KÂRİA SURESİ

Ayet Getir

الْقَارِعَةُ

El kâriatu.

Bayraktar Bayraklı

Kapı çalan!


Cemal Külünkoğlu

Gürültü koparacak olan büyük felaket!


Diyanet İşleri (eski)

Gürültü koparacak olan


Diyanet Vakfi

(1-3) Kapı çalan! Nedir o kapı çalan? O kapı çalanın ne olduğunu bilir misin?


Edip Yüksel

Şok.


Elmalılı Hamdi Yazır

O karia


Muhammed Esed

Ah! Apansız (gelen) bir bela!.


Mustafa İslamoğlu

Ah o korkunç patlama!


Seyyid Kutub

Gürültü koparacak olan,


Süleyman Ateş

Çarpan olay!


Süleymaniye Vakfı

Gümbürdeyen…


Tefhim-ul Kuran

'Başa çarpıp patlak verecek olan' (kâria: kıyamet),


Yaşar Nuri Öztürk

O Kaaria, o şiddetli ses çıkararak çarpan.


مَا الْقَارِعَةُ

Mâl kâriatu.

Bayraktar Bayraklı

Nedir o kapı çalan?


Cemal Külünkoğlu

Nedir o gürültü koparacak olan büyük felaket?


Diyanet İşleri (eski)

Nedir o gürültü koparacak olan?


Diyanet Vakfi

(1-3) Kapı çalan! Nedir o kapı çalan? O kapı çalanın ne olduğunu bilir misin?


Edip Yüksel

Hem de ne şok!


Elmalılı Hamdi Yazır

Nedir o karia?


Muhammed Esed

Ne korkunçtur apansız (gelen) bela!


Mustafa İslamoğlu

(Bir bilsen ey muhatap) o ne dehşet bir patlama!


Seyyid Kutub

Nedir o gürültü koparacak olan,


Süleyman Ateş

Nedir o çarpan olay?


Süleymaniye Vakfı

Nedir o gümbürdeyen?


Tefhim-ul Kuran

Nedir o 'çarpıp patlak verecek olan'?


Yaşar Nuri Öztürk

Nedir Kaaria?


وَمَا أَدْرَاكَ مَا الْقَارِعَةُ

Ve mâ edrâke mâl kâriatu.

Bayraktar Bayraklı

O kapı çalanın ne olduğunu bilir misin?


Cemal Külünkoğlu

O gürültü koparacak olan büyük felaketin ne olduğunu sen bilir misin?


Diyanet İşleri (eski)

O gürültü koparacak olanın ne olduğunu sen bilir misin?


Diyanet Vakfi

(1-3) Kapı çalan! Nedir o kapı çalan? O kapı çalanın ne olduğunu bilir misin?


Edip Yüksel

Şoke edenin niteliği sana bildirildi mi?


Elmalılı Hamdi Yazır

Ne bildirdi ki sana; nedir o karia?


Muhammed Esed

Bilir misin nedir, nasıl olacaktır o apansız bela?


Mustafa İslamoğlu

Sahi, sen nereden bileceksin korkunç patlamanın ne olduğunu?


Seyyid Kutub

O gürültü koparacak olanın ne olduğunu sen nereden bileceksin?


Süleyman Ateş

O çarpan olayın ne olduğunu sen nereden bileceksin?


Süleymaniye Vakfı

Gümbürdeyenin ne olduğunu sen nereden bileceksin[*]? (Öyleyse dinle!) [*] Gümbürdeyen, tekrar yaratılmış insanların kalkması için çalınan sur yani kalk borusudur.


Tefhim-ul Kuran

Sana o 'çarpıp patlak verecek olan'ı bildiren nedir?


Yaşar Nuri Öztürk

Kaaria'nın ne olduğunu sana bildiren nedir?


يَوْمَ يَكُونُ النَّاسُ كَالْفَرَاشِ الْمَبْثُوثِ

Yevme yekûnun nâsu kel ferâşil mebsûs(mebsûsi).

Bayraktar Bayraklı

O gün insanlar, saçılmış kelebekler gibi olurlar.


Cemal Külünkoğlu

O gün insanlar, her biri bir tarafa uçuşan küçük kelebekler gibi olacak.


Diyanet İşleri (eski)

O gün insanlar, ateş etrafında çırpınıp dökülen pervaneye dönecekler.


Diyanet Vakfi

(4-5) İnsanların, ateşin etrafını sarmış pervaneler gibi olduğu, dağların da atılmış renkli yüne döğnüştüğü gündür (o Kâria!)


Edip Yüksel

O gün halk, yayılmış kelebekler gibi olur.


Elmalılı Hamdi Yazır

O gün ki nâs çırpınıp yayılan pervaneler gibi olacak


Muhammed Esed

(O,) insanların şaşkın vaziyette uçuşan pervanelere benzeyeceği Gün,


Mustafa İslamoğlu

O gün insanlar, sereserpe yerlere saçılmış (kavruk) pervane sineklerini andıracak;


Seyyid Kutub

O gün insanlar yayılmış pervane gibi olurlar.


Süleyman Ateş

O gün insanlar, yayılmış pervâneler gibi olur(lar).


Süleymaniye Vakfı

İnsanların dağılmış kelebekler gibi olduğu gün[*]. [*] Kâfirler çekirgelere benzeyecektir. Allah Teâlâ şöyle buyurur: Sen de yalan söyleyip arzularının peşine gidenlerden yüz çevir; bunu,  bir çağırıcı onları görülmedik bir şeye çağırdığı gün yap. O gün, gözleri yere inmiş halde kabirlerden çıkarlar, yayılmış çekirgeler gibi olurlar. Kâfirler, “bu zor bir gün” diyerek çağırıcıya doğru koşarlar. (Kamer 54/6-8)


Tefhim-ul Kuran

İnsanların, 'her yana dağılmış' pervaneler gibi olacakları gün,


Yaşar Nuri Öztürk

O gün insanlar, çırpınarak yayılmış pervaneler gibi olurlar.


وَتَكُونُ الْجِبَالُ كَالْعِهْنِ الْمَنفُوشِ

Ve tekûnul cibâlu kel ıhnil menfûş(menfuşi).

Bayraktar Bayraklı

Dağlar atılmış yün gibi olurlar.


Cemal Külünkoğlu

Dağlar da atılmış renkli yünler gibi olacak.


Diyanet İşleri (eski)

Dağlar, atılmış renkli yüne benzeyecekler.


Diyanet Vakfi

(4-5) İnsanların, ateşin etrafını sarmış pervaneler gibi olduğu, dağların da atılmış renkli yüne döğnüştüğü gündür (o Kâria!)


Edip Yüksel

Dağlar da atılmış yün gibi olur.


Elmalılı Hamdi Yazır

Dağlar da didilmiş elvan yünler gibi atılacaktır


Muhammed Esed

ve dağların yumuşak yün topaklarını andıracağı Gün (vuku bulacaktır).


Mustafa İslamoğlu

dağlar ise, dört bir yana dağılmış pamukları çağrıştıracak.


Seyyid Kutub

Dağlar atılmış renkli yün gibi olurlar.


Süleyman Ateş

Dağlar atılmış renkli yün gibi olur.


Süleymaniye Vakfı

Dağlar yayılmış rengârenk yünler haline gelmişken[*]. [*] Bu bir hal cümlesidir. İnsanlar yeniden dirildiğinde dağların renkli taş ve toprakları toz halinde dağılmış olacağından yeryüzü dümdüz ama farklı renklerdeki yünler gibi gözükecektir.


Tefhim-ul Kuran

Ve dağların da 'etrafa saçılmış' renkli yünler gibi olacakları (gün).


Yaşar Nuri Öztürk

Dağlar, didilmiş renkli yün gibi olur.


فَأَمَّا مَن ثَقُلَتْ مَوَازِينُهُ

Fe emmâ men sekulet mevâzînuhu.

Bayraktar Bayraklı

(6-7) Tartıları ağır gelenler, mutlu bir yaşam içerisinde olacaklardır.


Cemal Külünkoğlu

(6-7) İşte (o gün) kimin tartı(da iyilik)leri ağır gelirse, işte o, hoşnut olacağı bir hayat içinde olacak.


Diyanet İşleri (eski)

(6-7) Ama tartıları ağır gelen kimse hoş bir hayat içinde olacaktır.


Diyanet Vakfi

(6-7) O gün kimin tartılan ameli ağır gelirse işte o, hoşnut edici bir yaşayış içinde olur.


Edip Yüksel

Kimin tartıları ağır gelirse,


Elmalılı Hamdi Yazır

İşte o vakıt miyzanları ağır basan kimse


Muhammed Esed

O zaman, (iyiliklerinin) tartısı ağır basan


Mustafa İslamoğlu

İyilikleri ağır gelen kimseye gelince:


Seyyid Kutub

Kimin tartıları ağır gelirse,


Süleyman Ateş

Kimin tartıları ağır gelirse,


Süleymaniye Vakfı

Kimin değerli işleri ağır gelirse,


Tefhim-ul Kuran

İşte, kimin tartıları ağır basarsa,


Yaşar Nuri Öztürk

İşte o gün, tartıları ağır basan kişi,


فَهُوَ فِي عِيشَةٍ رَّاضِيَةٍ

Fe huve fî îşetin râdiyetin.

Bayraktar Bayraklı

(6-7) Tartıları ağır gelenler, mutlu bir yaşam içerisinde olacaklardır.


Cemal Külünkoğlu

(6-7) İşte (o gün) kimin tartı(da iyilik)leri ağır gelirse, işte o, hoşnut olacağı bir hayat içinde olacak.


Diyanet İşleri (eski)

(6-7) Ama tartıları ağır gelen kimse hoş bir hayat içinde olacaktır.


Diyanet Vakfi

(6-7) O gün kimin tartılan ameli ağır gelirse işte o, hoşnut edici bir yaşayış içinde olur.


Edip Yüksel

O, mutlu bir hayat içinde olacaktır.


Elmalılı Hamdi Yazır

O artık hoşnud bir hayattadır


Muhammed Esed

kendisini mutlu bir hayat içinde bulacak;


Mustafa İslamoğlu

o kendisini, hoşnut olduğu tarifsiz güzellikte bir hayatın içinde bulacak;


Seyyid Kutub

O hoş bir hayat içinde olur,


Süleyman Ateş

O, memmun edici bir hayât içindedir.


Süleymaniye Vakfı

Mutlu eden bir hayata kavuşur.


Tefhim-ul Kuran

Artık o, hoşnut olunan bir hayat içindedir.


Yaşar Nuri Öztürk

Evet o kişi, hoşnutluk verici bir yaşayış içindedir.


وَأَمَّا مَنْ خَفَّتْ مَوَازِينُهُ

Ve emmâ men haffet mevâzînuhu.

Bayraktar Bayraklı

(8-9) Fakat tartıları hafif gelenler ise, onların da yeri Hâviye'dir.


Cemal Külünkoğlu

(8-9) Fakat kimin de tartı(da iyilik)leri hafif gelirse, onun yeri “Haviye”dir.


Diyanet İşleri (eski)

Tartıları hafif gelenler ise,


Diyanet Vakfi

(8-9) Ameli yeğni olana gelince, işte onun anası (yeri, yurdu) Hâviye'dir.


Edip Yüksel

Kimin de tartıları hafif gelirse,


Elmalılı Hamdi Yazır

Fakat miyzanları hafif gelen kimse


Muhammed Esed

tartısı hafif gelen ise


Mustafa İslamoğlu

iyilikleri hafif gelen kimseye gelince:


Seyyid Kutub

Kimin tartıları hafif gelirse,


Süleyman Ateş

Kimin tartıları hafif gelirse,


Süleymaniye Vakfı

Kimin de değerli işleri hafif gelirse,


Tefhim-ul Kuran

Kimin de tartıları hafif kalırsa,


Yaşar Nuri Öztürk

Tartıları hafif çekeninse,


فَأُمُّهُ هَاوِيَةٌ

Fe ummuhu hâviyetun.

Bayraktar Bayraklı

(8-9) Fakat tartıları hafif gelenler ise, onların da yeri Hâviye'dir.


Cemal Külünkoğlu

(8-9) Fakat kimin de tartı(da iyilik)leri hafif gelirse, onun yeri “Haviye”dir.


Diyanet İşleri (eski)

Onların yeri bir çukurdur.


Diyanet Vakfi

(8-9) Ameli yeğni olana gelince, işte onun anası (yeri, yurdu) Hâviye'dir.


Edip Yüksel

Onun da varacağı yer uçurumdur.


Elmalılı Hamdi Yazır

O vakıt onun anası haviyedir


Muhammed Esed

bir uçurumun girdabına sürüklenecektir..


Mustafa İslamoğlu

o da dipsiz bir uçurumun bağrına yuvarlanacak.


Seyyid Kutub

Onların yeri, (haviye) çukurdur,


Süleyman Ateş

Onun anası (bağrına atılacağı) hâviye (uçurum)dur.


Süleymaniye Vakfı

Onun anası Haviye olur.


Tefhim-ul Kuran

Artık onun da anası (son durağı) «hâviye»dir (uçurum).


Yaşar Nuri Öztürk

Anası, Hâviye'dir.


وَمَا أَدْرَاكَ مَا هِيَهْ

Ve mâ edrâke mâ hiyeh.

Bayraktar Bayraklı

Hâviye'nin ne olduğunu sen ne bilirsin?


Cemal Külünkoğlu

Bildin mi “Haviye” nedir?


Diyanet İşleri (eski)

O çukurun ne olduğunu sen bilir misin?


Diyanet Vakfi

(10-11) Nedir o (Hâviye) bilir misin? Kızgın ateş!


Edip Yüksel

O uçurumun ne olduğunu bilir misin?


Elmalılı Hamdi Yazır

Ve bildin mi haviye nedir


Muhammed Esed

Bilir misin nedir o (uçurum)?


Mustafa İslamoğlu

Sahi, sen nereden bileceksin o nedir?


Seyyid Kutub

Onun ne olduğunu sen nereden bileceksin?


Süleyman Ateş

Onun ne olduğunu sen nereden bileceksin?


Süleymaniye Vakfı

Haviye nedir, nereden bileceksin? (Öyleyse dinle!)


Tefhim-ul Kuran

Onun ne olduğunu (mahiyetini) sana bildiren nedir?


Yaşar Nuri Öztürk

Onun ne olduğunu sana bildiren nedir?


نَارٌ حَامِيَةٌ

Nârun hâmiyetun.

Bayraktar Bayraklı

O, son derece kızgın bir ateştir.


Cemal Külünkoğlu

O, kızgın bir ateştir.


Diyanet İşleri (eski)

O, kızgın bir ateştir.


Diyanet Vakfi

(10-11) Nedir o (Hâviye) bilir misin? Kızgın ateş!


Edip Yüksel

O, kızgın bir ateştir!


Elmalılı Hamdi Yazır

Kızışmış bir ateş


Muhammed Esed

Dağlayan bir ateş!.


Mustafa İslamoğlu

O, tarifsiz yakan özge bir ateştir.


Seyyid Kutub

O kızgın bir ateştir.


Süleyman Ateş

Kızgın bir ateştir!


Süleymaniye Vakfı

O, kızgın bir ateştir.


Tefhim-ul Kuran

O, kızgın bir ateştir.


Yaşar Nuri Öztürk

Kızışmış bir ateştir o!