MÂÛN SURESİ

Ayet Getir

أَرَأَيْتَ الَّذِي يُكَذِّبُ بِالدِّينِ

E raeytellezî yukezzibu bid dîn(dîne).

Bayraktar Bayraklı

Dini yalanlayanı gördün mü?


Cemal Külünkoğlu

Gördün mü, o hesap gününü yalanlayanı!


Diyanet İşleri (eski)

Dini yalan sayanı gördün mü?


Diyanet Vakfi

Dini yalanlayanı gördün mü?


Edip Yüksel

Dini yalanlayanı gördün mü?


Elmalılı Hamdi Yazır

Gördün mü o dîni tekzib edeni?


Muhammed Esed

Hiç bütün bir ahlaki değerler sistemini yalanlayan (birini) tasavvur edebilir misin?


Mustafa İslamoğlu

Allah'a karşı borçluluk sorumluluğunu tümden inkar eden birini tasavvur edebilir misin!


Seyyid Kutub

Dini yalanlayanı gördün mü?


Süleyman Ateş

Din (âhiret cezâsın)ı yalanlayan(adam)ı gördün mü?


Süleymaniye Vakfı

Bu dine karşı yalana sarılanı gördün mü?


Tefhim-ul Kuran

Gördün mü o şahıs ki ahiretteki ceza ve mükafatı yalanlar.


Yaşar Nuri Öztürk

Gördün mü o, dini yalan sayanı?


فَذَلِكَ الَّذِي يَدُعُّ الْيَتِيمَ

Fe zâlikellezî yedu’ul yetîm(yetîme).

Bayraktar Bayraklı

İşte o, yetimi itip kakar.


Cemal Külünkoğlu

(2-3) İşte odur yetimi itip kakan, yoksulun yiyeceği ile ilgilenmeyen/yoksula yedirmeyi teşvik etmeyen.


Diyanet İşleri (eski)

(2-3) Öksüzü kakıştıran, yoksulu doyurmaya yanaşmayan kimse işte odur.


Diyanet Vakfi

İşte o, yetimi itip kakar;


Edip Yüksel

İşte, öksüze kötü davranan odur.


Elmalılı Hamdi Yazır

O dur ki işte iter yetîmi


Muhammed Esed

İşte böyle biridir, yetimi itip kakan,


Mustafa İslamoğlu

İşte böyle biridir yetimi itip kakan,


Seyyid Kutub

İşte o, öksüzü iter, kakar.


Süleyman Ateş

İşte o, öksüzü iter, kakar;


Süleymaniye Vakfı

Böyle biri, yetimi itip kakar,


Tefhim-ul Kuran

İşte yetimi itip kakan,


Yaşar Nuri Öztürk

İşte odur yetimi itip kakan;


وَلَا يَحُضُّ عَلَى طَعَامِ الْمِسْكِينِ

Ve lâ yahuddu alâ taâmil miskîn(miskîni).

Bayraktar Bayraklı

Yoksulu doyurmaya teşvik etmez.


Cemal Külünkoğlu

(2-3) İşte odur yetimi itip kakan, yoksulun yiyeceği ile ilgilenmeyen/yoksula yedirmeyi teşvik etmeyen.


Diyanet İşleri (eski)

(2-3) Öksüzü kakıştıran, yoksulu doyurmaya yanaşmayan kimse işte odur.


Diyanet Vakfi

Yoksulu doyurmaya teşvik etmez;


Edip Yüksel

Yoksulları doyurmaya da yanaşmaz.


Elmalılı Hamdi Yazır

Ve kayırmaz doyurmak üzere miskîni


Muhammed Esed

yoksulu doyurma arzusu/gayreti duymayan.


Mustafa İslamoğlu

ve yoksulu doyurmaya gayret etmeyen.


Seyyid Kutub

Yoksulu doyurmaya önayak olmaz.


Süleyman Ateş

Yoksulu doyurmağa önayak olmaz.


Süleymaniye Vakfı

Çaresizi doyurmak için teşvikte bile bulunmaz.


Tefhim-ul Kuran

Yoksulu doyurmayı teşvik etmeyen odur.


Yaşar Nuri Öztürk

Yoksulu doyurmayı özendirmez o.


فَوَيْلٌ لِّلْمُصَلِّينَ

Fe veylun lil musallîn(musallîne).

Bayraktar Bayraklı

(4-5) Namazlarından gaflette olarak namaz kılanların vay haline!


Cemal Külünkoğlu

(4-5) Vay, o namaz kılanların haline ki, onlar namazlarını ciddiye almazlar (namaza gereken ihtimamı göstermezler).


Diyanet İşleri (eski)

Vay o namaz kılanların haline ki:


Diyanet Vakfi

(4-5) Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki, onlar namazlarını ciddiye almazlar.


Edip Yüksel

Yazıklar olsun o namaz kılanlara,


Elmalılı Hamdi Yazır

Fakat veyl o namaz kılanlara ki


Muhammed Esed

Yazıklar olsun şu namaz kılıp duranlara,


Mustafa İslamoğlu

İşbu yüzden, olmaz olsun (böyle) ibadet edenler!


Seyyid Kutub

Vay, o namaz kılanların haline ki;


Süleyman Ateş

Şu namaz kılanların vay haline,


Süleymaniye Vakfı

Namaz da kılan bu gibi kişilerin çekecekleri var!


Tefhim-ul Kuran

İşte (şu) namaz kılanların vay haline,


Yaşar Nuri Öztürk

Vay haline o namaz kılanların ki,


الَّذِينَ هُمْ عَن صَلَاتِهِمْ سَاهُونَ

Ellezîne hum an salâtihim sâhûn(sâhûne).

Bayraktar Bayraklı

(4-5) Namazlarından gaflette olarak namaz kılanların vay haline!


Cemal Külünkoğlu

(4-5) Vay, o namaz kılanların haline ki, onlar namazlarını ciddiye almazlar (namaza gereken ihtimamı göstermezler).


Diyanet İşleri (eski)

Onlar kıldıkları namazdan gafildirler.


Diyanet Vakfi

(4-5) Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki, onlar namazlarını ciddiye almazlar.


Edip Yüksel

Onlar ki namazlarından tümüyle habersizdirler.


Elmalılı Hamdi Yazır

Namazlarından yanılmaktadırlar


Muhammed Esed

onlar ki kalpleri namazlarına yabancıdır,


Mustafa İslamoğlu

Bu gibiler, ibadetin hakiki amacından gafil görünmektedirler.


Seyyid Kutub

Onlar kıldıkları namazdan gafildirler.


Süleyman Ateş

Ki, onlar namazlarından gaflet ederler (kıldıkları namazın değerini bilmez, ona önem vermezler).


Süleymaniye Vakfı

Bunlar namazlarını önemsemez,


Tefhim-ul Kuran

Ki onlar, namazlarında yanılgıdadırlar,


Yaşar Nuri Öztürk

Namazlarından gaflet içindedir onlar!


الَّذِينَ هُمْ يُرَاؤُونَ

Ellezîne hum yurâûn(yurâûne).

Bayraktar Bayraklı

Onlar gösteriş yapanlardır.


Cemal Külünkoğlu

Onlar gösteriş yaparlar (çıkar sağlamak ve iyi bilinmek için namaz kılarlar).


Diyanet İşleri (eski)

Onlar gösteriş yaparlar.


Diyanet Vakfi

(6-7) Onlar gösteriş yapanlardır; hayra da mâni olurlar.


Edip Yüksel

Onlar ki gösteriş yaparlar.


Elmalılı Hamdi Yazır

Onlar ki müraîlik ederler


Muhammed Esed

onlar ki niyetleri yalnızca görülüp takdir edilmektir,


Mustafa İslamoğlu

Bunlar öyle kimseler ki, (ibadeti) gösteriye dönüştürürler,


Seyyid Kutub

Onlar gösteriş yaparlar.


Süleyman Ateş

Onlar gösteriş (için ibâdet) yaparlar.


Süleymaniye Vakfı

Gösteriş yaparlar.


Tefhim-ul Kuran

Onlar gösteriş yapmaktadırlar,


Yaşar Nuri Öztürk

Riyaya sapandır onlar/gösteriş yaparlar.


وَيَمْنَعُونَ الْمَاعُونَ

Ve yemneûnel mâûn(mâûne).

Bayraktar Bayraklı

Hayra da mâni olurlar.


Cemal Külünkoğlu

Basit şeyleri bile esirgerler/Ufacık bir yardıma bile engel olurlar.


Diyanet İşleri (eski)

Onlar basit şeyleri dahi vermezler.


Diyanet Vakfi

(6-7) Onlar gösteriş yapanlardır; hayra da mâni olurlar.


Edip Yüksel

Ve yardımı da engellerler.


Elmalılı Hamdi Yazır

Ve yardımlığı sakınır (zekâtı vermezler)


Muhammed Esed

ve üstelik onlar, (insanlara) en ufak bir yardımı bile reddederler!


Mustafa İslamoğlu

ama en küçük yardımı bile esirgerler.


Seyyid Kutub

En ufak bir yardımı esirgerler.


Süleyman Ateş

En ufak bir yardımı esirgerler.


Süleymaniye Vakfı

Küçük yardımlara bile engel olurlar.


Tefhim-ul Kuran

Ve 'ufacık bir yardımı (veya zekâtı) da' engellemektedirler.


Yaşar Nuri Öztürk

Ve onlar, kamu hakkına/yardıma/zekâta/iyiliğe engel olurlar.