LOKMÂN SURESİ

Ayet Getir

الم

Elif lâm mîm.


Bayraktar Bayraklı

Elif, lâm, mîm.


Cemal Külünkoğlu

Elif, Lam, Mim.


Diyanet İşleri (eski)

Elif, Lam, Mim.


Diyanet Vakfi

Elif. Lâm. Mîm.


Edip Yüksel

A1L30M40


Elmalılı Hamdi Yazır

Elif, Lam, Mim.


Muhammed Esed

Elif-Lam-Mim.


Mustafa İslamoğlu

Elif-Lam-Mim!


Seyyid Kutub

Elif, lam, mim.


Süleyman Ateş

Elif lâm mim


Süleymaniye Vakfı

ELİF! LAM! MİM!


Tefhim-ul Kuran

Elif, Lâm, Mîm.


Yaşar Nuri Öztürk

Elif, Lâm, Mîm.


تِلْكَ آيَاتُ الْكِتَابِ الْحَكِيمِ

Tilke âyâtul kitâbil hakîm(hakîmi).

Bayraktar Bayraklı

Bunlar, hikmet dolu kitabın âyetleridir.


Cemal Külünkoğlu

(2-3) Bunlar, güzel davrananlara bir hidayet ve rahmet olarak indirilmiş hikmet dolu Kitab'ın ayetleridir.


Diyanet İşleri (eski)

(2-3) Bunlar, iyi davranan kimseler için rahmet ve doğru yol rehberi olan hikmetli Kitap'ın ayetleridir.


Diyanet Vakfi

İşte bu âyetler, hikmet dolu Kitab'ın âyetleridir.


Edip Yüksel

Bunlar bu bilge kitabın mucizeleridir.


Elmalılı Hamdi Yazır

Bunlar sana o hikmetli kitabın âyetleri


Muhammed Esed

Bunlar, ilahi fermanın hikmet dolu mesajlarıdır,


Mustafa İslamoğlu

İşte bunlar, her hükmünde tam isabet kaydeden ilahi kelamın ayetleridir;


Seyyid Kutub

Bunlar, hikmetli Kitab'ın ayetleridir.


Süleyman Ateş

Şunlar, hikmetli Kitabın âyetleridir.


Süleymaniye Vakfı

Bunlar, hikmetli Kitabın ayetleridir.


Tefhim-ul Kuran

Bunlar hikmetli Kitabın ayetleridir;


Yaşar Nuri Öztürk

İşte sana, o hikmetlerle dolu Kitap'ın ayetleri.


هُدًى وَرَحْمَةً لِّلْمُحْسِنِينَ

Huden ve rahmeten lil muhsinîn(muhsinîne).

Bayraktar Bayraklı

Güzel işler yapanlar için bir rehber ve bir rahmet kaynağıdırlar.


Cemal Külünkoğlu

(2-3) Bunlar, güzel davrananlara bir hidayet ve rahmet olarak indirilmiş hikmet dolu Kitab'ın ayetleridir.


Diyanet İşleri (eski)

(2-3) Bunlar, iyi davranan kimseler için rahmet ve doğru yol rehberi olan hikmetli Kitap'ın ayetleridir.


Diyanet Vakfi

Güzel davrananlar için bir hidayet rehberi ve rahmet olmak üzere (indirilmiştir).


Edip Yüksel

Güzel davrananlara bir yol gösterici ve bir rahmettir.


Elmalılı Hamdi Yazır

Hidayet ve rahmet için o (güzellik yapan) muhsinlere


Muhammed Esed

güzel işler yapanlar için rahmet ve hidayet kaynağı (olan mesajlar);


Mustafa İslamoğlu

Allah'ı görür gibi hareket edenler için bir rehber ve bir rahmet olan (ayetleri);


Seyyid Kutub

Bunlar güzel davrananlara yol gösterici ve rahmettir.


Süleyman Ateş

Güzel davrananlara yol gösterici ve rahmet olarak (indirilmiştir).


Süleymaniye Vakfı

İyiler için bir rehber ve bir ikramdır.


Tefhim-ul Kuran

Muhsin olanlara bir hidayet ve bir rahmettir.


Yaşar Nuri Öztürk

İyilik ve güzellik sergileyenlere bir rahmet ve bir kılavuz olarak;


الَّذِينَ يُقِيمُونَ الصَّلَاةَ وَيُؤْتُونَ الزَّكَاةَ وَهُم بِالْآخِرَةِ هُمْ يُوقِنُونَ

Ellezîne yukîmûnes salâte ve yu’tûnez zekâte ve hum bil âhırati hum yûkinûn(yûkinûne).

Bayraktar Bayraklı

Güzeli hayata geçirenler, namazı dosdoğru kılarlar, zekâtı verirler; onlar âhirete de kesin olarak iman ederler.


Cemal Külünkoğlu

O (güzel davrana)nlar; namazı dosdoğru kılarlar, zekâtı verirler ve onlar ahirete de kesin olarak inanırlar.


Diyanet İşleri (eski)

O kimseler namazı kılarlar, zekatı verirler; ahirete de yakinen inanırlar.


Diyanet Vakfi

O kimseler, namazı kılarlar, zekâtı verirler; onlar ahirete de kesin olarak iman ederler.


Edip Yüksel

Onlar ki namazı gözetirler, zekatı verirler; ahiret hakkında da kuşkuları yoktur.


Elmalılı Hamdi Yazır

Ki namazı kılarlar ve zekâtı verirler, Âhırete de onlar yakîn edinirler


Muhammed Esed

onlar ki namazlarında kararlılık gösterir ve karşılıksız yardımda bulunurlar: çünkü onlar içlerinde öteki dünyaya kesin bir inanç besleyenlerdir.


Mustafa İslamoğlu

onlar ki namazı hakkını vererek eda ederler, arınıp yücelmek için ödenmesi gereken bedeli öderler; zira onlar ahirete inananların ta kendisidirler.


Seyyid Kutub

İşte onlar ki, namaz kılarlar, zekât verirler, ahirete de kesin olarak inanırlar.


Süleyman Ateş

Onlar ki namazı kılarlar, zekâtı verirler ve onlar âhirete de kesin olarak inanırlar.


Süleymaniye Vakfı

İyiler namazı kılan, zekatı veren ve Ahirete kesin olarak inanan kimselerdir.


Tefhim-ul Kuran

Onlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekâtı verirler. Ve onlar kesin bir bilgiyle ahirete inananlardır.


Yaşar Nuri Öztürk

Ki onlar namazı kılarlar, zekâtı verirler. Ve onlar âhirete de gözle görmüşçesine inanırlar.


أُوْلَئِكَ عَلَى هُدًى مِّن رَّبِّهِمْ وَأُوْلَئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ

Ulâike alâ huden min rabbihim ve ulâike humul muflihûn(muflihûne).

Bayraktar Bayraklı

İşte onlar, Rabblerinin göstermiş olduğu doğru yol üzerindedirler ve onlar mutluluğa ereceklerdir.


Cemal Külünkoğlu

İşte Rablerinin gösterdiği doğru yol üzerinde olan ve dolayısıyla nihai mutluluğa erişecek olanlar bunlardır.


Diyanet İşleri (eski)

İşte onlar Rablerinin yolunda olanlardır, işte onlar saadete erenlerdir.


Diyanet Vakfi

İşte onlar, Rableri tarafından gösterilmiş doğru yol üzeredirler ve onlar kurtuluşa erenlerdir.


Edip Yüksel

Rab’leri tarafından gösterilen bir yolu izleyenler ve kazananlar bunlardır.


Elmalılı Hamdi Yazır

İşte bunlar rablarından bir hidayet üzeredir ve işte bunlardır o felâh bulanlar


Muhammed Esed

İşte Rablerinin gösterdiği doğru yol üzerinde olan ve dolayısıyla nihai mutluluğa erişecek olanlar bunlardır.


Mustafa İslamoğlu

İşte onlar, Rablerinden gelen kusursuz bir rehberliğe tabidirler; ve işte onlar, evet onlardır ebedi mutluluğa erenler.


Seyyid Kutub

İşte onlar Rabb'lerinin göstermiş olduğu doğru bir yol üzeredirler ve kurtuluşa erenlerdir.


Süleyman Ateş

İşte onlar, Rableri tarafından (gösterilen) doğru bir yol üzerindedirler ve onlar, umduklarına ereceklerdir.


Süleymaniye Vakfı

Onlar Rablerinin gösterdiği yol üzerinde olanlardır. Umduklarını bulacak olanlar onlardır.


Tefhim-ul Kuran

İşte onlar, Rab'lerinden bir hidayet üzerindedirler ve felah bulanlar da onlardır.


Yaşar Nuri Öztürk

İşte onlardır Rablerinden bir kılavuzlanma üzere olanlar; işte onlardır gerçek kurtuluşu bulanlar.


وَمِنَ النَّاسِ مَن يَشْتَرِي لَهْوَ الْحَدِيثِ لِيُضِلَّ عَن سَبِيلِ اللَّهِ بِغَيْرِ عِلْمٍ وَيَتَّخِذَهَا هُزُوًا أُولَئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ مُّهِينٌ

Ve minen nâsi men yeşterî lehvel hadîsi li yudılle an sebîlillâhi bi gayri ilmin ve yettehızehâ huzuvâ(huzuven), ulâike lehum azâbun muhîn(muhînun).

Bayraktar Bayraklı

Bazı insanlar vardır ki, cahillikleri yüzünden başkalarını Allah yolundan saptırmak ve o yolu eğlence vesilesi edinmek için boş laf satın alırlar. İşte onlar için aşağılayıcı bir azap vardır.


Cemal Külünkoğlu

İnsanlardan öyleleri vardır ki, herhangi bir bilgiye dayanmadan insanları Allah'ın yolundan saptırmak ve onunla alay etmek için gerçeği boş sözlerle değişirler. İşte onlar için aşağılayıcı bir azap vardır.


Diyanet İşleri (eski)

İnsanlar arasında, bir bilgisi olmadığı halde Allah yolundan saptırmak için gerçeği boş sözlerle değişenler ve Allah yolunu alaya alanlar vardır. İşte alçaltıcı azap bunlar içindir.


Diyanet Vakfi

İnsanlardan öylesi var ki, herhangi bir ilmî delile dayanmadan Allah yolundan saptırmak ve sonra da onunla alay etmek için boş lafı satın alır. İşte onlara rüsvay edici bir azap vardır.


Edip Yüksel

İnsanlardan bazısı var ki halkı bilgisizce ALLAH’ın yolundan saptırmak ve onu hafife almak için temelsiz hadislere sarılırlar. Onlar için aşağılayıcı bir azap vardır.


Elmalılı Hamdi Yazır

Bayağı insanlardan kimi de vardır ki, Allah yolundan bilmiyerek sapıtmak ve onu eğlence yerine tutmak için lâf eğlencesi satın alır, işte bunlara mühîn bir azâb vardır


Muhammed Esed

Ama insanlar arasında öyleleri var ki, bilgisi olmayanları Allah yolundan saptırmak ve onu gülünç duruma düşürmek için (yol gösterici mesajlar üzerinde) kelime oyunu yapmaya kalkışırlar: böylelerini alçaltıcı bir azap bekliyor.


Mustafa İslamoğlu

Ama insanlardan öyleleri vardır ki, bilgisizce (başkalarını) Allah yolundan saptırmak ve onu gülünç duruma düşürmek için (ilahi mesajlar üzerinden) kelime oyunu oynamaya kalkışırlar: işte onlar onur kırıcı bir terk edilmişliğe mahkum olacaklar.


Seyyid Kutub

İnsanlardan öyleleri var ki, herhangi bir bilgiye dayanmadan insanları Allah'ın yolundan saptırmak ve onunla alay etmek için gerçeği boş sözlerle değişirler. İşte alçaltıcı azap bunlar içindir.


Süleyman Ateş

İnsanlardan kimi var ki; bilgisizce (insanları) Allâh'ın yolundan saptırmak ve onunla alay etmek için boş hadisi (eğlence sözünü) satın alır. İşte onlara küçük düşürücü bir azâb vardır.


Süleymaniye Vakfı

Bir bilgiye dayanmadan Allah’ın yolundan saptırmak için boş söze bedel ödeyen insanlar vardır. Onlar o yolu alaya da alırlar. Onların payına düşen, alçaltıcı bir azaptır.


Tefhim-ul Kuran

İnsanlardan öyleleri vardır ki, hiç bir bilgiye dayanmaksızın, Allah'ın yolundan saptırmak için sözün boş olanını satın almaktadırlar ve onu bir eğlence konusu edinmektedirler. İşte onlar; onlar için aşağılatıcı bir azap vardır.


Yaşar Nuri Öztürk

İnsanlardan öylesi vardır ki, Allah yolundan bilgisizce saptırmak için hadis/laf eğlencesi satın alır ve onu alay konusu edinir. İşte böylelerine rezil edici bir azap vardır.


وَإِذَا تُتْلَى عَلَيْهِ آيَاتُنَا وَلَّى مُسْتَكْبِرًا كَأَن لَّمْ يَسْمَعْهَا كَأَنَّ فِي أُذُنَيْهِ وَقْرًا فَبَشِّرْهُ بِعَذَابٍ أَلِيمٍ

Ve izâ tutlâ aleyhi âyâtunâ vellâ mustekbiran ke en lem yesma’hâ keenne fî uzuneyhi vakrâ(vakran), fe beşşirhu bi azâbin elîm(elîmin).

Bayraktar Bayraklı

Ona âyetlerimiz okunduğu zaman sanki bunları işitmemiş, sanki kulaklarında ağırlık varmış gibi kibirlenerek yüz çevirirler. Sen de ona acıklı bir azabı müjdele!


Cemal Külünkoğlu

Ayetlerimiz ona (sapık kimseye) okunduğu zaman, sanki kulaklarında bir ağırlık varmış da onu hiç işitmemiş gibi büyüklenerek sırt çevirir. İşte onu can yakıcı bir azapla müjdele!


Diyanet İşleri (eski)

Ayetlerimiz sapık kimseye okunduğu zaman sanki kulaklarında ağırlık var da işitmiyormuş gibi büyüklenerek sırt çevirir. İşte ona can yakıcı azabı müjde et.


Diyanet Vakfi

Ona âyetlerimiz okunduğu zaman, sanki bunları işitmemiş, sanki kulaklarında ağırlık varmış gibi büyüklük taslayarak yüz çevirir. Sen de ona acıklı bir azabın müjdesini ver!


Edip Yüksel

Kendisine ayetlerimiz okunduğu zaman, sanki onu hiç işitmemiş gibi, sanki kulaklarında ağırlık varmış gibi büyüklenerek ardını döner. Ona acıklı azabı müjdele!


Elmalılı Hamdi Yazır

Karşısında âyetlerimiz okunduğu vakıt da kibirlenerek ensesini döner, sanki onları işitmemiş, sanki kulaklarında bir ağırlık varmış, sen de onu elîm bir azâb ile müjdele


Muhammed Esed

Böyle birine mesajlarımız aktarıldığında, sanki kulaklarında bir sağırlık varmış da onları hiç duymamış gibi, küstahça yüz çevirir: işte ona (öteki dünyada) acıklı azabı haber ver!


Mustafa İslamoğlu

Böyle birine ayetlerimiz okunduğu zaman sanki kulaklarında kurşun varmış gibi hiç aldırmadan serkeşçe yüz çevirir: İşte böylesini can yakıcı bir azap ile müjdele.


Seyyid Kutub

Ayetlerimiz o sapık kimseye okunduğu zaman sanki onları hiç işitmemiş, sanki kulaklarında ağırlık varmış gibi büyüklenerek sırt çevirir. İşte onu can yakıcı azapla müjdele!


Süleyman Ateş

Ona âyetlerimiz okunduğu zaman sanki onları hiç işitmemiş, sanki kulaklarında ağırlık varmış gibi büyüklük taslayarak döner. Ona acı bir azâbı müjdele.


Süleymaniye Vakfı

Ona ayetlerimiz okunduğunda büyüklenir, sanki hiç duymamış, sanki kulaklarında ağırlık varmış gibi sırt çevirir. Ona acıklı bir azap müjdesi ver.


Tefhim-ul Kuran

Ona ayetlerimiz okunduğunda, sanki onları işitmiyormuş ve kulaklarında bir ağırlık varmış gibi, büyüklük taslayarak (müstekbirce) sırtını çevirir. Artık sen ona acıklı bir azap ile müjde ver.


Yaşar Nuri Öztürk

Ayetlerimiz ona okunduğunda, böbürlenerek yüzünü çevir. Sanki onları hiç işitmemiştir, sanki kulaklarında bir ağırlık vardır. İşte böylesini, korkunç bir azapla muştula.


إِنَّ الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَهُمْ جَنَّاتُ النَّعِيمِ

İnnellezîne âmenû ve amilûs sâlihâti lehum cennâtun naîm(naîmi).

Bayraktar Bayraklı

(8-9) İnanıp yararlı iş yapanları ise nimetlerle dolu, süreli olarak kalacakları cennetler bekliyor. Bu, Allah'ın gerçek bir vaadidir. O'nun gücü her şeye yeter; her işinde hikmet vardır.


Cemal Külünkoğlu

(Buna karşılık) inandıktan sonra doğru ve yararlı işler yapanlar nimetlerle dolu cennetlere kavuşacaklardır.


Diyanet İşleri (eski)

(8-9) İnanıp yararlı iş işleyenler için, Allah'ın vadi gereğince temelli kalacakları nimet cennetleri vardır. O; güçlüdür, hakim'dir.


Diyanet Vakfi

(8-9) Şüphesiz, iman edip de güzel davranışlarda bulunanlar için, içinde devamlı kalacakları ve nimetleri bol cennetler vardır. Bu, Allah'ın verdiği gerçek sözdür. O, mutlak güç ve hikmet sahibidir.


Edip Yüksel

Gerçeği onaylayıp erdemli davrananlar için nimet bahçeleri vardır.


Elmalılı Hamdi Yazır

Fakat iyman edib de iyi işler yapanlar, şübhesiz ki onlara naîm Cennetleri var


Muhammed Esed

(Buna karşılık) iman edip doğru ve yararlı işler yapanlar mutluluk bahçelerine kavuşacaklar,


Mustafa İslamoğlu

Bir de iman eden ve imanına uygun eylemler ortaya koyan kimseler var ki, her tür nimetle dolu olan cennetler onların olacak:


Seyyid Kutub

İnanıp yararlı iyi işler yapanlar için nimeti bol cennetler vardır.


Süleyman Ateş

İnanan ve iyi işler yapanlara ni'meti bol cennetler vardır.


Süleymaniye Vakfı

İnanıp güvenen ve iyi işler yapanların payına düşen de nimetlerle dolu bahçelerdir.


Tefhim-ul Kuran

(Ancak) Gerçekten iman edip salih amellerde bulunanlar ise; onlar için de nimetlerle donatılmış cennetler vardır.


Yaşar Nuri Öztürk

İman edip hayra ve barışa yönelik fiiller sergileyenlere gelince, onlar için nimetlerle dolu cennetler vardır.


خَالِدِينَ فِيهَا وَعْدَ اللَّهِ حَقًّا وَهُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ

Hâlidîne fîhâ, va’dallâhi hakkâ(hakkan), ve huvel azîzul hakîm(hakîmu).

Bayraktar Bayraklı

(8-9) İnanıp yararlı iş yapanları ise nimetlerle dolu, süreli olarak kalacakları cennetler bekliyor. Bu, Allah'ın gerçek bir vaadidir. O'nun gücü her şeye yeter; her işinde hikmet vardır.


Cemal Külünkoğlu

Orada Allah'ın şaşmaz vaadine uygun olarak temelli kalacaklar. O, mutlak galiptir, hüküm ve hikmet sahibidir.


Diyanet İşleri (eski)

(8-9) İnanıp yararlı iş işleyenler için, Allah'ın vadi gereğince temelli kalacakları nimet cennetleri vardır. O; güçlüdür, hakim'dir.


Diyanet Vakfi

(8-9) Şüphesiz, iman edip de güzel davranışlarda bulunanlar için, içinde devamlı kalacakları ve nimetleri bol cennetler vardır. Bu, Allah'ın verdiği gerçek sözdür. O, mutlak güç ve hikmet sahibidir.


Edip Yüksel

Orada ebedi kalırlar. ALLAH’ın sözü gerçektir. O Üstündür, Bilgedir.


Elmalılı Hamdi Yazır

İçlerinde muhalled olmak üzere onlar, hakkâ Allahın va'di bu ve azîz odur hakîm o


Muhammed Esed

Orada Allah'ın şaşmaz vaadine uygun olarak temelli kalacaklar; çünkü O, kudret ve hikmet sahibidir.


Mustafa İslamoğlu

Onlar orada Allah'ın mutlaka gerçekleşecek olan vaadi uyarınca ebedi kalacak. Zira O her işinde mükemmel olandır, her hükmünde tam isabet edendir.


Seyyid Kutub

Orada ebedi olarak kalacaklardır. Bu, Allah'ın gerçek vaadidir. O güçlüdür, hakimdir.


Süleyman Ateş

Orada ebedi kalacaklardır. (Bu,) Allâh'ın gerçek va'didir. O üstündür, hüküm ve hikmet sâhibidir.


Süleymaniye Vakfı

Allah’ın gerçekleşecek sözü gereği orada ölümsüzleşirler. O; güçlüdür ,doğru karar verir.


Tefhim-ul Kuran

Orada ebedi olarak kalıcıdırlar. Allah'ın va'di haktır. O, üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.


Yaşar Nuri Öztürk

Sürekli kalacaklardır orada. Allah'ın hak vaadidir bu. Azîz'dir, Hakîm'dir O.


خَلَقَ السَّمَاوَاتِ بِغَيْرِ عَمَدٍ تَرَوْنَهَا وَأَلْقَى فِي الْأَرْضِ رَوَاسِيَ أَن تَمِيدَ بِكُمْ وَبَثَّ فِيهَا مِن كُلِّ دَابَّةٍ وَأَنزَلْنَا مِنَ السَّمَاء مَاء فَأَنبَتْنَا فِيهَا مِن كُلِّ زَوْجٍ كَرِيمٍ

Halakas semâvâti bi gayri amedin teravnehâ ve elkâ fîl ardı ravâsiye en temîde bikum ve besse fîhâ min kulli dâbbet(dâbbetin), ve enzelnâ mines semâi mâen fe enbetnâ fîhâ min kulli zevcin kerîm(kerîmin).

Bayraktar Bayraklı

Allah, gökleri, görebileceğiniz direkler olmadan yarattı. Sizi sarsmasın diye yeryüzüne sabit dağlar koydu ve orada her çeşit canlının çoğalmasını sağladı. Biz, gökyüzünden su indirip orada her türlü faydalı bitkiler yetiştirmişizdir.


Cemal Külünkoğlu

O, gökleri görünür destekler olmadan yarattı. Sizi sarsmasın diye yeryüzünü sabit dağlar ile donattı ve orada her çeşit canlı varlığın çoğalmasını sağladı. Biz gökyüzünden sular indirdik ve bununla yeryüzünde her faydalı bitkiden yetiştirdik.


Diyanet İşleri (eski)

Allah gökleri gördüğünüz gibi direksiz yaratmış, sizi sallar diye yeryüzüne sabit dağlar koymuş; orada her türlü canlıyı yaymıştır. Gökten su indirip orada her hoş çiftten yetiştirmişizdir.


Diyanet Vakfi

O, gökleri görebildiğiniz bir direk olmaksızın yarattı, sizi sarsmasın diye yere de ulu dağlar koydu ve orada her çeşit canlıyı yaydı. Biz gökyüzünden su indirip, orada her faydalı nebattan çift çift bitirdik.


Edip Yüksel

Gökleri, gördüğün bir direk olmadan yaratmıştır. Ve sarsılmamanız için yeryüzüne denge sağlayıcılar atıp yerleştirdi ve orada her çeşit yaratığı yaydı. Gökten bir su yağdırdık ve orada her güzel çifti bitirdik.


Elmalılı Hamdi Yazır

Gökleri direksiz yarattı onları görüyorsunuz Arza da sizi çalkalar diye ağır baskılar bıraktı ve onda her bir hayvandan üretti, hem Gökten bir su indirdik de her hoş çeşitten yetiştirdik


Muhammed Esed

O, gökleri görünür destekler olmadan yarattı; sizi sarsmasın diye yeryüzünü sabit dağlar ile donattı ve orada her çeşit canlı varlığın çoğalmasını sağladı. Biz gökyüzünden sular indirir ve bununla yeryüzünde her türlü faydalı (canlı)nın yetişip büyümesini sağlarız.


Mustafa İslamoğlu

O gökleri, gördüğünüz bir direk olmaksızın yarattı ve O sizi sarsmasın diye yeryüzüne kalkmaz kımıldamaz dağlar yerleştirdi ve orada her çeşit canlı varlığın üremesini sağladı. İşte Biz, gökten yağmuru (böyle) indiririz, akabinde orada her tür ve cinsten yararlı varlığı (böyle) yetiştiririz.


Seyyid Kutub

Gökleri gördüğünüz gibi direksiz olarak yaratmış, sizi sarsar diye yere ağır baskılar koymuş, orada her türlü canlıyı yaymıştır. Gökten su indirip orada her sınıf güzel nebatlar yetiştirmişizdir.


Süleyman Ateş

(Allâh), gökleri görebildiğiniz bir direk olmadan yarattı, sizi sarsar diye yere de sağlam ve yüksek dağlar attı ve orada her çeşit canlıyı yaydı. Gökten bir su indirdik de orada her güzel çifti bitirdik.


Süleymaniye Vakfı

Allah gökleri görebileceğiniz direkler olmadan yaratmış, sizi çok sarsmasın diye yerin içine sabitleyen dağlar yerleştirmiş ve orada her türlü (hareketli) canlıyı yaymıştır. Gökten su indirip bereketli çiftlerin (erkek ve dişi bitkilerin) hepsinden bitirmiştir[*]. [*] İltifat Bakara 2/64


Tefhim-ul Kuran

O, gökleri dayanak olmaksızın yaratmıştır, bunu görmektesiniz. Arzda da, sizi sarsıntıya uğratır diye sarsılmaz dağlar bıraktı ve orada her canlıdan türetip yayıverdi. Biz gökten su indirdik, böylelikle orada her güzel olan çiftten bir bitki bitirdik.


Yaşar Nuri Öztürk

Gökleri direksiz, desteksiz yarattı; görüyorsunuz onları. Ve yeryüzüne, sizi çalkalayıp sendeletmesin diye ağırlıklar, dayanaklar bıraktı ve orada her çeşit hayvanı yaydı. Gökten bir su indirdik de orada her türlü cömert ve bereketli çifti filizlendirdik.


هَذَا خَلْقُ اللَّهِ فَأَرُونِي مَاذَا خَلَقَ الَّذِينَ مِن دُونِهِ بَلِ الظَّالِمُونَ فِي ضَلَالٍ مُّبِينٍ

Hâzâ halkullâhi fe erûnî mâzâ halakallezîne min dûnihî, beliz zâlimûne fî dalâlin mubîn(mubînin).

Bayraktar Bayraklı

Bunların hepsi Allah'ın yarattığıdır. O'ndan başkasının ne yarattığını bana gösteriniz. Hayır; zâlimler apaçık sapıklık içindedirler.


Cemal Külünkoğlu

İşte (bunlar) Allah'ın yarattığıdır. Haydi, gösterin bana Allah'ı bırakıp da taptıklarınızın yarattığını! Doğrusu zalimler apaçık bir sapıklık içindedir.


Diyanet İşleri (eski)

İşte bu Allah'ın yaratışıdır. Ondan başkasının ne yarattığını Bana gösterin. Hayır; gösteremezler, zalimler apaçık sapıklık içindedir.


Diyanet Vakfi

İşte bunlar Allah'ın yarattıklarıdır. Şimdi (ey kâfirler!) O'ndan başkasının ne yarattığını bana gösterin! Hayır (gösteremezler)! Zalimler açık bir sapıklık içindedirler.


Edip Yüksel

Bu ALLAH’ın yaratışıdır. O’ndan başkasının neler yarattığını bana gösterin. Zalimler, gerçekten apaçık bir sapıklık içindedirler.


Elmalılı Hamdi Yazır

İşte bu Allahın yarattığı, haydi gösterin bana ondan berikiler ne yaratmış? Fakat o zalimler apaçık dalâl içindeler


Muhammed Esed

Bunlar(ın tümü) Allah'ın hilkatidir: Peki, gösterin bana, O'ndan başkası ne yaratabilmiş! Hayır, (gösteremezsiniz,) zalimler açık bir sapıklık içindedirler!


Mustafa İslamoğlu

Bu Allah'ın yaratışıdır: Haydi, gösterin bakayım O'nun dışındakiler neyi yaratmışlar? Hayır, zulme gömülüp gitmiş olanlar apaçık bir sapıklık içindedirler.


Seyyid Kutub

İşte bunlar Allah'ın yarattıklarıdır. O'ndan başkası ne yarattı? Doğrusu o zalimler, açık bir sapıklık içindedirler.


Süleyman Ateş

İşte bunlar, Allâh'ın yarattıklarıdır. Gösterin bana, O'ndan başka (tanrı dedik)leri(niz) ne yarattı? Doğrusu o zâlimler, açık bir sapıklık içindedirler.


Süleymaniye Vakfı

Bu, Allah'ın yarattığıdır. Gösterin bakalım; araya koyduklarınız ne yaratmışlardır? Aslında o zalimler açık sapıklık içindedirler.


Tefhim-ul Kuran

Bu, Allah'ın yaratmasıdır. Şu halde, O'nun dışında olanların yarattıklarını bana gösterin. Hayır, zulmetmekte olanlar, açıkça bir sapıklık içindedirler.


Yaşar Nuri Öztürk

İşte Allah'ın yaratışı/yarattıkları! Hadi gösterin bana onun dışındakiler ne yaratmıştır? Hayır, hayır, zalimler açık bir sapıklık içindedirler.