kıyacaksın mü'min olmıyacaklar diye


Muhammed Esed

(İnsanların bir kısmı, ulaştırdığın mesaja) inanmıyorlar diye (üzüntüden) neredeyse kendini tüketeceksin!


Mustafa İslamoğlu

Mü'min olmuyorlar diye neredeyse kendini helak edeceksin.


Seyyid Kutub

Ey Muhammed, onlar mü'min olmuyorlar diye neredeyse canına kıyacaksın.


Süleyman Ateş

Herhalde sen, inanmıyorlar diye neredeyse kendini helâk edeceksin!


Süleymaniye Vakfı

İnanmayacaklar diye kendini tüketecek gibisin.


Tefhim-ul Kuran

Onlar mü'min olmayacaklar diye neredeyse kendini kahredeceksin (öyle mi?)


Yaşar Nuri Öztürk

Onlar iman etmiyorlar diye kendini üzüntüden tüketir gibisin.


إِن نَّشَأْ نُنَزِّلْ عَلَيْهِم مِّن السَّمَاء آيَةً فَظَلَّتْ أَعْنَاقُهُمْ لَهَا خَاضِعِينَ

İn neşe’ nunezzil aleyhim mines semâi âyeten fe zallet a’nâkuhum lehâ hâdıîn(hâdıîne).

Bayraktar Bayraklı

Dilersek onlara gökten bir mucize indiririz de mecbur kalıp boyun eğerler.


Cemal Külünkoğlu

Biz dilesek, onlara gökten bir mucize indiririz de, ona (toptan) boyun eğmek zorunda kalırlar (ama bunu istemedik).


Diyanet İşleri (eski)

Biz dilesek onlara gökten bir mucize indiririz de ona boyun eğip kalırlar.


Diyanet Vakfi

Biz dilesek, onların üzerine gökten bir mucize indiririz de, ona boyunları eğilip kalır.


Edip Yüksel

Dilesek onların üzerine gökten bir mucize indiririz de ona boyun eğip kalırlar.


Elmalılı Hamdi Yazır

Dilersek üzerlerine Semadan bir âyet indiriveririz de ona boyunları eğile kalır


Muhammed Esed

Eğer dileseydik, onlara gökten öyle bir alamet indirirdik ki, onun karşısında boyunları bükülür, hemen baş eğerlerdi.


Mustafa İslamoğlu

Eğer dileseydik onlara semadan öyle bir belge indirirdik ki, onun karşısında (mecburen) boyun büker, baş eğerlerdi.


Seyyid Kutub

Eğer dilesek onlara gökten bir mucize indiririz de karşısında boyunları eğik kalır.


Süleyman Ateş

Dilesek onların üzerine gökten bir mu'cize indiririz de boyunları ona eğilir (inanırlar).


Süleymaniye Vakfı

Farklı bir tercihte bulunsaydık gökten üzerlerine öyle bir belge indirirdik ki, karşısında başları öne eğilirdi.


Tefhim-ul Kuran

Dilersek, onların üzerine gökten bir ayet (mucize) indiririz de, ona boyunları eğilmiş kalıverir.


Yaşar Nuri Öztürk

Eğer istersek gökten üzerlerine bir mucize indiririz de boyunları onun önünde perişanlıkla eğilip kalır.


وَمَا يَأْتِيهِم مِّن ذِكْرٍ مِّنَ الرَّحْمَنِ مُحْدَثٍ إِلَّا كَانُوا عَنْهُ مُعْرِضِينَ

Ve mâ ye’tîhim min zikrin miner rahmâni muhdesin illâ kânû anhu mu’ridîn(mu’ridîne).

Bayraktar Bayraklı

Onlara Rahmân'dan hiçbir yeni hatırlatma gelmez ki, ondan yüz çevirmesinler.


Cemal Külünkoğlu

Onlar, Rahman'dan kendilerine yeni bir öğüt gelince, kesinlikle ondan yüz çevirirler.


Diyanet İşleri (eski)

Rahman'dan kendilerine gelen her yeni öğütten mutlaka yüz çevirirler.


Diyanet Vakfi

Kendilerine, o çok esirgeyici Allah'tan hiçbir yeni öğüt gelmez ki, ondan yüz çevirmesinler.


Edip Yüksel

Her ne zaman Rahman’dan kendilerine yeni bir mesaj gelse, mutlaka ondan yüz çevirirler.


Elmalılı Hamdi Yazır

Bununla beraber Rahmandan kendilerine yeni bir zikir gelmiyor ki ondan yüz çevirmiş olmasınlar


Muhammed Esed

(Ama Biz böyle olsun istemedik:) ve bu yüzden, onlar da, ne zaman Rahman'dan hatırlatıcı, uyarıcı yeni bir mesaj gelse, mutlaka ondan yüz çevirirler.


Mustafa İslamoğlu

Ama onlara Rahman'ın katından yeni bir hatırlatıcı mesaj gelse, kesinlikle ondan yüz çevirirler.


Seyyid Kutub

Onlar son derece merhametli olan Allah'ın kendilerine gönderdiği her yeni uyarıya burun kıvırarak set çevirirler.


Süleyman Ateş

Rahmân'dan onlara hiçbir yeni Zikir (uyarı) gelmez ki, mutlaka ondan yüz çevirici olmasınlar.


Süleymaniye Vakfı

Onlara Rablerinden yeni bir bilgi gelmeye görsün hemen yüz çeviriyorlar.


Tefhim-ul Kuran

Onlara Rahman (olan Allah)'tan yeni bir uyarı gelmeyiversin, hiç tartışmasız ondan yüz çevirirler.


Yaşar Nuri Öztürk

O Rahman'dan kendilerine söze bürünmüş yeni bir hatırlatma gelmeye dursun, ondan mutlaka yüz çevirirler.


فَقَدْ كَذَّبُوا فَسَيَأْتِيهِمْ أَنبَاء مَا كَانُوا بِهِ يَسْتَهْزِئُون

Fe kad kezzebû fe se ye’tîhim enbâu mâ kânû bihî yestehziûn(yestehziûne).

Bayraktar Bayraklı

Nitekim Kur'ân'ı da yalanladılar. Ama alay edip durdukları şeyin haberleri yakında onlara gelecektir.


Cemal Külünkoğlu

Onlar (Allah'tan gelen ayetleri) yalanladılar. Fakat alay konusu ettikleri şeyin (azap) haberleri ile yakında yüz yüze geleceklerdir.


Diyanet İşleri (eski)

Evet, yalanladılar; alay edip durdukları şeylerin haberleri kendilerine ulaşacaktır.


Diyanet Vakfi

Üstelik (ona) «yalandır» derler; fakat alay edip durdukları şeylerin haberleri yakında onlara gelecektir.


Edip Yüksel

Yalanladıkları için, eğlenceye aldıkları şeylerin haberleri kendilerine ulaşacaktır.


Elmalılı Hamdi Yazır

Evet tekzib etmekteler, fakat onlara o istihza ettikleri şeyin müdhiş haberleri gelecek


Muhammed Esed

Nitekim, işte (bu mesajı da) yalanladılar. Ama alay edip durdukları şeyin tahakkuku yakında bütün açıklığıyla onların karşısına çıkarılacak!


Mustafa İslamoğlu

Kaldı ki, işte onlar (bunu) da yalanladılar. Buna rağmen, alay edip durdukları haberler yine de karşılarına çıkarılacaktır.


Seyyid Kutub

Onlar yalanladılar. Fakat, alay konusu ettikleri gerçeklerin somut olayları ile yakında yüzyüze geleceklerdir.


Süleyman Ateş

Yalanladılar ama, alay edip durdukları şeyin haberleri, yakında kendilerine gelecektir.


Süleymaniye Vakfı

Kesinlikle yalan söylüyorlar ama hafife aldıkları şeyin haberleri yakında onlara gelecektir.


Tefhim-ul Kuran

Gerçekten yalanladılar; fakat, alay konusu edinmekte oldukları şeyin haberi kendilerine pek yakında gelecektir.


Yaşar Nuri Öztürk

Yemin olsun, yalanladılar ama yakında gelecektir onlara alaya alıp durdukları şeyin haberleri.


أَوَلَمْ يَرَوْا إِلَى الْأَرْضِ كَمْ أَنبَتْنَا فِيهَا مِن كُلِّ زَوْجٍ كَرِيمٍ

E ve lem yerav ilâl ardı kem enbetnâ fîhâ min kulli zevcin kerîm(kerîmin).

Bayraktar Bayraklı

Yeryüzüne bir bakmazlar mı? Orada her güzel çiftten nice bitkiler yetiştirdik.


Cemal Külünkoğlu

Onlar, yeryüzüne hiç bakmazlar mı? Biz orada her çeşitten nice güzel bitkiler çıkarmışız?


Diyanet İşleri (eski)

Yeryüzüne bakmazlar mı? Orada, bitkilerden nice güzel çiftler yetiştirmişizdir.


Diyanet Vakfi

Yeryüzüne bir bakmazlar mı! Orada her güzel çiftten nice bitkiler yetiştirdik.


Edip Yüksel

Yeryüzüne bakmazlar mı, onda değişik türden nice güzel bitkiler bitirmişiz.


Elmalılı Hamdi Yazır

Arza bir bakmadılar da mı? biz onda her hoş çiftten ne kadar bitirmişiz.


Muhammed Esed

Peki bunlar, yeryüzüne hiç bakıp da düşünmediler mi: orada her çeşitten nice güzel (hayat) türleri çıkarmışız?


Mustafa İslamoğlu

Peki, şimdi onlar yeryüzüne bakıp da orada her çiftin iyi ve yararlı olanını bitirdiğimizi hiç mi görmezler?


Seyyid Kutub

Onlar yeryüzüne bakarak orada ne kadar yararlı bitki türleri yarattığımızı görmezler mi?


Süleyman Ateş

Yere bakmadılar mı orada her çeşit güzel çifti bitirmişiz?


Süleymaniye Vakfı

Yeri görmediler mi, her bir çiftten ne kadar güzel bitkiler bitirmişizdir


Tefhim-ul Kuran

Yeryüzüne bir bakmadılar mı ki, biz onda her güzel (kerim) çiftten nice ürünler bitirdik.


Yaşar Nuri Öztürk

Bakmadılar mı yere, neler fışkırtmışız onda cömert ve bereketli her çiftten.


إِنَّ فِي ذَلِكَ لَآيَةً وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ

İnne fî zâlike le âyeten, ve mâ kâne ekseruhum mu’minîn(mu’minîne).

Bayraktar Bayraklı

Şüphesiz bunda yaratıcının varlığına dair kesin delil vardır; ama çoğu iman etmezler.


Cemal Külünkoğlu

Şüphesiz bunların her birinde (Allah'ın kudretine işaret eden) bir delil vardır. Fakat yine de onların çoğu inanmamaktadır.


Diyanet İşleri (eski)

Şüphesiz bunlarda Allah'ın kudretine işaret vardır, ama çoğu inanmazlar.


Diyanet Vakfi

Şüphesiz bunlarda (Allah'ın kudretine) bir nişâne vardır; ama çoğu iman etmezler.


Edip Yüksel

Bunda bir işaret vardır. Ama çokları onaylayacak değildir.


Elmalılı Hamdi Yazır

Şübhesiz ki bunda mutlak bir âyet var, hemde ekserîsi mü'min olmadı


Muhammed Esed

Şüphesiz, bunda (insanlar için çıkarılacak) bir ders vardır; ama onlardan çoğu (buna) inanmazlar.


Mustafa İslamoğlu

Elbet bunda da alınacak bir ders mutlaka vardır; fakat insanların çoğu yine de inanmayacaklardır:


Seyyid Kutub

Hiç kuşkusuz bunda, üstün gücümüzü kanıtlayan bir ayet vardır, ama onların çoğu inanmazlar.


Süleyman Ateş

Şüphesiz bunda bir ibret vardır, ama yine çokları inanıcı değillerdir.


Süleymaniye Vakfı

İşte bunda tam bir ibret vardır ama bunlardan çoğu inanacak değillerdir.


Tefhim-ul Kuran

Hiç şüphe yok, bunda bir ayet vardır; ancak onların çoğu mü'min değildirler.


Yaşar Nuri Öztürk

Bunda elbette bir mucize var, fakat onların çoğu mümin değiller.


وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ الْعَزِيزُ الرَّحِيمُ

Ve inne rabbeke le huvel azîzur rahîm(rahîme).

Bayraktar Bayraklı

Şüphesiz senin Rabbin, mutlak galip ve sonsuz merhamet sahibidir.


Cemal Külünkoğlu

Muhakkak ki senin Rabbin, elbette O, mutlak galiptir, çok merhametlidir.


Diyanet İşleri (eski)

Rabbin şüphesiz güçlüdür, merhametlidir.


Diyanet Vakfi

Şüphe yok ki Rabbin, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.


Edip Yüksel

Kuşkusuz senin Efendin Güçlüdür, Rahimdir.


Elmalılı Hamdi Yazır

Ve şübhesiz ki rabbın o öyle azîz, öyle rahîm


Muhammed Esed

Oysa, senin Rabbin çok acıyıp esirgeyen O yüceler yücesidir!


Mustafa İslamoğlu

ne ki senin Rabbin sınırsız rahmet sahibi olan O yüceler yücesidir.


Seyyid Kutub

Hiç kuşkusuz senin Rabb'in üstün iradeli ve merhametlidir.


Süleyman Ateş

Şüphesiz Rabbin, işte üstün O'dur merhamet eden O'dur.


Süleymaniye Vakfı

Senin Rabbin güçlüdür; çok ta merhametlidir.


Tefhim-ul Kuran

Hiç şüphe yok, senin Rabbin, gerçekten O, üstün ve güçlü olandır, merhamet sahibi olandır.


Yaşar Nuri Öztürk

Ve hiç kuşku yok, senin Rabbin gerçekten mutlak Azîz, mutlak Rahîm'dir.


وَإِذْ نَادَى رَبُّكَ مُوسَى أَنِ ائْتِ الْقَوْمَ الظَّالِمِينَ

Ve iz nâdâ rabbuke mûsâ eni’til kavmez zâlimîn(zâlimîne).

Bayraktar Bayraklı

(10-11) Hani Rabbin Mûsâ'ya, “O zâlimler topluluğuna, Firavun'un kavmine git! Hâlâ sakınmayacaklar mı onlar?” diye seslenmişti.


Cemal Külünkoğlu

(10-11) Hani Rabbin, Musa'ya seslenmişti: “Zulmetmekte olan kavme git! Firavn'un toplumuna git. Hâlâ Allah'a karşı gelmekten sakınmayacaklar mı?”


Diyanet İşleri (eski)

(10-11) Rabbin Musa'ya: 'Haksızlık eden millete, Firavun'un milletine git' diye nida etmişti. 'Haksızlıktan sakınmazlar mı?'


Diyanet Vakfi

(10-11) Hani Rabbin Musa'ya: O zalimler güruhuna, Firavun'un kavmine git. Hâla (başlarına gelecekten) sakınmayacaklar mı onlar? diye seslenmişti.


Edip Yüksel

Bir zamanlar Efendin Musa’ya seslenmişti: “O zalim topluma git.”


Elmalılı Hamdi Yazır

Bir vakıt da rabbın, Musaya nidâ buyurdu: git o zalim kavme dedi


Muhammed Esed

Ve (hatırla,) hani, Rabbin Musa'ya: "Şu zalimler toplumuna git!" diye seslenmişti,


Mustafa İslamoğlu

Hani bir zamanlar Rabbin Musa'ya şöyle nida etmişti: "Şu zalimler güruhuna git;


Seyyid Kutub

Hani Rabb'in Musa'ya şöyle seslenmişti, «Şu zalim topluma git.


Süleyman Ateş

Rabbin Mûsâ'ya seslendi: "O zâlim kavme git!"


Süleymaniye Vakfı

Bir gün Rabbin Musa’ya şöyle seslendi: “yanlışlar içinde olan şu toplumun yanına var,


Tefhim-ul Kuran

Hani senin Rabbin, Musa'ya seslenmişti: «Zulmetmekte olan kavime git;»


Yaşar Nuri Öztürk

Rabbinin Mûsa'ya, "Zulüm sergileyenler topluluğuna git" diye seslenişini hatırla.


قَوْمَ فِرْعَوْنَ أَلَا يَتَّقُونَ

Kavme fir’avn(fir’avne), e lâ yettekûn(yettekûne).

Bayraktar Bayraklı

(10-11) Hani Rabbin Mûsâ'ya, “O zâlimler topluluğuna, Firavun'un kavmine git! Hâlâ sakınmayacaklar mı onlar?” diye seslenmişti.


Cemal Külünkoğlu

(10-11) Hani Rabbin, Musa'ya seslenmişti: “Zulmetmekte olan kavme git! Firavn'un toplumuna git. Hâlâ Allah'a karşı gelmekten sakınmayacaklar mı?”


Diyanet İşleri (eski)

(10-11) Rabbin Musa'ya: 'Haksızlık eden millete, Firavun'un milletine git' diye nida etmişti. 'Haksızlıktan sakınmazlar mı?'


Diyanet Vakfi

(10-11) Hani Rabbin Musa'ya: O zalimler güruhuna, Firavun'un kavmine git. Hâla (başlarına gelecekten) sakınmayacaklar mı onlar? diye seslenmişti.


Edip Yüksel

“Firavunun halkına... Dinleyip düzelmeyecekler mi?“


Elmalılı Hamdi Yazır

Fir'avn kavmine, daha sakınmıyacaklar mı?


Muhammed Esed

"Şu Bana karşı sorumluluk bilincinden uzaklaşan Firavun toplumuna!"


Mustafa İslamoğlu

Firavun'un kavmine!.. (Ve sor onlara): Hala Bana karşı sorumlu davranmayacaklar mı?"


Seyyid Kutub

Firavun'un soydaşlarına. Onlar hiç mi başlarına geleceklerden korkmuyorlar?»


Süleyman Ateş

"Fir'avn'ın kavmine. Onlar (kötülüklerden) korunmayacaklar mı?"


Süleymaniye Vakfı

Firavun toplumunun. Onlar hiç çekinmezler mi?”


Tefhim-ul Kuran

«Firavun'un kavmine. Hâlâ sakınmıyorlar mı?»


Yaşar Nuri Öztürk

"Firavun'un toplumuna git. Hâlâ korkup korunmayacaklar mı?"