SECDE SURESİ


Ayet Getir
32-SECDE 1. Ayet

الم

Elif lâm mîm.


Bayraktar Bayraklı

Elif, lâm, mîm.


Edip Yüksel

A1L30M40


Erhan Aktaş

Elif. Lam. Mim.


Muhammed Esed

Elif-Lam-Mim.


Mustafa İslamoğlu

Elif-Lam-Mim!


Süleyman Ateş

Elif lâm mim.


Süleymaniye Vakfı

ELİF! LAM! MİM!


Yaşar Nuri Öztürk

Elif, Lâm, Mîm.


Ayetin Tefsiri

TEFSİR

          Kur'an'ın bazı sureleri, konuşmanın yayınlandığı yeri bildiren bu ve benzeri bir giriş cümlesiyle başlar. Bu, tıpkı spikerin radyo programına başlarken hangi radyo istasyonundan konuştuğunu bildiren giriş cümlesi gibidir. Fakat bir radyo istasyonundan yapılan sıradan bir anonsun hilafına, sure başlarındaki olağanüstü duyuru, bu mesajın Alemin Hakimi tarafından yayınlandığını vurgular; bu duyuru sadece yayının kaynağını belirtmekle kalmaz, büyük bir iddiayı, dehşetli bir meydan okumayı ve şiddetli bir uyarıyı da beraberinde

ortaya koyar. Çünkü henüz yayının başında o büyük haberi verir: Bu insan sözü değil, Alemlerin Rabbi'nin sözüdür.

 

         Bu duyuru insanı o müthiş soruyla yüzyüze getirir: "Bu iddiayı kabul etmeli miyim, etmemeli miyim? Eğer kabul edersem, onun önünde daima teslimiyet içinde başımı eğmek zorunda kalacağım. Artık bana onunla ilgili hiçbir özgürlük bırakılmayacak. Eğer kabul etmezsem ve eğer o gerçekten Alemlerin Rabbi'nin kelâmıysa büyük bir riski göze almak zorunda kalacağım: Onu reddetmemin sonucu olarak ebedî bir sefalet ve bedbahtlıkla yüzyüze kalacağım." İşte bu yüzden bütün haşmetiyle bu giriş cümlesi insanı tüm dikkat ve ciddiyetiyle Kelâm'ı dinlemeye ve onun ilahî kelam olup olmadığına karar vermeye sevketmektedir.

(MEVDUDİ)

         “Bunlar hurûf-i mukattaa adı verilen hece harfleri Kur'an 'da 29 sûrenin başında gelir. İlginç bir tevafuktur Arapça alfabesi de 29 harftir -Lamelifi'de sayarsak-Yine ilginç bir  tevafuktur ki bu harflerin başında geldiği 29 sûrenin huruf-i mukattaasını alt alta yazdığımızda ya birli ya ikili ya üçlü ya dörtlü ya beşli kombinazonlara ulaşırız. Yani birden beşe kadardır harf sayısı. Arap dilinde de bir kelime 1 ila 5 harflidir. Burdan yola çıkarak bu harflerin başında geldiği sûrelerin üçü dolaylı olarak geri kalanların tamamı dolaysız olarak vahye atıfla başlar. Bu üç unsuru da birleştirdiğimizde bu harflerin manası değilse de işlevi ortaya çıkmış olur. O da bu harfler insanların konuştuğu bir dilin Allah'ın vahyine aracı seçildiğini gösterir, kap olduğunu gösterir. İşte göklerin dili ulvî manaları, yerlerin kelimelerinin içine böyle doldurup insan havsalasına ve zihnine nüzul etmiştir, inzal etmiştir, tenzil etmiştir. İşte bu nüzul insanlığın önüne çıkarılmış bir gök sofrası, bir maide-i ilahiyedir.

         Ey insan! Allah gök sofrasını açtı buyurmaz mısın işte budur. Onun için elif- lam- mim bize ilâhi manaların, insanın konuştuğu beşeri harfleri kanat takarak uçurduğunu göstermektedir ki, burdan yola çıkarak şöyle bir cümle kurabiliriz: Vahiy ayakları yerde başı gökte bir hitaptır. Başını mana temsil eder ayaklarını da lafız yani harflerden oluşan kelimeler.

(Mustafa İSLAMOĞLU)

         “Kuran'la, insanların bu harflerden meydana getirdikleri sözler arasındaki fark, Allah'ın diğer şeylerdeki sanatıyla insanların sanatı arasındaki fark gibidir. Allah'ın sanatı açık ve belirgindir. En küçük şeyde bile insan sanatı ona ulaşamaz.

         Tek bir çiçekteki renk dağılımı bile, elbette bütün çağlardaki en hünerli ressamları aciz bırakır. Yüce Allah'ın Kur'an’daki sanatıyla, insanların bu harflerden söz meydana getirmedeki sanatı arasındaki fark da böyledir.

(Seyyid KUTUB.)

         Bu harfler Allah Rasulü'nün vahyi bir tek harfini dahi zayi etmeden bize ulaştırdığının canlı şahididirler (Bkz:68:1.) Veda Hutbelerindeki “Bakın, tebliğ ettim mi?” (Buhari,ilim 37) sorusu çağları aşıp bize kadar ulaşan gözü yaşlı Nebi'ye, kendi şimdi ve buradamızın şahitleri olarak cevap veriyoruz: “Tebliğ ettin ey Allah'ın Rasulü! Biz şahidiz!”

(Mustafa İSLAMOĞLU)