İNŞİRÂH (ŞERH) SURESİ

Ayet Getir

أَلَمْ نَشْرَحْ لَكَ صَدْرَكَ

E lem neşrah leke sadrake.

Bayraktar Bayraklı

(1-3) Biz senin için göğsünü açmadık mı? Senin sırtını çatırdatan yükünü atmadık mı?


Cemal Külünkoğlu

(Ey Muhammed!) Senin saadetin için, göğsünü (hikmetle doldurmak suretiyle) genişletmedik mi?


Diyanet İşleri (eski)

Senin gönlünü açmadık mı?


Diyanet Vakfi

Biz senin göğsünü açıp genişletmedik mi?


Edip Yüksel

Göğsünü genişletip seni sakinleştirmedik mi?


Elmalılı Hamdi Yazır

Şerh etmedik mi senin içün bağrını?


Muhammed Esed

Biz kalbini aç(ıp ferahlat)madık mı,


Mustafa İslamoğlu

Göğsünü açıp seni ferahlatmadık mı?


Seyyid Kutub

Ey Muhammed! Senin göğsünü açmadık mı?


Süleyman Ateş

Biz senin (bunalan) göğsünü açmadık mı (ondaki bunalımları, sıkıntıları giderip, onu ilim, hikmet ve huzur ile genişletmedik mi)?


Süleymaniye Vakfı

Senin içini ferahlattık değil mi?


Tefhim-ul Kuran

Biz, senin göğsünü yarıp genişletmedik mi?


Yaşar Nuri Öztürk

Açıp genişletmedik mi senin göğsünü!


وَوَضَعْنَا عَنكَ وِزْرَكَ

Ve vedagnâ anke vizrake.

Bayraktar Bayraklı

(1-3) Biz senin için göğsünü açmadık mı? Senin sırtını çatırdatan yükünü atmadık mı?


Cemal Külünkoğlu

(2-3) Senden, belini çatırdatıp bükmüş olan (peygamberliğin ağır) yükünü (“Sen sadece bir tebliğcisin” diyerek) hafifletmedik mi?


Diyanet İşleri (eski)

(2-3) Belini büken yükünü üzerinden almadık mı?


Diyanet Vakfi

(2-3) Belini büken yükünü senden alıp atmadık mı?


Edip Yüksel

Üzerindeki yükünü indirmedik mi?


Elmalılı Hamdi Yazır

Ve indirmedik mi senden o bârını?


Muhammed Esed

ve üzerinden yükü kaldırmadık mı,


Mustafa İslamoğlu

Ve yükünü sırtından kaldırmadık mı?


Seyyid Kutub

Yükünü üzerinden almadık mı?


Süleyman Ateş

Ve atmadık mı senin üzerinden yükünü?


Süleymaniye Vakfı

Yükünü de kaldırdık.


Tefhim-ul Kuran

Ve yükünü indirip atmadık mı?


Yaşar Nuri Öztürk

İndirmedik mi üzerinden ağır yükünü!


الَّذِي أَنقَضَ ظَهْرَكَ

Ellezî enkada zahrake.

Bayraktar Bayraklı

(1-3) Biz senin için göğsünü açmadık mı? Senin sırtını çatırdatan yükünü atmadık mı?


Cemal Külünkoğlu

(2-3) Senden, belini çatırdatıp bükmüş olan (peygamberliğin ağır) yükünü (“Sen sadece bir tebliğcisin” diyerek) hafifletmedik mi?


Diyanet İşleri (eski)

(2-3) Belini büken yükünü üzerinden almadık mı?


Diyanet Vakfi

(2-3) Belini büken yükünü senden alıp atmadık mı?


Edip Yüksel

Ki belini bükmüştü.


Elmalılı Hamdi Yazır

Ki zâr etmişti bütün zahrını?


Muhammed Esed

o belini büken (yükü)?


Mustafa İslamoğlu

Ki o yük belini iki büklüm etmişti!


Seyyid Kutub

Ki o belini bükmüştü,


Süleyman Ateş

Ki (o, ağırlığından) sırtını çatırdatmıştı!


Süleymaniye Vakfı

O yük, senin belini bükmüştü.


Tefhim-ul Kuran

Ki o, senin belini bükmüştü;


Yaşar Nuri Öztürk

Ki o, belini çatırdatmıştı senin.


وَرَفَعْنَا لَكَ ذِكْرَكَ

Ve rafe’nâ leke zikrake.

Bayraktar Bayraklı

Senin şanını yükseltmedik mi?


Cemal Külünkoğlu

Senin şanını (alemlere rahmet olarak göndermekle) yüceltmedik mi?


Diyanet İşleri (eski)

Senin şanını yükseltmedik mi?


Diyanet Vakfi

Senin şânını ve ününü yüceltmedik mi?


Edip Yüksel

Senin şanını yükseltmedik mi?


Elmalılı Hamdi Yazır

Ve yükseltmedik mi senin zikrini


Muhammed Esed

Şerefini ve itibarını yükseltmedik mi?


Mustafa İslamoğlu

Ve senin şanını yüceltmedik mi?


Seyyid Kutub

Senin şanını yüceltmedik mi?


Süleyman Ateş

Senin şânını yükseltmedik mi?


Süleymaniye Vakfı

Bir de şanını yücelttik.


Tefhim-ul Kuran

Senin zikrini (şanını) yüceltmedik mi?


Yaşar Nuri Öztürk

Ve yüceltmedik mi senin şanını!


فَإِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًا

Fe inne meal usri yusrâ(yusran).

Bayraktar Bayraklı

(5-6) Elbette, zorlukla beraber bir kolaylık vardır. Evet, zorluğun yanında bir kolaylık vardır.


Cemal Külünkoğlu

Muhakkak ki her güçlükle beraber bir kolaylık vardır.


Diyanet İşleri (eski)

Elbette güçlükle beraber şüphesiz bir kolaylık vardır.


Diyanet Vakfi

(5-6) Elbette zorluğun yanında bir kolaylık vardır. Gerçekten, zorlukla beraber bir kolaylık daha vardır.


Edip Yüksel

Elbette, kolaylık zorlukla birliktedir.


Elmalılı Hamdi Yazır

Demek ki zorlukla beraber bir kolaylık var


Muhammed Esed

Elbette her güçlükle birlikte bir kolaylık vardır:


Mustafa İslamoğlu

Sözün özü: elbet her zorlukla beraber tarifsiz bir kolaylık vardır;


Seyyid Kutub

Muhakkak ki her güçlükle beraber bir kolaylık vardır,


Süleyman Ateş

Muhakkak her güçlükle beraber bir kolaylık vardır.


Süleymaniye Vakfı

Demek ki her güçlüğün yanında bir kolaylık varmış.


Tefhim-ul Kuran

Demek ki, gerçekten zorlukla beraber kolaylık da vardır,


Yaşar Nuri Öztürk

Demek ki, zorluğun yanında bir kolaylık mutlaka var!


إِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًا

İnne meal usri yusrâ(yusran).

Bayraktar Bayraklı

(5-6) Elbette, zorlukla beraber bir kolaylık vardır. Evet, zorluğun yanında bir kolaylık vardır.


Cemal Külünkoğlu

Gerçekten her zorlukla beraber bir kolaylık vardır.


Diyanet İşleri (eski)

Gerçekten, güçlükle beraber bir kolaylık vardır.


Diyanet Vakfi

(5-6) Elbette zorluğun yanında bir kolaylık vardır. Gerçekten, zorlukla beraber bir kolaylık daha vardır.


Edip Yüksel

Evet, kolaylık zorlukla birliktedir.


Elmalılı Hamdi Yazır

Evet o zorlukla beraber bir kolaylık var


Muhammed Esed

Şüphesiz, her güçlükle bir kolaylık!


Mustafa İslamoğlu

evet, her zorlukla beraber tarife sığmaz bir kolaylık vardır.


Seyyid Kutub

Gerçekten güçlükle beraber bir kolaylık vardır.


Süleyman Ateş

Evet, her güçlükle beraber bir kolaylık vardır.


Süleymaniye Vakfı

Unutma ki o güçlüğün yanında bir kolaylık daha vardır[*]. [*] Bu ayet indiği zaman Peygamberimizin ashabına şu müjdeyi verdiği rivayet edilmiştir: Bir güçlük iki kolaylığı asla yenemez. Taberi.


Tefhim-ul Kuran

Gerçekten güçlükle beraber kolaylık da vardır.


Yaşar Nuri Öztürk

Zorluğun yanında bir kolaylık muhakkak var!


فَإِذَا فَرَغْتَ فَانصَبْ

Fe izâ feragte fensab.

Bayraktar Bayraklı

Boş kaldığında hemen başka işe koyul!


Cemal Külünkoğlu

O halde (bir iş ve ibadetten) boşaldın mı (hemen ikinci bir iş ve ibadete) koyul!


Diyanet İşleri (eski)

Öyleyse, bir işi bitirince diğerine giriş;


Diyanet Vakfi

(7-8) Boş kaldın mı hemen (başka) işe koyul ve yalnız Rabbine yönel.


Edip Yüksel

Ne zaman fırsat bulursan uğraş ver.


Elmalılı Hamdi Yazır

O halde boşaldın mı yine kalk yorul


Muhammed Esed

Öyleyse (sıkıntıdan) kurtulduğun zaman sağlam dur,


Mustafa İslamoğlu

Şu halde (zorluktan) kurtulduğunda (kolaylıktan) nasibini gözet! (Zorluğu aşınca tebliğe devam et)


Seyyid Kutub

Öyleyse bir işi bitirince diğerine giriş,


Süleyman Ateş

O halde (işlerinden) boşaldığın zaman (ibâdete) dur.


Süleymaniye Vakfı

Öyleyse boş kalınca kalk, yorul.


Tefhim-ul Kuran

Şu halde boş kaldığın zaman, durmaksızın (dua ve ibadetle) yorulmaya devam et.


Yaşar Nuri Öztürk

O halde, boşalır boşalmaz yeni bir işe koyulup yorul!


وَإِلَى رَبِّكَ فَارْغَبْ

Ve ilâ rabbike fergab.

Bayraktar Bayraklı

Yalnızca Rabbine yönel!


Cemal Külünkoğlu

Ve (her işinde) yalnız Rabbine yönel ve (O'ndan) iste!


Diyanet İşleri (eski)

Ve ümit edeceğini yalnız Rabbinden iste.


Diyanet Vakfi

(7-8) Boş kaldın mı hemen (başka) işe koyul ve yalnız Rabbine yönel.


Edip Yüksel

Ve sadece Efendini arzula.


Elmalılı Hamdi Yazır

Ve ancak rabbına rağbet et, hep ona doğrul


Muhammed Esed

ve yalnız Rabbine sevgi ile yönel.


Mustafa İslamoğlu

Ve (yüzünü) yalnız Rabbine dön; artık hep (O'na) meylet!


Seyyid Kutub

Ümit edeceğini Rabbinden iste.


Süleyman Ateş

Rabb'ine niyaz et, yalvar.


Süleymaniye Vakfı

Ve yalnız Rabbine giden yola sarıl.


Tefhim-ul Kuran

Ve yalnızca Rabbine rağbet et.


Yaşar Nuri Öztürk

Ve yalnız Rabbine yönelip doğrul!