HÂKKA SURESİ

Ayet Getir

الْحَاقَّةُ

El hâkkah(hâkkatu).

Bayraktar Bayraklı

Gerçekleşen,


Cemal Külünkoğlu

Geleceği ve gerçekleşeceği kuşkusuz olan (kıyamet).


Diyanet İşleri (eski)

Gerçekleşecek olan!


Diyanet Vakfi

Gerçekleşecek olan;


Edip Yüksel

Gerçekleşen (olay).


Elmalılı Hamdi Yazır

O Hâkka


Muhammed Esed

Olacak olanın gerçekleşmesi!


Mustafa İslamoğlu

Ah O kesin hakikatin gerçekleşmesi!


Seyyid Kutub

Elbette gerçekleşecek olan


Süleyman Ateş

Gerçekleşen,


Süleymaniye Vakfı

Bunlar tümüyle gerçektir.


Tefhim-ul Kuran

'Elbette gerçekleşecek olan' (kıyamet),


Yaşar Nuri Öztürk

el-Hâkka/geleceği kuşkusuz olan şey!


مَا الْحَاقَّةُ

Mel hâkkah(hâkkatu).

Bayraktar Bayraklı

Nedir o gerçekleşen?


Cemal Külünkoğlu

Nedir o gerçekleşecek olan (kıyamet)?


Diyanet İşleri (eski)

Nedir o gerçekleşecek olan gün?


Diyanet Vakfi

(Evet) nedir o gerçekleşecek olan?


Edip Yüksel

Nedir o gerçekleşen?


Elmalılı Hamdi Yazır

Ne Hâkka?


Muhammed Esed

Ne korkunçtur (inanmayanlar için) başa gelecek olanın gerçekleşmesi!


Mustafa İslamoğlu

(Bilir misin ey muhatap) o ne dehşet gerçekleşecek?


Seyyid Kutub

Nedir o muhakkak gerçekleşecek olan


Süleyman Ateş

Nedir o gerçekleşen?


Süleymaniye Vakfı

Tümüyle gerçek olan nedir?


Tefhim-ul Kuran

Nedir o 'muhakkak gerçekleşecek olan?'


Yaşar Nuri Öztürk

Nedir o hâkka?


وَمَا أَدْرَاكَ مَا الْحَاقَّةُ

Ve mâ edrâke mel hâkkah(hâkkatu).

Bayraktar Bayraklı

Gerçekleşenin ne olduğunu sen nereden bileceksin.


Cemal Külünkoğlu

O gerçekleşecek olanı (kıyametin ne olduğunu) sen nerden bileceksin?


Diyanet İşleri (eski)

Gerçekleşecek olanın ne olduğunu sana ne bildirir?


Diyanet Vakfi

Gerçekleşecek olanın (kıyametin) ne olduğunu sen nereden bileceksin?


Edip Yüksel

Gerçekleşenin ne olduğunu nerden bileceksin?


Elmalılı Hamdi Yazır

Ve ne bildirdi sana dirayetle? Nedir o Hâkka?


Muhammed Esed

Bilir misin, nedir, başa gelecek olanın gerçekleşmesi?


Mustafa İslamoğlu

Sahi onun nasıl gerçekleşeceğini bilir misin sen?


Seyyid Kutub

O gerçekleşecek olanı sana bildiren nedir?


Süleyman Ateş

Gerçekleşenin ne olduğunu nerden bileceksin?


Süleymaniye Vakfı

Tümüyle gerçek olanın ne olduğunu nereden bileceksin? (Öyleyse dinle!)


Tefhim-ul Kuran

O gerçekleşecek olanı (kıyameti) sana bildiren nedir?


Yaşar Nuri Öztürk

O hâkkanın niteliğini sana bildiren nedir?


كَذَّبَتْ ثَمُودُ وَعَادٌ بِالْقَارِعَةِ

Kezzebet semûdu ve âdun bil kâriah(kâriati).

Bayraktar Bayraklı

Semûd ve ‘Âd kavimleri kıyameti yalanladı.


Cemal Külünkoğlu

Semûd ve Âd (kavimleri), yüreklerini hoplatacak olan o büyük felaketi yalanladılar.


Diyanet İşleri (eski)

Semud ve Ad milletleri tepelerine inecek bu gerçeği yalanladılar.


Diyanet Vakfi

Semûd ve Âd kavimleri, kapılarını çalacak felâketi (kıyameti) yalan saymışlardı.


Edip Yüksel

Semud ve Ad (halkı) sarsıcı olayı yalanladı.


Elmalılı Hamdi Yazır

İnanmadı Semud-ü Âd o kariaya.


Muhammed Esed

Semud ve 'Ad (kabileleri), o ani felaket (haberlerin)i yalanladılar!


Mustafa İslamoğlu

Semud ve Ad (İnsanın aklını başına devşiren) o Son Vuruş'u inkar ettiler.


Seyyid Kutub

Semûd ve Âd, mutlaka patlak verecek olan kıyameti yalan saydılar.


Süleyman Ateş

Semûd ve 'Âd (kavimleri), başa çarpan olayı yalanladılar.


Süleymaniye Vakfı

Semud ile Ad (kavimleri), gümbür gümbür gelen o felaket için “Yalan!” demişlerdi.


Tefhim-ul Kuran

Semûd ve Ad (toplumları), 'mutlaka patlak verecek kıyamet'i yalan saydılar.


Yaşar Nuri Öztürk

Semûd ve Âd kâriayı/başa çarpan olayı yalanlamıştı.


فَأَمَّا ثَمُودُ فَأُهْلِكُوا بِالطَّاغِيَةِ

Fe emmâ semûdu fe uhlikû bit tâgıyeh(tâgıyeti).

Bayraktar Bayraklı

Semûd kavmi korkunç bir sarsıntı ile yok edilmişti.


Cemal Külünkoğlu

(Yaptıkları yüzünden) Semûd kavmi korkunç bir sarsıntı ile helâk edildi.


Diyanet İşleri (eski)

Bu yüzden Semud milleti zorlu bir sarsıntı ile yok edildi.


Diyanet Vakfi

Semûd'a gelince: Onlar pek zorlu (bir sarsıntı) ile helâk edildiler.


Edip Yüksel

Ve Semud o azgın (sarsıntı) ile yok edildi.


Elmalılı Hamdi Yazır

Amma Semud ihlâk ediliverdiler o tâgıye ile


Muhammed Esed

Semud mu? Onlar şiddetli bir (yer) sarsıntı(sı) ile yok edildi;


Mustafa İslamoğlu

Bir yanda Semud: sonuçta onlar ses duvarını çok çok aşan bir bela ile helak edildiler.


Seyyid Kutub

Böylece Semûd korkunç bir sesle yıkıma uğratıldı.


Süleyman Ateş

Bu yüzden Semûd (kavmi) azgın bir vak'a ile helâk edildiler.


Süleymaniye Vakfı

Semud korkunç bir sarsıntıyla etkisizleştirildi.


Tefhim-ul Kuran

Bu nedenle Semûd (halkı) korkunç bir sesle helak edildi.


Yaşar Nuri Öztürk

Bunun üzerine Semûd, bir doğal felaket ile helâk edildi.


وَأَمَّا عَادٌ فَأُهْلِكُوا بِرِيحٍ صَرْصَرٍ عَاتِيَةٍ

Ve emmâ âdun fe uhlikû bi rîhın sarsarin âtiyeh(âtîyetin).

Bayraktar Bayraklı

(6-8) ‘Âd toplumuna gelince, onlar soğuk ve şiddetli bir rüzgârla yok edildiler. Allah o rüzgârı yedi gece, sekiz gündüz, aralıksız olarak başlarına sardı. Böylece o halkın, içi boş hurma kütükleri gibi yere serildiklerini görürsün. Onlardan geriye kalan hiçbir kimseyi görüyor musun?


Cemal Külünkoğlu

Âd kavmine de uğultulu ve dondurucu şiddetli bir rüzgârla helâk edildi.


Diyanet İşleri (eski)

Ad milleti de bu yüzden önünde durulmaz, dondurucu bir rüzgarla yok edildi.


Diyanet Vakfi

Âd kavmi ise, uğultulu, kasıp kavuran bir fırtına ile mahvedildiler.


Edip Yüksel

Ad ise sert ve azgın bir kasırga ile yok edildi.


Elmalılı Hamdi Yazır

Ve amma Âd onlar da ihlâk ediliverdiler bir sarsar rüzgâr, azgın bir fırtına ile


Muhammed Esed

'Ad ise öfkeli bir kasırga ile yok olup gitti,


Mustafa İslamoğlu

Ve öte yanda 'Ad: onlar da değdiğini sesiyle çarpan dizginlenemez bir kasırgayla helak edildiler.


Seyyid Kutub

Âd'a gelince onlar da, uğultu yüklü, azgın bir kasırga ile yıkıma uğratıldı.


Süleyman Ateş

'Âd (kavmi) ise uğultulu, azgın bir kasırga ile helâk edildiler.


Süleymaniye Vakfı

Ad ise uğultulu, azgın bir kasırga ile etkisizleştirilmişti.


Tefhim-ul Kuran

Ad (halkın)a gelince; onlar da, uğultu yüklü, azgın bir kasırga ile helak edildiler.


Yaşar Nuri Öztürk

Âd ise gürleyen sesle gelen rüzgârlı bir fırtınayla mahvedildi.


سَخَّرَهَا عَلَيْهِمْ سَبْعَ لَيَالٍ وَثَمَانِيَةَ أَيَّامٍ حُسُومًا فَتَرَى الْقَوْمَ فِيهَا صَرْعَى كَأَنَّهُمْ أَعْجَازُ نَخْلٍ خَاوِيَةٍ

Sehharehâ aleyhim seb’a leyâlin ve semâniyete eyyâmin husûmen fe terel kavme fîhâ sar’â ke ennehum a’câzu nahlin hâviyeh(hâviyetin).

Bayraktar Bayraklı

(6-8) ‘Âd toplumuna gelince, onlar soğuk ve şiddetli bir rüzgârla yok edildiler. Allah o rüzgârı yedi gece, sekiz gündüz, aralıksız olarak başlarına sardı. Böylece o halkın, içi boş hurma kütükleri gibi yere serildiklerini görürsün. Onlardan geriye kalan hiçbir kimseyi görüyor musun?


Cemal Külünkoğlu

Allah o kasırgayı üzerlerine yedi gece, sekiz gün kesintisiz olarak salıverdi. Öyle ki sen (o zaman orada olsaydın), o halkı içi boş hurma kütükleri gibi yerlere serilmiş görürdün.


Diyanet İşleri (eski)

Allah onların kökünü kesmek üzere, üzerlerine o rüzgarı yedi gece sekiz gün, estirdi. Halkın, kökünden çıkarılmış hurma kütükleri gibi yere yıkıldıklarını görürsün.


Diyanet Vakfi

Allah onu, ardarda yedi gece, sekiz gün onların üzerine musallat etti. Öyle ki (eğer orada olsaydın), o kavmi, içi boş hurma kütükleri gibi oracıkta yere serilmiş halde görürdün.


Edip Yüksel

Onu, yedi gece ve sekiz gün boyunca üzerlerine bir bela olarak saldı. Halkın, çürümüş hurma gövdeleri gibi yere yıkıldıklarını görürsün.


Elmalılı Hamdi Yazır

müsellat etmişti Allah onun üzerlerine yedi gece sekiz gün husûm halinde, köklerini kesmek üzere müstemirren. Bir de görürsün ki o kavmı o müddet zarfında yıkıla kalmışlar. Ve sanki içleri kof hurma kütükleri imişler


Muhammed Esed

Allah, onların (kökünü kurutmak üzre,) üzerlerinde o kasırgayı yedi gece sekiz gün estirdi; öyle ki insanların (kökünden çıkarılmış) hurma kütükleri gibi yere yıkıldıklarını gözünde canlandırabilirsin.


Mustafa İslamoğlu

(Allah), üzerlerine emrine amade kıldığı o (kasırgayı) yedi gece sekiz gündüz kesintisiz bir biçimde estirdi; öyle ki, tıpkı kökünden savrulmuş hurma kütükleri gibi, o kavmin orada öylece donup kaldığını gözünde canlandırabilirsin.


Seyyid Kutub

Onu, yedi gece ve sekiz gün, aralık vermeksizin onların üzerine musallat etti. Öyle ki, o kavmi, orada içi kof hurma kütükleriymiş gibi onların çarpılıp yere yıkıldığını görürsün.


Süleyman Ateş

(Allâh) Onu, yedi gece, sekiz gün ardı ardına onların üzerine saldı. O kavmi orada, içi boş hurma kütükleri gibi serilmiş görürsün.


Süleymaniye Vakfı

Allah rüzgarı, her şeyi silip süpürecek şekilde yedi gece, sekiz gün üzerlerine saldı. O gün (orada olsaydın) bütün halkı yere serilmiş halde görürdün; içi boşalmış hurma kütükleri gibiydiler.


Tefhim-ul Kuran

(Allah) Onu, yedi gece ve sekiz gün, aralık vermeksizin onların üzerine musallat etti. Öyle ki, o kavmi, orada sanki içi kof hurma kütükleriymiş gibi onların çarpılıp yere yıkıldığını görürsün.


Yaşar Nuri Öztürk

Onu, onların üzerine yedi gece, sekiz gün hiç ara vermeden saldı. Topluluğu orada yerlere serilmiş görürsün. İçleri boşaltılmış hurma kütükleri gibidirler.


فَهَلْ تَرَى لَهُم مِّن بَاقِيَةٍ

Fe hel terâ lehum min bâkıyeh(bâkıyetin).

Bayraktar Bayraklı

(6-8) ‘Âd toplumuna gelince, onlar soğuk ve şiddetli bir rüzgârla yok edildiler. Allah o rüzgârı yedi gece, sekiz gündüz, aralıksız olarak başlarına sardı. Böylece o halkın, içi boş hurma kütükleri gibi yere serildiklerini görürsün. Onlardan geriye kalan hiçbir kimseyi görüyor musun?


Cemal Külünkoğlu

Şimdi onlardan hiç geri kalan (bir şey) görüyor musun?


Diyanet İşleri (eski)

Onlardan arda kalmış bir şey görür müsün?


Diyanet Vakfi

Şimdi onlardan arda kalan bir şey görüyor musun?


Edip Yüksel

Onların hiçbir kalıntısını görüyor musun?


Elmalılı Hamdi Yazır

Bak şimdi görebilir misin onlardan bir bakıyye.


Muhammed Esed

şimdi onlardan geriye kalan bir iz görüyor musun?


Mustafa İslamoğlu

Şimdi onlardan geriye kalan bir (kişi) görebiliyor musun?


Seyyid Kutub

Şimdi onlardan hiç arta kalan görüyor musun?


Süleyman Ateş

Onlardan hiç geri kalan görüyor musun?


Süleymaniye Vakfı

Onlardan kalma bir şey görebilir misin


Tefhim-ul Kuran

Şimdi onlardan hiç arta kalan (bir şey) görüyor musun?


Yaşar Nuri Öztürk

Onlardan geri kalan birşey görüyor musun?


وَجَاء فِرْعَوْنُ وَمَن قَبْلَهُ وَالْمُؤْتَفِكَاتُ بِالْخَاطِئَةِ

Ve câe fir’avnu ve men kablehu vel mu’tefikâtu bil hâtıeh(hâtıeti).

Bayraktar Bayraklı

Firavun, ondan öncekiler ve alt üst olmuş şehirler de hep o günahı işlediler.


Cemal Külünkoğlu

Firavun da, ondan öncekiler de, Lût kavminin kasabalar halkı da, hep o hatayı (şirki ve isyanı) işlediler.


Diyanet İşleri (eski)

Firavun, ondan öncekiler ve alt üst olmuş kasabalarda oturanlar da suç işlemişlerdi.


Diyanet Vakfi

Firavun, ondan öncekiler ve altı üstüne getirilen beldeler halkı (Lût kavmi) hep o günahı (şirki) işlediler.


Edip Yüksel

Firavun, ondan öncekiler ve altüst olan (Sodomlu)lar da kötülük işlemişti.


Elmalılı Hamdi Yazır

Firavin de geldi, ondan evvelkiler de, mü'tefikeler de hep o hatâ ile


Muhammed Esed

Bir de Firavun vardı; ve ondan önce yaşamış (birçok)ları, altüst olmuş şehirler (onların hepsi) günah üstüne günah işlemişlerdi;


Mustafa İslamoğlu

Bir de Firavun ve ondan önce gelenler ve altüst olmuş şehirler vardı; (hepsi de) hataya gömülmüşlerdi:


Seyyid Kutub

Firavun, ondan öncekiler ve yerle bir olan şehirler o hata ile geldiler.


Süleyman Ateş

Fir'avn ve ondan öncekiler ve altüst olmuş kentler(in halkı olan Lût kavmi) de hatâlı iş yaptılar.


Süleymaniye Vakfı

Firavun, ondan öncekiler ve yanlış yola giren her toplum aynı hataya düştü.


Tefhim-ul Kuran

Firavun (kavmi), ondan öncekiler ve yerle bir olan şehirler (halkı da hep) o hata ile (tarih sahnesine) geldiler.


Yaşar Nuri Öztürk

Firavun da ondan öncekiler de altı üstüne gelmiş kentlerde aynı hataya vücut verdiler.


فَعَصَوْا رَسُولَ رَبِّهِمْ فَأَخَذَهُمْ أَخْذَةً رَّابِيَةً

Fe asav resûle rabbihim fe ehazehum ahzeten râbiyeh(râbiyeten).

Bayraktar Bayraklı

Rablerinin peygamberine karşı geldiler. O da onları pek şiddetli bir şekilde yakalayıverdi.


Cemal Külünkoğlu

Öyle ki Rablerinin elçilerine karşı geldiler. Bunun üzerine Allah da onları (yaptıkları yüzünden) şiddeti (gittikçe) artan bir azap ile yakaladı.


Diyanet İşleri (eski)

Rabbinin peygamberine baş kaldırmışlardı. Bunun üzerine Rableri onları şiddeti arttıkça artan bir şekilde yakaladı.


Diyanet Vakfi

Böylece Rablerinin peygamberlerine karşı geldiler, O da onları pek şiddetli bir şekilde yakalayıverdi.


Edip Yüksel

Rab’lerinin elçisine isyan ettiler. Bunun sonucu olarak da onları şiddeti gittikçe artan bir biçimde yakalamıştı.


Elmalılı Hamdi Yazır

Hep rablarının Resulüne âsî oldular o da onları alıverdi mütezayid bir tutuş (kahir bir kabza) ile


Muhammed Esed

ve Rablerinin (gönderdiği) elçilere isyan etmişlerdi. Allah şiddetli bir ceza darbesi ile onların hesabını gördü!


Mustafa İslamoğlu

Nihayet Rablerinin elçisine karşı geldiler; ve (Allah günahlarıyla) katlanan bir bela ile tümünü enseledi.


Seyyid Kutub

Böylece Rablerinin elçisine isyan ettiler. Bu yüzden onları, şiddeti gittikçe artan bir yakalayışla yakaladı.


Süleyman Ateş

Rablerinin elçisine karşı geldiler. O da onları şiddeti gittikçe artan bir yakalayışla yakaladı.


Süleymaniye Vakfı

Rablerinin[*] elçilerine baş kaldırdılar. Rableri de onları kaldırıp yere vurdu. [*] Sahiplerinin


Tefhim-ul Kuran

Böylece Rablerinin elçisine isyan ettiler. Bu yüzden onları, şiddeti gittikçe artan bir yakalayışla yakaladı.


Yaşar Nuri Öztürk

Rablerinin resulüne isyan ettiler de O da onları, şiddeti arttıkça artan bir yakalayışla yakaladı.


إِنَّا لَمَّا طَغَى الْمَاء حَمَلْنَاكُمْ فِي الْجَارِيَةِ

İnnâ lemmâ tagal mâu hamelnâkum fîl câriyeh(câriyeti).

Bayraktar Bayraklı

Şüphesiz, su bastığı zaman sizi gemide biz taşıdık.


Cemal Külünkoğlu

(Nuh tufanında) sular taştığı vakit, (onların nesilleri olan) sizi akıp giden (gemi)de biz taşıdık.


Diyanet İşleri (eski)

(11-12) Su taştığı vakit, size bir ibret olmak üzere, anlayışlı kulaklar anlasın diye süzülen gemide, sizi Biz taşımışızdır.


Diyanet Vakfi

Şüphesiz, su bastığı vakit sizi gemide biz taşıdık;


Edip Yüksel

Su taşınca sizi akıp giden (sal) üzerinde taşımıştık.


Elmalılı Hamdi Yazır

Halbuki biz o su tuğyan ettiği vakıt sizi akan gemide taşıdık


Muhammed Esed

(Ve) bakın: (Nuh tufanının) suları bütün bentleri aşıp patladığında sizi o gemi ile Biz (güvenli bölgelere) taşıdık,


Mustafa İslamoğlu

Şüphesiz o su çığrından çıkıp tuğyan ettiğinde sizi gemide taşıyan Bizdik;


Seyyid Kutub

Sular kabarınca biz sizi akıp giden (gemide) taşıdık ki;


Süleyman Ateş

Su(lar) kabarınca biz sizi, akıp giden (gemi)de taşıdık.


Süleymaniye Vakfı

Sular kabarınca (Nuh’un halkından) sizin gibi olanları gemide Biz taşıdık.


Tefhim-ul Kuran

Gerçek şu ki, su taştığı zaman, o gemide biz sizi taşıdık:


Yaşar Nuri Öztürk

Su azıp köpürdüğünde, biz sizi o akıp gidende taşıdık,