NEML SURESİ

Ayet Getir

طس تِلْكَ آيَاتُ الْقُرْآنِ وَكِتَابٍ مُّبِينٍ

Tâ sîn, tilke âyâtul kur’âni ve kitâbin mubîn(mubînin).

Bayraktar Bayraklı

Tâ, sîn. Bunlar, Kur'ân'ın ve apaçık bir kitabın âyetleridir.


Cemal Külünkoğlu

Ta, sin. Bu (okuna)nlar Kur'an'ın ve (hakikatleri) apaçık (bildiren) Kitab'ın ayetleridir.


Diyanet İşleri (eski)

Ta, Sin, Bunlar Kuran'ın, Kitab-ı Mübin'in ayetleridir.


Diyanet Vakfi

Tâ. Sîn. Bunlar Kur'an'ın, apaçık bir Kitab'ın âyetleridir.


Edip Yüksel

T9S60. Bu (harfler) Kuran’ın, apaçık bir kitabın mucizeleridir.


Elmalılı Hamdi Yazır

Ta, Sin, bunlar sana Kur'anın ve mübîn bir kitabın âyetleri


Muhammed Esed

Ta-Sin. Bunlar Kuran'ın, özünde açık olan ve gerçeği bütün açıklığıyla ortaya koyan ilahi kitabın mesajlarıdır:


Mustafa İslamoğlu

Ta-Sin! Bunlar Kur'an'ın, yani açık ve açıklayıcı olan ilahi kelamın ayetleridir.


Seyyid Kutub

Ta sin, bunlar Kur'an'ın, açık anlamlı kitabın ayetleridir.


Süleyman Ateş

Tâ sin. Şunlar Kur'ân'ın ve apaçık bir Kitabın âyetleridir.


Süleymaniye Vakfı

TA! SİN! Bunlar Kur’ân’ın, bu açık Kitab’ın ayetleri[*]; [*]...


Tefhim-ul Kuran

Tâ,sîn. Bunlar, Kur'an'ın ve apaçık olan Kitabın ayetleridir.


Yaşar Nuri Öztürk

Tâ, Sîn. İşte bunlar Kur'an'ın ve açık seçik beyanda bulunan Kitap'ın ayetleridir.


هُدًى وَبُشْرَى لِلْمُؤْمِنِينَ

Huden ve buşrâ lil mu’minîn(mu’minîne).

Bayraktar Bayraklı

İnananlara rehber ve müjdedir.


Cemal Külünkoğlu

(2-3) O (Kur'an), namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve ahirete yürekten inanan mü'minler için bir hidayet rehberi ve bir müjdedir.


Diyanet İşleri (eski)

(2-3) Bunlar, namaz kılan, zekat veren ve ahirete de kesin olarak inanan müminlere doğruluk rehberi ve müjdedir.


Diyanet Vakfi

(2-3) Namazı kılan, zekâtı veren ve ahirete de kesin olarak iman eden müminler için bir hidayet rehberi ve bir müjdedir.


Edip Yüksel

Gerçeği onaylayanlar için bir kılavuz ve müjdedir.


Elmalılı Hamdi Yazır

birer hidayet ve müjde olmak üzere o mü'minlere


Muhammed Esed

O kitap ki, inananlar için bir yol gösterici ve bir müjdedir;


Mustafa İslamoğlu

inananlar için bir rehber ve bir müjdedir.


Seyyid Kutub

Bu ayetler mü'minler için doğru yol kılavuzu ve müjde içeriklidirler.


Süleyman Ateş

İnananlara yol gösterici ve müjdedir.


Süleymaniye Vakfı

Doğruyu gösteren ve o müminler(inanıp güvenenler) için müjdeler içeren kitabın âyetleridir.


Tefhim-ul Kuran

Mü'minler için bir hidayet ve bir müjdedir.


Yaşar Nuri Öztürk

Müminlere bir kılavuz ve muştudur o.


الَّذِينَ يُقِيمُونَ الصَّلَاةَ وَيُؤْتُونَ الزَّكَاةَ وَهُم بِالْآخِرَةِ هُمْ يُوقِنُونَ

Ellezîne yukîmûnes salâte ve yu’tûnez zekâte ve hum bil âhırati hum yûkınûn(yûkınûne).

Bayraktar Bayraklı

Onlar ki namazı kılarlar, zekâtı verirler ve âhirete de kesin olarak inanırlar.


Cemal Külünkoğlu

(2-3) O (Kur'an), namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve ahirete yürekten inanan mü'minler için bir hidayet rehberi ve bir müjdedir.


Diyanet İşleri (eski)

(2-3) Bunlar, namaz kılan, zekat veren ve ahirete de kesin olarak inanan müminlere doğruluk rehberi ve müjdedir.


Diyanet Vakfi

(2-3) Namazı kılan, zekâtı veren ve ahirete de kesin olarak iman eden müminler için bir hidayet rehberi ve bir müjdedir.


Edip Yüksel

Onlar ki namazı gözetirler, zekatı verirler ve ahiret konusunda da kuşkuları yoktur.


Elmalılı Hamdi Yazır

Ki namazı dürüst kılarlar ve zekâtı verirler, Âhırette de onlar yakîn edinirler


Muhammed Esed

o inananlar ki, salatta devamlı ve duyarlıdırlar, arınmak için verirler ve ahirete de yürekten inanırlar!


Mustafa İslamoğlu

Onlar ki, namazı hakkını vererek kılarlar, arınıp yücelmek için ödenmesi gereken bedeli öderler; zira onlar, ahirete gönlü yatarak inananların ta kendisidirler.


Seyyid Kutub

Onlar namaz kılarlar, zekâtı verirler ve ahirete kesinlikle inanırlar.


Süleyman Ateş

Onlar ki namazı kılarlar, zekâtı verirler ve âhirete de kesin olarak inanırlar.


Süleymaniye Vakfı

Namazı tam kılan ve zekâtı veren müminler için müjdeler içerir. Onlar Ahirete de içten inanırlar.


Tefhim-ul Kuran

Ki onlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekâtı verirler ve onlar, ahirete kesin bilgiyle iman edenlerdir.


Yaşar Nuri Öztürk

O müminler ki, namazı kılar, zekâtı verirler. Ve âhirete tam bir biçimde inananlar da onlardır.


إِنَّ الَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِالْآخِرَةِ زَيَّنَّا لَهُمْ أَعْمَالَهُمْ فَهُمْ يَعْمَهُونَ

İnnellezîne lâ yu’minûne bil âhirati zeyyennâ lehum a’mâlehum fe hum ya’mehûn(ya’mehûne).

Bayraktar Bayraklı

Âhirete inanmayanların amellerini kendilerine süslemişizdir, onlar körü körüne bocalarlar.


Cemal Külünkoğlu

Ahirete inanmayanlar var ya; onlara yaptıkları (kötü) işleri güzel gösterdik. Bu yüzden onlar sapıklıkları içinde bocalayıp dururlar.


Diyanet İşleri (eski)

Ahirete inanmayanların yaptıkları işleri kendilerine güzel göstermişizdir; bu yüzden körü körüne bocalarlar.


Diyanet Vakfi

Şüphesiz biz, ahirete inanmayanların işlerini kendilerine süslü gösterdik; o yüzden bocalar dururlar.


Edip Yüksel

Ahiret gerçeğini onaylamayanların ise yaptıklarını kendilerine süslü göstermişizdir, bocalayıp dururlar.


Elmalılı Hamdi Yazır

Çünkü Âhırete inanmıyanların yaptıklarını kendilerine müzeyyen göstermişizdir de onlar ilerisini görmezler, kalbleri körelmiştir


Muhammed Esed

Ahirete inanmayanlara gelince, onlara yapıp ettiklerini güzel göstermişizdir; bu yüzden, körcesine bocalayıp durmaktadırlar.


Mustafa İslamoğlu

Ahirete inanmayanlara gelince... Biz onlara yapıp ettiklerini süslemişizdir; bu yüzden onlar saplandıkları (kuşku) bataklığında debelenip dururlar;


Seyyid Kutub

ahirete inanmayanlara gelince onlara yaptıkları kötü işleri güzel gösteririz de sapıklıkları içinde bilinçsizce debelenirler.


Süleyman Ateş

Âhirete inanmayanların işlerini kendilerine süslemişizdir, onlar körü körüne bocalarlar.


Süleymaniye Vakfı

Ahirete inanmayanlara, işlerini güzel gösteririz; onlar bocalarlar.


Tefhim-ul Kuran

Ahirete inanmayanlara gelince; biz onlara kendi yapmakta olduklarını süsleyivermişiz; böylece onlar, 'körlük içinde şaşkınca dolaşmaktadırlar.'


Yaşar Nuri Öztürk

Şu bir gerçek ki, âhirete inanmayanların amellerini biz, kendileri için süsleyip püsledik. Bu yüzden onlar kalpleri körelmiş olarak şaşkınlık içinde bocalar dururlar.


أُوْلَئِكَ الَّذِينَ لَهُمْ سُوءُ الْعَذَابِ وَهُمْ فِي الْآخِرَةِ هُمُ الْأَخْسَرُونَ

Ulâikellezîne lehum sûul azâbi ve hum fîl âhırati humul ahserûn(ahserûne).

Bayraktar Bayraklı

İşte bunlar, azabı en ağır olanlardır; âhirette en çok ziyana uğrayacaklar da onlardır.


Cemal Külünkoğlu

Onlara çetin bir azap vardır. Ahirette en çok ziyana uğrayacak olanlar da yine onlardır.


Diyanet İşleri (eski)

Kötü azap işte bunlaradır. Ahirette en çok kayba uğrayacaklar da bunlardır.


Diyanet Vakfi

İşte bunlar, azabı en ağır olanlardır; ahirette en çok ziyana uğrayacaklar da onlardır.


Edip Yüksel

Onlar en kötü cezayı haketmişlerdir ve ahirette de en çok kayba uğrayanlardır.


Elmalılı Hamdi Yazır

bunlar o kimselerdir ki kendilerine azâbın kötüsü vardır ve bunlardır ki Âhırette en çok husrana düşenlerdir


Muhammed Esed

Azabın en kötüsüne uğrayacak olanlar işte böyleleridir; ahirette en büyük kayba uğrayacak olanlar da böyleleri..!


Mustafa İslamoğlu

azabın en kötüsüne duçar olacak kimseler işte böyleleridir; ve onlar, evet onlardır en büyük kaybı yaşacacak olanlar.


Seyyid Kutub

Onlar azapların en kötüsüne çarpılacaklardır ve yine onlar ahirette en ağır zarara uğrayanlar olacaklardır.


Süleyman Ateş

Onlar, öyle kimselerdir ki, en kötü azâb kendilerinindir. Ve onlar âhirette de en çok ziyana uğrayanlardır.


Süleymaniye Vakfı

Onlar, o kötü azabı hak etmiş kimselerdir; ahirette çok zararlı çıkacaklardır.


Tefhim-ul Kuran

İşte onlar; en kötü azab onlarındır ve onlar ahirette de en büyük kayba uğrayanlardır.


Yaşar Nuri Öztürk

İşte bunlardır kendilerine azabın korkuncu öngörülen. Âhirette hüsrana uğrayacaklar da onlardır.


وَإِنَّكَ لَتُلَقَّى الْقُرْآنَ مِن لَّدُنْ حَكِيمٍ عَلِيمٍ

Ve inneke le tulekkal kur’âne min ledun hakîmin alîm(alîmin).

Bayraktar Bayraklı

“Ey Muhammed! Bu Kur'ân sana, bilge ve bilgin olan Allah tarafından verilmektedir.”


Cemal Külünkoğlu

Şüphesiz bu Kur'an sana, hüküm ve hikmet sahibi, (her şeyi) hakkıyla bilen Allah tarafından verilmektedir.


Diyanet İşleri (eski)

Şüphesiz, Kuran'ı, Hakim ve Alim olan Allah katından almaktasın.


Diyanet Vakfi

(Resûlüm!) Şüphesiz ki bu Kur'an, hikmet sahibi ve her şeyi bilen Allah tarafından sana verilmektedir.


Edip Yüksel

Kuşkusuz sen bu Kuran’ı, Bilge ve Bilen birisinden almaktasın.


Elmalılı Hamdi Yazır

Ve emin ol ki sen bu Kur'ana ılmine nihayet olmıyan bir hakîmin ledünnünden irdiriliyorsun


Muhammed Esed

Fakat (sana gelince, ey inanan kişi,) sen bu Kuran'ı her şeyin aslını bilen (ve dolayısıyla) her konuda doğru hüküm ve hikmetle edip eyleyen (Allah) katından almaktasın.


Mustafa İslamoğlu

Ve elbet sen de bu Kur'an'a, her şeyi bilen, her hükmünde tam isabet edenin katından nail kılınmaktasın.


Seyyid Kutub

Bu Kur'an sana, her işi yerinde olan ve her şeyi bilen Allah katından indirilmektedir.


Süleyman Ateş

(Ey Muhammed) Sana bu Kur'ân, hüküm ve hikmet sâhibi, (herşeyi) bilen (Allâh) katından verilmektedir.


Süleymaniye Vakfı

Bu Kur’ân sana, doğru karar veren ve bilgili olan Allah tarafından verilmektedir.


Tefhim-ul Kuran

Hiç şüphesiz, bu Kur'an, sana, hüküm ve hikmet sahibi olan, (ve her şeyi gerçeğiyle) bilen (Allah'ın) katından ilka edilmektedir.


Yaşar Nuri Öztürk

Emin ol ki, sen bu Kur'an'a Hakîm ve Alîm bir kudret tarafından muhatap kılınıyorsun.


إِذْ قَالَ مُوسَى لِأَهْلِهِ إِنِّي آنَسْتُ نَارًا سَآتِيكُم مِّنْهَا بِخَبَرٍ أَوْ آتِيكُم بِشِهَابٍ قَبَسٍ لَّعَلَّكُمْ تَصْطَلُونَ

İz kâle mûsâ li ehlihî innî ânestu nârâ(nâren), se âtîkum minhâ bi haberin ev âtîkum bi şihâbin kabesin leallekum tastalûn(tastalûne).

Bayraktar Bayraklı

Hani Mûsâ, ailesine şöyle demişti: “Gerçekten ben, bir ateş gördüm. Gidip size ondan bir haber getireceğim, yahut bir ateş parçası getireceğim, umarım ki ısınırsınız.”


Cemal Külünkoğlu

Hani Musa, ailesine: “Ben bir ateş gördüm, ondan size bir haber yahut ısınasınız diye bir kor (ateş) getireceğim” demişti.


Diyanet İşleri (eski)

Musa, ailesine: 'Ben bir ateş gördüm; size oradan ya bir haber getireceğim, yahut ısınasınız diye tutuşmuş bir odun getireceğim' demişti.


Diyanet Vakfi

Hani Musa, ailesine şöyle demişti: Gerçekten ben bir ateş gördüm. (Gidip) size oradan bir haber getireceğim, yahut bir ateş parçası getireceğim, umarım ki ısınırsınız!


Edip Yüksel

Hani Musa ailesine şöyle demişti: “Ben bir ateş gördüm, size ondan bir haber getireyim yahut size bir meşale getireyim de ısınasınız.


Elmalılı Hamdi Yazır

Hani bir vakıt Musâ, ehline demişti; ben cidden bir ateş hissettim, ondan size bir haber getireceğim, yâhud bir yalın şu'le alıp geleceğim, gerek ki bir ocak yakar ısınırsınız


Muhammed Esed

Hani, (Çölde yolunu kaybeden) Musa ailesine: "(Uzakta) bir ateş görüyorum; size oradan (tutacağımız yol hakkında) belki bir haber getiririm, yahut ısınmanız için biraz közlenmiş odun getiririm" demişti.


Mustafa İslamoğlu

Hani bir zamanlar Musa ailesine demişti ki: "Bakın, gözüme ateş türü cazip bir şey ilişti; belki ondan size bir haber veya bir ateş koru getiririm de ısınırsınız."


Seyyid Kutub

Hani Musa ailesine: «Ben uzaklarda bir ateş gördüm gideyim de oradan size ya bir haber getiririm ya da bir kor parçası alıp gelirim de ısınırsınız» dedi.


Süleyman Ateş

Mûsâ, âilesine: "Ben bir ateş gördüm (gidip) size ondan bir haber getireyim, yâhut size bir ateş koru getireyim de ısınasınız." demişti.


Süleymaniye Vakfı

Bir gün Musa ailesine şöyle demişti: “Bir ateş gördüğüme eminim. Oradan size bir haber getirim veya size ateşin korundan getiririm de ısınırsınız.”


Tefhim-ul Kuran

Hani Musa ailesine: «Şüphesiz ben bir ateş gördüm» demişti. «Size ondan ya bir haber getireceğim veya ısınmanız için bir kor ateş getireceğim.»


Yaşar Nuri Öztürk

Hatırla o zamanı; Mûsa, ailesine şöyle demişti: "Ben bir ateş fark ettim. Ondan size bir haber getireceğim, yahut parlak bir kor getireceğim ki ateş yakıp ısınabilesiniz."


فَلَمَّا جَاءهَا نُودِيَ أَن بُورِكَ مَن فِي النَّارِ وَمَنْ حَوْلَهَا وَسُبْحَانَ اللَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Fe lemmâ câehâ nûdiye en bûrike men fîn nâri ve men havlehâ, ve subhânallâhi rabbil âlemîn(âlemîne).

Bayraktar Bayraklı

Oraya geldiğinde şöyle seslenildi: “Ateşteki kimse de, ateşin çevresindekiler de kutsal kılınmıştır. Âlemlerin Rabbi olan Allah, bütün noksanlıklardan uzaktır.”


Cemal Külünkoğlu

(Musa) ateş gördüğü yere geldiğinde şöyle bir ses duydu: “Gerek ateşin yanındakiler ve gerekse çevresinde bulunanlar kutsanmıştır. Tüm varlıkların Rabbi olan Allah her türlü noksanlıklardan uzaktır.”


Diyanet İşleri (eski)

Oraya geldiğinde, kendisine şöyle nida olunmuştu: 'Ateşin yanında olan ve çevresinde bulunanlar mübarek kılınmıştır. Alemlerin Rabbi olan Allah münezzehtir'


Diyanet Vakfi

Oraya geldiğinde şöyle seslenildi: Ateşin bulunduğu yerdeki ve çevresindekiler mübarek kılınmıştır! Âlemlerin Rabbi olan Allah, eksikliklerden münezzehtir!


Edip Yüksel

Oraya varınca kendisine, “Ateşin içinde bulunan da, çevresinde olan da kutludur“ diye seslenildi. Evrenlerin Efendisi olan ALLAH çok yücedir.


Elmalılı Hamdi Yazır

Derken vaktâ ki ona vardı şöyle nidâ olundu: haberin olsun mubarek kılınmıştır bu ateşteki kimse ve bunun havalisindekiler ve sübhandır o âlemlerin rabbı Allah


Muhammed Esed

Fakat oraya varınca, o'na şöyle seslenildi: "Bu ateşin (erişme alanı) içinde olan herkes ve çevresindeki herkes kutlu kılınmıştır! Sınırsız kudretiyle yüceler yücesidir Allah, alemlerin Rabbi!"


Mustafa İslamoğlu

Fakat oraya gelince kendisine şöyle seslenildi: "Bu ışık kaynağının hem içinde hem de etrafında olan herkes mübarek kılınmıştır: zira Alemlerin Rabbi olan Allah'ın şanı pek yücedir.


Seyyid Kutub

Musa, ateş gördüğü yere geldiğinde şöyle bir ses duydu: Gerek ateşin yanındakiler ve gerekse çevresinde bulunanlar kutsanmıştır. Tüm varlıkların Rabb'ı olan Allah her türlü noksanlıklardan münezzehtir.


Süleyman Ateş

Oraya gelince (kendisine) seslenildi: "Ateşin içinde bulunan da, çevresinde olan da mübârek kılındı. Âlemlerin Rabbi Allâh, eksikliklerden münezzehtir."


Süleymaniye Vakfı

Oraya vardığında şöyle bir ses duyuldu: “Bu ateşte ve çevresinde olanlar bereketlli kılınmışlardır. Sen, varlıkların sahibi olan Allah’a kulluk et.


Tefhim-ul Kuran

Oraya gittiğinde, kendisine seslenildi: «Ateş (yerin)de olanlar da, çevresinde bulunanlar da kutlu kılınmıştır. Alemlerin Rabbi olan Allah yücedir.


Yaşar Nuri Öztürk

Mûsa ateşe vardığında şöyle çağrıldı. "Ateşteki kimse de ateşin çevresindekiler de kutsal ve bereketli kılınmıştır. Ve âlemlerin Rabbi olan Allah, bütün eksiklik ve iğretiliklerden arınmıştır."


يَا مُوسَى إِنَّهُ أَنَا اللَّهُ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ

Yâ mûsâ innehû enallâhul azîzul hakîm(hakîmu).

Bayraktar Bayraklı

“Ey Mûsâ! Gerçek şu ki, ben güçlü ve bilge olan Allah'ım.”


Cemal Külünkoğlu

“Ey Musa! Kesin olarak bil ki, ben mutlak güç sahibi, hüküm ve hikmet sahibi olan Allah'ım”


Diyanet İşleri (eski)

'Ey Musa! Gerçek şu ki, Ben, güçlü ve hakim olan Allah'ım'


Diyanet Vakfi

Ey Musa! İyi bil ki, ben, mutlak galip ve hikmet sahibi olan Allah'ım!


Edip Yüksel

“Musa, bu Benim, Ben Üstün ve Bilge olan ALLAH’ım.”


Elmalılı Hamdi Yazır

Ya Musâ! hakıkat bu: benim o azîz, hakîm Allah


Muhammed Esed

(Ve Allah Musa'ya:) "Ey Musa!" (dedi,) "Her zaman doğru hüküm ve hikmetle edip eyleyen O yüceler yücesi Allah Benim!"


Mustafa İslamoğlu

(İmdi) Ey Musa! Her işinde mükemmel, her hükmünde isabetli olan Allah var ya? İşte O Benim!


Seyyid Kutub

Ya Musa, kesin olarak bil ki, ben üstün iradeli ve her işi yerinde olan Allah'ım.


Süleyman Ateş

"Ey Mûsâ, gerçek şu ki ben, güçlü, hüküm ve hikmet sâhibi olan Allâh'ım!"


Süleymaniye Vakfı

Bak Musa! O Allah benim; güçlü olan ve doğru karar veren Allah.


Tefhim-ul Kuran

«Ey Musa, gerçekten ben, güçlü ve üstün, hüküm ve hikmet sahibi olan Allah'ım.»


Yaşar Nuri Öztürk

"Ey Mûsa! Kuşkun olmasın ki ben, Allah'ım; Azîz olan, Hakîm olanım..."


وَأَلْقِ عَصَاكَ فَلَمَّا رَآهَا تَهْتَزُّ كَأَنَّهَا جَانٌّ وَلَّى مُدْبِرًا وَلَمْ يُعَقِّبْ يَا مُوسَى لَا تَخَفْ إِنِّي لَا يَخَافُ لَدَيَّ الْمُرْسَلُونَ

Ve elkı asâke, fe lemmâ raâhâ tehtezzu ke ennehâ cânnun vellâ mudbiran ve lem yuakkıb, yâ mûsâ lâ tehaf innî lâ yehâfu ledeyyel murselûn(murselûne).

Bayraktar Bayraklı

“Asânı at!” Mûsâ onu yılan gibi deprenir görünce, dönüp arkasına bakmadan kaçtı. “Ey Mûsâ! Korkma! Çünkü benim huzurumda peygamberler korkmaz.”


Cemal Külünkoğlu

“Değneğini at.” (Musa değneğini attı.) Onu yılanmış gibi hareket eder görünce, dönüp ardına bakmadan kaçtı. (Allah, şöyle buyurdu:) “Ey Musa, korkma! Benim katımda peygamberler korkmazlar.”


Diyanet İşleri (eski)

(10-12) 'Değneğini at!' Musa, değneğinin yılan gibi hareketler yaptığını görünce, arkasına bakmadan dönüp kaçtı. 'Ey Musa! Korkma; Benim katımda peygamberler korkmaz; yalnız haksızlık eden bunun dışındadır. Kötü hali iyiliğe çeviren kimse bilsin ki Ben şüphesiz bağışlarım, merhamet ederim. Elini koynuna sok, Firavun ve milletine gönderilen dokuz mucizeden biri olarak kusursuz, bembeyaz çıksın. Gerçekten onlar yoldan çıkmış bir millettir.'


Diyanet Vakfi

Asânı at! Musa (asâyı atıp) onu yılan gibi deprenir görünce dönüp arkasına bakmadan kaçtı. (Kendisine dedik ki): Ey Musa! Korkma; çünkü benim huzurumda peygamberler korkmaz.


Edip Yüksel

“Değneğini at.” Onu küçük bir yılan gibi titreştiğini görünce, arkasına dönüp bakmadan kaçtı. “Musa, korkma; elçiler huzurumda korkmazlar.”


Elmalılı Hamdi Yazır

Ve bırak asanı, derken onu çevik bir yılan gibi ihtizaz ediyor görüverince dönüb geri kaçtı ve arkasından bakmadı, ya Musâ, korkma, zira benim korkmaz yanımda Resul olanlar


Muhammed Esed

"Şimdi asanı yere bırak!" Fakat (Musa) asasının yılan gibi hızla hareket ettiğini görünce (korkuyla) arkasına bakmadan dönüp kaçtı. "Ey Musa, korkma!" (dedi, Allah,) "Çünkü, Benim Katımda mesaj taşıyıcılar için korku yok!


Mustafa İslamoğlu

Şimdi asanı yere bırak!" Fakat o asasının çevik ve kıvrak bir yılan gibi hızla aktığını görünce, ardına bakmadan kaçmaya başladı. (Allah) "Ey Musa, korkma! Çünkü Benim huzurumda elçiler korkuya kapılmazlar!


Seyyid Kutub

«Elindeki değneği yere at!» Musa yere düşen değneğin yılan gibi kıvrılıp yürüdüğünü görünce geriye döndü ve arkasına bakmadan kaçmaya başladı. Bu sırada şöyle bir ses duydu «Ya Musa korkma! Çünkü Peygamberler benim huzurumdayken korkuya kapılmazlar.»


Süleyman Ateş

"Asânı at!" (Mûsâ attığı) asâsının küçük bir yılan gibi titreştiğini görünce (korkudan) arkaya dön(üp kaç)dı, geri dön(üp bak)madı (bile). "Ey Mûsâ korkma, çünkü ben (evet), benim huzûrumda elçiler korkmaz(lar)."


Süleymaniye Vakfı

Değneğini at. ” Musa değneğin hızla hareket eden küçük yılan gibi salındığını görünce ne olacağını beklemeden dönüp kaçtı. “Korkma Musa! Elçiler benim yanımda korkuya kapılmazlar.


Tefhim-ul Kuran

«Asanı bırak;» (Bıraktı ve) onun çevik bir yılan gibi hareket etmekte olduğunu görünce, geriye doğru kaçtı ve arkasına bakmadı. «Ey Musa, korkma; şüphesiz ben(im) ; Benim yanımda peygamberler korkmaz.»


Yaşar Nuri Öztürk

"Asanı bırak!" Bunun üzerine Mûsa, asayı çevik bir yılan gibi titreyip kıvrılır görünce gerisin geri kaçtı ve arkasına bakmadı. "Korkma ey Mûsa, benim. Benim huzurumda, elçi olarak gönderilenler korkmaz."


إِلَّا مَن ظَلَمَ ثُمَّ بَدَّلَ حُسْنًا بَعْدَ سُوءٍ فَإِنِّي غَفُورٌ رَّحِيمٌ

İllâ men zaleme summe beddele husnen ba’de sûin fe innî gafûrun rahîm(rahîmun).

Bayraktar Bayraklı

“Ancak, kim zulmeder, sonra işlediği kötülük yerine iyilik yaparsa, bilsin ki ben çok bağışlayıcıyım; çok merhamet sahibiyim.”


Cemal Külünkoğlu

“Kim zulmeder de sonra (yaptığı) kötülüğün yerine iyilik yaparsa bilsin ki şüphesiz ben çok bağışlayanım, çok merhamet edenim.”


Diyanet İşleri (eski)

(10-12) 'Değneğini at!' Musa, değneğinin yılan gibi hareketler yaptığını görünce, arkasına bakmadan dönüp kaçtı. 'Ey Musa! Korkma; Benim katımda peygamberler korkmaz; yalnız haksızlık eden bunun dışındadır. Kötü hali iyiliğe çeviren kimse bilsin ki Ben şüphesiz bağışlarım, merhamet ederim. Elini koynuna sok, Firavun ve milletine gönderilen dokuz mucizeden biri olarak kusursuz, bembeyaz çıksın. Gerçekten onlar yoldan çıkmış bir millettir.'


Diyanet Vakfi

Ancak, kim haksızlık eder, sonra, işlediği kötülük yerine iyilik yaparsa, bilsin ki ben (ona karşı da) çok bağışlayıcıyım, çok merhamet sahibiyim.


Edip Yüksel

“Ancak kim zulmederse, sonra günahlarını bırakıp iyilik yaparsa ona karşı ben Bağışlayıcıyım, Rahimim.”


Elmalılı Hamdi Yazır

Ancak zulmeden sonra da kötülüğün arkasından güzelliğe tebdil eyliyen başka, ona da ben gafûr, rahîmim


Muhammed Esed

Bir haksızlık yapıp da sonra kötülüğü iyiliğe çeviren kimse için de (korku yok)! Çünkü, çok acıyıp esirgeyen gerçek bağışlayıcı Benim, Ben!"


Mustafa İslamoğlu

Ancak zulme bulaşanlar hariç. Fakat daha sonra, o kötülüğün ardından gidişatlarını iyi yönde değiştirirlerse, unutmasınlar ki Ben tarifsiz bir bağış, eşsiz bir rahmet kaynağıyım!"


Seyyid Kutub

Yalnız zalimlerin durumu başka. Fakat eğer böyleleri kötülük yaptıktan sonra tutumlarını değiştirip iyilik yapmaya koyulurlarsa, hiç kuşkusuz ben affedici ve merhametliyim.


Süleyman Ateş

"Ancak zulmeden, sonra yaptığı kötülüğün yerine iyilik yapan olursa ona karşı da ben bağışlayıcı, esirgeyiciyim."


Süleymaniye Vakfı

Sadece yanlış yapanlar korkarlar. Onlar da daha sonra kötülüğün yerine iyilik yaparlarsa ben de bağışlar, ikram ederim.


Tefhim-ul Kuran

«Ancak zulmeden başka. Sonra kötülüğün ardından iyiliğe çevirirse, artık şüphesiz Ben, bağışlayanım, esirgeyenim.»


Yaşar Nuri Öztürk

"Zulme bulaşan müstesna. O da bunu kötülüğün arkasından güzelliğe çevirirse hiç kuşkusuz ben Gafûr'um, Rahîm'im."