NEBE SURESİ

Ayet Getir

عَمَّ يَتَسَاءلُونَ

Amme yetesâelûn(yetesâelûne).

Bayraktar Bayraklı

Birbirlerine neyi soruyorlar?


Cemal Külünkoğlu

Birbirlerine hangi şeyi sorup duruyorlar?


Diyanet İşleri (eski)

Neyi soruşturuyorlar?


Diyanet Vakfi

Birbirlerine neyi soruyorlar?


Edip Yüksel

Neyi birbirlerine sorup duruyorlar?


Elmalılı Hamdi Yazır

Neden soruşturuyorlar?


Muhammed Esed

Birbirlerine (bu kadar sık) neyi soruyorlar?


Mustafa İslamoğlu

Kendi aralarında neyi soruşturuyorlar?


Seyyid Kutub

Birbirlerine neyi soruyorlar?


Süleyman Ateş

Birbirlerine hangi şeyden soruyorlar?


Süleymaniye Vakfı

Birbirlerine neyi sorup duruyorlar;


Tefhim-ul Kuran

Birbirlerine hangi şeyi sorup duruyorlar?


Yaşar Nuri Öztürk

Hangi şeyden sorup duruyorlar birbirlerine?


عَنِ النَّبَإِ الْعَظِيمِ

Anin nebeil azîm(azîmi).

Bayraktar Bayraklı

(2-3) Üzerinde anlaşmazlığa düştükleri büyük haberi mi?


Cemal Külünkoğlu

(2-3) Üzerinde (hiçbir şekilde) anlaşamadıkları o büyük (kıyamet) haberi(ni) mi?


Diyanet İşleri (eski)

(2-3) Üzerinde anlaşmazlığa düştükleri, büyük bir olay olan tekrar dirilme haberini mi?


Diyanet Vakfi

(2-3) (İnanıp inanmamakta) ayrılığa düştükleri büyük haberi mi?


Edip Yüksel

Büyük haberi mi?


Elmalılı Hamdi Yazır

O büyük nübüvvet haberinde


Muhammed Esed

O müthiş (yeniden dirilme) haberini (mi),


Mustafa İslamoğlu

O muazzam (olayın) müthiş haberini mi?


Seyyid Kutub

O büyük haberi mi?


Süleyman Ateş

O büyük haberden mi?


Süleymaniye Vakfı

O büyük haberi[*]? [*] “Büyük haber” Allah’ın tek ilah olduğu, ondan başka ilahın olmadığı ve onun her şeye tam hâkim olduğu yolundaki haberdir. Çünkü Mekkeliler Allah’a inanmakla beraber, ellerinde bir delil olmadığı halde aracı tanrılara ve kurtarıcılara da inanırlardı. Peygamberimizin verdiği bu haber, bir taraftan onlara mantıklı geliyor bir taraftan da hayallerini yıkıyordu. Allah Teâlâ şöyle buyurur: De ki: “Ben sadece uyarıcıyım. Tek olan ve her şeye tam hâkim olan Allah’tan başka ilah yoktur. O, Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbidir, güçlüdür ve çok bağışlar.” De ki: “Bu büyük bir haberdir ama siz ondan yüz çeviriyorsunuz.” (Sad 38/65–68)


Tefhim-ul Kuran

O büyük haberi mi?


Yaşar Nuri Öztürk

O büyük haberden mi?


الَّذِي هُمْ فِيهِ مُخْتَلِفُونَ

Ellezî hum fîhi muhtelifûn(muhtelifûne).

Bayraktar Bayraklı

(2-3) Üzerinde anlaşmazlığa düştükleri büyük haberi mi?


Cemal Külünkoğlu

(2-3) Üzerinde (hiçbir şekilde) anlaşamadıkları o büyük (kıyamet) haberi(ni) mi?


Diyanet İşleri (eski)

(2-3) Üzerinde anlaşmazlığa düştükleri, büyük bir olay olan tekrar dirilme haberini mi?


Diyanet Vakfi

(2-3) (İnanıp inanmamakta) ayrılığa düştükleri büyük haberi mi?


Edip Yüksel

Ki onlar onda anlaşmazlık halindedirler.


Elmalılı Hamdi Yazır

Ki onlar onda ıhtilâfa düşüyorlar


Muhammed Esed

üzerinde (hiçbir şekilde) anlaşamadıkları.


Mustafa İslamoğlu

Ki onlar o (haber) hakkında farklı düşünüyorlar.


Seyyid Kutub

Ki onlar onda ayrılığa düştüler.


Süleyman Ateş

Ki onlar onda ayrılığa düşmektedirler.


Süleymaniye Vakfı

Üzerinde anlaşamadıkları şeyi mi?


Tefhim-ul Kuran

Ki kendileri hakkında anlaşmazlık içindedirler.


Yaşar Nuri Öztürk

Ki onda tartışma içindedirler.


كَلَّا سَيَعْلَمُونَ

Kellâ se ya’lemûn(ya’lemûne).

Bayraktar Bayraklı

(4-5) Hayır! İleride anlayacaklardır. Yine hayır! İleride anlayacaklardır.


Cemal Külünkoğlu

Hayır, yakında bilecekler.


Diyanet İşleri (eski)

Hayır; şüphesiz görüp bileceklerdir.


Diyanet Vakfi

Hayır! Anlayacaklar!


Edip Yüksel

Hayır, öğreneceklerdir.


Elmalılı Hamdi Yazır

Hayır ileride bilecekler


Muhammed Esed

Elbette, zamanı geldiğinde (onu) anlayacaklar!


Mustafa İslamoğlu

Evet: Bir gün (gerçeği) öğrenecekler;


Seyyid Kutub

Hayır yakında bilecekler.


Süleyman Ateş

Hayır (dedikleri gibi değil), yakında bilecekler.


Süleymaniye Vakfı

Yok; yakında öğreneceklerdir.


Tefhim-ul Kuran

Hayır, yakında bileceklerdir.


Yaşar Nuri Öztürk

Hayır, sandıkları gibi değil! Yakında bilecekler.


ثُمَّ كَلَّا سَيَعْلَمُونَ

Summe kellâ se ya’lemûn(ya’lemûne).

Bayraktar Bayraklı

(4-5) Hayır! İleride anlayacaklardır. Yine hayır! İleride anlayacaklardır.


Cemal Külünkoğlu

Yine hayır, yakında (hiçbir şeyin düşündükleri gibi olmadığını) bilecekler.


Diyanet İşleri (eski)

Yine hayır; elbette görüp bileceklerdir.


Diyanet Vakfi

Yine hayır! Onlar anlayacaklar!


Edip Yüksel

Hayır, kesinlikle öğreneceklerdir.


Elmalılı Hamdi Yazır

Hayır, hayır ileride bilecekler


Muhammed Esed

Ve bir kez daha: Elbette, zamanı geldiğinde anlayacaklar!


Mustafa İslamoğlu

evet, evet: Bir gün (gerçeği nasılsa) öğrenecekler.


Seyyid Kutub

Yine hayır, yakında bilecekler.


Süleyman Ateş

Sonra hayır (dedikleri gibi değil), yakında bilecekler.


Süleymaniye Vakfı

Yok yok… Yakında bir kez daha[*] öğreneceklerdir. [*] Bu haberin doğruluğunu hem yaptıkları gözlemlerle, hem de öldükten sonra öğreneceklerdir.


Tefhim-ul Kuran

Yine hayır; yakında bileceklerdir.


Yaşar Nuri Öztürk

Hayır, hayır! Düşündükleri gibi değil, yakında bilecekler.


أَلَمْ نَجْعَلِ الْأَرْضَ مِهَادًا

E lem nec’alil arda mihâdâ(mihâden).

Bayraktar Bayraklı

(6-7) Biz, yeryüzünü bir döşek, dağları da birer kazık yapmadık mı?


Cemal Külünkoğlu

(6-7) Biz yeryüzünü bir döşek yapmadık mı? Dağları da birer kazık (sütun) kılmadık mı?


Diyanet İşleri (eski)

(6-7) Biz yeryüzünü bir beşik, dağları da onun için birer direk kılmadık mı?


Diyanet Vakfi

(6-7) Biz yeryüzünü bir döşek, dağları da birer kazık yapmadık mı?


Edip Yüksel

Yapmadık mı yeryüzünü bir beşik,


Elmalılı Hamdi Yazır

Değil mi ki biz arzı bir döşek yaptık


Muhammed Esed

Yeryüzünü (sizin için) bir dinlenme yeri yapmadık mı,


Mustafa İslamoğlu

Yeryürüzünü (sizin için) tarifsiz bir beşik kılmadık mı?


Seyyid Kutub

Yeryüzünü bir beşik,


Süleyman Ateş

Yapmadık mı biz, Arzı bir beşik,


Süleymaniye Vakfı

Biz, yeryüzünü bir sergi,


Tefhim-ul Kuran

Biz, yeryüzünü bir döşek kılmadık mı?


Yaşar Nuri Öztürk

Biz bu yeryüzünü bir beşik yapmadık mı?


وَالْجِبَالَ أَوْتَادًا

Vel cibâle evtâdâ(evtâden).

Bayraktar Bayraklı

(6-7) Biz, yeryüzünü bir döşek, dağları da birer kazık yapmadık mı?


Cemal Külünkoğlu

(6-7) Biz yeryüzünü bir döşek yapmadık mı? Dağları da birer kazık (sütun) kılmadık mı?


Diyanet İşleri (eski)

(6-7) Biz yeryüzünü bir beşik, dağları da onun için birer direk kılmadık mı?


Diyanet Vakfi

(6-7) Biz yeryüzünü bir döşek, dağları da birer kazık yapmadık mı?


Edip Yüksel

Dağları da birer kazık?


Elmalılı Hamdi Yazır

Ve dağları birer kazık


Muhammed Esed

ve dağları da (onun) sütunları?


Mustafa İslamoğlu

Ve dağları da (o beşiğin) ayakları?


Seyyid Kutub

Dağları da onun için birer direk kıldık.


Süleyman Ateş

Dağları birer kazık?


Süleymaniye Vakfı

Dağları birer kazık yaptık değil mi?


Tefhim-ul Kuran

Dağları da birer kazık?


Yaşar Nuri Öztürk

Dağları birer kazık yapmadık mı?


وَخَلَقْنَاكُمْ أَزْوَاجًا

Ve halaknâkum ezvâcâ(ezvacen).

Bayraktar Bayraklı

Sizi çifter çifter yaratmadık mı?


Cemal Külünkoğlu

Sizleri (erkekli dişili) eşler hâlinde yarattık.


Diyanet İşleri (eski)

Sizi çift çift yarattık;


Diyanet Vakfi

Sizi çifter çifter yarattık.


Edip Yüksel

Sizi çiftler halinde yarattık.


Elmalılı Hamdi Yazır

Ve sizleri çift çift yarattık


Muhammed Esed

Sizi çiftler halinde yarattık;


Mustafa İslamoğlu

Dahası sizi çiftler halinde yarattık;


Seyyid Kutub

Ve sizi çift çift yarattık.


Süleyman Ateş

Ve sizi çift çift yarattık.


Süleymaniye Vakfı

Sizleri de eşleşmiş[*] olarak yarattık. [*] Bu, ruh ile bedenin eşleşmesidir. Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Allah sizi topraktan, sonra döllenmiş yumurtadan yarattı. Sonra eşleşmiş hale getirdi.” (Fâtır 35/11) Ruh, organların tamamlanmasından sonra üflenir. İlgili âyet şöyledir: “Sonra onu düzenli bir şekle sokmuş ve içine ruhundan üflemiştir.” (Secde 32/9) Kur’ân’da ruh ile bedenden her birine nefis dendiği gibi ikisinin birleşmesinden oluşan insana da nefis denir. Beden ölür veya uyursa ruh onu terk eder. İlgili âyet şöyledir: “Nefisler (bedenler) öldüğü vakit Allah nefisleri (ruhları) alır, ölmeyenlerinkini de uykuda alır. Ölümüne hükmettiğininkini tutar, ötekini belli bir vakte kadar salıverir. (Zümer 39/42) Ölen beden çürür ama ruhu bir yerde bekletilir. “Kâfirlerden birine ölüm gelince (ruhu) der ki: “Rabbim! Beni geri çeviriniz. Belki terk ettiğim dünyada iyi bir iş yaparım. Hayır; bu onun söylediği sözdür. Arkalarında yeniden dirilecekleri güne kadar berzah (engel) vardır.” (Müminûn 23/99–100) Bedenin tekrar yaratılmasıyla eşleşme tekrarlanır. Bunu şu ayet gösterir: (وَإِذَا النُّفُوسُ زُوِّجَتْ) “Nefisler eşleştiği an…” (Tekvîr 81/7)


Tefhim-ul Kuran

Sizi çift çift yarattık.


Yaşar Nuri Öztürk

Sizleri çiftler olarak yarattık.


وَجَعَلْنَا نَوْمَكُمْ سُبَاتًا

Ve cealnâ nevmekum subâtâ(subâten).

Bayraktar Bayraklı

Uykunuzu dinlenme vasıtası yapmadık mı?


Cemal Külünkoğlu

Uykunuzu, dinlenmenizi sağlayıcı/ölümü hatırlatıcı kıldık.


Diyanet İşleri (eski)

Uykunuzu dinlenme vakti kıldık;


Diyanet Vakfi

Uykunuzu bir dinlenme kıldık.


Edip Yüksel

Uykunuzu bir dinlenme yaptık.


Elmalılı Hamdi Yazır

Ve uykunuzu bir sübat yaptık


Muhammed Esed

uykunuzu ölüm(ün bir sembolü) kıldık


Mustafa İslamoğlu

ve uykunuzu ölüm (sembolü) kıldık;


Seyyid Kutub

Uykunuzu dinlenme vakti yaptık.


Süleyman Ateş

Uykunuzu dinlenme yaptık.


Süleymaniye Vakfı

Uykunuzu, dinlendirici yaptık.


Tefhim-ul Kuran

Uykunuzu bir dinlenme yaptık.


Yaşar Nuri Öztürk

Sizin uykunuzu bir dinlenme/bir rahatlama/bir tür ölüm yaptık.


وَجَعَلْنَا اللَّيْلَ لِبَاسًا

Ve cealnâl leyle libâsâ(libâsen).

Bayraktar Bayraklı

Geceyi örtü gibi yapmadık mı?


Cemal Külünkoğlu

(10-11) Geceyi bir örtü yaptık. Gündüzü bir geçim vakti kıldık.


Diyanet İşleri (eski)

Geceyi bir örtü yaptık;


Diyanet Vakfi

Geceyi bir örtü yaptık.


Edip Yüksel

Geceyi bir örtü yaptık.


Elmalılı Hamdi Yazır

Ve geceyi bir libas yaptık


Muhammed Esed

ve geceyi (onun) örtüsü yaptık,


Mustafa İslamoğlu

ve geceyi tarifsiz bir örtü kıldık;


Seyyid Kutub

Geceyi bir örtü yaptık.


Süleyman Ateş

Geceyi (sizi sarıp örten) bir giysi yaptık.


Süleymaniye Vakfı

Geceyi de örtü yaptık.


Tefhim-ul Kuran

Geceyi bir örtü yaptık.


Yaşar Nuri Öztürk

Geceyi bir giysi yaptık.


وَجَعَلْنَا النَّهَارَ مَعَاشًا

Ve cealnân nehâre meâşâ(meâşen).

Bayraktar Bayraklı

Gündüzünüzü, geçiminizi sağlama vakti yapmadık mı?


Cemal Külünkoğlu

(10-11) Geceyi bir örtü yaptık. Gündüzü bir geçim vakti kıldık.


Diyanet İşleri (eski)

Gündüzü geçimi sağlama vakti kıldık;


Diyanet Vakfi

Gündüzü de çalışıp kazanma zamanı kıldık.


Edip Yüksel

Gündüzü de geçimi sağlama zamanı olarak belirledik.


Elmalılı Hamdi Yazır

Ve gündüzü bir meaş yaptık


Muhammed Esed

gündüzü de hayat(ın sembolü).


Mustafa İslamoğlu

gündüzü de hayat (sembolü) yaptık.


Seyyid Kutub

Gündüzü geçiminiz için çalışıp kazanma zamanı yaptık.


Süleyman Ateş

Gündüzü de geçim zamanı yaptık.


Süleymaniye Vakfı

Gündüzü çalışıp kazanma vakti kıldık.


Tefhim-ul Kuran

Gündüzü bir geçim vakti kıldık.


Yaşar Nuri Öztürk

Gündüzü, geçim için çalışma zamanı yaptık.