RÛM SURESİ

Ayet Getir

الم

Elif lâm mîm.


Bayraktar Bayraklı

Elif, lâm, mîm.


Cemal Külünkoğlu

Elif, Lam, Mim.


Diyanet İşleri (eski)

Elif, Lam, Mim.


Diyanet Vakfi

Elif. Lâm. Mîm.


Edip Yüksel

A1L30M40


Elmalılı Hamdi Yazır

Elif, Lam, Mim.


Muhammed Esed

Elif-Lam-Mim.


Mustafa İslamoğlu

Elif-Lam-Mim!


Seyyid Kutub

Elif, lâm, mim.


Süleyman Ateş

Elif lâm mim.


Süleymaniye Vakfı

ELİF! LÂM! MÎM!


Tefhim-ul Kuran

Elif, Lâm, Mîm.


Yaşar Nuri Öztürk

Elif, Lâm, Mîm.


غُلِبَتِ الرُّومُ

Gulibetir rûm(rûmu).

Bayraktar Bayraklı

(2-5) Rumlar, en yakın yerde yenildiler. Onlar, bu yenilgilerinden sonra birkaç yıl içinde yeneceklerdir. İş, eninde sonunda Allah'a aittir. İşte o gün, inananlar, isteyene yardım eden Allah'ın yardımına sevineceklerdir. Allah, güçlüdür; merhamet sahibidir.


Cemal Külünkoğlu

(2-5) Rumlar (Bizanslılar), yakın bir yerde yenilgiye uğratıldılar (İranlılara yenildiler). Ama onlar (bu) yenilgilerinden sonra birkaç yıl içinde galip geleceklerdir. Karar yetkisi, eninde sonunda Allah'a aittir. İşte o gün Allah'ın (Rumlara) zafer vermesiyle mü'minler sevinecekler. Allah, dilediğine yardım eder. O, mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir.


Diyanet İşleri (eski)

(2-5) Rumlar en yakın bir yerde yenildiler. Onlar bu yenilgilerinden bir kaç yıl sonra galip geleceklerdir. İş, eninde sonunda Allah'a aittir. İşte o gün, inananlar, istediğine yardım eden Allah'ın yardımına sevineceklerdir. O güçlüdür, merhametlidir.


Diyanet Vakfi

(2-5) Rumlar, (Arapların bulunduğu bölgeye) en yakın bir yerde yenilgiye uğradılar. Halbuki onlar, bu yenilgilerinden sonra birkaç yıl içinde galip geleceklerdir. Eninde sonunda emir Allah'ındır. O gün müminler de Allah'ın yardımıyla sevineceklerdir. Allah, dilediğine yardım eder. O, mutlak güç sahibidir, çok esirgeyicidir.


Edip Yüksel

Romalılar yendiler,


Elmalılı Hamdi Yazır

Rum mağlûb oldu


Muhammed Esed

Bizanslılar yenilgiye uğradı,


Mustafa İslamoğlu

Rumlar yenilgiye uğradılar,


Seyyid Kutub

Rumlar yenildi.


Süleyman Ateş

Rum(lar), yenildi:


Süleymaniye Vakfı

Romalılar yenildiler,


Tefhim-ul Kuran

Rum (orduları) yenilgiye uğradı.


Yaşar Nuri Öztürk

Yenilgiye uğratıldı Rûm.


فِي أَدْنَى الْأَرْضِ وَهُم مِّن بَعْدِ غَلَبِهِمْ سَيَغْلِبُونَ

Fî ednâl ardı ve hum min ba’di galebihim se yaglibûn(yaglibûne).

Bayraktar Bayraklı

(2-5) Rumlar, en yakın yerde yenildiler. Onlar, bu yenilgilerinden sonra birkaç yıl içinde yeneceklerdir. İş, eninde sonunda Allah'a aittir. İşte o gün, inananlar, isteyene yardım eden Allah'ın yardımına sevineceklerdir. Allah, güçlüdür; merhamet sahibidir.


Cemal Külünkoğlu

(2-5) Rumlar (Bizanslılar), yakın bir yerde yenilgiye uğratıldılar (İranlılara yenildiler). Ama onlar (bu) yenilgilerinden sonra birkaç yıl içinde galip geleceklerdir. Karar yetkisi, eninde sonunda Allah'a aittir. İşte o gün Allah'ın (Rumlara) zafer vermesiyle mü'minler sevinecekler. Allah, dilediğine yardım eder. O, mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir.


Diyanet İşleri (eski)

(2-5) Rumlar en yakın bir yerde yenildiler. Onlar bu yenilgilerinden bir kaç yıl sonra galip geleceklerdir. İş, eninde sonunda Allah'a aittir. İşte o gün, inananlar, istediğine yardım eden Allah'ın yardımına sevineceklerdir. O güçlüdür, merhametlidir.


Diyanet Vakfi

(2-5) Rumlar, (Arapların bulunduğu bölgeye) en yakın bir yerde yenilgiye uğradılar. Halbuki onlar, bu yenilgilerinden sonra birkaç yıl içinde galip geleceklerdir. Eninde sonunda emir Allah'ındır. O gün müminler de Allah'ın yardımıyla sevineceklerdir. Allah, dilediğine yardım eder. O, mutlak güç sahibidir, çok esirgeyicidir.


Edip Yüksel

Yeryüzünün/ülkenin en alçak yerinde… Yengilerinden sonra yenileceklerdir.


Elmalılı Hamdi Yazır

Arzın yakınında, maamafih onlar bu mağlûbiyyetlerinin arkasından bir kaç sene içinde muhakkak galebe edecekler


Muhammed Esed

yakın bir yerde; ama bu yenilgiye rağmen (yeniden) üstünlük sağlayacaklar


Mustafa İslamoğlu

(üstelik) en yakın yerde; ama onlar, bu yenilgilerinin ardından yeniden galip gelecekler;


Seyyid Kutub

En yakın bir yerde. Onlar bu yenilgilerinden sonra yeneceklerdir.


Süleyman Ateş

(Bölgeye) En yakın bir yerde. Onlar (bu) yenilgilerinden sonra yeneceklerdir;


Süleymaniye Vakfı

(Yenilgi) Çok yakın bir yerde[*] oldu. Onlar, bu yenilginin ardından galip geleceklerdir. [*] Dünyanın en basık yerinde anlamı da verilebilir. Çünkü savaş Ölüdeniz(Ürdün ile İsrail arasında) çevresinde olmuştur. 


Tefhim-ul Kuran

Yakın bir yerde. Ama onlar, yenilgilerinden sonra yeneceklerdir.


Yaşar Nuri Öztürk

Yeryüzünün en yakın/en alçak bir yerinde. Ama onlar yengilerinin ardından galip duruma geçecekler,


فِي بِضْعِ سِنِينَ لِلَّهِ الْأَمْرُ مِن قَبْلُ وَمِن بَعْدُ وَيَوْمَئِذٍ يَفْرَحُ الْمُؤْمِنُونَ

Fî bıd’ı sinîn(sinîne), lillâhil emru min kablu ve min ba’du, ve yevme izin yefrahul mu’minûn(mu’minûne).

Bayraktar Bayraklı

(2-5) Rumlar, en yakın yerde yenildiler. Onlar, bu yenilgilerinden sonra birkaç yıl içinde yeneceklerdir. İş, eninde sonunda Allah'a aittir. İşte o gün, inananlar, isteyene yardım eden Allah'ın yardımına sevineceklerdir. Allah, güçlüdür; merhamet sahibidir.


Cemal Külünkoğlu

(2-5) Rumlar (Bizanslılar), yakın bir yerde yenilgiye uğratıldılar (İranlılara yenildiler). Ama onlar (bu) yenilgilerinden sonra birkaç yıl içinde galip geleceklerdir. Karar yetkisi, eninde sonunda Allah'a aittir. İşte o gün Allah'ın (Rumlara) zafer vermesiyle mü'minler sevinecekler. Allah, dilediğine yardım eder. O, mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir.


Diyanet İşleri (eski)

(2-5) Rumlar en yakın bir yerde yenildiler. Onlar bu yenilgilerinden bir kaç yıl sonra galip geleceklerdir. İş, eninde sonunda Allah'a aittir. İşte o gün, inananlar, istediğine yardım eden Allah'ın yardımına sevineceklerdir. O güçlüdür, merhametlidir.


Diyanet Vakfi

(2-5) Rumlar, (Arapların bulunduğu bölgeye) en yakın bir yerde yenilgiye uğradılar. Halbuki onlar, bu yenilgilerinden sonra birkaç yıl içinde galip geleceklerdir. Eninde sonunda emir Allah'ındır. O gün müminler de Allah'ın yardımıyla sevineceklerdir. Allah, dilediğine yardım eder. O, mutlak güç sahibidir, çok esirgeyicidir.


Edip Yüksel

Bir kaç sene içinde. İş, önünde sonunda ALLAH’a aittir. O gün gerçeği onaylayanlar sevineceklerdir.


Elmalılı Hamdi Yazır

Önünde de sonunda da emir Allahın, ve o gün mü'minler Allahın nusretiyle ferahlanacaklar


Muhammed Esed

birkaç yıl içinde: (çünkü) karar yetkisi, eninde sonunda Allah'a aittir. İşte o gün inananlar sevineceklerdir


Mustafa İslamoğlu

(hem de) bir kaç yıl içerisinde -(tabi ki) mutlak karar, önünde sonunda Allah'a aittir-: (Şimdi müşriklerin sevindiği gibi) o gün de mü'minler sevinecekler;


Seyyid Kutub

Birkaç yıl içinde, eninde sonunda emir Allah'ındır. O gün mü'minler sevinir.


Süleyman Ateş

Birkaç yıl içinde. (Onların) Bu (yenilgileri)nden önce de, sonra da emir Allâh'ındır (ferman O'nundur). O gün mü'minler sevinir(ler).


Süleymaniye Vakfı

Birkaç yıl içinde[*] olacak. Öncesi de sonrası da Allah’ın yetkisindedir emrindedir. O gün müminler sevineceklerdir,. [*] Üç ila dokuz yıl içinde.


Tefhim-ul Kuran

Birkaç yıl içinde. Bundan önce de, bundan sonra da emir Allah'ındır. Ve o gün mü'minler sevineceklerdir.


Yaşar Nuri Öztürk

Birkaç yıl içinde. İş/oluş/hüküm, önünde de sonunda da Allah'ındır. Onların galibiyet gününde müminler ferahlayacaklar,


بِنَصْرِ اللَّهِ يَنصُرُ مَن يَشَاء وَهُوَ الْعَزِيزُ الرَّحِيمُ

Bi nasrillâhi, yansuru men yeşâu, ve huvel azîzur rahîm(rahîmu).

Bayraktar Bayraklı

(2-5) Rumlar, en yakın yerde yenildiler. Onlar, bu yenilgilerinden sonra birkaç yıl içinde yeneceklerdir. İş, eninde sonunda Allah'a aittir. İşte o gün, inananlar, isteyene yardım eden Allah'ın yardımına sevineceklerdir. Allah, güçlüdür; merhamet sahibidir.


Cemal Külünkoğlu

(2-5) Rumlar (Bizanslılar), yakın bir yerde yenilgiye uğratıldılar (İranlılara yenildiler). Ama onlar (bu) yenilgilerinden sonra birkaç yıl içinde galip geleceklerdir. Karar yetkisi, eninde sonunda Allah'a aittir. İşte o gün Allah'ın (Rumlara) zafer vermesiyle mü'minler sevinecekler. Allah, dilediğine yardım eder. O, mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir.


Diyanet İşleri (eski)

(2-5) Rumlar en yakın bir yerde yenildiler. Onlar bu yenilgilerinden bir kaç yıl sonra galip geleceklerdir. İş, eninde sonunda Allah'a aittir. İşte o gün, inananlar, istediğine yardım eden Allah'ın yardımına sevineceklerdir. O güçlüdür, merhametlidir.


Diyanet Vakfi

(2-5) Rumlar, (Arapların bulunduğu bölgeye) en yakın bir yerde yenilgiye uğradılar. Halbuki onlar, bu yenilgilerinden sonra birkaç yıl içinde galip geleceklerdir. Eninde sonunda emir Allah'ındır. O gün müminler de Allah'ın yardımıyla sevineceklerdir. Allah, dilediğine yardım eder. O, mutlak güç sahibidir, çok esirgeyicidir.


Edip Yüksel

ALLAH’ın zaferiyle… O dilediğini zafere ulaştırır. O Üstündür, Rahimdir.


Elmalılı Hamdi Yazır

o kimi dilerse muzaffer kılar ve azîz odur, rahîm o


Muhammed Esed

Allah'ın yardımına: (çünkü) O, dilediğine yardım eder. O kudret ve merhamet Sahibidir.


Mustafa İslamoğlu

Allah'ın yardımı sayesinde... O dilediğine yardım eder: zira O her işinde mükemmel olan, sonsuz merhamet sahibidir.


Seyyid Kutub

Allah dilediğine yardım eder. O güçlüdür (galibdir) esirgeyendir.


Süleyman Ateş

Allâh'ın yardımıyle. (Allâh) Dilediğine yardım eder. O, gâliptir, esirgeyendir.


Süleymaniye Vakfı

Bu, Allah’ın yapacağı yardımla olacaktır. O, çalışana yardım eder. O güçlüdür, ikramı boldur.


Tefhim-ul Kuran

Allah'ın yardımıyla. O, dilediğine yardım eder. O, güçlü ve üstün olandır, esirgeyendir.


Yaşar Nuri Öztürk

Allah'ın yardımıyla. Dilediğine yardım eder O! Azîz'dir, Rahîm'dir O.


وَعْدَ اللَّهِ لَا يُخْلِفُ اللَّهُ وَعْدَهُ وَلَكِنَّ أَكْثَرَ النَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ

Va’dallâhi, lâ yuhlifullâhu va’dehu ve lâkinne ekseran nâsi lâ ya’lemûn(ya’lemûne).

Bayraktar Bayraklı

Bu, Allah'ın verdiği sözdür. Allah, verdiği sözden dönmez. Fakat insanların çoğu bilmezler.


Cemal Külünkoğlu

(Bu) Allah'ın vaadidir. Allah vaadinden asla dönmez. Ama insanların çoğu (bunu) bilmezler.


Diyanet İşleri (eski)

Bu, Allah'ın vaadidir; Allah verdiği sözden caymaz, fakat insanların çoğu bilmezler.


Diyanet Vakfi

(Bu) Allah'ın vâdettiğidir. Allah vâdinden caymaz; fakat insanların çoğu bilmezler.


Edip Yüksel

ALLAH’ın vermiş olduğu sözdür. ALLAH sözünü bozmaz; fakat insanların çoğu bilmez.


Elmalılı Hamdi Yazır

Allahın va'di bu, Allah, va'dine hulf etmez ve lâkin nasın ekserisi bilmezler


Muhammed Esed

Allah'ın vaadi(dir bu). Allah vaadinden asla dönmez. Ama insanların çoğu (bunu) bilmezler:


Mustafa İslamoğlu

(Bu) Allah'ın kesin vaadidir. Allah vaadinden dönmez; ne var ki insanların çoğu (bunu) bilmezler:


Seyyid Kutub

Bu, Allah'ın vaadidir. Allah verdiği sözden caymaz: fakat insanların çoğu bunu bilmezler.


Süleyman Ateş

(Bu,) Allâh'ın va'didir. Allâh va'dinden caymaz; fakat insanların çoğu bilmezler.


Süleymaniye Vakfı

Bu Allah’ın vaadidir! İnsanların çoğu bilmese de Allah vaadinden caymaz dönmez.


Tefhim-ul Kuran

(Bu,) Allah'ın vâdidir; Allah vâdinden geri dönmez. Ancak insanların çoğu bilmezler.


Yaşar Nuri Öztürk

Allah'ın vaadi bu! Allah kendi vaadine ters düşmez. Ne var ki, insanların çokları bilmiyorlar.


يَعْلَمُونَ ظَاهِرًا مِّنَ الْحَيَاةِ الدُّنْيَا وَهُمْ عَنِ الْآخِرَةِ هُمْ غَافِلُونَ

Ya’lemûne zâhiran minel hayâtid dunyâ, ve hum anil âhırati hum gâfilûn(gâfilûne).

Bayraktar Bayraklı

Onlar, dünya hayatının sadece görünen kısmını bilirler. Oysa onlar, gerçekten âhiretten habersizdirler.


Cemal Külünkoğlu

Onlar dünya hayatının yalnız görünen yüzünü tanırlar, ebedi ve nihai olandan ise tamamen habersizdirler.


Diyanet İşleri (eski)

Onlar, dünya hayatının görülen kısmını bilirler. Onlar, ahiretten habersizdirler.


Diyanet Vakfi

Onlar, dünya hayatının görünen yüzünü bilirler. Ahiretten ise, onlar tamamen gafildirler.


Edip Yüksel

Onlar dünya hayatının dış (görünen) yüzünü bilirler. Ahiretten ise habersizdirler.


Elmalılı Hamdi Yazır

Bir zâhir bilirler Dünya hayattan, Âhıretten ise hep gafildirler


Muhammed Esed

Onlar bu dünya hayatının yalnız görünen yüzünü tanırlar, ebedi ve nihai olandan ise tamamen habersizdirler.


Mustafa İslamoğlu

onlar sadece bu dünya hayatının görünür yüzünü tanırlar, ama onlar (görünmeyen) öteki hayattan gafildirler.


Seyyid Kutub

Onlar dünya hayatının görülen kısmını bilirler. Ahiretten ise habersizdirler.


Süleyman Ateş

Onlar, sadece şu yakın hayâtın dış yüzünü bilirler; âhiretten ise onlar tamamen gâfildirler.


Süleymaniye Vakfı

Bütün bildikleri dünya hayatının görüntüsüdür. Onlar Ahiretei dikkate almazlar. ilgi duymazlar.


Tefhim-ul Kuran

Onlar, dünya hayatından (yalnızca) dışta olanı bilirler. Ahiretten ise gafil olanlardır.


Yaşar Nuri Öztürk

Onlar basit ve iğreti hayattan, bir dış görünüşü bilirler. Ama âhiretten tam bir gaflet içindedirler onlar!


أَوَلَمْ يَتَفَكَّرُوا فِي أَنفُسِهِمْ مَا خَلَقَ اللَّهُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا إِلَّا بِالْحَقِّ وَأَجَلٍ مُّسَمًّى وَإِنَّ كَثِيرًا مِّنَ النَّاسِ بِلِقَاء رَبِّهِمْ لَكَافِرُونَ

E ve lem yetefekkerû fî enfusihim, mâ halakallâhus semâvâti vel arda ve mâ beynehumâ illâ bil hakkı ve ecelin musemmâ(musemmen) ve inne kesîran minen nâsi bi likâi rabbihim le kâfirûn(kâfirûne).

Diyanet İşleri (eski)

Kendi kendilerine, Allah'ın gökleri, yeri ve ikisinin arasında bulunanları, gerçek olarak ve belirli bir süre için yarattığını düşünmezler mi? Doğrusu insanların çoğu, Rablerine kavuşacaklarını inkar ederler.


Diyanet Vakfi

Kendi kendilerine, Allah'ın, gökleri, yeri ve ikisinin arasında bulunanları ancak hak olarak ve muayyen bir süre için yarattığını hiç düşünmediler mi? İnsanların birçoğu, Rablerine kavuşmayı gerçekten inkâr etmektedirler.


Edip Yüksel

Kendi kendilerine hiç düşünmediler mi ki ALLAH gökleri, yeri ve aralarındakileri bir amaç için ve belli bir süre için yaratmıştır. Buna rağmen, insanların çoğunluğu Rab’leriyle karşılaşmayı inkâr etmektedirler.


Elmalılı Hamdi Yazır

Nefislerinde bir düşünmediler de mi? Allah o Gökleri ve Yeri ve ikisinin arasındakileri başka değil, ancak hak sebeb ve müsemmâ bir ecel ile halk buyurmuştur, bununla beraber doğrusu insanlardan bir çoğu rablarının likasına kâfirdirler.


Muhammed Esed

Onlar kendi içlerinde bir muhasebe yapmayı hiç bilmezler mi? Allah, gökleri ve yeri ve ikisi arasında bulunan her şeyi (deruni) bir anlamdan ve (kendi belirlediği) bir zaman sınırından yoksun yaratmış olamaz: fakat, çoğu kimse, sonunda Rablerine kavuşacaklarını hala inatla reddeder!


Mustafa İslamoğlu

Şimdi onlar kendi iç dünyalarında hiç muhasebe yapmazlar mı? Allah gökleri, yeri ve bu ikisi arasındakileri asla bir amaç ve anlamdan, dahası sınırlı bir ömürden yoksun olarak yaratmamıştır. Ne var ki insanlardan bir çoğu Rablerine kavuşacaklarını inatla inkar etmektedirler.


Seyyid Kutub

Kendi kendilerine hiç düşünmediler mi ki, Allah göklerde, yerde ve bu ikisi arasında bulunan her şeyi ancak hak ile, belirlenmiş bir süre ile yaratmıştır. İnsanların çoğu, Rabb'lerine kavuşmayı inkâr ederler.


Süleyman Ateş

Kendi içlerinde hiç düşünmediler mi ki Allâh, göklerde, yerde ve bu ikisi arasında bulunan her şeyi ancak hak olarak ve belirtilmiş bir süre ile yaratmıştır? İnsanlardan çoğu, Rabblerine kavuşmayı inkâr etmektedirler.


Süleymaniye Vakfı

Onlar içten içe hiç düşünmediler mi; Allah gökleri ve yeri başka şekilde değil, sadece gerçek ve belli bir ömrü olan varlıklar olarak[*] yaratmıştır. İnsanların çoğu Rableriyle yüzleşmeyi gözardı ederler. [*] Ecelli müsemma ilgili diğer ayetler Enam 6/2, Taha 20/129, Ahkaf 46/3


Tefhim-ul Kuran

Kendi nefisleri konusunda düşünmüyorlar mı? Allah, gökleri, yeri ve bu ikisi arasında olanları ancak hak ile ve belirlenmiş bir süre (ecel) olarak yaratmıştır. Gerçekten, insanlardan çoğu Rablerine kavuşmayı inkâr etmektedirler.


Yaşar Nuri Öztürk

Kendi benliklerinin içinde olup bitenleri de mi düşünmediler! Allah gökleri, yeri ve bu ikisi arasındakileri ancak hak üzere ve belirlenmiş bir süreye bağlı olarak yaratmıştır. Şu da bir gerçek ki, insanlardan çokları Rablerine kavuşmayı gerçekten inkâr ediyorlar.


أَوَلَمْ يَسِيرُوا فِي الْأَرْضِ فَيَنظُرُوا كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ كَانُوا أَشَدَّ مِنْهُمْ قُوَّةً وَأَثَارُوا الْأَرْضَ وَعَمَرُوهَا أَكْثَرَ مِمَّا عَمَرُوهَا وَجَاءتْهُمْ رُسُلُهُم بِالْبَيِّنَاتِ فَمَا كَانَ اللَّهُ لِيَظْلِمَهُمْ وَلَكِن كَانُوا أَنفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ

E ve lem yesîrû fîl ardı fe yanzurû keyfe kâne âkıbetullezîne min kablihim, kânû eşedde minhum kuvveten, ve esârûl arda ve amarûhâ eksera mimmâ amarûhâ ve câethum rusuluhum bil beyyinâti, fe mâ kânallâhu li yazlimehum ve lâkin kânû enfusehum yazlimûn(yazlimûne).

Bayraktar Bayraklı

Yeryüzünde dolaşıp da, kendilerinden öncekilerin sonlarının nasıl olduğuna bakmazlar mı? Onlar kendilerinden daha kuvvetli idiler; toprağı ekmişler, orayı bunlardan daha fazla imar etmişlerdi. Peygamberleri de onlara nice açık deliller getirmişti. Sonunda Allah, onlara haksızlık etmedi. Onlar kendi kendilerine haksızlık ediyorlardı.


Cemal Külünkoğlu

Yeryüzünde gezip dolaşmıyorlar mı? Böylece kendilerinden öncekilerin (yaptıkları yüzünden) nasıl bir sona uğradıklarını görsünler. Onlar ki daha kudretliydiler, yeryüzünde daha derin izler bırakmışlardı ve dünyayı daha iyi imar etmişlerdi. Onlara da peygamberleri apaçık deliller getirmişti. Allah onlara zulmetmiyordu, fakat onlar (isyan ettikleri ve hakka karşı direndikleri için) kendi kendilerine zulmediyordu.


Diyanet İşleri (eski)

Yeryüzünde dolaşıp, kendilerinden önce geçmiş kimselerin sonlarının nasıl olduğuna bakmazlar mı? Ki onlar kendilerinden daha kuvvetli idiler, yeryüzünü kazıp alt üst ederek onlardan çok imar etmiş kimseydiler ve onlara belgelerle peygamberler gelmişti. Böylece Allah onlara zulmetmiyor, onlar kendilerine zulmediyorlardı.


Diyanet Vakfi

Onlar, yeryüzünde gezip de kendilerinden öncekilerin âkıbetlerinin nice olduğuna bakmadılar mı? Ki onlar, kendilerinden daha güçlü idiler; yeryüzünü kazıp alt üst etmişler, onu bunların imar ettiklerinden daha çok imar etmişlerdi. Peygamberleri, onlara da nice açık deliller getirmişlerdi. Zaten Allah onlara zulmedecek değildi; fakat onlar kendi kendilerine zulmetmekteydiler.


Edip Yüksel

Yeryüzünde dolaşıp, kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğuna bakmazlar mı? Onlardan daha güçlü idiler, toprağı işlediler ve onlardan daha fazla üretimde bulundular. Elçileri onlara apaçık delillerle gitmişlerdi. Onlara zulmeden ALLAH değildi; onlar kendi kendilerine zulmediyorlardı.


Elmalılı Hamdi Yazır

Ya Yer yüzünde gezib bir bakmadılar da mı? Nasıl olmuş akıbeti kendilerinden evvelkilerin? Kuvvetçe kendilerinden daha şiddetli idiler, Arzı aktarmışlar ve onu kendilerinin ı'marından ziyade ı'mar etmişlerdi, Peygamberleri de onlara beyyinat ile gelmişlerdi, demek Allah onlara zulmetmiyordu velâkin kendileri nefislerine zulmediyorlardı


Muhammed Esed

Onlar, hiç yeryüzünü dolaşıp kendilerinden önce yaşamış olan (hakikati inkar edenler)in sonlarının ne olduğunu görmediler mi? Onlar ki daha kudretliydiler, yeryüzünde daha derin izler bırakmışlardı ve dünyayı daha iyi imar etmişlerdi; onlara (da) peygamberleri hakikatin bütün kanıtlarıyla gelmişti; ama (hakikati reddettikleri ve sonuçta yok olup gittiklerinde) Allah onlara haksızlık yapmış değildi, ama onlar kendi kendilerine haksızlık yapmışlardı.


Mustafa İslamoğlu

Onlar yeryüzünde dolaşmıyorlar mı? Artık kendilerinden öncekilerin nasıl bir akıbete uğradıklarını görselerdi bari: Onlar kendilerinden daha güçlüydü ve yeryüzünde daha derin izler bırakmışlardı; dahası onlar orayı, berikilerden çok daha fazla mamur ve müreffeh hale getirmişlerdi; üstelik, onlara da elçileri hakikatin apaçık belgeleriyle gelmişti: neticede onlara zulmeden Allah değildi, ama asıl onlar kendi kendilerine zulmettiler.


Seyyid Kutub

Yeryüzünde gezip, kendilerinden önceki insanların sonlarının nasıl olduğuna bakmazlar mı? Onlar kendilerinden daha güçlü idiler. Yeryüzünü kazıp altüst etmişler ve onu, bunların imar ettiklerinden daha çok imar etmişlerdir. Onlara da elçileri, delillerle gelmişti. Böylece Allah onlara zulmetmiyor, onlar kendilerine zulmediyorlardı.


Süleyman Ateş

Yeryüzünde gezmediler mi ki, kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğuna baksınlar. Onlar, kendilerinden daha güçlü idiler; (sular, madenler çıkarmak, ekin ekmek, ağaç dikmek için) toprağı (kazmış), alt üst etmişler ve onu, bunların imar ettiklerinden daha çok imar etmişlerdi. Onlara da elçileri, deliller getirmişti. Allâh onlara zulmedecek değildi. Fakat onlar, kendi kendilerine zulmediyorlardı.


Süleymaniye Vakfı

Yeryüzünde de dolaşmadılar mı ki, kendilerinden önce gelenlerin sonunun ne olduğunu görsünler. Öncekiler bunlardan çok daha güçlü kimselerdi. Toprağı işlemişler ve bunların şenlendirmelerinden daha çok şenlendirmişlerdi. Elçileri de onlara apaçık belgeler getirmişlerdi. Allah onlara yanlış yapmamıştı; yanlışı onlar kendilerine yaptılar.


Tefhim-ul Kuran

Yeryüzünde gezip dolaşmıyorlar mı? Böylece kendilerinden öncekilerin nasıl bir sona uğradıklarını görsünler. Onlar, güç bakımından kendilerinden daha üstün idiler, toprağı alt üst etmişler (ekmişler, madenler, sular arayıp çıkarmışlar) ve onu, kendilerinin imar ettiğinden daha çok imar etmişlerdi. Peygamberleri de, onlara açık delillerle gelmişti. Demek ki Allah onlara zulmetmiyordu, ancak onlar kendi nefislerine zulmediyorlardı.


Yaşar Nuri Öztürk

Yeryüzünde dolaşıp bir bakmıyorlar mı ki, nasıl oldu kendilerinden öncekilerin sonu? Onlar kuvvet yönünden bunlardan daha ağır ve baskındılar. Toprağı eşip deşip didik didik etmişlerdi. Ve yeryüzünü, bunların imar ettiklerinden çok daha fazla imar etmişlerdi. Ve resulleri onlara açık seçik deliller getirmişti. O halde, Allah onlara zulmediyor değildi. Doğrusu, onlardı öz benliklerine zulmedip duranlar.


ثُمَّ كَانَ عَاقِبَةَ الَّذِينَ أَسَاؤُوا السُّوأَى أَن كَذَّبُوا بِآيَاتِ اللَّهِ وَكَانُوا بِهَا يَسْتَهْزِؤُون

Summe kâne âkıbetellezîne esâus sûâ en kezzebû bi âyâtillâhi ve kânû bihâ yestehziûn(yestehziûne).

Bayraktar Bayraklı

Sonra, kötülük yapanların sonu çok kötü oldu. Çünkü onlar, Allah'ın âyetlerini yalanlıyorlar ve alaya alıyorlardı.


Cemal Külünkoğlu

Sonra, Allah'ın âyetlerini yalanlayarak ve onlarla alay ederek kötülük yapanların sonu çok kötü oldu.


Diyanet İşleri (eski)

Sonra Allah'ın ayetlerini yalan sayıp, onları alaya alarak kötülük yapanların sonu pek kötü oldu.


Diyanet Vakfi

Sonunda, Allah'ın âyetlerini yalan sayarak ve onları alaya alarak kötülük yapanların âkıbetleri pek fena oldu.


Edip Yüksel

Kötülük işleyenlerin sonu kötü oldu. Çünkü ALLAH’ın ayet ve mucizelerini yalanladılar ve onlarla eğlendiler.


Elmalılı Hamdi Yazır

Sonra o fenalık yapanların akıbeti en fenası oldu, çünkü Allahın âyetlerini tekzib ettiler ve onlarla eğleniyorlardı


Muhammed Esed

Ve bir kez daha (söyleyelim:) Allah'ın mesajlarını yalanlayarak ve onları alaya alıp eğlenerek kötülük işleyenlerin sonu hüsran olacaktır.


Mustafa İslamoğlu

Nihayet böylelerinin akıbeti, Allah'ın ayetlerini yalanlamaları ve onları alaya almaları nedeniyle beterin de beteri oldu.


Seyyid Kutub

Sonra kötülük edenlerin sonu çok kötü oldu. Çünkü Allah'ın ayetlerini yalanladılar. Ve onlarla alay ediyorlardı.


Süleyman Ateş

Sonra kötülük edenlerin sonu çok kötü oldu. Çünkü Allâh'ın âyetlerini yalanladılar. Ve onlarla alay ediyorlardı.


Süleymaniye Vakfı

Sonra Allah’ın ayetleri karşısında yalan söyleyerek ve onları hafife alarak kötülük yapan bu kişilerin sonu daha kötü oldu.


Tefhim-ul Kuran

Sonra kötülük yapanların uğradıkları son, Allah'ın ayetlerini yalan saymaları ve onları alay konusu edinmeleri dolayısıyla çok kötü oldu.


Yaşar Nuri Öztürk

Sonra o çirkinlik ve kötülük sergileyenlerin sonu, çirkinlik ve kötülüğün en beteri oldu. Çünkü Allah'ın ayetlerini yalanlamışlardı ve o ayetlerle alay ediyorlardı.


اللَّهُ يَبْدَأُ الْخَلْقَ ثُمَّ يُعِيدُهُ ثُمَّ إِلَيْهِ تُرْجَعُونَ

Allâhu yebdeul halka summe yuîduhu summe ileyhi turceûn(turceûne).

Bayraktar Bayraklı

Allah, ilkin varlıkları yaratır, sonra da bunu tekrarlar/tekrar diriltir; sonunda hep O'na döndürüleceksiniz.


Cemal Külünkoğlu

Allah, mahlûkatı önce meydana getirir, (öldükten) sonra onu (mahşerde yaratıp) tekrar eder (diriltir). En sonunda da siz O'na döndürülürsünüz.


Diyanet İşleri (eski)

Allah önce yaratır, ölümünden sonra tekrar diriltir. Sonunda O'na döneceksiniz.


Diyanet Vakfi

Allah, ilkin mahlûkunu yaratır, (ölümden) sonra da bunu (yaratmayı), tekrarlar. Sonunda hep O'na döndürüleceksiniz.


Edip Yüksel

Yaratılışı başlatan, sonra onu tekrarlayan ALLAH’tır. Ve sonunda siz O’na döndürüleceksiniz.


Elmalılı Hamdi Yazır

Allah halkı ilkin yapar, sonra da çevirir onu yeniden yapar, sonra hep döndürülüb ona götürüleceksiniz


Muhammed Esed

(İnsanı) yoktan var eden Allah sonra ona yeniden can verecektir ve sonunda hepiniz yine O'na döndürüleceksiniz.


Mustafa İslamoğlu

Allah insan neslini yoktan var ettiği gibi, sonra bu (yaratışı) tekrarlayacaktır: en sonunda hepiniz O'na döndürüleceksiniz.


Seyyid Kutub

Allah önce yaratır, ölümünden sonra tekrar diriltir. Sonunda O'na döneceksiniz.


Süleyman Ateş

Allâh, yaratmağa başlar, sonra onu çevirip yeniden yapar; sonra O'na döndürülürsünüz.


Süleymaniye Vakfı

İlk yaratan ve yaratmayı tekrarlayan Allah’tır. Sonra onun huzuruna çıkarılacaksınız.


Tefhim-ul Kuran

Allah, yaratmayı başlatır, sonra onu iade eder, sonra da siz O'na döndürülürsünüz.


Yaşar Nuri Öztürk

Allah yaratışa başlar, sonra onu varlık alanından çekip tekrar yaratır. En sonunda O'na döndürülürsünüz.