HADÎD SURESİ

Ayet Getir

سَبَّحَ لِلَّهِ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَهُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ

Sebbeha lillâhi mâ fîs semâvâti vel ard(ardı), ve huvel azîzul hakîm(hakîmu).

Bayraktar Bayraklı

Göklerde ve yerde bulunan her şey Allah'ı tesbih etmektedir. O,güçlüdür; hikmet sahibidir.


Cemal Külünkoğlu

Göklerde ve yerde olan her şey Allah'ı tesbih etmektedir. O, mutlak galiptir, hüküm ve hikmet sahibidir.


Diyanet İşleri (eski)

Göklerde ve yerde olanlar Allah'ı tesbih ederler. O güçlüdür, Hakim'dir.


Diyanet Vakfi

Göklerde ve yerde bulunan her şey Allah'ı tesbih etmektedir. O, azîzdir, hakîmdir.


Edip Yüksel

Göklerde ve yerde ne varsa ALLAH’ı yüceltir. O Üstündür, Bilgedir.


Elmalılı Hamdi Yazır

Tesbih etmekte Allahı Göklerde ve yerdeki, o öyle azîz, öyle hakîmdir


Muhammed Esed

Göklerde ve yerde olan her şey Allah'ın sınırsız kudretini yüceltir; çünkü yalnız O'dur güç sahibi, hikmet sahibi!


Mustafa İslamoğlu

Göklerde ve yerde olan her şey (onlara yaratılış amacını yükleyen) Allah adına hareket etti: zira mutlak üstün ve yüce olan, her hükmünde tam isabet kaydeden O'dur.


Seyyid Kutub

Göklerdeki ve yerdeki tüm varlıklar Allah'ı noksanlıklardan tenzih ederler. O üstün iradelidir ve her işi yerinde yapar.


Süleyman Ateş

Göklerde ve yerde bulunan her şey Allâh'ı tesbih etmiştir. O, azizdir, hakimdir.


Süleymaniye Vakfı

Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah’a boyun eğer. Üstün olan ve doğru kararlar veren O’dur.


Tefhim-ul Kuran

Göklerde ve yerde olanların tümü Allah'ı tesbih etmiştir. O, üstün ve güçlü (aziz) olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.


Yaşar Nuri Öztürk

Göklerde ve yerdeki her şey Allah'ı tespih etmektedir. Azîz'dir O, Hakîm'dir.


لَهُ مُلْكُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ يُحْيِي وَيُمِيتُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ

Lehu mulkus semâvâti vel ard(ardı), yuhyî ve yumît(yumîtu), ve huve alâ kulli şey’in kadîr(kadîrun).

Bayraktar Bayraklı

Göklerin ve yerin mülkiyeti O'nundur. O, yaşatır ve öldürür. O, her şeye gücü yetendir.


Cemal Külünkoğlu

Göklerin ve yerin egemenliği O'nun tekelindedir. (O,) hem diriltir, hem öldürür. O'nun her şeye gücü yeter.


Diyanet İşleri (eski)

Göklerin ve yerin hükümranlığı O'nundur; diriltir, öldürür. O, her şeye Kadir'dir.


Diyanet Vakfi

Göklerin ve yerin mülkü O'nundur. O, diriltir, öldürür. O, her şeye gücü yetendir.


Edip Yüksel

Göklerin ve yerin yönetimi O’na aittir. Yaşatır, öldürür. O her şeye gücü yetendir.


Elmalılı Hamdi Yazır

Göklerin ve yerin mülkü onun, hem diriltir hem öldürür, hem o her şey'e kadîrdir


Muhammed Esed

O'nundur göklerin ve yerin mülkü; O'dur öldüren ve yaşatan; ve O'dur dilediğini yapmaya muktedir olan!


Mustafa İslamoğlu

O'na aittir göklerin ve yerin mülkü; O yaşatır ve O öldürür; her şeye güç yetiren de O'dur.


Seyyid Kutub

Göklerin ve yerin egemenliği O'nun tekelindedir. Can verir ve öldürür. O'nun herşeye gücü yeter.


Süleyman Ateş

Göklerin ve yerin mülkü O'nundur. Yaşatır, öldürür, O her şeyi yapabilir.


Süleymaniye Vakfı

Göklerin ve yerin hakimiyeti O’ndadır. Can veren O, öldüren O’dur. O, her şeye bir ölçü koyar.


Tefhim-ul Kuran

Göklerin ve yerin mülkü O'nundur. Diriltir ve öldürür. O, her şeye güç yetirendir.


Yaşar Nuri Öztürk

Göklerin ve yerin mülkü ve yönetimi O'nundur; diriltir, öldürür. Her şey üzerinde kudret sahibidir O.


هُوَ الْأَوَّلُ وَالْآخِرُ وَالظَّاهِرُ وَالْبَاطِنُ وَهُوَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمٌ

Huvel evvelu vel âhiru vez zâhiru vel bâtın(bâtınu), ve huve bi kulli şey’in alîm(alîmun).

Bayraktar Bayraklı

O, ilktir, sondur, açık olandır, gizli olandır. O, her şeyi bilendir.


Cemal Külünkoğlu

O, ilktir (her şeyden önce mevcut olandır) ve sondur (her şey yok olduktan sonra geriye kalacak olandır). Zahirdir (varlığı fillerinin etki ve sonuçlarından bilinendir). Batındır (zatını hakikati gizli olup duygularla bilinmeyen ve gözlerle görünmeyendir). O, her şeyi en güzel biçimde bilendir.


Diyanet İşleri (eski)

O her şeyden öncedir; kendisinden sonraya hiçbir şeyin kalmayacağı son'dur; varlığı aşikardır; gerçek mahiyeti insan için gizlidir. O her şeyi bilir.


Diyanet Vakfi

O ilktir, sondur, zâhirdir, bâtındır. O, her şeyi bilendir.


Edip Yüksel

O ilktir, sondur. O en dıştakidir, en içtekidir. O her şeyi bilir.


Elmalılı Hamdi Yazır

Odur, evvel-ü âhir ve zâhir-ü bâtın, hem o her şey'e alîmdir


Muhammed Esed

O, İlk ve Sondur; hem Dış Görüntüdür hem İç Gerçeklik ve O, her şeyin bilgisine sahiptir.


Mustafa İslamoğlu

el-Evvel ve el-Ahir'dir; ez-Zahir ve el-Batın'dır; ve O her şeyi en iyi bilendir.


Seyyid Kutub

O hem ilktir hem sondur; hem açıktır hem gizlidir. O herşeyi bilir.


Süleyman Ateş

O, ilktir (kendisinden önce hiçbir varlık yoktur,) sondur (kendisinden sonra hiçbir varlık yoktur. Her şey yok olurken O kalacaktır,) zâhirdir (delilleriyle varlığı gün gibi açıktır,) bâtındır (zâtının hakikati gizlidir, akıllar O'nun özünü idrak edemez,) O, her şeyi bilendir.


Süleymaniye Vakfı

İlk O’dur, sonraki de O. Açıkta olan O’dur, duyulardan uzak olan da O’dur. O, her şeyi bilendir.


Tefhim-ul Kuran

O, Evveldir, Ahirdir, Zahirdir, Bâtındır. O, her şeyi bilendir.


Yaşar Nuri Öztürk

Evvel'dir O, başlangıcı yoktur; Âhir'dir O, sonu yoktur; Zâhir'dir O, her şeyde belirir; Bâtın'dır O, gözlerden gizlenmiştir. Her şeyi en güzel biçimde bilendir o.


هُوَ الَّذِي خَلَقَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ فِي سِتَّةِ أَيَّامٍ ثُمَّ اسْتَوَى عَلَى الْعَرْشِ يَعْلَمُ مَا يَلِجُ فِي الْأَرْضِ وَمَا يَخْرُجُ مِنْهَا وَمَا يَنزِلُ مِنَ السَّمَاء وَمَا يَعْرُجُ فِيهَا وَهُوَ مَعَكُمْ أَيْنَ مَا كُنتُمْ وَاللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ

Huvellezî halakas semâvâti vel ardafisitteti eyyâmin summestevâ alel arş(arşi), a’lemu mâ yelicu fîl ardı ve mâ yahrucu minhâ ve mâ yenzilu mines semâi ve mâ ya’rucu fîhâ, ve huve meakum eyne mâ kuntum, vallâhu bi mâ ta’melûne basîr(basîrun).

Bayraktar Bayraklı

Gökleri ve yeri altı evrede yaratan, sonra bütün bunları hâkimiyeti altına alan O'dur. Toprağa gireni de, topraktan çıkanı da, gökten ineni de, göğe yükseleni de O bilir. Nerede olursanız olunuz O, sizinle beraberdir. Allah yaptığınız her şeyi görmektedir.


Cemal Külünkoğlu

O, gökleri ve yeri altı evrede yaratmış ve kudret ve egemenlik tahtına oturmuştur. O, hem toprağa giren ve ondan çıkan her şeyi, hem de gökten inen ve ona yükselenleri bilir. Nerede olursanız olun O sizinle beraberdir ve Allah bütün yaptıklarınızı görmektedir.


Diyanet İşleri (eski)

Gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra arşa hükmeden, yere gireni ve ondan çıkanı, gökten ineni ve oraya yükseleni bilen O'dur. Nerede olursanız olun, O, sizinle beraberdir. Allah yaptıklarınızı görür.


Diyanet Vakfi

O, gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra Arş'ın üzerine istivâ edendir. Yere gireni ve ondan çıkanı, gökten ineni ve oraya yükseleni bilir. Nerede olsanız, O sizinle beraberdir. Allah yaptıklarınızı görür.


Edip Yüksel

O’dur gökleri ve yeri altı günde yaratan ve daha sonra tüm otoriteyi kuran. Yere giren ve ondan çıkanı, gökten inen ve ona yükselen her şeyi bilir. Nerede olursanız olun O sizinle beraberdir. ALLAH tüm yaptıklarınızı görendir.


Elmalılı Hamdi Yazır

O odur ki Gökleri ve yeri altı günde yarattı, sonra arş üzerine istiva buyurdu, Yere gireni ve ondan çıkanı, Gökten ineni ve ona yükseleni hepsini bilir ve her nerede olsanız sizinle beraberdir, hem Allah her ne yaparsanız görür


Muhammed Esed

O, gökleri ve yeri altı çağda yaratmış ve kudret ve egemenlik tahtına oturmuştur. O, hem toprağa giren ve ondan çıkan her şeyi, hem de gökten inen ve ona yükselenleri bilir. Nerede olursanız olun O sizinle beraberdir; ve Allah bütün yaptıklarınızı görmektedir.


Mustafa İslamoğlu

O, gökleri ve yeri altı aşamada yaratmış, ardından hükümranlık makamına kurulmuştur. O hem toprağa giren ve orada çıkan her şeyi, hem de gökten inen ve onda yükselen her şeyi bilir. Nerede olursanız olun, O sizinle beraberdir ve Allah bütün yaptıklarınızı görmektedir.


Seyyid Kutub

O gökleri ve yeri altı günde yarattı, sonra Arş'a kuruldu. O yeraltına giren ve oradan çıkan, gökten inen ve oraya yükselen herşeyi bilir. Nerede olsanız sizinle beraberdir. O Allah yaptığınız her işi görür.


Süleyman Ateş

O'dur ki gökleri ve yeri altı günde yarattı, sonra Arş'a oturdu. Yere gireni, ondan çıkanı, gökten ineni, ona çıkanı bilir. Nerede olsanız, O sizinle beraberdir, Allâh yaptıklarınızı görmektedir.


Süleymaniye Vakfı

Gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri altı günde[*](evrede) yaratan ve yönetime (arşa) geçmiş olan O’dur. Yere ne girer ve yerden ne çıkarsa, gökten ne iner ve gökte/göğe ne yükselirse onların hepsini bilir. Nerede olursanız olun, O, sizinle birliktedir. Allah, yaptığınız her şeyi görür. [*] Bizim gün olarak bildiğimiz zaman birimi güneşe ve gündüze göre hesapladığımız bir kavramdır. Yaratılış aşamalarının anlatıldığı bu ayette bildirilen gün kavramı bizim bilmediğimiz bir gün kavramıdır. Bu nedenle parantez içinde “(evre)” ifadesi eklenmiştir.


Tefhim-ul Kuran

Gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra da arşa istiva eden O'dur. Yere gireni, ondan çıkanı, gökten ineni ve ona çıkanı bilir. Siz, her nerede iseniz, O sizinle beraberdir. Allah, yapmakta olduklarınızı görendir.


Yaşar Nuri Öztürk

O, odur ki, göklerle yeri altı günde yarattı, sonra arş üzerinde egemenlik kurdu. Yere gireni ve ondan çıkanı, gökten ineni ve onda yükseleni bilir. O, nerede olursanız olun sizinle beraberdir. Allah, işleyip üretmekte olduklarınızı en iyi şekilde görmektedir.


لَهُ مُلْكُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَإِلَى اللَّهِ تُرْجَعُ الأمُورُ

Lehu mulkus semâvâti vel ard(ardı), ve ilâllâhi turceul umûr(umûru).

Bayraktar Bayraklı

Göklerin ve yerin mülkiyeti yalnız O'nundur. Bütün işler O'na döner.


Cemal Külünkoğlu

Göklerin ve yerin egemenliği O'nun tekelindedir. Her işin sonu Allah'a varır.


Diyanet İşleri (eski)

Göklerin ve yerin hükümranlığı O'nundur. Bütün işler Allah'a döndürülür.


Diyanet Vakfi

Göklerin ve yerin mülkü O'nundur. Bütün işler ancak O'na döndürülür.


Edip Yüksel

Göklerin ve yerin yönetimi O’na aittir. Her şey ALLAH ‘a havale edilir.


Elmalılı Hamdi Yazır

Bütün Göklerin ve Yerin mülkü onundur ve bütün işler Allaha irca' olunur.


Muhammed Esed

Göklerin ve yerin mülkü O'nundur; ve bütün işler, (asıl kaynağı olan) Allah'a döndürülür.


Mustafa İslamoğlu

Göklerin ve yerin mülkü O'nundur; ve bütün işler Allah'a döndürülür.


Seyyid Kutub

Göklerin ve yerin egemenliği O'nun tekelindedir. Her işin sonu Allah'a varır.


Süleyman Ateş

Göklerin ve yerin mülkü O'nundur. Bütün işler Allâh'a döndürülecektir.


Süleymaniye Vakfı

Göklerin ve yerin hakimiyeti O’nun elindedir. Bütün işler O’na arz edilir.


Tefhim-ul Kuran

Göklerin ve yerin mülkü O'nundur. (Sonunda bütün) işler Allah'a döndürülür.


Yaşar Nuri Öztürk

Göklerin de yerin de mülkü ve yönetimi O'nundur. İşler ve oluşlar Allah'a döndürülür.


يُولِجُ اللَّيْلَ فِي النَّهَارِ وَيُولِجُ النَّهَارَ فِي اللَّيْلِ وَهُوَ عَلِيمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ

Yûlicul leyle fîn nehâri ve yûlicun nehâre fîl leyl(leyli) ve huve alîmun bi zâtis sudûr(sudûri).

Bayraktar Bayraklı

Geceyi gündüze, gündüzü de geceye katar. O, sinelerdekini çok iyi bilir.


Cemal Külünkoğlu

O, gündüzü kısaltarak geceyi uzatır ve geceyi kısaltarak da gündüzü uzatır. Ve O, kalplerde olanı eksiksiz bilir.


Diyanet İşleri (eski)

Geceyi gündüze katar, gündüzü geceye katar; O kalblerde olanı bilendir.


Diyanet Vakfi

Geceyi gündüze katar, gündüzü de geceye katar. O, kalplerde olanı bilir.


Edip Yüksel

Geceyi gündüze sokar, gündüzü de geceye sokar. O, göğüslerin içindekini bilir.


Elmalılı Hamdi Yazır

Geceyi gündüze sokar, gündüzü geceye sokar ve bütün sînelerin künhünü bilir


Muhammed Esed

O, gündüzü kısaltarak geceyi uzatır, ve geceyi kısaltarak gündüzü uzatır; ve O, (insanların) kalpler(in)de olanı eksiksiz bilir.


Mustafa İslamoğlu

Geceyi O kısaltıp gündüzü O uzatıyor; yine gündüzü O kısaltıp geceyi O uzatıyor; zira O, göğüslerin en mahrem sırlarını bilendir.


Seyyid Kutub

O geceyi gündüze, gündüzü de geceye dönüştürür. O kalplerin özünü bilir.


Süleyman Ateş

Geceyi gündüzün içine sokar, gündüzü gecenin içine sokar. O, göğüslerin özünü bilir.


Süleymaniye Vakfı

Geceyi gündüze katar, gündüzü de geceye katar. O herkesin içinde olanı bilir.


Tefhim-ul Kuran

Geceyi gündüze bağlayıp katar, gündüzü de geceye bağlayıp katar. O, göğüslerin özünde (saklı) olanı bilendir.


Yaşar Nuri Öztürk

Geceyi gündüzün içine sokar O; gündüzü de gecenin içine sokar. Göğüslerin sakladıklarını çok iyi bilendir O.


آمِنُوا بِاللَّهِ وَرَسُولِهِ وَأَنفِقُوا مِمَّا جَعَلَكُم مُّسْتَخْلَفِينَ فِيهِ فَالَّذِينَ آمَنُوا مِنكُمْ وَأَنفَقُوا لَهُمْ أَجْرٌ كَبِيرٌ

Âminû billâhi ve resûlihî ve enfikû mimmâ cealekum mustahlefîne fîh(fîhi), fellezîne âmenû minkum ve enfekû lehum ecrun kebîr(kebîrun).

Bayraktar Bayraklı

Allah'a ve Peygamberine inanınız; sizi üzerlerine yetkili kıldığı mallardan hayra harcayınız. Sizden, inanıp da hayırda harcama yapanlar için büyük bir ödül vardır.


Cemal Külünkoğlu

Allah'a ve Resulü'ne inanın ve O'nun size emanet olarak tevdi ettiği şeylerden başkaları için harcayın. Çünkü sizden iman edip de (Allah yolunda) sınırsızca harcayanlar büyük bir mükâfat göreceklerdir.


Diyanet İşleri (eski)

Ey insanlar! Allah'a ve Peygamberine inanın; sizi varis kıldığı şeylerden sarfedin; aranızdan, inanıp da sarfeden kimselere büyük ecir vardır


Diyanet Vakfi

Allah'a ve Resûlü'ne iman edin. Sizi, üzerinde tasarrufa yetkili kıldığı şeylerden harcayın. Sizden iman edip de (Allah rızası için) harcayan kimselere büyük mükâfat vardır.


Edip Yüksel

ALLAH’ı ve elçisini onaylayın ve yönetiminize verdiği şeylerden yardım için verin. Sizden gerçeği onaylayıp yardım edenler için büyük bir ödül vardır.


Elmalılı Hamdi Yazır

İyman edin Allaha ve Resulüne de sizi istıhlaf buyurduğu şeylerden infak eyleyin ki iyman edip de infak eyliyenleriniz için azîm bir ecir vardır


Muhammed Esed

Allah'a ve Elçisi'ne inanın ve O'nun size emanet olarak tevdi ettiği şeylerden başkaları için harcayın; çünkü sizden imana eren ve (Allah yolunda) sınırsızca harcayanlar büyük bir mükafat göreceklerdir.


Mustafa İslamoğlu

Allah'a ve Rasulü'ne yürekten güvenin ve O'nun sizi kendisini emanetçi kıldığı şeylerden infak edin! Artık sizden iman ve infak eden kimseler için büyük bir ecir vardır.


Seyyid Kutub

Allah'a ve peygambere inanınız. Allah'ın kullanma yetkisini elinize verdiği malların bir bölümünü O'nun için harcayınız. İçinizdeki iman edenleri ve hayır yolunda mal harcayanları büyük bir ödül bekliyor.


Süleyman Ateş

Allah'a ve Elçisine inanın ve (O'nun) sizi hâkim kıldığı, sizin yönetiminize verdiği şeylerden (Allâh için) harcayın. Sizden, inanan ve (hak rızâsına) harcayanlar için büyük mükâfât vardır.


Süleymaniye Vakfı

Siz, Allah’a ve elçisine inanıp güvenin ve size verilen şeylerden hayra harcayın. İçinizden inanıp güvenen ve hayra harcayanlar için büyük bir ödül vardır.


Tefhim-ul Kuran

Allah'a ve Rasulü'ne iman edin. Size harcama yetkisi verdiği şeylerden infak edin ki sizi onların üzerinde halifeler kıldı. Artık sizden kim iman edip infak ederse, onlar için büyük bir ecir vardır.


Yaşar Nuri Öztürk

Allah'a resulüne iman edin; sizi üzerinde buyruk sahibi yaptığı şeylerden başkalarına bol bol verin! İçinizden iman eden ve infakta bulunanlar için çok büyük bir ödül vardır.


وَمَا لَكُمْ لَا تُؤْمِنُونَ بِاللَّهِ وَالرَّسُولُ يَدْعُوكُمْ لِتُؤْمِنُوا بِرَبِّكُمْ وَقَدْ أَخَذَ مِيثَاقَكُمْ إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ

Ve mâ lekum lâ tu’minûne billâh(billâhi), ver resûlu yed’ûkum li tû’minû bi rabbikum ve kad e haze mîsâkakum in kuntum mu’minîn(mu’minîne).

Bayraktar Bayraklı

Size ne oluyor ki Allah'a inanmıyorsunuz? Oysa Peygamber sizi Rabbinize inanmaya çağırıyor. Allah da önceden sizden söz almıştı. İnanacaksanız şimdi inanınız!


Cemal Külünkoğlu

Size ne oluyor ki, Rabbinize iman etmeniz için Peygamber, sizi davet ettiği halde Allah'a iman etmiyorsunuz? Hâlbuki O, sizden kesin söz almıştı. Eğer cidden mü'min olmak istiyorsanız (bu davete olumlu cevap verin).


Diyanet İşleri (eski)

Peygamber sizi, Rabbinize inanmaya çağırdığı halde, Allah'a niçin inanmazsınız? Hem O, sizden söz almıştı, inanmışlar iseniz; bu çağrıya koşun.


Diyanet Vakfi

Peygamber sizi, Rabbinize iman etmeye çağırdığı halde niçin Allah'a inanmıyorsunuz? Halbuki O, sizden kesin söz de almıştı. Eğer inanırsanız.


Edip Yüksel

Efendinizi onaylamanız için elçi sizi çağırdığı halde size ne oluyor ki hâlâ ALLAH’ı onaylamıyorsunuz? Hem O, sizden söz almıştı, eğer gerçeği onaylıyor iseniz.


Elmalılı Hamdi Yazır

Hem neye iyman etmiyesiniz Allaha ki Peygamber sizi Rabbınıza iyman edesiniz diye da'vet edip duruyor, hal bu ise mîsakınızı da aldı? Gerçek mü'min olacaksanız?


Muhammed Esed

Elçi, sizi Rabbiniz (olan Allah)a inanmaya çağırdığı ve O sizden bir taahhüt almış bulunduğu halde neden Allah'a inanmazsınız? (Herhangi bir şeye) inanabildiğiniz halde (O'na neden inanmıyorsunuz)?


Mustafa İslamoğlu

Neden siz Allah'a inanınp güvenmeyesiniz; üstelik Rasul sizi Rabbinize inanıp güvenmeye çağırdığı, O da sizden söz almış olduğu halde? Tabi ki eğer inanmaya (gönüllü) iseniz?


Seyyid Kutub

Peygamber sizi Allah'a inanmaya çağırdığı halde niçin O'na inanmıyorsunuz? Oysa o bu konuda sizden söz almıştı. Eğer inanacaksanız ne duruyorsunuz?


Süleyman Ateş

Elçi sizi Rabbinize inanmağa (güvenmeğe) çağırdığı ve (bu konuda) sizden sağlam söz almış olduğu halde inananlar iseniz neden Allah'a güvenmiyorsunuz?


Süleymaniye Vakfı

Sizin neyiniz var ki Allah’a ve elçisine güvenmiyorsunuz? Oysa o, sizden kesin söz[1*] almış olan Rabbinize[2*] güvenmeye çağırıyor. Söz verirken güvendiyseniz şimdi de güvenin. [1*] Bkz: Araf 7/172 [2*] Sahibinize  


Tefhim-ul Kuran

Size ne oluyor ki, Rasul sizi Rabbinize iman etmeye çağırıp dururken Allah'a iman etmiyorsunuz? Oysa O, sizden kesin bir söz almıştı. Eğer mü'min iseniz (inanıp sözünüzü gerçekleştirin).


Yaşar Nuri Öztürk

İman sahipleri iseniz size ne oluyor da Allah'a güvenmiyorsunuz? Oysaki Resul sizi Rabbinize inanmaya çağırıyor, sizden kuvvetli bir söz de almıştır.


هُوَ الَّذِي يُنَزِّلُ عَلَى عَبْدِهِ آيَاتٍ بَيِّنَاتٍ لِيُخْرِجَكُم مِّنَ الظُّلُمَاتِ إِلَى النُّورِ وَإِنَّ اللَّهَ بِكُمْ لَرَؤُوفٌ رَّحِيمٌ

Huvellezî yunezzilu alâ abdihî âyâtin beyyinâtin li yuhricekum minez zulumâti ilen nûr(nûri), ve innellâhe bikum le raûfun rahîm(rahîmun).

Bayraktar Bayraklı

Sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için kuluna apaçık âyetler indiren O'dur. Şüphesiz Allah, size son derece şefkatlidir; merhametlidir.


Cemal Külünkoğlu

O, sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için kulu Muhammed'e apaçık ayetler indirendir. Şüphesiz Allah, size karşı çok bağışlayan, çok merhamet edendir.


Diyanet İşleri (eski)

Sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için kuluna, apaçık ayetler indiren O'dur. Doğrusu Allah size karşı şefkatlidir, merhametlidir.


Diyanet Vakfi

Sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için kuluna apaçık âyetler indiren O'dur. Şüphesiz Allah, size karşı çok şefkatli, çok merhametlidir.


Edip Yüksel

Sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için kuluna apaçık ayetleri indiren O’dur. Kuşkusuz ALLAH size karşı Şefkatlidir, Rahimdir.


Elmalılı Hamdi Yazır

O odur ki sizi karanlıklardan nura çıkarsın diye kuluna parlak parlak âyetler indiriyor. Muhakkak ki Allah size çok re'fetli bir rahîmdir.


Muhammed Esed

(Bu) kuluna, sizi koyu karanlıktan aydınlığa çıkarmak için apaçık mesajlar indiren O'dur: çünkü Allah size karşı sonsuz şefkat sahibidir, rahmet kaynağıdır.


Mustafa İslamoğlu

Kulu (Muhammed'e) sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için hakikatin apaçık belgeleri olan ayetleri indiren O'dur; çünkü Allah size karşı elbet çok şefkatli, çok merhametlidir.


Seyyid Kutub

O sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için kulu Muhammed'e apaçık ayetler indiriyor. Hiç kuşkusuz Allah size karşı son derece şefkatli ve merhametlidir.


Süleyman Ateş

Sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için kuluna açık açık âyetler indiren O'dur. Şüphesiz Allâh, size karşı çok şefkatli, çok merhametlidir.


Süleymaniye Vakfı

Sizi karanlıktan aydınlığa çıkarması için kuluna birbirini açıklayan ayetleri indiren O’dur. Allah size karşı şefkatlidir, ikramı boldur


Tefhim-ul Kuran

Sizi karanlıklardan nura çıkarması için kuluna apaçık ayetler indiren O'dur. Şüphesiz Allah, size karşı elbette şefkatli olandır, esirgeyendir.


Yaşar Nuri Öztürk

O, odur ki, sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarsın diye kulu üzerine, gerçeği apaçık gösteren ayetler indiriyor. Allah size karşı gerçekten çok şefkatli, çok merhametlidir.


وَمَا لَكُمْ أَلَّا تُنفِقُوا فِي سَبِيلِ اللَّهِ وَلِلَّهِ مِيرَاثُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ لَا يَسْتَوِي مِنكُم مَّنْ أَنفَقَ مِن قَبْلِ الْفَتْحِ وَقَاتَلَ أُوْلَئِكَ أَعْظَمُ دَرَجَةً مِّنَ الَّذِينَ أَنفَقُوا مِن بَعْدُ وَقَاتَلُوا وَكُلًّا وَعَدَ اللَّهُ الْحُسْنَى وَاللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرٌ

Ve mâ lekum ellâ tunfikû fî sebîlillâhi, ve lillâhi mîrâsus semâvâti vel ard(ardı), lâ yestevî minkum men enfeka min kablil fethi ve kâtel(kâtele), ulâike a’zamu dereceten minellezîne enfekû min ba’du ve kâtelû ve kullen ve adallâhul husnâ, vallâhu bi mâ ta’melûne habîr(habîrun).

Bayraktar Bayraklı

Size ne oluyor ki Allah yolunda infak etmiyorsunuz? Oysa göklerde ve yerde bulunan her şey yalnız Allah'a kalacaktır. Sizden o büyük fetihten önce infak edip savaşanlar ile, savaştan sonra infak edip savaşanlar eşit değillerdir. Onların derecesi sonradan infak edip savaşanlardan daha yüksektir. Allah hepsine de güzel şeyleri vaad etmiştir. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.


Cemal Külünkoğlu

Ve size ne oluyor da, Allah yolunda harcama yapmıyorsunuz? Hâlbuki göklerin ve yerin mirası (mülkü) Allah'ındır. İçinizden, zaferden (Mekke'nin fethinden) önce (Allah yolunda) harcayanlar ve savaşanlar, (diğerleri ile) bir olmaz. Onların derecesi daha sonra mal harcayıp savaşanların derecesinden daha üstündür. Bununla birlikte Allah her iki gruba da en güzel ödülü vadetmiştir. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.


Diyanet İşleri (eski)

Göklerin ve yerin mirasçısı Allah olduğu halde, Allah yolunda siz niçin sarf etmiyorsunuz? İçinizden Mekke'nin fethinden önce sarfeden ve savaşan kimseler, daha sonra sarfedip savaşan kimselerle bir değildirler, öncekiler daha üstün derecededirler. Allah, hepsine cenneti vadetmiştir. Allah, işlediklerinizden haberdardır.


Diyanet Vakfi

Ne oluyor size ki, Allah yolunda harcamıyorsunuz? Halbuki göklerin ve yerin mirası Allah'ındır. Elbette içinizden, fetihten önce harcayan ve savaşanlar, daha sonra harcayıp savaşanlara eşit değildir. Onların derecesi, sonradan infak eden ve savaşanlardan daha yüksektir. Bununla beraber Allah hepsine de en güzel olanı vâdetmiştir. Allah'ın yaptıklarınızdan haberi vardır.


Edip Yüksel

Size ne oluyor ki ALLAH yolunda harcamıyorsunuz? Oysa göklerin ve yerin zenginlikleri ALLAH’ındır. Zaferden önce harcayıp savaşanlarınız, daha sonra harcayıp savaşanlarla bir olmazlar; onlardan daha üstündürler. ALLAH her birine kurtuluşu söz vermiştir. ALLAH tüm yaptıklarınızdan haberdardır.


Elmalılı Hamdi Yazır

Muhakkak ki Allah size çok re'fetli bir rahîmdir


Muhammed Esed

Göklerin ve yerin mirasının (tek başına) Allah'a ait olduğunu gördüğünüz halde neden Allah yolunda sınırsızca harcamazsınız? İçinizden Fetih'ten önce (Allah yolunda) harcayan ve savaşanlar (bundan kaçınanlar ile) eşit olmazlar. Bu (önceki)lerin derecesi (Fetih'ten) sonra harcamaya ve savaşmaya başlayanların derecesinin üstündedir, halbuki Allah (kendi yolunda çaba sarf edecek) herkese en güzeli vaad etmiştir. Ve Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır.


Mustafa İslamoğlu

Neden siz Allah yolunda infak etmeyesiniz ki; üstelik göklerin ve yerin mirasının sadece Allah'a ait olduğunu (bilip dururken)? İçinizden zor ve kor zamanlarda infak edenler ve savaşanlarla, (iş kolaya binince bunları yapanlar) bir olmaz; böyleleri derece olarak, daha sonra infak edenler ve savaşanlardan daha üstündür; ve böyle davranan herkese Allah en güzeli vaad etmiştir: ve Allah yaptığınız her şeyden haberdardır.


Seyyid Kutub

Niçin malınızı Allah yolunda harcamıyorsunuz? Oysa gökler ve yer Allah'a miras kalacaktır. İçinizden Mekke fethinden önce mal harcayanlar ve savaşanlar, daha sonra mal harcayanlar ve savaşanlarla bir değildirler. Onların derecesi daha sonra mal harcayıp savaşanların derecesinden daha üstündür. Bununla birlikte Allah her iki gruba da en güzel ödülü vadetmiştir. Allah sizin neler yaptığınızı bilir.


Süleyman Ateş

Neden siz Allâh yolunda harcamayasınız ki? Göklerin ve yerin mirâsı zaten Allâh'ındır. Elbette içinizden (Mekke'nin) feth(in)den önce (Hak yolunda) harcayan ve savaşan(lar, ötekilerle) bir olmaz. Onların derecesi, sonradan infâk eden ve savaşanlardan daha büyüktür. Bununla beraber Allâh hepsine de (gerek fetihten önce, gerek fetihten sonra infâk eden ve savaşan müslümanlara) en güzel sonucu va'detmiştir. Allâh, yaptıklarınızı haber almaktadır.


Süleymaniye Vakfı

Sizin neyiniz var ki Allah yolunda harcama yapmıyorsunuz? Göklerde ve yerdeki her şey zaten Allah’a kalacaktır. Önünüzün açılmasından[*] önce hayra harcayan ve savaşanların derecesi, daha sonra hayra harcayan ve savaşanlarınki ile bir olmaz; öncekilerin derecesi daha yüksektir. Allah hepsine, yaptığının en güzeli ile karşılama sözü vermiştir. Allah, yaptıklarınızın iç yüzünü bilir. [*] Buraya, “Mekke’nin fethinden önce” anlamı da verilebilir ama o zaman ayetin muhatabı biz olmayız.


Tefhim-ul Kuran

Size ne oluyor ki, Allah yolunda infak etmiyorsunuz? Oysa göklerin ve yerin mirası Allah'ındır. İçinizden, fetihten önce infak eden ve savaşanlar (başkasıyla) bir olmaz. İşte onlar, derece olarak sonradan infak eden ve savaşanlardan daha büyüktür. Allah, her birine en güzel olanı va'detmiştir. Allah, yapmakta olduklarınızı haber alandır.


Yaşar Nuri Öztürk

Allah yolunda harcama yapmanıza engel ne var ki?.. Göklerin ve yerin mirası zaten Allah'ındır. Sizin, Fetih'ten önce infakta bulunan ve çarpışmaya gireniniz, bunu yapmayanlarla aynı değildir. Onlar, derece yönünden Fetih'ten sonra infakta bulunup çarpışmaya girenlerden çok daha üstündür. Allah hepsine güzellik vaat etmiştir. Allah, işleyip ürettiklerinizi en iyi biçimde haber almaktadır.


مَن ذَا الَّذِي يُقْرِضُ اللَّهَ قَرْضًا حَسَنًا فَيُضَاعِفَهُ لَهُ وَلَهُ أَجْرٌ كَرِيمٌ

Men zellezî yukridullâhe kardan hasenen fe yudâifehu lehu ve lehû ecrun kerîm(kerîmun).

Bayraktar Bayraklı

Kim Allah'a güzel bir borç verirse, Allah onun verdiğini kat kat arttırır ve onun için değerli bir ödül de vardır.


Cemal Külünkoğlu

Kim Allah'a güzel bir ödünç verir (malını Allah yolunda harcarsa), Allah bunu kendisi için katlayarak artırır. Böyle birisi için ayrıca onur verici bir ödül de vardır.


Diyanet İşleri (eski)

Allah'a kim güzel bir ödünç takdiminde bulunursa, Allah karşılığını kat kat verir, ona cömertçe verilecek bir ecir de vardır.


Diyanet Vakfi

Kim Allah'a güzel bir ödünç verecek olursa, Allah da onun karşılığını kat kat verir ve ayrıca onun çok değerli bir mükâfatı da vardır.


Edip Yüksel

Kim (erdemli davranarak) ALLAH’a güzel bir borç verirse, karşılığını kat kat alır ve cömert bir ödül kazanır.


Elmalılı Hamdi Yazır

Hani kim? O Allah'a bir karz-ı hasen takdim edecek kimse ki Allah onu ona katlayıversin, hem onun için çok hoş bir ecir de var.


Muhammed Esed

Kimdir Allah'a güzel, bereketli bir borç verip onu kat kat fazlasıyla geri alacak olan? Böyle (yapan)lar değerli ve anlamlı bir mükafat görecekler,


Mustafa İslamoğlu

Kim Allah'a güzel bir borç verip de, onun kendisine kat kat fazlasıyla geri dönmesini ister? İşte böylelerini tarifsiz güzellikte bir ödül beklemektedir.


Seyyid Kutub

Çıkar amacı gütmeksizin gönüllü olarak Allah'a borç verecek olan var mı? Allah ona verdiğini kat kat fazlası ile geri verir. Ayrıca ona onurlandırıcı bir ödül vardır.


Süleyman Ateş

Kimdir o, Allah'a güzel bir borç verecek olan ki, Allâh da onun verdiğini kat kat artırsın ve onun için değerli bir mükâfât da versin?


Süleymaniye Vakfı

Allah’a güzel ödünç verecek biri var mı ki Allah onu katlayarak geri versin? Onu cömertçe bir ödül beklemektedir.


Tefhim-ul Kuran

Allah'a güzel bir borç verecek olan kimdir? Artık Allah, bunu kendisi için kat kat arttırır. Onun için 'oldukça üstün ve onurlu (kerim)' bir ecir vardır.


Yaşar Nuri Öztürk

Allah'a kim güzel bir borç verecek ki, O onun verdiğini kat kat artırsın. Böyle birisi için onur verici bir ödül de vardır.