SÂFFÂT SURESİ

Ayet Getir

وَالصَّافَّاتِ صَفًّا

Ves sâffati saffâ(saffen).

Bayraktar Bayraklı

(1-4) Sıra sıra dizilenlere, toplayıp sürenlere, Kur'ân okuyanlara andolsun ki sizin tanrınız tektir.


Cemal Külünkoğlu

(1-4) Andolsun, (ibadet için) saf bağlayıp duranlara (meleklere, mü'minlere), sürüp sevk edenlere/alıkoyanlara, zikri (Allah'ın kitabını) okuyanlara ki tartışmasız sizin ilahınız gerçekten birdir.


Diyanet İşleri (eski)

(1-5) Sıra Sıra duran ve önlerindekini sürdükçe süren ve Allah'ı andıkça anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların -doğuların da- Rabbidir.


Diyanet Vakfi

(1-4) Saf saf dizilmişlere, toplayıp sürenlere, zikir okuyanlara yemin ederim ki, ilâhınız birdir.


Edip Yüksel

And olsun sıralar halinde dizenlere,


Elmalılı Hamdi Yazır

Kasem olsun ol kuvvetlere, o saf dizip de duranlara


Muhammed Esed

Düşün sıra sıra dizilmiş bu (mesajlar)ı,


Mustafa İslamoğlu

Şahit olsun sıra sıra dizenler ve dizilenler,


Seyyid Kutub

Andolsun sıra sıra duranlara


Süleyman Ateş

Andolsun o sıra sıra dizilenlere,


Süleymaniye Vakfı

Hep aynı çizgide olanlara and olsun.,


Tefhim-ul Kuran

Saflar halinde dizilenlere andolsun,


Yaşar Nuri Öztürk

Yemin olsun o saf bağlayıp dizilenlere/o saflar tutturup sıraya dizilenlere/o kanatlarını açıp toplayarak uçanlara,


فَالزَّاجِرَاتِ زَجْرًا

Fez zâcirâti zecrâ(zecran).

Bayraktar Bayraklı

(1-4) Sıra sıra dizilenlere, toplayıp sürenlere, Kur'ân okuyanlara andolsun ki sizin tanrınız tektir.


Cemal Külünkoğlu

(1-4) Andolsun, (ibadet için) saf bağlayıp duranlara (meleklere, mü'minlere), sürüp sevk edenlere/alıkoyanlara, zikri (Allah'ın kitabını) okuyanlara ki tartışmasız sizin ilahınız gerçekten birdir.


Diyanet İşleri (eski)

(1-5) Sıra Sıra duran ve önlerindekini sürdükçe süren ve Allah'ı andıkça anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların -doğuların da- Rabbidir.


Diyanet Vakfi

(1-4) Saf saf dizilmişlere, toplayıp sürenlere, zikir okuyanlara yemin ederim ki, ilâhınız birdir.


Edip Yüksel

İtekleyip sürenlere,


Elmalılı Hamdi Yazır

O haykırıp da sürenlere


Muhammed Esed

ve bir vazgeçme çağrısı ile (kötülüklerden) alıkoymasını,


Mustafa İslamoğlu

Vazgeçirip set çekenler,


Seyyid Kutub

Önlerindekini sürdükçe sürenlere


Süleyman Ateş

Bağırıp sürenlere,


Süleymaniye Vakfı

Yanlışı, sürekli engelleyenlere,


Tefhim-ul Kuran

Haykırıp sürükleyenlere,


Yaşar Nuri Öztürk

O haykırarak sevk edenlere/o göğüs gererek durduranlara,


فَالتَّالِيَاتِ ذِكْرًا

Fet tâliyâti zikrâ(zikran).

Bayraktar Bayraklı

(1-4) Sıra sıra dizilenlere, toplayıp sürenlere, Kur'ân okuyanlara andolsun ki sizin tanrınız tektir.


Cemal Külünkoğlu

(1-4) Andolsun, (ibadet için) saf bağlayıp duranlara (meleklere, mü'minlere), sürüp sevk edenlere/alıkoyanlara, zikri (Allah'ın kitabını) okuyanlara ki tartışmasız sizin ilahınız gerçekten birdir.


Diyanet İşleri (eski)

(1-5) Sıra Sıra duran ve önlerindekini sürdükçe süren ve Allah'ı andıkça anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların -doğuların da- Rabbidir.


Diyanet Vakfi

(1-4) Saf saf dizilmişlere, toplayıp sürenlere, zikir okuyanlara yemin ederim ki, ilâhınız birdir.


Edip Yüksel

Ve mesajı okuyanlara…


Elmalılı Hamdi Yazır

Ve o yolda zikr okuyanlara


Muhammed Esed

ve (bütün dünyaya) bir öğüt ve uyarıda bulunmasını:


Mustafa İslamoğlu

Uyarmak için peşpeşe gelenler...


Seyyid Kutub

Zikir okuyanlara


Süleyman Ateş

Zikir okuyanlara,


Süleymaniye Vakfı

Aynı zamanda doğru bilgiden ayrılmayanlara[1*] and olsun ki[2*], [1*] Bütün bu kelimeler النفوس kelimesinin sıfatı sayılarak anlam verilmiştir. [2*] “O müjde, zorbalardan (tâğut'tan), ona kul olmaktan uzak duran ve Allah'a yönelenlere müjde vardır. Müjdeyi şu kullara, söz dinleyip sözlerin en  güzeline uyanlara ver. Allah'ın doğru yola ilettiği kimseler onlardır. İşte sağlam duruşlu (ulu’l-elbab) olanlar işte onlardır.” (Zümer 39/17-18)


Tefhim-ul Kuran

Zikir okumakta olanlara,


Yaşar Nuri Öztürk

O Zikir okuyanlara,


إِنَّ إِلَهَكُمْ لَوَاحِدٌ

İnne ilâhekum le vâhıd(vâhıdun).

Bayraktar Bayraklı

(1-4) Sıra sıra dizilenlere, toplayıp sürenlere, Kur'ân okuyanlara andolsun ki sizin tanrınız tektir.


Cemal Külünkoğlu

(1-4) Andolsun, (ibadet için) saf bağlayıp duranlara (meleklere, mü'minlere), sürüp sevk edenlere/alıkoyanlara, zikri (Allah'ın kitabını) okuyanlara ki tartışmasız sizin ilahınız gerçekten birdir.


Diyanet İşleri (eski)

(1-5) Sıra Sıra duran ve önlerindekini sürdükçe süren ve Allah'ı andıkça anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların -doğuların da- Rabbidir.


Diyanet Vakfi

(1-4) Saf saf dizilmişlere, toplayıp sürenlere, zikir okuyanlara yemin ederim ki, ilâhınız birdir.


Edip Yüksel

Ki sizin Tanrınız birdir.


Elmalılı Hamdi Yazır

Ki ilâhınız birdir sizin


Muhammed Esed

Şüphe yok ki sizin İlahınız Tek'tir,


Mustafa İslamoğlu

Elbet, ilahınızın bir tek olduğunda şüphe yoktur;


Seyyid Kutub

Ki, ilahınız birdir.


Süleyman Ateş

Ki Tanrınız, birdir.


Süleymaniye Vakfı

Sizin ilahınız tek bir ilahtır.


Tefhim-ul Kuran

Hiç tartışmasız, sizin ilahınız gerçekten birdir.


Yaşar Nuri Öztürk

Ki sizin ilahınız hiç kuşkusuz bir ve tektir.


رَبُّ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا وَرَبُّ الْمَشَارِقِ

Rabbus semâvâti vel ardı ve mâ beynehumâ ve rabbul meşârık(meşârıkı).

Bayraktar Bayraklı

O, göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbidir. Doğuş yerlerinin de Rabbidir.


Cemal Külünkoğlu

O, göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbidir, hem de Güneş'in bütün doğuş yerlerinin de Rabbidir.


Diyanet İşleri (eski)

(1-5) Sıra Sıra duran ve önlerindekini sürdükçe süren ve Allah'ı andıkça anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların -doğuların da- Rabbidir.


Diyanet Vakfi

O, hem göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbi, hem de doğuların Rabbidir.


Edip Yüksel

Göklerin, yerin ve her ikisinin arasında bulunanların Efendisidir, doğuların Efendisidir.


Elmalılı Hamdi Yazır

Hep o Göklerin Yerin ve aralarındakilerin rabbı ve bütün meşrıkların rabbı


Muhammed Esed

göklerin ve yerin ve ikisi arasında bulunan her şeyin Rabbi; bütün gündoğumu noktalarının Rabbi!


Mustafa İslamoğlu

gökleri, yerin ve onların arasındaki her şeylerin Rabbi; ve bütün doğuların Rabbi.


Seyyid Kutub

Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabb'idir. Doğuların da Rabb'idir.


Süleyman Ateş

Göklerin, yerin ve bunlar arasında bulunanların Rabbi, doğuların da Rabbidir.


Süleymaniye Vakfı

O, göklerin, yerin ve ikisinin arasındakilerin sahibidir. Güneşin doğuş noktalarının[*] da sahibidir. [*] Güneş, yılın her gününde farklı noktadan doğar ve batar. 21 Aralıktan 21 Hazirana kadar doğuş noktaları sürekli kuzeye kayarken 21 Haziranda geri döner ve 21 Aralığa kadar sürekli güneye kayar. Bu yüzden 21 Haziran ve 21 Aralık günlerine gündönüm günleri denir. 20 Aralıkta kuzey yarımkürede en kısa gün ve en uzun gece yaşanırken güney yarımkürede en uzun gün ve en kısa gece yaşanır. 20 Haziran tam tersidir. 20 Mart ve 22 Eylül günlerinde Güneş tam doğu noktasına geldiği için bu günlerde bütün dünyada gece gündüz eşit olur. 21 Hazirandan 21 Aralığa kadar kuzey yarımkürede günler sürekli kısalırken güney yarımkürede uzar. 21 Hazirandan itibaren de bunun tam tersi olur. İşte ayet, bütün bu doğuş ve batışlara işaret etmektedir. Bir ayet de şöyledir: Hayır, doğuların ve batıların rabbine yemin ederim. (Mearic 70/40)  


Tefhim-ul Kuran

Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbi'dir, doğuların da Rabbi'dir.


Yaşar Nuri Öztürk

Göklerin, yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbidir O; doğuların da Rabbidir O.


إِنَّا زَيَّنَّا السَّمَاء الدُّنْيَا بِزِينَةٍ الْكَوَاكِبِ

İnnâ zeyyennes semâed dunyâ bi zîynetinil kevâkib(kevâkibi).

Bayraktar Bayraklı

Biz, o yakın göğü bir süsle, yıldızlarla süsleyip donattık.


Cemal Külünkoğlu

Muhakkak ki biz, dünya semasını (yeryüzüne en yakın göğü) yıldızlarla süsleyip donattık.


Diyanet İşleri (eski)

Şüphesiz Biz, yakın göğü bir süsle, yıldızlarla süsledik.


Diyanet Vakfi

Biz yakın göğü, bir süsle, yıldızlarla süsledik.


Edip Yüksel

Biz en aşağıdaki göğü gezegenler ile süsleyip,


Elmalılı Hamdi Yazır

Bakınız biz o Dünya Semayı (o yakın Göğü) bir ziynetle donattık; kevakib.


Muhammed Esed

Biz yeryüzüne en yakın gökleri yıldızların güzelliğiyle süsledik,


Mustafa İslamoğlu

Şüphesiz Biz, yerin en yakın göğünü yıldızların güzelliğiyle süsledik;


Seyyid Kutub

Bize en yakın göğü, bir süsle ve yıldızlarla süsledik.


Süleyman Ateş

Biz en yakın göğü bir zinetle, yıldızlarla süsledik.


Süleymaniye Vakfı

Biz, en yakınınızda olan göğü bir süsle; yıldızlarla süsledik.


Tefhim-ul Kuran

Hiç şüphesiz, biz dünya göğünü 'çekici bir süsle', yıldızlarla süsleyip donattık.


Yaşar Nuri Öztürk

Biz o yakın göğü bir süsle, yıldızlarla süsleyip donattık.


وَحِفْظًا مِّن كُلِّ شَيْطَانٍ مَّارِدٍ

Ve hıfzan min kulli şeytânin mârid(mâridin).

Bayraktar Bayraklı

O yakın göğü her türlü inatçı asi şeytandan koruduk.


Cemal Külünkoğlu

(7-9) Onu itaatten çıkan her şeytandan koruduk. Onlar, Mele-i Ala'yı (yüce konseyi/ileri gelen melekler topluluğunu) dinleyemezler. (Dinlemeye kalksalar) her taraftan taşlanarak kovulurlar ve onlar için kesintisiz bir azap vardır.


Diyanet İşleri (eski)

Onu, inatçı her türlü şeytandan koruduk.


Diyanet Vakfi

Ve (gökyüzünü) itaat dışına çıkan her şeytandan koruduk.


Edip Yüksel

Her türlü inatçı sapkına karşı bir koruma yaptık.


Elmalılı Hamdi Yazır

Hem mütemerrid ve her şeytandan koruduk


Muhammed Esed

ve onları her türlü bozguncu, şeytani güce karşı emin kıldık,


Mustafa İslamoğlu

üstelik (onları) her isyankar Şeytanın tasallutundan koruduk,


Seyyid Kutub

Ve onu itaat etmeyen her şeytandan koruduk.


Süleyman Ateş

Ve (onu) itâ'at dışına çıkan her türlü şeytândan koruduk.


Süleymaniye Vakfı

Onu, her hayırsız şeytana karşı da koruduk.


Tefhim-ul Kuran

Ve itaatten çıkmış her azgın şeytandan koruduk;


Yaşar Nuri Öztürk

Ve her türlü inatçı, âsi şeytandan koruduk.


لَا يَسَّمَّعُونَ إِلَى الْمَلَإِ الْأَعْلَى وَيُقْذَفُونَ مِن كُلِّ جَانِبٍ

Lâ yessemmeûne ilel meleil a’lâ ve yukzefûne minkulli cânib(cânibin).

Bayraktar Bayraklı

Onlar ne kadar çırpınsalar da o yüce konseyi dinleyemezler ve her taraftan atışa tutulurlar.


Cemal Külünkoğlu

(7-9) Onu itaatten çıkan her şeytandan koruduk. Onlar, Mele-i Ala'yı (yüce konseyi/ileri gelen melekler topluluğunu) dinleyemezler. (Dinlemeye kalksalar) her taraftan taşlanarak kovulurlar ve onlar için kesintisiz bir azap vardır.


Diyanet İşleri (eski)

(8-9) Onlar yüce alemi asla dinleyemezler. Her yönden kovularak atılırlar. Onlara sürekli bir azap vardır.


Diyanet Vakfi

Onlar, artık mele-i a'lâ'ya (yüce topluluğa) kulak veremezler. Her taraftan taşlanırlar.


Edip Yüksel

Yüce topluluğu dinleyemezler; her yandan atılırlar.


Elmalılı Hamdi Yazır

Onlar mele-i a'lâyı dinleyemezler, tard için her taraftan sıkıya tutulurlar.


Muhammed Esed

(ki) onlar, (o bilinmeyeni bilmek isteyenler,) yüce sakinler topluluğuna kulak veremesinler ve her taraftan kovulup sürülsünler,


Mustafa İslamoğlu

ki yüce katın sakinlerini dinleme (girişiminde) bulunamasınlar ve her yandan yüz geri edilsinler;


Seyyid Kutub

O şeytanlar, yüce alemi (Mele-i A'la'yı) dinleyemezler; her yandan kendilerine mermi gibi yıldızlar atılır.


Süleyman Ateş

O (şeyta)nlar mele-i A'lâyı (yüce melekler topluluğunu) dinleyemezler; her yandan kendilerine (ışınlar) atılır.


Süleymaniye Vakfı

Onlar Mele-i A’lâ’yı (büyük meleklerin toplantısını) dinleyemez; her taraftan taşlanırlar.


Tefhim-ul Kuran

Ki onlar, Mele-i Alâ'ya kulak verip dinleyemezler ve onlar her yandan kovulur atılırlar;


Yaşar Nuri Öztürk

Onlar ne kadar çırpınsalar da o yüce konseyi dinleyemezler. Ve her taraftan atışa tutulurlar;


دُحُورًا وَلَهُمْ عَذَابٌ وَاصِبٌ

Duhûran ve lehum azâbun vâsib(vâsibun).

Bayraktar Bayraklı

Kovulurlar ve onlar için yakalarını bırakmayan bir azap vardır.


Cemal Külünkoğlu

(7-9) Onu itaatten çıkan her şeytandan koruduk. Onlar, Mele-i Ala'yı (yüce konseyi/ileri gelen melekler topluluğunu) dinleyemezler. (Dinlemeye kalksalar) her taraftan taşlanarak kovulurlar ve onlar için kesintisiz bir azap vardır.


Diyanet İşleri (eski)

(8-9) Onlar yüce alemi asla dinleyemezler. Her yönden kovularak atılırlar. Onlara sürekli bir azap vardır.


Diyanet Vakfi

Kovulup atılırlar. Ve onlar için sürekli bir azap vardır.


Edip Yüksel

Kovulurlar; sürekli bir azabı haketmişlerdir.


Elmalılı Hamdi Yazır

Ve onlara ayrılmaz bir azâb vardır


Muhammed Esed

(rahmetten) yoksun kalsınlar ve (öteki dünyada) kendilerini bekleyen ebedi azaba duçar olsunlar;


Mustafa İslamoğlu

(dünyada) dışlansınlar ve (ahirette de) sürekli bir azaba mahkum olsunlar;


Seyyid Kutub

Kovulup atılırlar. Ve onlar için sürekli azap vardır.


Süleyman Ateş

Kovulurlar. Onlar için sürekli bir azâb vardır.


Süleymaniye Vakfı

Hep kovulurlar. Azap yakalarını bırakmaz.


Tefhim-ul Kuran

Uzaklaştırılırlar. Onlar için kesintisiz bir azab vardır.


Yaşar Nuri Öztürk

Kovulurlar. Ve onlar için, yakalarını bırakmayan bir azap vardır.


إِلَّا مَنْ خَطِفَ الْخَطْفَةَ فَأَتْبَعَهُ شِهَابٌ ثَاقِبٌ

İllâ men hatıfel hatfete fe etbeahu şihâbun sâkib(sâkibun).

Bayraktar Bayraklı

Yüce konseyden/topluluktan bir söz kapan olursa, onu da delice bir alev izler.


Cemal Külünkoğlu

Eğer (meleklerin konuşmalarından) bir söz kapan olursa, onu da delip geçen bir alev izler (ve yok eder).


Diyanet İşleri (eski)

Hele bir tek söz kapan olsun; delici bir alev onun peşine düşüverir.


Diyanet Vakfi

Ancak (meleklerin konuşmalarından) bir söz kapan olursa, onu da delip geçen bir parlak ışık takip eder.


Edip Yüksel

Bir söz kapan olursa, onu, delici bir ışın izler.


Elmalılı Hamdi Yazır

Ancak bir çalıp çarpan, onun da peşine bir şihabı sâkıb takılır


Muhammed Esed

ama eğer birisi (bu bilgiden) bir kırıntı koparmayı başarırsa, (bundan dolayı) yakıcı bir alevin pençesine düşsün.


Mustafa İslamoğlu

ancak bir (bilgi) kırıntısı kapanlar olursa, onlar da delik deşik eden bir ateş korunun pençesine düşsünler.


Seyyid Kutub

Ancak meleklerin konuşmalarından bir sözü kapan olursa, onu da delen ve yakan alevli yıldızlar takip eder.


Süleyman Ateş

Yalnız (yüce topluluktan) bir söz kapan olursa, onu da delici bir şihâb (ışın) izler.


Süleymaniye Vakfı

Onlardan kim bilgi hırsızlığı yaparsa, delici bir ateş parçası hemen onun peşine düşer.


Tefhim-ul Kuran

Ancak (sözü hırsızlama) çalıp kapan olursa, artık onu da delip geçen 'yakıcı bir alev' izler (ve yok eder).


Yaşar Nuri Öztürk

Yüce konseyden bir söz çalıp çarpan olabilirse de onun peşine hemen delici, alevli bir yıldız takılır.


فَاسْتَفْتِهِمْ أَهُمْ أَشَدُّ خَلْقًا أَم مَّنْ خَلَقْنَا إِنَّا خَلَقْنَاهُم مِّن طِينٍ لَّازِبٍ

Festeftihim e hum eşeddu halkan em men halaknâ, innâ halaknâhum min tînin lâzib(lâzibin).

Bayraktar Bayraklı

Şimdi onlara sor: “Yaratılış bakımından kendileri mi daha zor, yoksa bizim yarattıklarımız mı?” Biz onları yapışkan bir çamurdan yarattık.


Cemal Külünkoğlu

Şimdi sen onlara sor bakalım: “Kendilerini yaratmak mı daha zor, yoksa yarattığımız diğer şeyleri yaratmak mı?” Şüphesiz biz onları yapışkan bir çamurdan yarattık.


Diyanet İşleri (eski)

Allah'a eş koşanlara sor: Kendilerini yaratmak mı daha zordur, yoksa Bizim yarattığımız gökleri yaratmak mı? Aslında Biz kendilerini özlü ve yapışkan çamurdan yaratmışızdır.


Diyanet Vakfi

Şimdi sor onlara! Yaratma bakımından onlar mı daha zor, yoksa bizim yarattığımız (insanlar) mı? Şüphesiz biz kendilerini yapışkan bir çamurdan yarattık.


Edip Yüksel

Sor onlara, “Yaratılış bakımından onlar mı daha çetin, yoksa bizim yarattıklarımız mı?“ Onları yapışkan bir balçıktan yarattık.


Elmalılı Hamdi Yazır

Şimdi sor onlara yaradılışça kendileri mi daha çetin yoksa bizim yarattıklarımız mı? Biz kendilerini bir cıvık çamurdan yarattık.


Muhammed Esed

Ve şimdi, o (hakikati inkar ede)nlerden sana cevap vermelerini iste: Onları yaratmak, Bizim yarattığımız bu (sayısız mucizelerden) daha mı zordur? Nitekim Biz onları (basit) bir balçıktan yarattık!


Mustafa İslamoğlu

Onlardan şu sorunun cevabını iste: "Kendileri yaratılışça (takdir ettiğimizden) daha üstün ve güçlü müdürler, yoksa Bizim yarattığımız (ve çok iyi bildiğimiz Şeytansı) birileri midir? Açık gerçek şu ki, onları konsantre bir balçık türünden yaratan Biziz.


Seyyid Kutub

Şimdi sor onlara; «Kendilerini yaratmak mı daha zordur, yoksa, Bizim yarattıklarımız mı?» Aslında biz kendilerini özlü ve yapışkan çamurdan yarattık.


Süleyman Ateş

Şimdi onlara sor: Yaratılış bakımından kendileri mi daha çetin, yoksa bizim yarattıklarımız mı? Biz kendilerini yapışkan bir çamurdan yarattık.


Süleymaniye Vakfı

Şu insanlardan tutarlı bir görüş iste; kendi yarattıkları mı güçlüdür,[*] yoksa bizim yarattığımız mı? Biz kendilerini özlü balçıktan yarattık. [*] İnsanlar bir çok icatlar yaparlar. Bunların tabiatta bir eşi yoktur. Bu sebeple Allah kendisini ”yaratanlar içinde en güzel yaratan” (Müminun 23/14) diye nitelemiştir. 


Tefhim-ul Kuran

Şimdi onlara sor: Yaratılış bakımından onlar mı daha zorlu, yoksa bizim yarattıklarımız mı? Doğrusu biz onları, cıvık, yapışkan bir çamurdan yarattık.


Yaşar Nuri Öztürk

Şimdi sor onlara: Yaratış ve yaratılış bakımından onlar mı daha güçlüdür, yoksa bizim yarattığımız şuurlular mı? Gerçek şu ki, biz onları bir cıvık çamurdan yarattık.