KIYÂME SURESİ

Ayet Getir

لَا أُقْسِمُ بِيَوْمِ الْقِيَامَةِ

Lâ uksimu bi yevmil kıyâmeti.

Bayraktar Bayraklı

Hayır! Kıyamet gününe yemin ederim.


Cemal Külünkoğlu

Kıyamet gününe yemin ederim.


Diyanet İşleri (eski)

Kıyamet gününe yemin ederim.


Diyanet Vakfi

Kıyamet gününe yemin ederim.


Edip Yüksel

Diriliş Gününe and içerim.


Elmalılı Hamdi Yazır

Yo... Kasem ederim o kalkım gününe (yevm-i kıyame'ye)


Muhammed Esed

Kıyamet Günü'nü tanıklığa çağırırım!


Mustafa İslamoğlu

Ötesi yok, Kıyamet Günü'ne Ben yemin ediyorum!


Seyyid Kutub

Yoo, andolsun kıyamet gününe.


Süleyman Ateş

Yoo, kıyâmet gününe and içerim,


Süleymaniye Vakfı

Kıyamet (mezardan kalkış) gününe yemin etmem.


Tefhim-ul Kuran

Hayır, kalkış (kıyamet) gününe and ederim.


Yaşar Nuri Öztürk

Hayır, öyle değil!


وَلَا أُقْسِمُ بِالنَّفْسِ اللَّوَّامَةِ

Ve lâ uksimu bin nefsil levvâmeti.

Bayraktar Bayraklı

Hayır! Sürekli olarak kendini kınayan nefse yemin ederim.


Cemal Külünkoğlu

Kendini kınayan (pişmanlık duyan) nefse de yemin ederim (ki muhakkak öldükten sonra diriltilip hesaba çekileceksiniz).


Diyanet İşleri (eski)

Ve nedamet çeken nefse yemin ederim.


Diyanet Vakfi

Kendini kınayan (pişmanlık duyan) nefse yemin ederim (diriltilip hesaba çekileceksiniz).


Edip Yüksel

Sürekli özeleştiride bulunan kişiye and içerim.


Elmalılı Hamdi Yazır

Yine yo... Kasem ederim o pişman cana (nefs-i levvame'ye)


Muhammed Esed

İnsan vicdanının kınayan sesini tanıklığa çağırırım!


Mustafa İslamoğlu

Yine ötesi yok, kendini kınayan nefse Ben yemin ediyorum!


Seyyid Kutub

Yoo andolsun, özünü eleştiren, kendini kınayan nefse.


Süleyman Ateş

Yoo, dâimâ, kendini kınayan nefse and içerim.


Süleymaniye Vakfı

Yanlışlarını görüp kendini kınayana da yemin etmem (Bunların önemi ortadadır.)


Tefhim-ul Kuran

Ve yine hayır; kendini kınayıp duran nefse de and ederim.


Yaşar Nuri Öztürk

Öyle değil! Kendisini ısrarla kınayan benliğe de yemin ederim.


أَيَحْسَبُ الْإِنسَانُ أَلَّن نَجْمَعَ عِظَامَهُ

E yahsebul insânu ellen necmea ızâmehu.

Bayraktar Bayraklı

İnsan bizim, onun kemiklerini bir araya getiremeyeceğimizi mi sanıyor?


Cemal Külünkoğlu

İnsan, kemiklerini yeniden bir araya getiremeyeceğimizi mi sanıyor?


Diyanet İşleri (eski)

İnsan, kemiklerini bir araya toplayamayız mı sanıyor?


Diyanet Vakfi

İnsan, kendisinin kemiklerini biraraya toplayamayacağımızı mı sanır?


Edip Yüksel

İnsan, kemiklerini bir araya toplayamayız mı sanıyor?


Elmalılı Hamdi Yazır

İnsan sanır mı ki derleyemeyiz kemiklerini?


Muhammed Esed

İnsan, (onu tekrar diriltip) kemiklerini yeniden bir araya getiremeyeceğimizi mi sanıyor?


Mustafa İslamoğlu

İnsanoğlu kendisini (yeniden diriltip) kemiklerini bir araya getiremeyeceğimizi mi sanıyor?


Seyyid Kutub

İnsan, kemiklerini biraraya toplayamayız mı sanıyor?


Süleyman Ateş

İnsan kendisinin kemiklerini bir araya toplamayacağımızı mı sanıyor?


Süleymaniye Vakfı

İnsan kemiklerinin bileşimini tekrar gerçekleştirmeyeceğimizi mi sanıyor?


Tefhim-ul Kuran

İnsan, onun kemiklerini bizim kesin olarak bir araya getirmeyeceğimizi mi sanıyor?


Yaşar Nuri Öztürk

İnsan, kendisinin kemiklerini asla bir araya toplamayacağımızı mı sanıyor?


بَلَى قَادِرِينَ عَلَى أَن نُّسَوِّيَ بَنَانَهُ

Belâ kâdirîne alâ en nusevviye benânehu.

Bayraktar Bayraklı

Evet, bizim onun parmak uçlarına varıncaya kadar bir araya getirmeye gücümüz yeter.


Cemal Külünkoğlu

Hayır, onun parmaklarını/parmak uçlarını bile yeniden yapılandırmaya gücümüz vardır.


Diyanet İşleri (eski)

Evet, Biz onu, parmak uçlarına varıncaya kadar bütün incelikleriyle yeniden yapmaya kadiriz.


Diyanet Vakfi

Evet, bizim, onun parmak uçlarını bile aynen eski haline getirmeye gücümüz yeter.


Edip Yüksel

Evet; parmak uçlarını bile düzenlemeye gücümüz yeter.


Elmalılı Hamdi Yazır

Evet derleriz kadir olarak tesviyeye bile parmaklarını


Muhammed Esed

Hayır, kesinlikle! Onu parmak uçlarına kadar yeniden var etmeye kadiriz!


Mustafa İslamoğlu

Bilakis onu parmak uçlarına kadar yeniden diriltmeye kadiriz.


Seyyid Kutub

Hayır, onun parmak uçlarını bile yeniden yapılandırmaya gücümüz yeter.


Süleyman Ateş

Evet, toplarız, onun parmak uçlarını düzenlemeğe gücümüz yeter.


Süleymaniye Vakfı

Evet (Biz bunu yaparız), parmak uçlarını bile eski haline getirmenin ölçüsünü koyan Biziz.


Tefhim-ul Kuran

Evet; onun parmak uçlarını dahi derleyip (yeniden) düzene koymağa güç yetirenleriz.


Yaşar Nuri Öztürk

Hayır, sandığı gibi değil! Biz onun parmak uçlarını da tam bir biçimde düzenlemeye gücü yetenleriz.


بَلْ يُرِيدُ الْإِنسَانُ لِيَفْجُرَ أَمَامَهُ

Bel yurîdul insânu li yefcure emâmehu.

Bayraktar Bayraklı

(5-6) Doğrusu insan, önündeki kıyameti inkâr etmek ister: “Kıyamet günü ne zamanmış?” diye sorar.


Cemal Külünkoğlu

Fakat insan (günah işlemek için) önünü (geleceğini, kıyameti, hesap gününü) yalanlamak ister.


Diyanet İşleri (eski)

(5-6) Ama, insanoğlu gelecekte de suç işlemek ister de: 'Kıyamet günü ne zamanmış! ' der.


Diyanet Vakfi

Fakat insan önündekini (kıyameti) yalanlamak ister.


Edip Yüksel

Doğrusu, insan her şeyin önüne sergilenmesini ister.


Elmalılı Hamdi Yazır

Fakat insan ister önünde fücur etmesini


Muhammed Esed

Ama yine de insan, önüne serilmiş olan şeyi inkara kalkışır,


Mustafa İslamoğlu

Ne var ki genellikle (inkarcı) insan, önündeki (hakikati) yalanlamaya bayılır;


Seyyid Kutub

Aslında insan günahkârlığı önüne, geleceğine yaymak istiyor.


Süleyman Ateş

Fakat insan, devamlı suç işleyerek ilerisini berbâd etmek ister.


Süleymaniye Vakfı

Ama, günahkar kişi, ilerisi ile ilişiğini kesmek ister[*]. [*] الفجر: شق الشيء شقا واسعا


Tefhim-ul Kuran

Ancak insan, önündeki (sonsuz geleceği)ni de 'fücurla sürdürmek ister.'


Yaşar Nuri Öztürk

Fakat insan kendi önünde rezillik sergilemeyi ister.


يَسْأَلُ أَيَّانَ يَوْمُ الْقِيَامَةِ

Yes’elu eyyâne yevmul kıyâmeti.

Bayraktar Bayraklı

(5-6) Doğrusu insan, önündeki kıyameti inkâr etmek ister: “Kıyamet günü ne zamanmış?” diye sorar.


Cemal Külünkoğlu

“O kıyamet günü ne zaman?” diye sorar.


Diyanet İşleri (eski)

(5-6) Ama, insanoğlu gelecekte de suç işlemek ister de: 'Kıyamet günü ne zamanmış! ' der.


Diyanet Vakfi

«Kıyamet günü ne zamanmış?» diye sorar.


Edip Yüksel

“Diriliş Günü ne zaman?“ diye sorar.


Elmalılı Hamdi Yazır

Sorar: ne zaman diye o Kıyamet günü


Muhammed Esed

ve (istihza ile) sorar: "Şu Kıyamet Günü ne zaman gelecekmiş?"


Mustafa İslamoğlu

O şöyle sorar: "Şu kıyamet dediğiniz şey ne zaman kopacak?"


Seyyid Kutub

Bu yüzden «Kıyamet günü ne zaman?» diye soruyor.


Süleyman Ateş

"Kıyâmet günü nerede?" diye sorup durur.


Süleymaniye Vakfı

"Mezardan kalkış (kıyamet) günü ne zamanmış[*]?" diye sorar. [*] Şeytanın kıyamet gününe kadar yaşamak istemesi de bundandır. Önce günah işlemeyi, sonra tevbe edip iyi şeyler yaparak (insanların hayırsız olduğu konusundaki) haklılığını ispatlamaya çalışmaktadır. Ama günaha alışanın onu terk etmesi kolay değildir. (Bkz: Araf 7/14-17, Hicr 15/35-40)


Tefhim-ul Kuran

«Kıyamet günü ne zamanmış» diye sorar.


Yaşar Nuri Öztürk

"Kıyamet günü nerede/ne zaman?" diye sorar.


فَإِذَا بَرِقَ الْبَصَرُ

Fe izâ berikal basar(basaru).

Bayraktar Bayraklı

(7-9) İşte, göz kamaştığı, ay tutulduğu, güneşle ay bir araya geldiği zaman!


Cemal Külünkoğlu

(7-9) Gözler korkudan şimşek çaktığı, ay tutulduğu ve güneş ile ay bir araya getirildiği zaman.


Diyanet İşleri (eski)

(7-10) Gözün kamaştığı, ayın tutulduğu, güneş ve ayın bir araya getirildiği zaman, işte o gün insan: 'kaçacak yer nerede?' der.


Diyanet Vakfi

(7-9) İşte, göz kamaştığı, ay tutulduğu, güneşle ay biraraya getirildiği zaman!


Edip Yüksel

Gözün kamaştığı,


Elmalılı Hamdi Yazır

Ne vakıt ki o göz şimşek çakar


Muhammed Esed

Ama (o Gün,) gözler korku ile açıldığında,


Mustafa İslamoğlu

Bakın: o zaman gözler şimşek şimşek çakacak;


Seyyid Kutub

Gözler korkudan fıldır fıldır döndükleri zaman,


Süleyman Ateş

Ama göz (güneş gibi ortaya çıkan gerçeğin karşısında) kamaştığı,


Süleymaniye Vakfı

(Mezardan kalkanın) Gözleri yuvalarından fırlayınca,


Tefhim-ul Kuran

Ama göz 'kamaşıp da kaydığı,'


Yaşar Nuri Öztürk

Göz şimşek çaktığında,


وَخَسَفَ الْقَمَرُ

Ve hasefel kamer(kameru).

Bayraktar Bayraklı

(7-9) İşte, göz kamaştığı, ay tutulduğu, güneşle ay bir araya geldiği zaman!


Cemal Külünkoğlu

(7-9) Gözler korkudan şimşek çaktığı, ay tutulduğu ve güneş ile ay bir araya getirildiği zaman.


Diyanet İşleri (eski)

(7-10) Gözün kamaştığı, ayın tutulduğu, güneş ve ayın bir araya getirildiği zaman, işte o gün insan: 'kaçacak yer nerede?' der.


Diyanet Vakfi

(7-9) İşte, göz kamaştığı, ay tutulduğu, güneşle ay biraraya getirildiği zaman!


Edip Yüksel

Ayın tutulduğu,


Elmalılı Hamdi Yazır

Ve Ay tutulur


Muhammed Esed

ve ay karanlığa gömüldüğünde,


Mustafa İslamoğlu

ve ay sönüp gidecek;


Seyyid Kutub

Ay karardığı zaman,


Süleyman Ateş

Ay tutulduğu,


Süleymaniye Vakfı

Ay’ın ışığı kalmamış,


Tefhim-ul Kuran

Ay karardığı,


Yaşar Nuri Öztürk

Ay tutulduğunda,


وَجُمِعَ الشَّمْسُ وَالْقَمَرُ

Ve cumiaş şemsu vel kamer(kameru).

Bayraktar Bayraklı

(7-9) İşte, göz kamaştığı, ay tutulduğu, güneşle ay bir araya geldiği zaman!


Cemal Külünkoğlu

(7-9) Gözler korkudan şimşek çaktığı, ay tutulduğu ve güneş ile ay bir araya getirildiği zaman.


Diyanet İşleri (eski)

(7-10) Gözün kamaştığı, ayın tutulduğu, güneş ve ayın bir araya getirildiği zaman, işte o gün insan: 'kaçacak yer nerede?' der.


Diyanet Vakfi

(7-9) İşte, göz kamaştığı, ay tutulduğu, güneşle ay biraraya getirildiği zaman!


Edip Yüksel

Ve güneş ile ay bir araya toplandığı zaman,


Elmalılı Hamdi Yazır

Ve Güneş ve Ay toplanır


Muhammed Esed

ve güneş ile ay bir araya getirildiğinde,


Mustafa İslamoğlu

çünkü güneş ve ay birleştirilecek;


Seyyid Kutub

Güneş ile ay biraraya getirildiği zaman,


Süleyman Ateş

Güneş ve Ay bir araya toplandığı zaman!


Süleymaniye Vakfı

Güneş ile Ay bir araya getirilmiş olur[*]. [*] O gün Güneş dürülmüş olacağı için (Tekvir 81/1) “Yer, Rabbinin ışığıyla aydınlanacak, Kitap ortaya konacak, nebiler ve tanıklar getirilecektir. Aralarında doğru bir yargılama olacak, kimseye haksızlık yapılmayacaktır.” (Zümer 39/69)


Tefhim-ul Kuran

Güneş ve ay birleştirildiği zaman;


Yaşar Nuri Öztürk

Ve Güneş'le Ay biraraya getirildiğinde,


يَقُولُ الْإِنسَانُ يَوْمَئِذٍ أَيْنَ الْمَفَرُّ

Yekûlul insânu yevme izin eynel meferr(meferru).

Bayraktar Bayraklı

(10-12) O gün insan, “Kaçacak yer neresidir?” diyecektir. Hayır hayır! Kaçıp sığınacak yer yoktur! O gün varıp durulacak yer, sadece Rabbinin huzurudur.


Cemal Külünkoğlu

O gün insan: “Kaçacak yer yok mu?” der.


Diyanet İşleri (eski)

(7-10) Gözün kamaştığı, ayın tutulduğu, güneş ve ayın bir araya getirildiği zaman, işte o gün insan: 'kaçacak yer nerede?' der.


Diyanet Vakfi

O gün insan, «Kaçacak yer neresi!» diyecektir.


Edip Yüksel

O gün insanoğlu, “Kaçacak yer nerede?“ der.


Elmalılı Hamdi Yazır

Der o insan o gün: nereye kaçmalı? (eynel'mefer)


Muhammed Esed

o Gün insan haykıracak: "(Eyvah!) Nereye kaçayım?"


Mustafa İslamoğlu

insanoğlu o gün şöyle diyecek: "Nereye kaçmalı?"


Seyyid Kutub

İnsan o gün «Nereye kaçmalı?» der.


Süleyman Ateş

(Evet) O gün insan: "Kaçacak yer neresi?" der.


Süleymaniye Vakfı

İnsan o gün: "Kaçıp sığınılacak yer nerede?" der.


Tefhim-ul Kuran

İnsan o gün der ki: «Kaçış nereye?»


Yaşar Nuri Öztürk

Der ki insan o gün: "Kaçılacak yer nerede?"


كَلَّا لَا وَزَرَ

Kellâ lâ vezer(vezere).

Bayraktar Bayraklı

(10-12) O gün insan, “Kaçacak yer neresidir?” diyecektir. Hayır hayır! Kaçıp sığınacak yer yoktur! O gün varıp durulacak yer, sadece Rabbinin huzurudur.


Cemal Külünkoğlu

Hayır, (o günün dehşetinden kurtulmak için) sığınılacak hiçbir yer yoktur.


Diyanet İşleri (eski)

Hayır; hayır; bir sığınak yoktur.


Diyanet Vakfi

Hayır, hayır! (Kaçıp) sığınacak yer yoktur!


Edip Yüksel

Hayır, bir sığınak yok.


Elmalılı Hamdi Yazır

Hayır hayır, yok bir siper


Muhammed Esed

Hayır! Bir sığınak yok (senin için, ey insan)!


Mustafa İslamoğlu

Yoo! Hiçbir sığınak yok!


Seyyid Kutub

Hayır hayır! Sığınılacak bir yer yok.


Süleyman Ateş

Hayır, sığınacak yer yoktur.


Süleymaniye Vakfı

Hayır! Artık sığınılacak yer kalmamıştır.


Tefhim-ul Kuran

Hayır; sığınacak herhangi bir yer yok.


Yaşar Nuri Öztürk

Hayır, yok sığınacak yer!