MURSELÂT SURESİ

Ayet Getir

وَالْمُرْسَلَاتِ عُرْفًا

Vel murselâti urfâ(urfen).

Bayraktar Bayraklı

(1-7) Birbiri ardınca gönderilenlere, görevlerine koştukça koşanlara, iyiden iyiye yayanlara, hak ile bâtılı ayırdıkça ayıranlara, öğüt bırakanlara, özür veya uyarıda bulunanlara yemin olsun ki, size verilen söz mutlaka gerçekleşecektir.


Cemal Külünkoğlu

(1-2) Andolsun (emrimizle) iyilik için gönderilen meleklere/vahiylere, Şiddetle eserek (zararlıları) savurup atanlara,


Diyanet İşleri (eski)

(1-7) Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır.


Diyanet Vakfi

Yemin olsun, (iyiliklerle) birbiri peşinden gönderilenlere;


Edip Yüksel

Andolsun ard arda gönderilenlere,


Elmalılı Hamdi Yazır

Kasem olsun o urf için gönderilenlere


Muhammed Esed

Düşün bu (mesaj)ları, dalga dalga gönderilen


Mustafa İslamoğlu

Şahit olsun birbiri ardınca gönderilen (bu vahiyler)!


Seyyid Kutub

Dalga dalga salınanlara,


Süleyman Ateş

Andolsun; birbiri ardınca gönderilenlere,


Süleymaniye Vakfı

İyiliği yaymak için görev üstlenenler[*], [*] Her müslüman, böyle bir görevle görevlendirilmiştir ama hepsi bunu yapmaz. Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: “Hoşgörülü ol, iyiliği emret; kendini bilmezlerden de yüz çevir.” (A’raf 7/199)


Tefhim-ul Kuran

Birbiri ardınca gönderilenlere andolsun;


Yaşar Nuri Öztürk

Yemin olsun, o art arda gönderilenlere/meleklere/rüzgârlara/vahyin bölümlerine/kalplere inen doğuşlara,


فَالْعَاصِفَاتِ عَصْفًا

Fel âsıfâti asfâ(asfen).

Bayraktar Bayraklı

(1-7) Birbiri ardınca gönderilenlere, görevlerine koştukça koşanlara, iyiden iyiye yayanlara, hak ile bâtılı ayırdıkça ayıranlara, öğüt bırakanlara, özür veya uyarıda bulunanlara yemin olsun ki, size verilen söz mutlaka gerçekleşecektir.


Cemal Külünkoğlu

(1-2) Andolsun (emrimizle) iyilik için gönderilen meleklere/vahiylere, Şiddetle eserek (zararlıları) savurup atanlara,


Diyanet İşleri (eski)

(1-7) Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır.


Diyanet Vakfi

Şiddetle eserek (zararlıları) savurup atanlara;


Edip Yüksel

Esip savuranlara,


Elmalılı Hamdi Yazır

Derken büküp devirenlere


Muhammed Esed

ve sonra fırtına şiddetiyle patlayan!


Mustafa İslamoğlu

Ardından bir fırtına gibi ortalığı kasıp kavuranlar!


Seyyid Kutub

Kasırga gibi esip savuranlara,


Süleyman Ateş

Esip savuranlara,


Süleymaniye Vakfı

işleri sürükleyip götürenler[*] [*] Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: “Rabbiniz tarafından bağışlanma hakkını ve genişliği göklerle yerin arası kadar olan Cenneti elde etmek için yarışın. Cennet, Allah’tan çekinerek kendini koruyanlar için hazırlanmıştır.” (Ali-i İmran 3/133)


Tefhim-ul Kuran

Derken kökünden koparıp savuranlara.


Yaşar Nuri Öztürk

Esip de büküp devirenlere,


وَالنَّاشِرَاتِ نَشْرًا

Ven nâşirâti neşran.

Bayraktar Bayraklı

(1-7) Birbiri ardınca gönderilenlere, görevlerine koştukça koşanlara, iyiden iyiye yayanlara, hak ile bâtılı ayırdıkça ayıranlara, öğüt bırakanlara, özür veya uyarıda bulunanlara yemin olsun ki, size verilen söz mutlaka gerçekleşecektir.


Cemal Külünkoğlu

(3-4) Tohumları/bulutları yaydıkça yayanlara, (Hak ile batılı) birbirinden ayıranlara,


Diyanet İşleri (eski)

(1-7) Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır.


Diyanet Vakfi

(Hakikat ve hayırları) yaydıkça yayanlara;


Edip Yüksel

Yaydıkça yayanlara,


Elmalılı Hamdi Yazır

Ve neşrederek yayanlara


Muhammed Esed

Düşün bu (mesaj)ları, (hakikati) dört bir yana yayan,


Mustafa İslamoğlu

Ve (ilahi mesajı) yaydıkça yayanlar!


Seyyid Kutub

Her yana dağıtanlara,


Süleyman Ateş

Yaydıkça yayanlara,


Süleymaniye Vakfı

iyiliği her tarafa yayanlar,


Tefhim-ul Kuran

Yaydıkça yayanlara,


Yaşar Nuri Öztürk

Dağıtıp yayanlara/diriltip harekete getirenlere,


فَالْفَارِقَاتِ فَرْقًا

Fel fârikâti ferkâ(ferkan).

Bayraktar Bayraklı

(1-7) Birbiri ardınca gönderilenlere, görevlerine koştukça koşanlara, iyiden iyiye yayanlara, hak ile bâtılı ayırdıkça ayıranlara, öğüt bırakanlara, özür veya uyarıda bulunanlara yemin olsun ki, size verilen söz mutlaka gerçekleşecektir.


Cemal Külünkoğlu

(3-4) Tohumları/bulutları yaydıkça yayanlara, (Hak ile batılı) birbirinden ayıranlara,


Diyanet İşleri (eski)

(1-7) Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır.


Diyanet Vakfi

(Hak ile batılı) birbirinden iyice ayıranlara;


Edip Yüksel

Ayırdıkça ayıranlara,


Elmalılı Hamdi Yazır

Derken seçip ayıranlara


Muhammed Esed

böylece (doğru ile eğriyi) kesin şekilde ayıran,


Mustafa İslamoğlu

Peşinden (hak ile batılı) seçip ayıranlar!


Seyyid Kutub

Doğruyu eğriden kesin çizgilerle ayıranlara,


Süleyman Ateş

Ayırdıkça ayıranlara,


Süleymaniye Vakfı

iyi ile kötüyü birbirinden ayıranlar[*], [*]Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: “Müminler! Allah’tan çekinerek kendinizi korursanız size doğruyu yanlıştan ayırma gücü (furkan) verir, suçlarınızı örter ve sizi bağışlar. Allah’ın ikramı büyüktür.” (Enfal 8/29)


Tefhim-ul Kuran

Böylece ayırdıkça ayıranlara,


Yaşar Nuri Öztürk

Gerektiği şekilde ayıranlara,


فَالْمُلْقِيَاتِ ذِكْرًا

Fel mulkıyâti zikrâ(zikran).

Bayraktar Bayraklı

(1-7) Birbiri ardınca gönderilenlere, görevlerine koştukça koşanlara, iyiden iyiye yayanlara, hak ile bâtılı ayırdıkça ayıranlara, öğüt bırakanlara, özür veya uyarıda bulunanlara yemin olsun ki, size verilen söz mutlaka gerçekleşecektir.


Cemal Külünkoğlu

(5-7) Arındırmak ve sakındırmak için İlahi mesajı peygamberlere iletenlere andolsun ki, vaad olunduğunuz, (kıyamet) vuku bulacaktır.


Diyanet İşleri (eski)

(1-7) Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır.


Diyanet Vakfi

(5-6) (Allah'a yönelenleri) arıtmak, (kötüleri) sakındırmak için öğüt telkin edenlere;


Edip Yüksel

Mesajı verenlere,


Elmalılı Hamdi Yazır

Sonra bir ögüt bırakanlara


Muhammed Esed

ve sonra bir öğüt ve hatırlatmada bulunan,


Mustafa İslamoğlu

derken (insanı) tarifsiz (güzellikte) bir öğütle buluşturanlar;


Seyyid Kutub

İlahi mesajı peygamberlere iletenlere andolsun.


Süleyman Ateş

Öğüt bırakanlara:


Süleymaniye Vakfı

ve arkalarında doğru bir bilgi bırakanlar[*]; işte bütün bu kişiler önemlidir. [*] İlk ayetlerindeki kelimeleri, tefsir bilginleri meleklerin veya rüzgarın özelliği saymışlardır. Allah’ın yaptığı yeminler, bir şeyin önemini ortaya koymak içindir. Ayetler böyle tefsir edilince yeminlerin bir anlamı kalmaz. Kur’an, insanlara indiğinden o kelimeler, bazı kişilerin önemini göstermeli ki herkes dersini alsın. Bize göre onlar, kadın erkek her insanı içine alan النفوس =en-nüfus yani kişiler sözünün sıfatıdır; başkası uygun düşmez..


Tefhim-ul Kuran

Zikr (vahy, öğüt) bırakanlara;


Yaşar Nuri Öztürk

Öğüt ulaştıranlara/Kur'an'ı ulaştıranlara,


عُذْرًا أَوْ نُذْرًا

Uzran ev nuzrâ( nuzran).

Bayraktar Bayraklı

(1-7) Birbiri ardınca gönderilenlere, görevlerine koştukça koşanlara, iyiden iyiye yayanlara, hak ile bâtılı ayırdıkça ayıranlara, öğüt bırakanlara, özür veya uyarıda bulunanlara yemin olsun ki, size verilen söz mutlaka gerçekleşecektir.


Cemal Külünkoğlu

(5-7) Arındırmak ve sakındırmak için İlahi mesajı peygamberlere iletenlere andolsun ki, vaad olunduğunuz, (kıyamet) vuku bulacaktır.


Diyanet İşleri (eski)

(1-7) Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır.


Diyanet Vakfi

(5-6) (Allah'a yönelenleri) arıtmak, (kötüleri) sakındırmak için öğüt telkin edenlere;


Edip Yüksel

Bir müjde veya uyarı olarak…


Elmalılı Hamdi Yazır

Gerek özr için olsun gerek inzar


Muhammed Esed

suçlardan arınma(yı vaad eden) veya bir uyarı(da bulunan)!


Mustafa İslamoğlu

(o öğütle) imana yöneleni mazur addeden ve (tevbe için) uyarıda bulunanlar...


Seyyid Kutub

Ya bahaneleri boşa çıkarmak ya da uyarmak amacı ile,


Süleyman Ateş

Özür yahut uyarmak için.


Süleymaniye Vakfı

O bilgi, özür için de uyarı için[*] de olabilir. [*] Buna şu olay örnek verilebilir: Yahudilerde cumartesi günü av yasağı vardır. Davûd (a.s.) zamanında sahil kenti Eyle'de Yahudiler yaşardı. Yılın bir ayında oraya ba­lıklar akın eder, neredeyse su görün­mez olurdu. Sadece cumartesi günleri balık gelirdi. Deniz kena­rında ha­vuzlar kazıp arklar açtılar. Cumartesi balıklar havuz­lara doldu, pazar günü avladılar. Cezalanacakla­rından korka korka balıklardan ya­rarlandılar. Zamanla evlatlar ba­balarının yo­lundan gitti, mal mülk edindiler. Bu işi hoş karşılamayan bazı gruplar, onları uyardı ama vazgeçmediler, "Ne zamandır biz bu işi yapıyoruz, bunun için Allah'tan hiçbir ceza gelmedi." dediler. Onlara: "Aldanmayın, belki size bir azap gelir, yok olursu­nuz." dendi. Bir sabah alçak maymunlar gibi oldular. Üç gün böyle yaşadılar, sonra yok olup gittiler. [Fahrüddin er-Râzî, Tefsir-i Kebîr]. Bir bölük onlarla müca­dele ederken, "İçlerinden bir topluluk şöyle demişti: “Allah’ın yok edeceği ya da şiddetli azap vereceği bir kavme niye öğüt veriyorsunuz?” Dediler ki: “Rabbinize karşı özrümüz olsun diye, belki de çekinirler”(Araf 7/164)  


Tefhim-ul Kuran

Özür (suçu, eksikliği ortadan kaldırmak) olarak veya uyarıp korkutmak için.


Yaşar Nuri Öztürk

Özür yahut uyarı için,


إِنَّمَا تُوعَدُونَ لَوَاقِعٌ

İnnemâ tûadûne le vâkıun.

Bayraktar Bayraklı

(1-7) Birbiri ardınca gönderilenlere, görevlerine koştukça koşanlara, iyiden iyiye yayanlara, hak ile bâtılı ayırdıkça ayıranlara, öğüt bırakanlara, özür veya uyarıda bulunanlara yemin olsun ki, size verilen söz mutlaka gerçekleşecektir.


Cemal Külünkoğlu

(5-7) Arındırmak ve sakındırmak için İlahi mesajı peygamberlere iletenlere andolsun ki, vaad olunduğunuz, (kıyamet) vuku bulacaktır.


Diyanet İşleri (eski)

(1-7) Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır.


Diyanet Vakfi

Bilin ki size vadolunan şey gerçekleşecek!


Edip Yüksel

Size söz verilenler kesinlikle gerçekleşecektir.


Elmalılı Hamdi Yazır

Herhalde size va'dolunan muhakkak olacaktır


Muhammed Esed

Bakın, bekleyip görün denilen her şey mutlaka gerçekleşecektir.


Mustafa İslamoğlu

Elbette, tehdit edildiğiniz şey mutlaka gerçekleşecektir:


Seyyid Kutub

Size söz verilen kıyamet kesinlikle kopacaktır.


Süleyman Ateş

(Bunlara andolsun) Ki size va'dedilen, mutlaka olacaktır.


Süleymaniye Vakfı

Tehdit edildiğiniz şey kesinlikle başınıza gelecektir.


Tefhim-ul Kuran

Şüphesiz, size vadedilmekte olan gerçekleşecektir.


Yaşar Nuri Öztürk

Ki size duyurulmuş olan mutlaka gerçekleşecektir.


فَإِذَا النُّجُومُ طُمِسَتْ

Fe izân nucûmu tumiset.

Bayraktar Bayraklı

(8-15) Yıldızlar silindiği zaman, gök yarıldığı zaman, dağlar ufalanıp savrulduğu zaman, peygamberlere vakit bildirildiği zaman; ertelendikleri gün için; yani hüküm günü için, -ki hüküm gününün ne olduğunu sen nereden bileceksin?- Yalanlayanların vay haline o gün!


Cemal Külünkoğlu

(8-11) Yıldızların ışığı söndürüldüğü, gök yarıldığı/parçalandığı, dağlar toz gibi ufalandığı ve peygamberlerin (Allah'ın mesajlarını ilettikleri kişi ve topluluklar aleyhine veya lehine şahitlik yapmaları için) tanıklık sıraları geldiği zaman (artık kıyamet kopmuştur).


Diyanet İşleri (eski)

Yıldızların ışığı giderildiği zaman,


Diyanet Vakfi

(8-11) Yıldızların ışığı söndürüldüğü, gökkubbe yarıldığı, dağlar ufalanıp savrulduğu ve peygamberlerin (ümmetleri hakkında şahitlik) vakti tayin edildiği zaman (artık kıyamet kopmuştur).


Edip Yüksel

Yıldızlar söndürüldüğü,


Elmalılı Hamdi Yazır

Hani o yıldızlar silindiği vakıt


Muhammed Esed

Yıldızlar söndüğü zaman (gerçekleşecek,)


Mustafa İslamoğlu

Yıldızlar söndürüldüğü zaman;


Seyyid Kutub

Yıldızlar karardığı zaman,


Süleyman Ateş

Yıldızlar(ın ışığı) silindiği zaman,


Süleymaniye Vakfı

Yıldızlar söndürülünce,


Tefhim-ul Kuran

Yıldızlar 'örtülüp (ışıkları) silindiği' zaman,


Yaşar Nuri Öztürk

Yıldızlar silinip süpürüldüğünde,


وَإِذَا السَّمَاء فُرِجَتْ

Ve izâs semâu furicet.

Bayraktar Bayraklı

(8-15) Yıldızlar silindiği zaman, gök yarıldığı zaman, dağlar ufalanıp savrulduğu zaman, peygamberlere vakit bildirildiği zaman; ertelendikleri gün için; yani hüküm günü için, -ki hüküm gününün ne olduğunu sen nereden bileceksin?- Yalanlayanların vay haline o gün!


Cemal Külünkoğlu

(8-11) Yıldızların ışığı söndürüldüğü, gök yarıldığı/parçalandığı, dağlar toz gibi ufalandığı ve peygamberlerin (Allah'ın mesajlarını ilettikleri kişi ve topluluklar aleyhine veya lehine şahitlik yapmaları için) tanıklık sıraları geldiği zaman (artık kıyamet kopmuştur).


Diyanet İşleri (eski)

Gök yarıldığı zaman,


Diyanet Vakfi

(8-11) Yıldızların ışığı söndürüldüğü, gökkubbe yarıldığı, dağlar ufalanıp savrulduğu ve peygamberlerin (ümmetleri hakkında şahitlik) vakti tayin edildiği zaman (artık kıyamet kopmuştur).


Edip Yüksel

Göğün yarıldığı,


Elmalılı Hamdi Yazır

Ve o Sema açıldığı vakıt


Muhammed Esed

ve gök parçalandığı zaman,


Mustafa İslamoğlu

ve gök yarıldığı zaman;


Seyyid Kutub

Gök parçalandığı zaman,


Süleyman Ateş

Gök yarıldığı zaman,


Süleymaniye Vakfı

gök açılınca,


Tefhim-ul Kuran

Gök yarıldığı zaman


Yaşar Nuri Öztürk

Gök yarıldığında,


وَإِذَا الْجِبَالُ نُسِفَتْ

Ve izâl cibâlu nusifet.

Bayraktar Bayraklı

(8-15) Yıldızlar silindiği zaman, gök yarıldığı zaman, dağlar ufalanıp savrulduğu zaman, peygamberlere vakit bildirildiği zaman; ertelendikleri gün için; yani hüküm günü için, -ki hüküm gününün ne olduğunu sen nereden bileceksin?- Yalanlayanların vay haline o gün!


Cemal Külünkoğlu

(8-11) Yıldızların ışığı söndürüldüğü, gök yarıldığı/parçalandığı, dağlar toz gibi ufalandığı ve peygamberlerin (Allah'ın mesajlarını ilettikleri kişi ve topluluklar aleyhine veya lehine şahitlik yapmaları için) tanıklık sıraları geldiği zaman (artık kıyamet kopmuştur).


Diyanet İşleri (eski)

Dağlar pamuk gibi atıldığı zaman,


Diyanet Vakfi

(8-11) Yıldızların ışığı söndürüldüğü, gökkubbe yarıldığı, dağlar ufalanıp savrulduğu ve peygamberlerin (ümmetleri hakkında şahitlik) vakti tayin edildiği zaman (artık kıyamet kopmuştur).


Edip Yüksel

Dağların ufalanıp savrulduğu,


Elmalılı Hamdi Yazır

Ve o dağlar savurulduğu vakıt


Muhammed Esed

ve dağlar toz gibi ufalandığı zaman,


Mustafa İslamoğlu

ve dağlar un ufak edildiği zaman;


Seyyid Kutub

Dağlar ufalanıp dağıldığı zaman,


Süleyman Ateş

Dağlar ufalanıp savrulduğu zaman,


Süleymaniye Vakfı

dağlar parçalanıp savrulunca[*], [*] “Sana dağları soruyorlar. De ki “Rabbim (Sahibim) onları kül gibi savuracaktır, Yerlerini de aynı seviyede dümdüz bırakacaktır.” (Taha 20/105-106)


Tefhim-ul Kuran

Dağlar, kökünden sökülüp savurulduğu zaman,


Yaşar Nuri Öztürk

Dağlar un ufak edilip savrulduğunda,


وَإِذَا الرُّسُلُ أُقِّتَتْ

Ve izâr rusulu ukkıtet.

Bayraktar Bayraklı

(8-15) Yıldızlar silindiği zaman, gök yarıldığı zaman, dağlar ufalanıp savrulduğu zaman, peygamberlere vakit bildirildiği zaman; ertelendikleri gün için; yani hüküm günü için, -ki hüküm gününün ne olduğunu sen nereden bileceksin?- Yalanlayanların vay haline o gün!


Cemal Külünkoğlu

(8-11) Yıldızların ışığı söndürüldüğü, gök yarıldığı/parçalandığı, dağlar toz gibi ufalandığı ve peygamberlerin (Allah'ın mesajlarını ilettikleri kişi ve topluluklar aleyhine veya lehine şahitlik yapmaları için) tanıklık sıraları geldiği zaman (artık kıyamet kopmuştur).


Diyanet İşleri (eski)

Peygamberlere ümmetleri hakkında şahidlik vakitleri bildirildiği zaman;


Diyanet Vakfi

(8-11) Yıldızların ışığı söndürüldüğü, gökkubbe yarıldığı, dağlar ufalanıp savrulduğu ve peygamberlerin (ümmetleri hakkında şahitlik) vakti tayin edildiği zaman (artık kıyamet kopmuştur).


Edip Yüksel

Ve elçilere randevu verildiği zaman,


Elmalılı Hamdi Yazır

Ve o elçiler miykatlarına irdirildiği vakıt


Muhammed Esed

ve bütün elçiler belirlenen bir vakitte toplanmaya çağırıldıkları zaman...


Mustafa İslamoğlu

ve bütün elçiler (tanıklık) vaktinde toplandığı zaman...


Seyyid Kutub

Peygamberlerin tanıklık sıraları geldiği zaman,


Süleyman Ateş

Elçilere vakit belirlendiği zaman:


Süleymaniye Vakfı

kendilerine elçi gönderilenler[1*] için belirlenen gün gelince[2*] (tehdit edildiğiniz şey başınıza gelir.) [1*] Resul, hem elçi gönderilen kişiyi hem de kendilerine elçi gönderilenleri içine alır. Bir gün gelip hesap verileceğini ancak bu bilgiyi getiren elçiler ve bu haberi duyan veya okuyanlar bilebilir. İşte bu büyük bir haberdir. Bkz.  (Nebe 78). “Biz elçi göndermeden azap etmeyiz” (İsra 17/15) Hesap gününün varlığını ancak onlar bilebilirler.. [2*] Kendilerine elçi gönderilenlere elbette soracağız. Elbette elçilere de soracağız. (Araf 7/5)  


Tefhim-ul Kuran

Ve peygamberler de (şahidlik için) belli bir vakitte getirildiği zaman


Yaşar Nuri Öztürk

Resuller vakte bağlandığında,