İNFİTÂR SURESİ

Ayet Getir

إِذَا السَّمَاء انفَطَرَتْ

İzâs semâunfetarat.

Bayraktar Bayraklı

Gök yarıldığında,


Cemal Külünkoğlu

Gök, çatlayıp yarıldığı,


Diyanet İşleri (eski)

Gök yarıldığı zaman,


Diyanet Vakfi

(1-5) Gökyüzü yarıldığı, yıldızlar döküldüğü, denizler birbirine katıldığı, kabirlerin içindekiler dışarı çıkarıldığı zaman, insanoğlu (yapıp) gönderdiklerini ve (yapamayıp) geride bıraktıklarını bir bir anlar.


Edip Yüksel

Gök çatladığı zaman,


Elmalılı Hamdi Yazır

Semâ çatladığı vakıt


Muhammed Esed

Gökyüzü parçalanıp yarıldığında,


Mustafa İslamoğlu

Uzay çatlayan bir çekirdekten çıkan filiz gibi yeniden yaratılmaya başladığında,


Seyyid Kutub

Gök yarıldığı zaman.


Süleyman Ateş

Gök yarıldığı zaman,


Süleymaniye Vakfı

Gök yarılınca[*], [*] Göğün erimiş maden gibi olduğu gün...(Mearic 70/8)  Gök yarılıp kızarmış yağ renginde gül gibi olduğu zaman. (Rahman 55/37)


Tefhim-ul Kuran

Gök, çatlayıp yarıldığı zaman,


Yaşar Nuri Öztürk

Gök çatlayıp yarıldığı zaman,


وَإِذَا الْكَوَاكِبُ انتَثَرَتْ

Ve izâl kevâkibunteserat.

Bayraktar Bayraklı

Yıldızlar dökülüp saçıldığında,


Cemal Külünkoğlu

Yıldızlar dökülüp saçıldığı,


Diyanet İşleri (eski)

Yıldızlar dağılıp döküldüğü zaman,


Diyanet Vakfi

(1-5) Gökyüzü yarıldığı, yıldızlar döküldüğü, denizler birbirine katıldığı, kabirlerin içindekiler dışarı çıkarıldığı zaman, insanoğlu (yapıp) gönderdiklerini ve (yapamayıp) geride bıraktıklarını bir bir anlar.


Edip Yüksel

Gezegenler saçıldığı zaman,


Elmalılı Hamdi Yazır

Ve Yıldızlar döküldüğü vakıt


Muhammed Esed

ve yıldızlar dağılıp savrulduğunda,


Mustafa İslamoğlu

yıldızlar yeniden serpilip saçıldığında,


Seyyid Kutub

Yıldızlar saçıldığı zaman.


Süleyman Ateş

Yıldızlar saçıldığı zaman,


Süleymaniye Vakfı

Yıldızlar toz haline gelince[*], [*] Yıldızlar ilk yaratıldıkları gün gibi toz haline gelecektir. Bkz. (Nebe’ 78/19. ayetin dipnotu).


Tefhim-ul Kuran

Yıldızlar, dağılıp yayıldığı zaman,


Yaşar Nuri Öztürk

Yıldızlar dökülüp saçıldığı zaman,


وَإِذَا الْبِحَارُ فُجِّرَتْ

Ve izâl bihâru fuccirat.

Bayraktar Bayraklı

Denizler fışkırtıldığında,


Cemal Külünkoğlu

Denizler kaynayıp birbirine karıştırıldığı,


Diyanet İşleri (eski)

Denizler kaynaştığı zaman,


Diyanet Vakfi

(1-5) Gökyüzü yarıldığı, yıldızlar döküldüğü, denizler birbirine katıldığı, kabirlerin içindekiler dışarı çıkarıldığı zaman, insanoğlu (yapıp) gönderdiklerini ve (yapamayıp) geride bıraktıklarını bir bir anlar.


Edip Yüksel

Denizler akıtılıp taşırıldığı zaman,


Elmalılı Hamdi Yazır

Ve denizler akıtıldığı vakıt


Muhammed Esed

denizler kabarıp taştığında,


Mustafa İslamoğlu

denizler yeniden yükselip kabardığında,


Seyyid Kutub

Denizler patladığı zaman.


Süleyman Ateş

Denizler fışkırtıldığı zaman,


Süleymaniye Vakfı

Denizler taşırılınca[*] [*] سجر karıştırma, yakma ve doldurma anlamlarına gelir.(Mekâyîs s.134) Yürütülen dağlar denize karıştırılacağı için kelimeye karıştırma; denizleri dolduracağı için doldurma, deniz dibinden lav çıkıp denizi buharlaştırabileceği için de kelimeye yakma anlamı verilebilir. Her durumda karalar sular altında kalır. Kelimeyi “taşırılınca” diye tercüme etmemizin sebebi budur. Bundan sonra Âdem aleyhisselamın yaratıldığı ortam, balçık ve kokuşmuş çamur ortamı oluşur. Ölülerin vücutlarından kalan ve onun bütün özelliğini taşıyan parçacıklar, tarlaya serpilmiş tohumlar gibi bölünür, gelişir ve yeniden yaratılış gerçekleşir. Bkz. (Mearic 70/4 ve devamı) , (Kaf 50/4)  (Lokman 31/28), (Araf 7/29).


Tefhim-ul Kuran

Denizler, fışkırtılıp taşırıldığı zaman,


Yaşar Nuri Öztürk

Denizler fışkırtıldığı zaman,


وَإِذَا الْقُبُورُ بُعْثِرَتْ

Ve izâl kubûru bu’sirat.

Bayraktar Bayraklı

Kabirlerin içi dışına getirildiğinde,


Cemal Külünkoğlu

Kabirlerin içindekiler dışarı çıkarıldığı zaman,


Diyanet İşleri (eski)

Kabirlerin içi dışa çıktığı zaman,


Diyanet Vakfi

(1-5) Gökyüzü yarıldığı, yıldızlar döküldüğü, denizler birbirine katıldığı, kabirlerin içindekiler dışarı çıkarıldığı zaman, insanoğlu (yapıp) gönderdiklerini ve (yapamayıp) geride bıraktıklarını bir bir anlar.


Edip Yüksel

Mezarların içi dışına çevrildiği zaman,


Elmalılı Hamdi Yazır

Ve kabirler deşildiği vakıt


Muhammed Esed

ve kabirler alt üst olduğunda,


Mustafa İslamoğlu

kabirlerin içi boşaltıldığında,


Seyyid Kutub

Kabirlerin içi dışına çıktığı zaman.


Süleyman Ateş

Kabirlerin içi dışına getirildiği zaman,


Süleymaniye Vakfı

Kabirdekiler[*] çıkarılınca, [*] Kabir, mezar demektir.


Tefhim-ul Kuran

Ve kabirlerin içi 'deşilip dışa atıldığı' zaman;


Yaşar Nuri Öztürk

Kabirler deşildiği zaman,


عَلِمَتْ نَفْسٌ مَّا قَدَّمَتْ وَأَخَّرَتْ

Alimet nefsun mâ kaddemet ve ahharat.

Bayraktar Bayraklı

Herkes, neyi önünden gönderdiğini ve neyi geri bıraktığını bilecektir.


Cemal Külünkoğlu

Herkes (dünyada) yaptığı ve (yapmak zorunda olup da) yapmadığı şeyleri bilecektir.


Diyanet İşleri (eski)

İnsanoğlu, ne yaptığını ve ne yapmadığını görür.


Diyanet Vakfi

(1-5) Gökyüzü yarıldığı, yıldızlar döküldüğü, denizler birbirine katıldığı, kabirlerin içindekiler dışarı çıkarıldığı zaman, insanoğlu (yapıp) gönderdiklerini ve (yapamayıp) geride bıraktıklarını bir bir anlar.


Edip Yüksel

Her kişi, yaptığını ve yapmadığını öğrenecektir.


Elmalılı Hamdi Yazır

Bilir bir nefis: nedir takdîm ettiği ve te'hîr ettiği?


Muhammed Esed

her insan, (sonunda,) ilerisi için ne hazırladığını ve (bu dünyada) ne bıraktığını anlayacaktır.


Mustafa İslamoğlu

her insan neyi öncelediğini ve neyi ertelediğini fark edecek.


Seyyid Kutub

Herkes neyi öne, neyi geriye aldığını öğrenir.


Süleyman Ateş

Her can, ne (yapıp) öne sürdüğünü ve ne (yapmayıp) geride bıraktığını bilir.


Süleymaniye Vakfı

O zaman herkes ne gönderdiğini ve neler bıraktığını öğrenecektir[*] [*] “… önden gönderdiklerini ve eserlerini yazarız. Zâten herşeyi açık bir kitapta toplamışızdır. (Yasin 46/12)


Tefhim-ul Kuran

(Artık her) Nefis, önceden takdim ettiklerini ve ertelediklerini bilip öğrenmiştir.


Yaşar Nuri Öztürk

Benlik, bilmiş olacaktır önden gönderdiğini de arkaya bıraktığını da.


يَا أَيُّهَا الْإِنسَانُ مَا غَرَّكَ بِرَبِّكَ الْكَرِيمِ

Yâ eyyuhâl insânu mâ garrake bi rabbikel kerîm(kerîmi).

Bayraktar Bayraklı

Ey insan! Lütfu bol Rabbinden seni uzaklaştıran nedir?


Cemal Külünkoğlu

(O halde) ey insan! İhsanı bol olan Rabbine karşı seni aldatıp yanıltan nedir?


Diyanet İşleri (eski)

(6-8) Ey insanoğlu! Seni yaratıp sonra şekil veren, düzenleyen, mütenasip kılan, istediği şekilde seni terkip eden, çok cömert olan Rabbine karşı seni aldatan nedir?


Diyanet Vakfi

(6-8) Ey insan! Seni yaratıp seni düzgün ve dengeli kılan, seni istediği bir şekilde birleştiren, ihsanı bol Rabbine karşı seni aldatan nedir?


Edip Yüksel

Ey insan, seni Onurlu olan Efendisine karşı aldatan nedir?


Elmalılı Hamdi Yazır

Ey insan! Ne mağrur etti seni o kerîm Rabbına?


Muhammed Esed

Ey insan! Nedir seni lütuf sahibi Rabbinden uzaklaştıran,


Mustafa İslamoğlu

Ey insanoğlu! Bu kadar ulu ve cömert olan Rabbine karşı bu gururun ne?


Seyyid Kutub

Ey insan! Seni engin kerem sahibi Rabbine, karşı aldatan nedir?


Süleyman Ateş

Ey insan, seni engin kerem sâhibi Rabbine karşı ne aldatıp isyâna sürükledi?


Süleymaniye Vakfı

Ey insan! Neyine güveniyorsun da cömert olan Rabbine karşı geliyorsun?


Tefhim-ul Kuran

Ey insan, 'üstün kerem sahibi' olan Rabbine karşı seni aldatıp yanıltan nedir?


Yaşar Nuri Öztürk

Ey insan! O sonsuz cömertliğin sahibi Kerîm Rabbine karşı seni aldatıp gururlu kılan nedir?!


الَّذِي خَلَقَكَ فَسَوَّاكَ فَعَدَلَكَ

Ellezî halakake fe sevvâke fe adeleke.

Bayraktar Bayraklı

(7-8) O, seni yaratıp sana şekil veren, seni düzgün ve ölçülü kılan, istediği şekilde seni terkip edendir.


Cemal Külünkoğlu

O, seni yarattı, düzgün hale koydu, en güzel ölçülerle birleştirdi.


Diyanet İşleri (eski)

(6-8) Ey insanoğlu! Seni yaratıp sonra şekil veren, düzenleyen, mütenasip kılan, istediği şekilde seni terkip eden, çok cömert olan Rabbine karşı seni aldatan nedir?


Diyanet Vakfi

(6-8) Ey insan! Seni yaratıp seni düzgün ve dengeli kılan, seni istediği bir şekilde birleştiren, ihsanı bol Rabbine karşı seni aldatan nedir?


Edip Yüksel

O ki seni yarattı, düzenledi, uyumlu hale soktu;


Elmalılı Hamdi Yazır

Ki seni yarattı, düzenine koydu, tenasüb ve ı'tidal verdi


Muhammed Esed

seni yaratan ve varlık amacına uygun olarak şekillendiren, tabiatını adil ölçüler içinde oluşturan,


Mustafa İslamoğlu

O (Allah) ki seni (bir amaçla) yarattı, sana varoluş amacını gerçekleştirecek bir donanım ve dengeli bir tabiat verdi;


Seyyid Kutub

O, seni yaratan, belini doğrultan ve seni dengeli kılan.


Süleyman Ateş

O (Rab) ki seni yarattı, seni düzenledi, sana ölçülü bir biçim verdi.


Süleymaniye Vakfı

Seni yaratan, eşitleyen[1*] ve dengeleyen[2*] odur. [1*] Seni diğer insanlarla aynı organlara sahip kılan. [2*] Sana ruh üfleyerek diğer insanlarla denk hale getiren.


Tefhim-ul Kuran

Ki O, seni yarattı, 'sana bir düzen içinde biçim verdi' ve seni itidal üzere kıldı.


Yaşar Nuri Öztürk

Rabbin ki seni yarattı, düzgün hale koydu, en güzel ölçülerle şekillendirdi.


فِي أَيِّ صُورَةٍ مَّا شَاء رَكَّبَكَ

Fî eyyi sûratin mâ şâe rakkebeke.

Bayraktar Bayraklı

(7-8) O, seni yaratıp sana şekil veren, seni düzgün ve ölçülü kılan, istediği şekilde seni terkip edendir.


Cemal Külünkoğlu

Dilediği biçimde sana şekil verdi.


Diyanet İşleri (eski)

(6-8) Ey insanoğlu! Seni yaratıp sonra şekil veren, düzenleyen, mütenasip kılan, istediği şekilde seni terkip eden, çok cömert olan Rabbine karşı seni aldatan nedir?


Diyanet Vakfi

(6-8) Ey insan! Seni yaratıp seni düzgün ve dengeli kılan, seni istediği bir şekilde birleştiren, ihsanı bol Rabbine karşı seni aldatan nedir?


Edip Yüksel

Dilediği bir biçimde seni oluşturdu.


Elmalılı Hamdi Yazır

Dilediği her hangi bir surette terkîb etti


Muhammed Esed

ve seni dilediği şekilde bir araya getiren (Rabbinden)?


Mustafa İslamoğlu

(yani) hangi surette dilemişse seni öyle terkip etti.


Seyyid Kutub

Dilediği biçimde sana şekil veren Rabbine.


Süleyman Ateş

Seni(n organlarını) dilediği şekilde birbirine ekledi.


Süleymaniye Vakfı

Seni belirlediği yapıda düzenleyen de O'dur[*]. [*] Allah’ın bâri’ sıfatı vardır; her yarattığını farklı yaratır. Bu sebeple her insanın yapısı farklıdır.


Tefhim-ul Kuran

Dilediği bir surette seni tertib etti.


Yaşar Nuri Öztürk

Dilediği herhangi bir biçimde seni oluşturdu.


كَلَّا بَلْ تُكَذِّبُونَ بِالدِّينِ

Kellâ bel tukezzibûne bid dîn(dîni).

Bayraktar Bayraklı

Öyle değil, doğrusu sizler yargı gününü yalanlıyorsunuz.


Cemal Külünkoğlu

Hayır! Aksine siz, hesap ve ceza gününü yalanlıyorsunuz.


Diyanet İşleri (eski)

Hayır, hayır; doğrusu siz dini yalanlıyorsunuz.


Diyanet Vakfi

(9-12) Hayır! Bütün bunlara rağmen siz yine de dini yalanlıyorsunuz. Şunu iyi bilin ki üzerinizde bekçiler, değerli yazıcılar vardır; onlar, yapmakta olduklarınızı bilir.


Edip Yüksel

Doğrusu, siz, dini yalanlıyorsunuz.


Elmalılı Hamdi Yazır

Hayır hayır, doğrusu siz dîni tekzîb ediyor, cezaya inanmıyorsunuz


Muhammed Esed

Hayır, (ey insanlar,) siz (Allah'ın) hükmünü yalanla(maya ne zaman kalkıştıysanız Allah'tan uzaklaş)tınız!


Mustafa İslamoğlu

Yapmayın ama; Hesap (Günü'nü) yalanlama (eğilimini) hep içinizde taşıyorsunuz;


Seyyid Kutub

Hayır! Aksine siz dini yalanlıyorsunuz.


Süleyman Ateş

Hayır, (bu gururunuzun sebebi şudur) siz cezâ (görme)yi yalanlıyorsunuz.


Süleymaniye Vakfı

Yok, yok… Siz hesap verme işini yalan sayıyorsunuz.


Tefhim-ul Kuran

Asla, Hayır; siz dini yalanlıyorsunuz;


Yaşar Nuri Öztürk

Hayır, iş sanıldığı gibi değil! Siz dini yalanlıyorsunuz.


وَإِنَّ عَلَيْكُمْ لَحَافِظِينَ

Ve inne aleykum le hâfızîn(hâfızîne).

Bayraktar Bayraklı

(10-12) Oysa sizin üzerinizde gözcüler vardır. Değerli yazıcılar. Onlar sizin ne yaptığınızı bilirler.


Cemal Külünkoğlu

(10-12) Hâlbuki üzerinizde (yaptığınız her şeyi) kaydeden Kiramen Kâtibin/şerefli yazıcılar/melekler vardır (ki), onlar yaptığınız her şeyi bilirler.


Diyanet İşleri (eski)

(10-12) Oysa, yaptıklarınızı bilen değerli yazıcılar sizi gözetlemektedirler.


Diyanet Vakfi

(9-12) Hayır! Bütün bunlara rağmen siz yine de dini yalanlıyorsunuz. Şunu iyi bilin ki üzerinizde bekçiler, değerli yazıcılar vardır; onlar, yapmakta olduklarınızı bilir.


Edip Yüksel

Halbuki üstünüzde koruyucular vardır.


Elmalılı Hamdi Yazır

Halbuki üzerinizde hâfızlar var


Muhammed Esed

Halbuki üzerinizde gözetleyici güçler vardır,


Mustafa İslamoğlu

üstelik üzerinizde gözetleyip hafızaya kaydediciler olduğu halde;


Seyyid Kutub

Şüphesiz başınızda bekçiler vardır.


Süleyman Ateş

Oysa üzerinizde koruyucu (yaptıklarınızı zabtedici melek)ler vardır;


Süleymaniye Vakfı

Hâlbuki üzerinizde korumaların olduğu bir gerçektir[*]. [*] “Kişinin önünden ve arkasından takipçileri vardır; Allah’ın emriyle onu korurlar.” (Ra’d 13/11)


Tefhim-ul Kuran

Oysa gerçekten sizin üzerinizde koruyucular var,


Yaşar Nuri Öztürk

Ve şu kuşkusuz ki, sizin üzerinizde koruyucular, bekçiler var.


كِرَامًا كَاتِبِينَ

Kirâmen kâtibîn(kâtibîne).

Bayraktar Bayraklı

(10-12) Oysa sizin üzerinizde gözcüler vardır. Değerli yazıcılar. Onlar sizin ne yaptığınızı bilirler.


Cemal Külünkoğlu

(10-12) Hâlbuki üzerinizde (yaptığınız her şeyi) kaydeden Kiramen Kâtibin/şerefli yazıcılar/melekler vardır (ki), onlar yaptığınız her şeyi bilirler.


Diyanet İşleri (eski)

(10-12) Oysa, yaptıklarınızı bilen değerli yazıcılar sizi gözetlemektedirler.


Diyanet Vakfi

(9-12) Hayır! Bütün bunlara rağmen siz yine de dini yalanlıyorsunuz. Şunu iyi bilin ki üzerinizde bekçiler, değerli yazıcılar vardır; onlar, yapmakta olduklarınızı bilir.


Edip Yüksel

Onlar onurlu kayıtçılardır.


Elmalılı Hamdi Yazır

Kiram kâtibler var


Muhammed Esed

değerli kaydedici(ler),


Mustafa İslamoğlu

(onlar) kaliteli kaydediciler,


Seyyid Kutub

Şerefli katipler.


Süleyman Ateş

Değerli yazıcılar,


Süleymaniye Vakfı

Değerli yazıcılardır onlar.


Tefhim-ul Kuran

'Şerefli üstün' yazıcılar.


Yaşar Nuri Öztürk

Çok değerli yazıcılar,