GÂŞİYE SURESİ

Ayet Getir

هَلْ أَتَاكَ حَدِيثُ الْغَاشِيَةِ

Hel etâke hadîsul gâşiyeti.

Bayraktar Bayraklı

O her şeyi kuşatacak olan kıyametin haberi sana geldi mi?


Cemal Külünkoğlu

Dehşeti her şeyi kaplayacak olan felaketin (kıyametin) haberi sana geldi mi?


Diyanet İşleri (eski)

Her şeyi kaplayacak kıyametin haberi sana gelmedi mi?


Diyanet Vakfi

(Resûlüm!) Dehşeti her şeyi kaplayan kıyametin haberi sana geldi mi?


Edip Yüksel

Sana o bunaltanın haberi ulaştı mı?


Elmalılı Hamdi Yazır

Geldi mi sana o Gaşiye hadîsi?


Muhammed Esed

Kabus Gibi Çöken'den haberin var mı?


Mustafa İslamoğlu

Kasvet gibi sarıp sarmalayan olayın haberi sana ulaştı mı?


Seyyid Kutub

Ey insanoğlu! Herşeyi kaplayacak kıyametin haberi sana gelmedi mi?


Süleyman Ateş

(Şiddet ve dehşetiyle her şeyi) Sarıp kaplayacak olan(o felâket)in haberi sana geldi mi?


Süleymaniye Vakfı

Sarıp kuşatacak olanın haberi sana ulaştı değil mi?


Tefhim-ul Kuran

(Her yanı yaygın olarak kuşatacak olan) Kıyametin haberi sana geldi mi?


Yaşar Nuri Öztürk

Geldi mi sana Ğaşiye'nin/her şeyi her yandan sarıp kaplayacak olanın haberi?


وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ خَاشِعَةٌ

Vucûhun yevme izin hâşiatun.

Bayraktar Bayraklı

(2-7) O gün birtakım yüzler öne eğilecek; çok çabalayıp yorgun düşecek; kızgın ateşe girecek; son derece sıcak bir kaynaktan içirilecek. Onlar için kuru dikenden başka yemek yoktur; o ise, ne besler, ne de açlığı giderir.


Cemal Külünkoğlu

O gün birtakım yüzler zillete bürünmüştür.


Diyanet İşleri (eski)

O gün bir takım yüzler zillete bürünmüştür.


Diyanet Vakfi

(2-7) O gün bir takım yüzler zelildir, durmadan çalışır, (fakat boşuna) yorulur, kızgın ateşe girer. Onlara kaynar su pınarından içirilir. Onlar için kuru dikenden başka yemek yoktur, o ise ne besler ne de açlığı giderir.


Edip Yüksel

O gün yüzler saygı gösterir.


Elmalılı Hamdi Yazır

Bir takım yüzler o gün eğilmiş zillete düşmüştür


Muhammed Esed

Bazı yüzler o Gün yere bakacak,


Mustafa İslamoğlu

Bazıları vardır o gün; zillet içinde yıkılmıştır;


Seyyid Kutub

O gün birtakım yüzler zillete bürünmüştür.


Süleyman Ateş

Yüzler var ki o gün öne düşüktür,


Süleymaniye Vakfı

O gün kimi yüzler yere eğilmiş,


Tefhim-ul Kuran

O gün, öyle yüzler vardır ki, 'zillet içinde aşağılanmıştır.'


Yaşar Nuri Öztürk

Yüzler vardır o gün zilletle öne eğilmiştir.


عَامِلَةٌ نَّاصِبَةٌ

Âmiletun nâsıbetun.

Bayraktar Bayraklı

(2-7) O gün birtakım yüzler öne eğilecek; çok çabalayıp yorgun düşecek; kızgın ateşe girecek; son derece sıcak bir kaynaktan içirilecek. Onlar için kuru dikenden başka yemek yoktur; o ise, ne besler, ne de açlığı giderir.


Cemal Külünkoğlu

Çalışmış, fakat boşuna yorulmuştur.


Diyanet İşleri (eski)

Zor işler altında bitkin düşmüştür.


Diyanet Vakfi

(2-7) O gün bir takım yüzler zelildir, durmadan çalışır, (fakat boşuna) yorulur, kızgın ateşe girer. Onlara kaynar su pınarından içirilir. Onlar için kuru dikenden başka yemek yoktur, o ise ne besler ne de açlığı giderir.


Edip Yüksel

Çalışmıştır, yorgun düşmüştür.


Elmalılı Hamdi Yazır

Çalışmış fakat boşuna yorulmuştur


Muhammed Esed

(günahın yükü altında) bitkin düşmüş, (korku ile) sarsılmış,


Mustafa İslamoğlu

işi bitmiş, eli kolu dökülmüştür;


Seyyid Kutub

Zor işler altında bitkin düşmüştür.


Süleyman Ateş

Çalışır, yorulur.


Süleymaniye Vakfı

yorgun argındır.


Tefhim-ul Kuran

Çalışmış, boşuna yorulmuştur.


Yaşar Nuri Öztürk

Çalışmış, boşa yorulmuştur.


تَصْلَى نَارًا حَامِيَةً

Teslâ nâran hâmiyeten.

Bayraktar Bayraklı

(2-7) O gün birtakım yüzler öne eğilecek; çok çabalayıp yorgun düşecek; kızgın ateşe girecek; son derece sıcak bir kaynaktan içirilecek. Onlar için kuru dikenden başka yemek yoktur; o ise, ne besler, ne de açlığı giderir.


Cemal Külünkoğlu

(Onlar) kızgın ateşe atılırlar.


Diyanet İşleri (eski)

Yakıcı ateşe yaslanırlar.


Diyanet Vakfi

(2-7) O gün bir takım yüzler zelildir, durmadan çalışır, (fakat boşuna) yorulur, kızgın ateşe girer. Onlara kaynar su pınarından içirilir. Onlar için kuru dikenden başka yemek yoktur, o ise ne besler ne de açlığı giderir.


Edip Yüksel

Kızgın ateşe girerler.


Elmalılı Hamdi Yazır

Kızışmış bir ateşe yaslanırlar


Muhammed Esed

kızgın bir ateşe girmek


Mustafa İslamoğlu

tarifi imkansız kızgın bir ateşi boylarlar,


Seyyid Kutub

Yakıcı ateşe yaslanırlar.


Süleyman Ateş

Kızgın ateşe girerler.


Süleymaniye Vakfı

Onlar kor ateşe girecekler,


Tefhim-ul Kuran

Kızgın bir ateşe yollanırlar.


Yaşar Nuri Öztürk

Kızışmış bir ateşe dalarlar.


تُسْقَى مِنْ عَيْنٍ آنِيَةٍ

Tuskâ min aynin âniyetin.

Bayraktar Bayraklı

(2-7) O gün birtakım yüzler öne eğilecek; çok çabalayıp yorgun düşecek; kızgın ateşe girecek; son derece sıcak bir kaynaktan içirilecek. Onlar için kuru dikenden başka yemek yoktur; o ise, ne besler, ne de açlığı giderir.


Cemal Külünkoğlu

Kaynar su pınarından içirilirler.


Diyanet İşleri (eski)

Kızgın bir kaynaktan içirilirler.


Diyanet Vakfi

(2-7) O gün bir takım yüzler zelildir, durmadan çalışır, (fakat boşuna) yorulur, kızgın ateşe girer. Onlara kaynar su pınarından içirilir. Onlar için kuru dikenden başka yemek yoktur, o ise ne besler ne de açlığı giderir.


Edip Yüksel

Kaynar bir pınardan içirilirler.


Elmalılı Hamdi Yazır

Kızgın bir menba'dan sulanırlar


Muhammed Esed

ve kaynar bir pınardan tatmak üzere.


Mustafa İslamoğlu

zehir gibi bir (umutsuzluğun) pınarından sulanırlar;


Seyyid Kutub

Kızgın bir kaynaktan içirilirler.


Süleyman Ateş

Kendilerine kaynamış bir gözeden (su) içirilir.


Süleymaniye Vakfı

kızgın bir kaynaktan su içirileceklerdir.


Tefhim-ul Kuran

Kaynar bir kaynaktan içirilirler.


Yaşar Nuri Öztürk

Ateşimsi bir kaynaktan sulanırlar.


لَّيْسَ لَهُمْ طَعَامٌ إِلَّا مِن ضَرِيعٍ

Leyse lehum taâmun illâ min darîın.

Bayraktar Bayraklı

(2-7) O gün birtakım yüzler öne eğilecek; çok çabalayıp yorgun düşecek; kızgın ateşe girecek; son derece sıcak bir kaynaktan içirilecek. Onlar için kuru dikenden başka yemek yoktur; o ise, ne besler, ne de açlığı giderir.


Cemal Külünkoğlu

(6-7) Onlara, beslemeyen ve açlık gidermeyen kötü kokulu ve dikenli bitkiden başka yiyecek yoktur.


Diyanet İşleri (eski)

(6-7) Semirtmeyen, açlığı gidermeyen kötü kokulu (kuru) bir dikenden başka yiyecekleri yoktur.


Diyanet Vakfi

(2-7) O gün bir takım yüzler zelildir, durmadan çalışır, (fakat boşuna) yorulur, kızgın ateşe girer. Onlara kaynar su pınarından içirilir. Onlar için kuru dikenden başka yemek yoktur, o ise ne besler ne de açlığı giderir.


Edip Yüksel

Değersiz bir yiyeceğin dışında bir şeyleri yoktur;


Elmalılı Hamdi Yazır

Yiyecekleri yok ancak bir darî'


Muhammed Esed

Hiçbir yiyecekleri yok kuru dikenlerin acılığından başka,


Mustafa İslamoğlu

onlara hiçbir yiyecek yoktur, ancak onursuzların yiyeceği vardır;


Seyyid Kutub

Onlar için kuru dikenden başka yiyecek de yoktur.


Süleyman Ateş

Onlar için kuru dikenden başka yiyecek de yoktur.


Süleymaniye Vakfı

Kuru dikenden başka yiyecekleri olmayacaktır.


Tefhim-ul Kuran

Onlar için (öldürücü ve zehirli olan) dari' dikeninden başka bir yiyecek yoktur.


Yaşar Nuri Öztürk

Yırtıcı bir dikenden başka yemek yoktur onlar için.


لَا يُسْمِنُ وَلَا يُغْنِي مِن جُوعٍ

Lâ yusminu ve lâ yugnî min cûın.

Bayraktar Bayraklı

(2-7) O gün birtakım yüzler öne eğilecek; çok çabalayıp yorgun düşecek; kızgın ateşe girecek; son derece sıcak bir kaynaktan içirilecek. Onlar için kuru dikenden başka yemek yoktur; o ise, ne besler, ne de açlığı giderir.


Cemal Külünkoğlu

(6-7) Onlara, beslemeyen ve açlık gidermeyen kötü kokulu ve dikenli bitkiden başka yiyecek yoktur.


Diyanet İşleri (eski)

(6-7) Semirtmeyen, açlığı gidermeyen kötü kokulu (kuru) bir dikenden başka yiyecekleri yoktur.


Diyanet Vakfi

(2-7) O gün bir takım yüzler zelildir, durmadan çalışır, (fakat boşuna) yorulur, kızgın ateşe girer. Onlara kaynar su pınarından içirilir. Onlar için kuru dikenden başka yemek yoktur, o ise ne besler ne de açlığı giderir.


Edip Yüksel

Ne besler, ne de açlığı giderir.


Elmalılı Hamdi Yazır

Ne besler ne açlıktan kurtarır


Muhammed Esed

ne bir güç veren ne de açlığı gideren (dikenlerin).


Mustafa İslamoğlu

ama ne besleyicidir ne doyurucudur.


Seyyid Kutub

Ne semirtir, ne de açlığı giderir.


Süleyman Ateş

O da ne semirtir, ne de açlığı giderir.


Süleymaniye Vakfı

O onları ne besleyecek, ne de açlıklarını giderecektir.


Tefhim-ul Kuran

Ne doyurup semirtir, ne de açlıktan korur.


Yaşar Nuri Öztürk

Ne semirtir ne açlıktan kurtarır.


وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ نَّاعِمَةٌ

Vucûhun yevme izin nâımetun.

Bayraktar Bayraklı

(8-11) O gün birtakım yüzler de şen olacaklar; çalıştığından dolayı yüksek bir cennette hoşnuttur; orada boş söz işitmeyecekler.


Cemal Külünkoğlu

O gün birtakım yüzler de vardır ki, nimet içinde mutludurlar.


Diyanet İşleri (eski)

İnanmış olanların yüzleri, o gün, pırıl pırıldır.


Diyanet Vakfi

(8-11) O gün bir takım yüzler de vardır ki, mutludurlar; (dünyadaki) çabalarından hoşnut olmuşlardır, yüce bir cennettedirler. Orada boş bir söz işitmezler.


Edip Yüksel

O gün başka yüzler de var ki mutludur.


Elmalılı Hamdi Yazır

Bir takım yüzler de o gün mes'uddur


Muhammed Esed

Bazı yüzler (de) o Gün mutlulukla parıldayacak,


Mustafa İslamoğlu

Bazıları da vardır o gün; nimete gark olmuştur;


Seyyid Kutub

İnanmış olanların yüzleri, o gün, pırıl pırıldır.


Süleyman Ateş

Yüzler de var ki o gün ni'met içinde mutlu,


Süleymaniye Vakfı

O gün kimi yüzler de mutlu,


Tefhim-ul Kuran

O gün, öyle yüzler de vardır ki, nimette (engin bir mutluluk içinde)dirler.


Yaşar Nuri Öztürk

Yüzler de vardır o gün, nimetlerle mutlu.


لِسَعْيِهَا رَاضِيَةٌ

Li sa’yihâ râdiyetun.

Bayraktar Bayraklı

(8-11) O gün birtakım yüzler de şen olacaklar; çalıştığından dolayı yüksek bir cennette hoşnuttur; orada boş söz işitmeyecekler.


Cemal Külünkoğlu

(Dünyada) yaptıklarından dolayı hoşnutturlar.


Diyanet İşleri (eski)

Yaptıklarından hoşnuddurlar.


Diyanet Vakfi

(8-11) O gün bir takım yüzler de vardır ki, mutludurlar; (dünyadaki) çabalarından hoşnut olmuşlardır, yüce bir cennettedirler. Orada boş bir söz işitmezler.


Edip Yüksel

Yaptıklarından ötürü sevinçlidir.


Elmalılı Hamdi Yazır

Sayinden hoşnuddur


Muhammed Esed

çabaları(nın meyvesini tatmak)tan memnun,


Mustafa İslamoğlu

sonuçta gayretinin meyvesinden hoşnut ve razı olmuştur;


Seyyid Kutub

Yaptıklarından hoşnutturlar.


Süleyman Ateş

İşinden memnun,


Süleymaniye Vakfı

yaptıklarından memnu,


Tefhim-ul Kuran

Harcadığı çabadan dolayı hoşnuttur.


Yaşar Nuri Öztürk

Emek ve gayreti yüzünden hoşnuttur.


فِي جَنَّةٍ عَالِيَةٍ

Fî cennetin âliyetun.

Bayraktar Bayraklı

(8-11) O gün birtakım yüzler de şen olacaklar; çalıştığından dolayı yüksek bir cennette hoşnuttur; orada boş söz işitmeyecekler.


Cemal Külünkoğlu

(Onlar) yüksek bir cennettedirler.


Diyanet İşleri (eski)

Yüksek bir cennettedirler.


Diyanet Vakfi

(8-11) O gün bir takım yüzler de vardır ki, mutludurlar; (dünyadaki) çabalarından hoşnut olmuşlardır, yüce bir cennettedirler. Orada boş bir söz işitmezler.


Edip Yüksel

Yüksek bir bahçededir.


Elmalılı Hamdi Yazır

Yüksek bir Cennette


Muhammed Esed

harika bir bahçede,


Mustafa İslamoğlu

kendini tarifsiz bir Cennet'e, yüce bir makamda bulmuştur.


Seyyid Kutub

Yüksek bir bahçededirler.


Süleyman Ateş

Yüksek bir bahçededir.


Süleymaniye Vakfı

yüksekçe bir bahçeye (cennete) girmiş olacaklar,


Tefhim-ul Kuran

Yüksek bir cennettedir.


Yaşar Nuri Öztürk

Yüksek bir bahçededir;


لَّا تَسْمَعُ فِيهَا لَاغِيَةً

Lâ tesmeu fîhâ lâgıyeten.

Bayraktar Bayraklı

(8-11) O gün birtakım yüzler de şen olacaklar; çalıştığından dolayı yüksek bir cennette hoşnuttur; orada boş söz işitmeyecekler.


Cemal Külünkoğlu

Orada hiçbir boş söz işitmezler.


Diyanet İşleri (eski)

Orada boş söz işitmezler.


Diyanet Vakfi

(8-11) O gün bir takım yüzler de vardır ki, mutludurlar; (dünyadaki) çabalarından hoşnut olmuşlardır, yüce bir cennettedirler. Orada boş bir söz işitmezler.


Edip Yüksel

Orada bir saçmalık işitmezler.


Elmalılı Hamdi Yazır

Ki onda lağviyyattan bir kelime işidilmez


Muhammed Esed

boş lakırdı işitmeyecekleri (bir bahçede).


Mustafa İslamoğlu

Orada boş bir lakırdı işitmeyecek,


Seyyid Kutub

Orada boş söz işitmezler.


Süleyman Ateş

Orada boş söz işitmezler.


Süleymaniye Vakfı

orada boş bir söz duymayacaklar.


Tefhim-ul Kuran

Orada 'anlamsız ve saçma olan' bir söz işitmez.


Yaşar Nuri Öztürk

Hiçbir boş söz işitmez orada,