HİCR SURESİ

Ayet Getir

الَرَ تِلْكَ آيَاتُ الْكِتَابِ وَقُرْآنٍ مُّبِينٍ

Elif lâm râ tilke âyâtul kitâbi ve kur’ânin mubîn(mubînin).

Bayraktar Bayraklı

Elif, lâm, râ. Bunlar, kitabın ve apaçık bir Kur'ân'ın âyetleridir.


Cemal Külünkoğlu

Elif, Lam, Ra. Bu (okuna)nlar Kitap'ın ve (her şeyi) açıklayan ve apaçık olan Kuran'ın ayetleridir.


Diyanet İşleri (eski)

Elif, Lam, Ra. Bunlar Kitap'ın ve apaçık olan Kuran'ın ayetleridir.


Diyanet Vakfi

Elif. Lâm. Râ. Bunlar Kitab'ın ve apaçık bir Kur'an'ın âyetleridir.


Edip Yüksel

A1L30R200. Bu (harfler/rakamlar) kitabın ve apaçık Kuran’ın mucizesidir.


Elmalılı Hamdi Yazır

Elif, Lam, Ra, bu işte kitabın ve bir Kur'anı mübînin âyetleri.


Muhammed Esed

Elif-Lam-Ra. Bunlar ilahi kitabın -kendisi açık olan ve hakkı açıkça gösteren bir ilahi okuma metninin- ayetleridir.


Mustafa İslamoğlu

Elif-Lam-Ra! Bunlar Kitab'ın, yani özünde açık ve (hakikatı) açıklayıcı olan ilahi hitabın ayetleridirler.


Seyyid Kutub

Elif, Lâm, Ra; bunlar kitabın, Kur'an'ın ayetleridir.


Süleyman Ateş

Elif lâm râ. Şunlar Kitabın ve apaçık Kur'an'ın âyetleridir.


Süleymaniye Vakfı

ELİF! LAM! RA! Bunlar, o Kitap’ın[1*]; açıklayan Kur’ân’ın[2*] ayetleridir. [1*] Levh-i Mahfuz’daki ana kitabın. [2*] Kur’ân kelimesi hem son Kitabın isimlerinden biri hem de o kitaptaki hükümlere ulaşmayı sağlayan ayet kümeleri anlamına gelir.


Tefhim-ul Kuran

Elif, Lâm, Râ, Bunlar, kitabın ve apaçık olan Kur'an'ın ayetleridir.


Yaşar Nuri Öztürk

Elif, Lâm, Râ. İşte sana o Kitap'ın ve açık anlatımlı Kur'an'ın ayetleri.


رُّبَمَا يَوَدُّ الَّذِينَ كَفَرُواْ لَوْ كَانُواْ مُسْلِمِينَ

Rubemâ yeveddullezîne keferû lev kânû muslimîn(muslimîne).

Bayraktar Bayraklı

İnkâr edenler zaman zaman, “Keşke Müslüman olsaydık!” diye derin bir özlem duyarlar.


Cemal Külünkoğlu

(Kıyamet günü) inkârcılar, keşke (dünya hayatındayken) Müslüman olsaydık diyecekler.


Diyanet İşleri (eski)

İnkar edenler, keşke müslüman olsaydık temennisinde bulunacaklardır.


Diyanet Vakfi

İnkâr edenler zaman zaman, keşke biz de müslüman olsaydık, diye arzu ederler.


Edip Yüksel

İnkar edenler, keşke Müslüman olsaydık diye arzulayacaklardır.


Elmalılı Hamdi Yazır

Bir zemân olur küfredenler arzu çekerler ki müsliman olsa idiler


Muhammed Esed

Bir vakit gelecek ki, (şimdi) bu gerçeği inkara kalkışanlar, keşke (dünya hayatındayken) Allah'a boyun eğip teslim olsaydık diye yerinecekler.


Mustafa İslamoğlu

Gün gelecek, inkarda ısrar edenler (vahyin yol göstericiliğine) teslim olmayı yürekten temenni edecekler.


Seyyid Kutub

Gün gelecek, kâfirler «keşke vaktiyle müslüman olsaydık» diyeceklerdir.


Süleyman Ateş

Bir zaman gelir ki nankörlük edenler, "Keşke müslüman olsaydılar" diye arzu ederler.


Süleymaniye Vakfı

Ayetlerin görmezlikten gelenler (kafirler), zaman zaman “Keşke biz de tam teslim olanlardan (müslümanlardan) olsak” diye çok arzu ederler[*]. [*] İnanıp güvenmeyen kimsenin(kafirlerin) dünya hayatı ne kadar iyi de olsa zaman zaman iç huzursuzlukları yaşar. Bu sıkıntılar, onun eksikliklerini ve hatalarını fark etmesi için Allah tarafından kendisine verilen ilhamdır. Bunlardan kimi sıkıntısını gidermek için kendisini düzeltme yolunu seçerken kimisi de çareyi daha da azgınlaşmakta bulur. Bu sıkıntının kafirler üzerindeki etkisi En’am 6/125’te ve Allah’ın bütün insanlara ilham yoluyla uyarılarda bulunduğu bilgisi Şems 91/8’dedir. Kişinin göğsünde (kalbinde) olan ruhtur. Kur’an (bir konuda Allah’ın verdiği hükmü içeren ilgili ayetler kümesi) kişinin göğsünde olana şifadır. Bakınız Yunus 10/57.


Tefhim-ul Kuran

O küfredenler müslüman olmayı nice kereler dileyecekler.


Yaşar Nuri Öztürk

O küfre batmış olanlar zaman zaman, keşke Müslüman olsaydılar diye derin bir özlem duyarlar.


ذَرْهُمْ يَأْكُلُواْ وَيَتَمَتَّعُواْ وَيُلْهِهِمُ الأَمَلُ فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ

Zerhum ye’kulû ve yetemetteû ve yulhihimul emelu fe sevfe ya’lemûn(ya’lemûne).

Bayraktar Bayraklı

Bırak onları, yesinler, eğlensinler ve boş ümitler onları oyalayadursun. İleride yaptıklarının yanlış olduğunu bilecekler.


Cemal Külünkoğlu

(Şimdi) kendi hallerine bırak onları, yiyip (içsinler), avunsunlar, ihtiraslarıyla oyalansınlar; nasıl olsa günü gelince bilecekler.


Diyanet İşleri (eski)

Bırak onları yesinler, zevk alsınlar; ümit onları avundursun; ilerde öğrenecekler.


Diyanet Vakfi

Onları bırak; yesinler, eğlensinler ve boş ümit onları oyalayadursun. (Kötü sonucu) yakında bilecekler!


Edip Yüksel

Bırak onları, yesinler, eğlensinler ve umutlarıyla oyalansınlar; mutlaka öğreneceklerdir.


Elmalılı Hamdi Yazır

Bırak onları yesinler içsinler, zevketsinler, emel, kendilerini eğliye dursun, sonra bilecekler


Muhammed Esed

(Şimdi) kendi hallerine bırak onları, yiyip (içsinler), avunsunlar; bu arada (boş hazların) umudu aldatıp oyalasın onları; nasıl olsa günü gelince (gerçeği) öğrenecekler.


Mustafa İslamoğlu

Kendi haline bırak onları; yesinler, geçici hazlarla avunsunlar, oyalasın onları boş umutlar: nasıl olsa zamanı gelince (gerçeği) öğrenecekler.


Seyyid Kutub

Bırak onları yesinler, dünya nimetlerinden yararlansınlar ve ihtirasları ile oyalansınlar, ilerde gerçeği öğreneceklerdir.


Süleyman Ateş

Bırak onlar yesinler, eğlensinler; arzu onları oyalasın. Yakında (yaptıklarının kötü sonucunu) bileceklerdir.


Süleymaniye Vakfı

Bırak onları yesin-içsin hayatın tadını çıkarsınlar, beklentileri kendilerini oyalasın; nasıl olsa yakında öğrenecekler.


Tefhim-ul Kuran

Onları bırak; yesinler, yararlansınlar ve onları (boş) emel oyalayadursun. İlerde bileceklerdir.


Yaşar Nuri Öztürk

Bırak onları yesinler, nimetlenip zevk etsinler ve sonu gelmez arzu kendilerini oyalasın. Ama yakında bilecekler.


وَمَا أَهْلَكْنَا مِن قَرْيَةٍ إِلاَّ وَلَهَا كِتَابٌ مَّعْلُومٌ

Ve mâ ehleknâ min karyetin illâ ve lehâ kitâbun ma’lûm(ma’lûmun).

Bayraktar Bayraklı

Biz, hiçbir toplumu ilâhî kitaptan haberdar kılmadan helâk etmedik.


Cemal Külünkoğlu

Biz, hiçbir memleketi (toplumu), (Allah katında, azabı hak edecek) bilinen bir yazısı olmaksızın helak etmedik.


Diyanet İşleri (eski)

Yok ettiğimiz herhangi bir kasabanın elbette belli bir yazısı vardır.


Diyanet Vakfi

Helâk ettiğimiz hiçbir ülke yoktur ki hakkında (bizce) bilinen bir yazgı olmasın.


Edip Yüksel

Biz hiçbir topluluğu belirlenmiş bir yazgı olmaksızın yok etmeyiz.


Elmalılı Hamdi Yazır

Biz hiç bir memleketi her halde ma'lûm bir yazısı olmaksızın helâk etmedik


Muhammed Esed

Biz, çünkü, hiçbir toplumu, (önceden) ilahi bir kelamdan bütünüyle haberli kılmadan helak etmedik;


Mustafa İslamoğlu

Zira Biz hiçbir memleketi, (önceden) bilinip anlaşılan ilahi bir vahye muhatap kılmadıkça helake sürüklememişizdir.


Seyyid Kutub

Yok ettiğimiz her beldenin mutlaka uğradığı akıbete ilişkin belirli bir yazısı vardır.


Süleyman Ateş

Biz hiçbir kenti yok etmedik ki, onun mutlaka bilinen bir yazısı olmasın (helâk ettiğimiz her ülkenin yazılmış, tesbit edilmiş bir süresi vardır. O süre dolunca onları yok etmişizdir).


Süleymaniye Vakfı

Biz hiç bir kenti belli bir kitabı olmadan etkisizleştirmedik.


Tefhim-ul Kuran

Biz, kendisi için bilinen (takdir edilmiş) bir kitap olmaksızın hiç bir ülkeyi yıkıma uğratmadık.


Yaşar Nuri Öztürk

Biz hiçbir yurt ve medeniyeti, belirlenmiş bir yazgısı olmaksızın ortadan kaldırmadık.


مَّا تَسْبِقُ مِنْ أُمَّةٍ أَجَلَهَا وَمَا يَسْتَأْخِرُونَ

Mâ tesbiku min ummetin ecelehâ ve mâ yeste’hırûn(yeste’hırune).

Bayraktar Bayraklı

Hiçbir millet, kendi ecelini ne ileri alabilir ne de geciktirebilir.


Cemal Külünkoğlu

Hiç bir ümmet ecelinin ne önüne geçebilir ne de ondan geri kalabilir.


Diyanet İşleri (eski)

Hiçbir ümmet kendi süresini öne alamaz, geciktiremez de.


Diyanet Vakfi

Hiçbir millet, ecelinin önüne geçemez, ve onu geciktiremez.


Edip Yüksel

Hiçbir toplum belirlenmiş süresini ne geçebilir, ne de gerisinde kalır.


Elmalılı Hamdi Yazır

Hiç bir ümmet ecelini ne sebkeder ne de geriletebilirler


Muhammed Esed

(Ve zaten) hiçbir ümmet kendisi için belirlenmiş sürenin bitimini öne alamayacağı gibi erteleyemez de.


Mustafa İslamoğlu

(Kaldı ki) hiçbir uygarlık, kendisi için belirlenen sürenin (artık kaçınılmaz olan) bitimini ne öne alabilir ne de erteleyebilir.


Seyyid Kutub

Hiçbir millet ne yokoluş gününü öne alabilir ve ne de yaşama süresini aşabilir.


Süleyman Ateş

Hiçbir millet ne süresini geçebilir, ne de (ondan) geri kalır (her kavim mutlaka, kendileri için belirtilmiş sürede helâk olur).


Süleymaniye Vakfı

Bir toplum (ümmet) kendine biçilen süreyi (ecelini) ne kısaltabilir ne de uzatabilir.


Tefhim-ul Kuran

Hiç bir ümmet, kendi ecelini ne öne alabilir, ne de onlar ertelenebilirler.


Yaşar Nuri Öztürk

Hiçbir ümmet kendisi için belirlenen sürenin ne önüne geçebilir ne de o süreyi geriletebilir.


وَقَالُواْ يَا أَيُّهَا الَّذِي نُزِّلَ عَلَيْهِ الذِّكْرُ إِنَّكَ لَمَجْنُونٌ

Ve kâlû yâ eyyuhâllezî nuzzile aleyhiz zikru, inneke le mecnûn(mecnûnun).

Bayraktar Bayraklı

Dediler ki: “Ey kendisine Kur'ân indirilen! Sen mutlaka bir delisin.”


Cemal Külünkoğlu

(6-7) (Müşrikler) dediler ki: “Ey kendisine Kur'an inen kimse, sen kesinlikle delisin! Eğer doğru sözlü isen bize melekleri getirsene!”


Diyanet İşleri (eski)

(6-7) Onlar: 'Ey kendisine Kitap indirilen kimse! Sen mutlaka delisin. Doğrulardan isen melekleri bize getirsene' dediler.


Diyanet Vakfi

Dediler ki: «Ey kendisine Kur'an indirilen (Muhammed)! Sen mutlaka bir mecnunsun!»


Edip Yüksel

Dediler ki: “Ey kendisine mesaj (zikr) indirilmiş olan, sen bir delisin.”


Elmalılı Hamdi Yazır

Bir de ey o kendisine zikr indirilmiş olan, dediler: mutlaka sen mecnunsun!


Muhammed Esed

(Hal böyleyken, hakkı inkar edenler, yine de): "Ey kendisine (sözde) uyarıcı/hatırlatıcı bir mesaj indirilen kişi; sen düpedüz bir mecnunsun!" diyorlar,


Mustafa İslamoğlu

Bir de (kalkıp) "Sen ey kendisine uyarıcı mesaj indiğini (iddia eden) kişi, evet sen kesinlikle mecnunsun!" dediler;


Seyyid Kutub

Müşrikler dediler ki; «Ey kendisine Kur'an inen adam, sen kesinlikle delinin birisin.»


Süleyman Ateş

Dediler ki: "Ey kendisine Zikir (Kitap) indirilmiş olan, sen mutlaka cinlenmişsin!"


Süleymaniye Vakfı

Dediler ki “Ey kendisine Zikir (Kitap) indirilen kişi! Sen tamamen cinlerin etkisindesin.


Tefhim-ul Kuran

Onlar: «Ey kendisine kitap indirilen (Muhammed). Gerçekten sen cinlenmiş (bir deli)sin!» dediler.


Yaşar Nuri Öztürk

Şöyle haykırdılar: "Hey! Kendisine o zikir/Kur'an indirilen! Sen gerçekten tam bir delisin."


لَّوْ مَا تَأْتِينَا بِالْمَلائِكَةِ إِن كُنتَ مِنَ الصَّادِقِينَ

Lev mâ te’tînâ bil melâiketi in kunte minas sâdıkîn(sâdıkîne).

Bayraktar Bayraklı

“Doğru sözlülerden isen, bize melekleri getirsene!”


Cemal Külünkoğlu

(6-7) (Müşrikler) dediler ki: “Ey kendisine Kur'an inen kimse, sen kesinlikle delisin! Eğer doğru sözlü isen bize melekleri getirsene!”


Diyanet İşleri (eski)

(6-7) Onlar: 'Ey kendisine Kitap indirilen kimse! Sen mutlaka delisin. Doğrulardan isen melekleri bize getirsene' dediler.


Diyanet Vakfi

«Eğer doğru söyleyenlerden idiysen, bize melekleri getirmeliydin.»


Edip Yüksel

“Doğru sözlü isen bize melekleri getirsene.”


Elmalılı Hamdi Yazır

Getirsena o Melâikeyi sadıklardan isen!


Muhammed Esed

"Doğru sözlü biriysen, bize melekleri getirsene!"


Mustafa İslamoğlu

"Eğer doğru söylüyor idiysen, bize meleklerle gelseydin ya!" (diye de eklediler).


Seyyid Kutub

Eğer söylediklerin doğru ise bize melekler ile birlikte gelseydin ya.


Süleyman Ateş

"Eğer doğrulardansan, bize melekleri getirsene!"


Süleymaniye Vakfı

Söylediğin doğruysa bize melekleri getirsene?”


Tefhim-ul Kuran

«Eğer doğruyu söyleyenlerden isen, bizlere melekleri getirmeli değil miydin?»


Yaşar Nuri Öztürk

"Hadi getirsene bize o melekleri, eğer doğru sözlülerdensen!"


مَا نُنَزِّلُ الْمَلائِكَةَ إِلاَّ بِالحَقِّ وَمَا كَانُواْ إِذًا مُّنظَرِينَ

Mâ nunezzilul melâikete illâ bil hakkı ve mâ kânû izen munzarîn(munzarîne).

Bayraktar Bayraklı

Biz melekleri ancak bir amaç için indiririz. O zaman onlara mühlet verilmez.


Cemal Külünkoğlu

Oysa biz melekleri ancak bir hak (ve hikmet gereği) indiririz, o zaman da onlara mühlet verilmez (gerekli azaba çarpılırlar ya da yok olup giderler).


Diyanet İşleri (eski)

Biz melekleri ancak gerekince indiririz. O takdirde de ceza görecekler asla geri bırakılmazlar.


Diyanet Vakfi

Biz melekleri ancak hak ile indiririz. O zaman onlara mühlet verilmez.


Edip Yüksel

Biz melekleri ancak belli bir amaç için göndeririz, o zaman da kimseye süre tanınmaz.


Elmalılı Hamdi Yazır

Biz o Melâikeyi ancak hakkile indiririz ve o vakıt onlara göz açtırılmaz


Muhammed Esed

(Oysa,) Biz melekleri ancak hakk(ın iktizası) olarak indiririz; ve o zaman da artık (ilahi mesajı reddetmeleri yüzünden cezayı hak edenler) asla geri bırakılmazlar!


Mustafa İslamoğlu

Biz, melekleri ancak ve ancak hakikatin gerçekleşmesi için indiririz; eğer (dedikleri olsaydı), o zaman da onlar için asla erteleme olmazdı.


Seyyid Kutub

Oysa biz melekleri ancak gerektiğinde indiririz, o zaman da onlara artık mühlet tanınmaz.»


Süleyman Ateş

Biz, melekleri ancak hak ile (hikmet gereğince) indiririz, o zaman da kendilerine asla göz açtırılmaz, (derhal işleri bitirilir, mahvolup giderler).


Süleymaniye Vakfı

Biz melekleri sadece gerçek[*] bir iş sebebiyle göndeririz. Gönderdikten sonra da onlara artık süre tanınmaz. [*] Örneğin Lut Kavminin yok edilmesi işi için gönderilen melekler. O melekler hem gerçek bir iş sebebiyle geldiler, hem de o iş gerçekleri açıkça ortaya çıkarmış oldu. Arapçada EL HAKKI (الحَقِّ) kelimesinin bu çift anlamlı özelliği ne yazık ki Türkçe bakımından mümkün değildir. Örneğin Kur’an-ı Kerim hem bir gerçektir hem de gerçekleri gösterir. Bu nedenle çeviri genelinde EL HAKKI geçen ayetlere parantez veya dipnot ile açıklama getirme ihtiyacı oluşmuştur.


Tefhim-ul Kuran

Hak olmaksızın biz melekleri indirmeyiz. O zaman da onlara göz açtırılmaz.


Yaşar Nuri Öztürk

Biz o melekleri ancak ve ancak hak üzere, hak bir yolla indiririz. Ve o zaman inkârcılara göz açtırılmaz.


إِنَّا نَحْنُ نَزَّلْنَا الذِّكْرَ وَإِنَّا لَهُ لَحَافِظُونَ

İnnâ nahnu nezzelnâz zikre ve innâ lehu le hâfizûn(hâfizûne).

Bayraktar Bayraklı

Kur'ân'ı kesinlikle biz indirdik; elbette onu yine biz koruyacağız.


Cemal Külünkoğlu

Bu Kur'an'ı gerçekten biz indirdik ve onu koruyacak olan da biziz.


Diyanet İşleri (eski)

Doğrusu Kitap'ı Biz indirdik, onun koruyucusu elbette Biziz.


Diyanet Vakfi

Kur'an'ı kesinlikle biz indirdik; elbette onu yine biz koruyacağız.


Edip Yüksel

Kuşkusuz mesajı biz, evet biz indirdik ve onu koruyacak da elbette yine biziz.


Elmalılı Hamdi Yazır

Şüphe yok o zikri biz indirdik biz, her halde biz onu muhafaza da edeceğiz


Muhammed Esed

Kimsenin kuşkusu olmasın ki, bu uyarıcı/hatırlatıcı mesajı, ayet ayet Biz indirdik: ve yine kimsenin kuşkusu olmasın ki, (bütün tahriflerden) onu yine Biz koruyacağız.


Mustafa İslamoğlu

Elbette bu uyarıcı mesajı kaynağından indiren Biziz; onu koruyacak olan da kesinlikle yine Biz olacağız, Biz!


Seyyid Kutub

Bu Kur'an'ı gerçekten biz indirdik ve onu koruyacak olan da biziz.


Süleyman Ateş

O Zikri (Kitap)ı biz indirdik biz; ve O'nun koruyucusu da elbette biziz!


Süleymaniye Vakfı

O Zikri (Kitabı) sana Biz indirdik Biz. Onu koruyacak olan da Biziz.


Tefhim-ul Kuran

Hiç şüphesiz, zikri (Kur'an'ı) biz indirdik biz; onun koruyucuları da gerçekten biziz.


Yaşar Nuri Öztürk

Hiç kuşkusuz, o zikiri/Kur'an'ı biz indirdik, biz; her hal ve şartta onu muhakkak koruyacak olan da biziz.


وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا مِن قَبْلِكَ فِي شِيَعِ الأَوَّلِينَ

Ve lekad erselnâ min kablike fî şiyaıl evvelîn(evvelîne).

Bayraktar Bayraklı

Andolsun ki senden önce gelip geçmiş topluluklar arasından peygamberler gönderdik.


Cemal Külünkoğlu

(Ey Muhammed!) Andolsun ki, senden önceki topluluklara da elçiler gönderdik.


Diyanet İşleri (eski)

And olsun ki, senden önce çeşitli ümmetlere peygamber göndermiştik.


Diyanet Vakfi

Andolsun, senden önceki milletler arasında da elçiler gönderdik.


Edip Yüksel

Senden önce, geçmiş topluluklara da elçiler gönderdik.


Elmalılı Hamdi Yazır

Celâlim hakkı için senden önce evvelkilerin şîaları içinde de Resuller gönderdik


Muhammed Esed

Gerçek şu ki, (ey Peygamber,) senden önce de gelip geçmiş ayrı ayrı topluluklara (elçiler) gönderdik;


Mustafa İslamoğlu

Doğrusu (Ey Peygamber), senden önce de geçip gitmiş topluluklara (elçiler) göndermiştik.


Seyyid Kutub

Ey Muhammed, biz senden önce de eskiden yaşamış çeşitli milletlere peygamberler göndermiştik.


Süleyman Ateş

Andolsun, senden önceki milletlerin kolları içine de elçiler gönderdik.


Süleymaniye Vakfı

Senden önceki insan topluluklarına da elçiler gönderdik.


Tefhim-ul Kuran

Andolsun, senden önce geçmiş topluluklara da elçiler gönderdik.


Yaşar Nuri Öztürk

Yemin olsun ki, senden öncekilerin o ilk kümeleri içine de nebiler gönderdik biz!


وَمَا يَأْتِيهِم مِّن رَّسُولٍ إِلاَّ كَانُواْ بِهِ يَسْتَهْزِؤُونَ

Ve mâ ye’tîhim min resûlin illâ kânû bihî yestehziûn(yestehziûne).

Bayraktar Bayraklı

Onlar, gelen peygamberi mutlaka alaya alırlardı.


Cemal Külünkoğlu

Onlara hiçbir peygamber gelmedi ki, onunla alay etmesinler.


Diyanet İşleri (eski)

Onlara gelen her peygamberi alaya alıyorlardı.


Diyanet Vakfi

Onlara bir peygamber gelmeyedursun, hemen onunla alay ederlerdi.


Edip Yüksel

Onlara her ne zaman bir elçi geldiyse onu alaya aldılar.


Elmalılı Hamdi Yazır

Ve onlara hiç bir Resul gelmiyordu ki onunla istihza eder olmasınlar


Muhammed Esed

onlara hiçbir elçi gelmedi ki, o'nunla alay etmesinler.


Mustafa İslamoğlu

Kendilerine gelen hiçbir elçi yoktu ki onları alaya almamış olsunlar.


Seyyid Kutub

Bu milletler, kendilerine gelen her peygamberi mutlaka alaya almışlardır.


Süleyman Ateş

Onlara hiçbir elçi gelmezdi ki, onunla alay etmesinler.


Süleymaniye Vakfı

Onlara ne zaman bir elçi gelse mutlaka hafife alırlar.


Tefhim-ul Kuran

Onlara herhangi bir peygamber gelmeyegörsün, mutlaka onunla alay ederlerdi.


Yaşar Nuri Öztürk

Onlara bir Tanrı elçisi gelir gelmez, onunla mutlaka alay ederlerdi.