MU'MİNÛN SURESİ

Ayet Getir

قَدْ أَفْلَحَ الْمُؤْمِنُونَ

Kad eflehal mu’minûn(mu’minûne).

Bayraktar Bayraklı

Müminler kesinlikle kurtuluşa ermiştir.


Cemal Külünkoğlu

Mü'minler, gerçekten kurtuluşa ermişlerdir.


Diyanet İşleri (eski)

Müminler saadete ermişlerdir.


Diyanet Vakfi

Gerçekten müminler kurtuluşa ermiştir;


Edip Yüksel

Gerçeği onaylayanlar başarıya ulaşmışlardır.


Elmalılı Hamdi Yazır

Hakikat felâh buldu o mü'minler


Muhammed Esed

Kesin olan şudur ki, inananlar kurtuluşa erişeceklerdir:


Mustafa İslamoğlu

Doğrusu, gereği gibi inananlar gerçek kurtuluşa erecekler:


Seyyid Kutub

Mü'minler kurtuluşa, mutluluğa ermişlerdir.


Süleyman Ateş

Felâha ulaştı o mü'minler.


Süleymaniye Vakfı

Müminler(İnanıp güvenenler)umduklarına kavuşacaklardır.


Tefhim-ul Kuran

Mü'minler gerçekten felah bulmuştur;


Yaşar Nuri Öztürk

Hiç kuşku yok, kurtulmuştur müminler.


الَّذِينَ هُمْ فِي صَلَاتِهِمْ خَاشِعُونَ

Ellezîne hum fî salâtihim hâşiûn(hâşiûne).

Bayraktar Bayraklı

Ki onlar namazlarını huşû içinde kılarlar.


Cemal Külünkoğlu

Onlar, namazlarında derin bir saygı ve alçakgönüllülük içindedirler.


Diyanet İşleri (eski)

Onlar namazda huşu içindedirler.


Diyanet Vakfi

Onlar ki, namazlarında huşû içindedirler;


Edip Yüksel

Nitekim onlar namazlarında saygılıdırlar.


Elmalılı Hamdi Yazır

Ki onlar namazlarında huşu'ludurlar


Muhammed Esed

onlar ki, salatlarında alçak gönüllü bir duyarlık içindedirler;


Mustafa İslamoğlu

Onlar ki, namazlarında derin bir ürperti ve tevazu içinde olurlar;


Seyyid Kutub

Onlar ki, huşu içinde namaz kılarlar.


Süleyman Ateş

Ki onlar, namazlarında saygılıdırlar.


Süleymaniye Vakfı

Onlar derin bir saygıyla namaza duran kimselerdir.


Tefhim-ul Kuran

Onlar namazlarında huşû içinde olanlardır,


Yaşar Nuri Öztürk

Namazlarında huşû sahipleridir onlar.


وَالَّذِينَ هُمْ عَنِ اللَّغْوِ مُعْرِضُونَ

Vellezîne hum anil lagvi mu’ridûn(mu’ridûne).

Bayraktar Bayraklı

Boş şeylerden yüz çevirirler.


Cemal Külünkoğlu

Onlar, boş ve anlamsız şeylerden uzak dururlar.


Diyanet İşleri (eski)

Onlar boş şeylerden yüz çevirirler.


Diyanet Vakfi

Onlar ki, boş ve yararsız şeylerden yüz çevirirler;


Edip Yüksel

Boş sözlerden yüz çevirirler.


Elmalılı Hamdi Yazır

Onlar ki bîyhude işe, boş lâfa bakmazlar


Muhammed Esed

onlar ki, boş ve anlamsız şeylerden yüz çevirirler;


Mustafa İslamoğlu

onlar ki, yararsız her şeyden yüz çevirirler;


Seyyid Kutub

Onlar ki, boş ve yararsız şeylerle ilgilenmezler.


Süleyman Ateş

Onlar boş şeylerden yüz çevirirler.


Süleymaniye Vakfı

Boş sözlerden de kaçınırlar,


Tefhim-ul Kuran

Onlar, 'tümüyle boş' şeylerden yüz çevirenlerdir,


Yaşar Nuri Öztürk

Boş ve lüzumsuz sözden yüz çevirmişlerdir onlar.


وَالَّذِينَ هُمْ لِلزَّكَاةِ فَاعِلُونَ

Vellezîne hum liz zekâti fâilûn(fâilûne).

Bayraktar Bayraklı

Arınmak için çalışırlar.


Cemal Külünkoğlu

Onlar, zekâtlarını verirler.


Diyanet İşleri (eski)

Onlar zekatlarını verirler.


Diyanet Vakfi

Onlar ki, zekâtı verirler;


Edip Yüksel

Zekatı pratiğe geçirirler.


Elmalılı Hamdi Yazır

Onlar ki zekât vermek için çalışırlar


Muhammed Esed

arınmak için yapılması gerekeni yaparlar;


Mustafa İslamoğlu

onlar ki, arınmak için gerekeni yaparlar;


Seyyid Kutub

Onlar ki, zekâtı aksatmaksızın, tam olarak verirler.


Süleyman Ateş

Onlar zekâtı verirler.


Süleymaniye Vakfı

Onlar zekât için[*] çalışırlar. [*] Bazıları zekat vermek için çalışır, bazıları da zekatın yerine ulaşması için gayret gösterirler.


Tefhim-ul Kuran

Onlar, zekâta ilişkin (söz ve görevlerini mutlaka) yerine getirenlerdir.


Yaşar Nuri Öztürk

Zekâtı vermek için faaliyettedir onlar.


وَالَّذِينَ هُمْ لِفُرُوجِهِمْ حَافِظُونَ

Vellezîne hum li furûcihim hâfizûn(hâfizûne).

Bayraktar Bayraklı

İffetlerini korurlar.


Cemal Külünkoğlu

(5-7) Onlar, iffetlerini korurlar. Yalnız eşleri ya da akitleri aracılığıyla sahip bulundukları bunun dışındadır. (Bunlarla olan ilişkilerinden dolayı) ayıplanmaları sözkonusu değildir. Ama kim de bunun ötesine geçmek isterse, işte onlar haddi aşanlardır.


Diyanet İşleri (eski)

(5-6) Onlar, eşleri ve cariyeleri dışında, mahrem yerlerini herkesten korurlar. Doğrusu bunlar yerilemezler.


Diyanet Vakfi

Ve onlar ki, iffetlerini korurlar;


Edip Yüksel

Ve cinsel ilişkilerden sakınırlar;


Elmalılı Hamdi Yazır

Ve onlar ki ırzlarını korurlar


Muhammed Esed

Ve onlar ki, iffetlerini korurlar;


Mustafa İslamoğlu

onlar ki, iffetlerini korurlar; -


Seyyid Kutub

Onlar ki; edep yerlerini sakınırlar.


Süleyman Ateş

Ve onlar ırzlarını korurlar.


Süleymaniye Vakfı

Bir de edep yerlerini ve çevresini[1*] koruyan kimselerdir[2*]. [*] Burada cinsel ilişki kast edilemez çünkü o manadaki ayetler, ”fuhuş çeşitlerinden uzak duranlar” şeklinde ifade edilir. Buradaki anlam, edep yerlerinin örtülmesinden başka bir şey değildir.  


Tefhim-ul Kuran

Ve onlar ırzlarını koruyanlardır;


Yaşar Nuri Öztürk

Cinsiyet organlarını/ırzlarını koruyanlardır onlar.


إِلَّا عَلَى أَزْوَاجِهِمْ أوْ مَا مَلَكَتْ أَيْمَانُهُمْ فَإِنَّهُمْ غَيْرُ مَلُومِينَ

İllâ alâ ezvâcihim ev mâ meleket eymânuhum fe innehum gayru melûmîn(melûmîne).

Bayraktar Bayraklı

Ancak eşleri ve ellerinin altında sahip oldukları hariç. Bunlarla ilişkilerinden dolayı kınanmazlar.


Cemal Külünkoğlu

(5-7) Onlar, iffetlerini korurlar. Yalnız eşleri ya da akitleri aracılığıyla sahip bulundukları bunun dışındadır. (Bunlarla olan ilişkilerinden dolayı) ayıplanmaları sözkonusu değildir. Ama kim de bunun ötesine geçmek isterse, işte onlar haddi aşanlardır.


Diyanet İşleri (eski)

(5-6) Onlar, eşleri ve cariyeleri dışında, mahrem yerlerini herkesten korurlar. Doğrusu bunlar yerilemezler.


Diyanet Vakfi

Ancak eşleri ve ellerinin sahip olduğu (câriyeleri) hariç. (Bunlarla ilişkilerden dolayı) kınanmış değillerdir.


Edip Yüksel

Ancak eşleri yani yeminlerinin/anlaşmalarının hak sahibi oldukları hariç. Onlar kınanmazlar.


Elmalılı Hamdi Yazır

Ancak zevcelerine ve kendilerinin milki olan cariyelerine karşı müstesnâ, çünkü bunlar levm olunmazlar


Muhammed Esed

eşleri -yani, (evlilik yoluyla) meşru olarak sahip oldukları insanlar- dışında (kimsede arzularına doyum aramazlar): çünkü onlar (eşleriyle olan ilişkilerinden dolayı) kınanmazlar;


Mustafa İslamoğlu

fakat kendi eşleri, yani meşru olarak sahip oldukları müstesna; zaten onlar (meşru eşleriyle paylaştıkları cinsellikten dolayı) kınanamazlar.


Seyyid Kutub

Onlar yalnız eşleri ve cariyeleri dışında mahrem yerlerini herkesten korurlar. Bu iki durumda ayıplanmaları sözkonusu değildir.


Süleyman Ateş

Ancak eşleri, yahut ellerinin sâhip olduğu (câriyeler) hariç. (Bunlarla ilişkilerinden dolayı da) onlar kınanmazlar.


Süleymaniye Vakfı

Sadece eşlerine veya hâkimiyetleri altındaki esirlere karşı kınanmazlar[*]. [*] Nur


Tefhim-ul Kuran

Ancak eşleri ya da sağ ellerinin sahip olduklarına karşı (tutumları) hariç; bu konuda onlar, kınanmış değillerdir.


Yaşar Nuri Öztürk

Eşleri yahut akitleri aracılığıyla sahip bulundukları müstesnadır. Bu durumda kınanmış değillerdir onlar.


فَمَنِ ابْتَغَى وَرَاء ذَلِكَ فَأُوْلَئِكَ هُمُ الْعَادُونَ

Fe menibtegâ verâe zâlike fe ulâike humul âdûn(âdûne).

Bayraktar Bayraklı

Ama bunun ötesine gitmek isteyen olursa, işte onlar haddi aşanlardır.


Cemal Külünkoğlu

(5-7) Onlar, iffetlerini korurlar. Yalnız eşleri ya da akitleri aracılığıyla sahip bulundukları bunun dışındadır. (Bunlarla olan ilişkilerinden dolayı) ayıplanmaları sözkonusu değildir. Ama kim de bunun ötesine geçmek isterse, işte onlar haddi aşanlardır.


Diyanet İşleri (eski)

Bu sınırları aşmak isteyenler, işte bunlar aşırı gidenlerdir.


Diyanet Vakfi

Şu halde, kim bunun ötesine gitmek isterse, işte bunlar, haddi aşan kimselerdir.


Edip Yüksel

Kim bunun ötesini ararsa sınırı aşmış olur.


Elmalılı Hamdi Yazır

Kim de bundan ötesini ararsa işte artık onlar haddi aşanlardır


Muhammed Esed

ama bu (sınırı) aşmak isteyenler, işte haddi aşanlar böyleleridir;


Mustafa İslamoğlu

Ama bu sınırın ötesine geçen kimseler, haddi aşmış olanlardır-


Seyyid Kutub

Bunların ötesine geçmek isteyenler, yasal sınırı aşmış olurlar.


Süleyman Ateş

Ama bunun ötesine gitmek isteyen olursa, işte onlar haddi aşanlardır.


Süleymaniye Vakfı

Bunlardan başkalarına açarlarsa sınırları aşmış olurlar,


Tefhim-ul Kuran

Fakat kim bundan ötesini ararsa, artık onlar sınırı çiğneyenlerdir.


Yaşar Nuri Öztürk

Kim bundan ötesini isterse, işte onlar, sınırı aşanlardır.


وَالَّذِينَ هُمْ لِأَمَانَاتِهِمْ وَعَهْدِهِمْ رَاعُونَ

Vellezîne hum li emânâtihim ve ahdihim râûn(râûne).

Bayraktar Bayraklı

Müminler emanetleri korur ve verdikleri sözleri yerine getirirler.


Cemal Külünkoğlu

Onlar, emanetlerine ve sözleşmelerine sadakat gösterirler.


Diyanet İşleri (eski)

Onlar emanetlerini ve sözlerini yerine getirirler.


Diyanet Vakfi

Yine onlar (o müminler) ki, emanetlerine ve ahidlerine riayet ederler;


Edip Yüksel

Onlar ki kendilerine emanet edilen şeylere dikkat ederler. Verdikleri sözleri de yerine getirirler.


Elmalılı Hamdi Yazır

Ve onlar ki emanetlerine ve ahidlerine riayetkârdırlar


Muhammed Esed

ve onlar ki, emanetlerine ve ahidlerine sadakat gösterirler,


Mustafa İslamoğlu

yine onlar ki, emanetlerine ve verdikleri sözlere riayet ederler;


Seyyid Kutub

Onlar ki, uhdelerine verilen emanetleri korurlar ve sözlerini tutarlar.


Süleyman Ateş

Ve o(mü'min)ler emânetlerine ve ahidlerine özen gösterirler.


Süleymaniye Vakfı

Onlar emanetler ve üstlendikleri görevler konusunda titiz davranan kimselerdir.


Tefhim-ul Kuran

(Yine) Onlar, emanetlerine ve ahidlerine riayet edenlerdir.


Yaşar Nuri Öztürk

O müminler, emanetlerine, ahitlerine saygı duyup sahip çıkanlardır.


وَالَّذِينَ هُمْ عَلَى صَلَوَاتِهِمْ يُحَافِظُونَ

Vellezîne hum alâ salavâtihim yuhâfızûn(yuhâfızûne).

Bayraktar Bayraklı

Namazlarını korurlar/eda ederler.


Cemal Külünkoğlu

Onlar, namazlarını tüm dünyevi kaygılardan uzak tutarlar.


Diyanet İşleri (eski)

Namazlarına riayet ederler.


Diyanet Vakfi

Ve onlar ki, namazlarına devam ederler.


Edip Yüksel

Onlar ki namazlarını düzenli olarak gözetirler.


Elmalılı Hamdi Yazır

Onlar ki namazlarının üzerine muhafızlık ederler


Muhammed Esed

salatlarını (tüm dünyevi kaygılardan) uzak tutarlar.


Mustafa İslamoğlu

ve onlar ki, namazları üzerine titizlenirler.


Seyyid Kutub

Onlar ki, namazlarını aksatmaksızın kılarlar.


Süleyman Ateş

Onlar namazlarını (vakitlerinde kılarak) korurlar.


Süleymaniye Vakfı

Onlar namazlarına özen gösterirler.


Tefhim-ul Kuran

Onlar, namazlarını da (titizlikle) koruyanlardır.


Yaşar Nuri Öztürk

Namazlarını korumaya devam ederler onlar.


أُوْلَئِكَ هُمُ الْوَارِثُونَ

Ulâike humul vârisûn(vârisûne).

Bayraktar Bayraklı

İşte asıl vâris olacaklar onlardır.


Cemal Külünkoğlu

(10-11) İşte onlar, temelli kalacakları Firdevs cennetlerine varis olanlardır.


Diyanet İşleri (eski)

(10-11) İşte onlar, temelli kalacakları Firdevs cennetine varis olanlardır.


Diyanet Vakfi

İşte, asıl bunlar vâris olacaklardır;


Edip Yüksel

İşte mirasçı olacaklar onlardır.


Elmalılı Hamdi Yazır

İşte onlardır o vârisler


Muhammed Esed

İşte varis olacak olanlar böyleleridir:


Mustafa İslamoğlu

İşte onlar, (mutluluk yurduna) varis olacak kimselerdir:


Seyyid Kutub

İşte onlar «varis» lerdir.


Süleyman Ateş

İşte vâris olacaklar onlardır.


Süleymaniye Vakfı

İşte pay sahibi olacak olanlar onlardır.


Tefhim-ul Kuran

İşte (yeryüzünün hakimiyetine ve ahiretin nimetlerine) varis olacak onlardır.


Yaşar Nuri Öztürk

İşte bunlardır mirasçı olanlar;


الَّذِينَ يَرِثُونَ الْفِرْدَوْسَ هُمْ فِيهَا خَالِدُونَ

Ellezîne yerisûnel firdevs(firdevse), hum fîhâ hâlidûn(hâlidûne).

Bayraktar Bayraklı

Onlar Firdevs'e vâris olacaklar ve orada çok uzun süreli kalacaklardır.


Cemal Külünkoğlu

(10-11) İşte onlar, temelli kalacakları Firdevs cennetlerine varis olanlardır.


Diyanet İşleri (eski)

(10-11) İşte onlar, temelli kalacakları Firdevs cennetine varis olanlardır.


Diyanet Vakfi

(Evet) Firdevs'e vâris olan bu kimseler, orada ebedî kalıcıdırlar.


Edip Yüksel

Bahçeye mirasçı olacak ve orada ebedi kalacaklar.


Elmalılı Hamdi Yazır

Ki Firdevse vâris olacak, onda muhallad kalacaklardır


Muhammed Esed

Cennete varis olacak ve orada sonsuza kadar kalacak olanlar.


Mustafa İslamoğlu

onlar ki, görkemli cennetlerin mirasçısı olacaklar, onlar orada ebedi kalacaklar.


Seyyid Kutub

Yani «Firdevs» cennetinin mirasçılarıdırlar, sürekli olarak orada kalacaklardır.


Süleyman Ateş

Onlar (en yüksek cennet olan) Firdevs'e vâris olacaklar, orada ebedi kalacaklardır.


Süleymaniye Vakfı

Cennetten pay alacaklar ve orada ölümsüzleşeceklerdir.


Tefhim-ul Kuran

Ki onlar Firdevs (cennetlerin)e varis olacaklardır; içinde de ebedi olarak kalıcıdırlar.


Yaşar Nuri Öztürk

Ki, Firdevs cennetine mirasçı olurlar, onda sonsuza dek kalırlar.