DUHÂN SURESİ

Ayet Getir

حم

Hâ mîm.


Bayraktar Bayraklı

Hâ, mîm.


Cemal Külünkoğlu

Hâ Mîm.


Diyanet İşleri (eski)

Ha, Mim.


Diyanet Vakfi

Hâ. Mîm.


Edip Yüksel

H8M40


Elmalılı Hamdi Yazır

Hâ, mîm.


Muhammed Esed

Ha-Mim.


Mustafa İslamoğlu

Ha-Mim!


Seyyid Kutub

Ha, Mim.


Süleyman Ateş

Hâ mim.


Süleymaniye Vakfı

HA! MİM!


Tefhim-ul Kuran

Hâ, Mîm.


Yaşar Nuri Öztürk

Hâ, Mîm.


وَالْكِتَابِ الْمُبِينِ

Vel kitâbil mubîn(mubîni).

Bayraktar Bayraklı

Açıklayıcı kitaba yemin olsun.


Cemal Külünkoğlu

(2-3) (Hükümleri) apaçık olan Kitab'a andolsun ki, biz onu (Kur'an'ı) mübarek bir gecede indirdik. Çünkü biz, (insanları onunla) uyaranlarız.


Diyanet İşleri (eski)

(2-3) Apaçık olan Kitap'a and olsun ki, Biz onu, kutlu bir gecede indirdik. Doğrusu Biz, insanları uyarmaktayız.


Diyanet Vakfi

(2-3) Apaçık olan Kitab'a andolsun ki, biz onu (Kur'an'ı) mübarek bir gecede indirdik. Kuşkusuz biz uyarıcıyızdır.


Edip Yüksel

Apaçık olan bu kitaba andolsun.


Elmalılı Hamdi Yazır

Hem kitabı mübîn hakk için


Muhammed Esed

Düşün, özünde açık olan ve hakikati bütün açıklığıyla ortaya seren bu ilahi kelamı!


Mustafa İslamoğlu

Özünde açık ve hakikati açıklayıcı olan bu kitabın değerini bilin!


Seyyid Kutub

Apaçık Kitab'a andolsun ki,


Süleyman Ateş

Apaçık Kitaba andolsun ki,


Süleymaniye Vakfı

Her şeyi açıkça ortaya koyan bu Kitabı iyi düşünün.


Tefhim-ul Kuran

Apaçık olan Kitaba andolsun;


Yaşar Nuri Öztürk

O ayan beyan gösteren Kitap'a yemin olsun ki,


إِنَّا أَنزَلْنَاهُ فِي لَيْلَةٍ مُّبَارَكَةٍ إِنَّا كُنَّا مُنذِرِينَ

İnnâ enzelnâhu fî leyletin mubâreketin innâ kunnâ munzirîn(munzirîne).

Bayraktar Bayraklı

Biz onu, mübarek bir gecede indirmeye başladık. Şüphesiz biz, uyarıcıyız.


Cemal Külünkoğlu

(2-3) (Hükümleri) apaçık olan Kitab'a andolsun ki, biz onu (Kur'an'ı) mübarek bir gecede indirdik. Çünkü biz, (insanları onunla) uyaranlarız.


Diyanet İşleri (eski)

(2-3) Apaçık olan Kitap'a and olsun ki, Biz onu, kutlu bir gecede indirdik. Doğrusu Biz, insanları uyarmaktayız.


Diyanet Vakfi

(2-3) Apaçık olan Kitab'a andolsun ki, biz onu (Kur'an'ı) mübarek bir gecede indirdik. Kuşkusuz biz uyarıcıyızdır.


Edip Yüksel

Biz uyarmak için onu kutlu bir gecede indirdik.


Elmalılı Hamdi Yazır

Elhak biz onu bir mübârek gecede indirdik, çünkü biz nezîr gönderiyorduk


Muhammed Esed

Biz onu kutlu bir gecede indirdik. Zaten Biz, (insanı) her zaman uyarmaktayız.


Mustafa İslamoğlu

Evet, onu mübarek bir gecede Biz indir(meye başla)dık; zaten, baştan beri (vahiyle) uyaran da Bizdik.


Seyyid Kutub

Biz onu mübarek bir gecede indirdik. Çünkü Biz, insanları uyarmaktayız.


Süleyman Ateş

Biz onu mübârek bir gecede indirdik. Çünkü biz, uyarıcıyız.


Süleymaniye Vakfı

Biz bunu bereketli bir gecede (kadir gecesinde) indirmişizdir. Onunla uyarılarda bulunmaktayız.


Tefhim-ul Kuran

Gerçekten biz onu mübarek bir gecede indirdik, gerçekten biz uyarıp korkutanlarız.


Yaşar Nuri Öztürk

Biz onu kutlu/bereketli bir gecede indirdik. Hiç kuşkusuz, biz uyarıcılarız.


فِيهَا يُفْرَقُ كُلُّ أَمْرٍ حَكِيمٍ

Fihâ yufreku kullu emrin hakîm(hakîmin).

Bayraktar Bayraklı

(4-5) O gecede katımızdan verdiğimiz bir emirle bütün hikmetli işler belirlenir. Şüphesiz biz peygamberler göndeririz.


Cemal Külünkoğlu

(4-6) Katımızdan bir emir ile her hikmetli iş o mübarek gecede ayırt edilir. Rabbinden bir rahmet olarak (öteden beri) hep resuller göndermekteyiz. Şüphesiz O, (her şeyi) hakkıyla işitendir (he şeyi) hakkıyla bilendir.


Diyanet İşleri (eski)

(4-7) Katımızdan bir buyrukla, her hikmetli işe o gecede hükmedilir. Doğrusu Biz öteden beri peygamberler göndermekteyiz. Eğer kesin olarak inanırsanız bilin ki, bu senin Rabbinden, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbinden bir rahmettir. O, işitendir, bilendir.


Diyanet Vakfi

(4-6) Katımızdan bir emirle her hikmetli işe o gecede hükmedilir. Çünkü biz, Rabbinin bir rahmeti olarak peygamberler göndermekteyiz. O işitendir, bilendir.


Edip Yüksel

Onda tüm bilgelik işleri belirlenir.


Elmalılı Hamdi Yazır

Bir gece ki her hikmetli emir onda ayırd edilir


Muhammed Esed

O (gece)de, bütün (iyi ve kötü) şeyler arasındaki farklılık, hikmetle ortaya konmuştur,


Mustafa İslamoğlu

O gece, (iyi ve kötü) her iş ayrıştırılarak hikmetli bir hükme bağlanır,


Seyyid Kutub

Her hikmetli iş o mübarek gecede ayırd edilir.


Süleyman Ateş

Her hikmetli emir, o gecede ayırdedilir;


Süleymaniye Vakfı

Karara bağlanmış her iş, o gece paylaştırılır.


Tefhim-ul Kuran

Ki onda (O gecede) her hikmetli iş ayrılır,


Yaşar Nuri Öztürk

Hikmetlerle dolu her iş ve oluş o gecede ayırt edilir,


أَمْرًا مِّنْ عِندِنَا إِنَّا كُنَّا مُرْسِلِينَ

Emren min indinâ innâ kunnâ mursilîn(mursilîne).

Bayraktar Bayraklı

(4-5) O gecede katımızdan verdiğimiz bir emirle bütün hikmetli işler belirlenir. Şüphesiz biz peygamberler göndeririz.


Cemal Külünkoğlu

(4-6) Katımızdan bir emir ile her hikmetli iş o mübarek gecede ayırt edilir. Rabbinden bir rahmet olarak (öteden beri) hep resuller göndermekteyiz. Şüphesiz O, (her şeyi) hakkıyla işitendir (he şeyi) hakkıyla bilendir.


Diyanet İşleri (eski)

(4-7) Katımızdan bir buyrukla, her hikmetli işe o gecede hükmedilir. Doğrusu Biz öteden beri peygamberler göndermekteyiz. Eğer kesin olarak inanırsanız bilin ki, bu senin Rabbinden, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbinden bir rahmettir. O, işitendir, bilendir.


Diyanet Vakfi

(4-6) Katımızdan bir emirle her hikmetli işe o gecede hükmedilir. Çünkü biz, Rabbinin bir rahmeti olarak peygamberler göndermekteyiz. O işitendir, bilendir.


Edip Yüksel

Katımızdan bir buyruktur; biz elçiler göndeririz.


Elmalılı Hamdi Yazır

Tarafımızdan emir, çünkü biz Resul gönderiyorduk


Muhammed Esed

katımızdan bir emir gereği, çünkü biz (doğru yola ileten mesajlarımızı) her zaman göndermekteyiz,


Mustafa İslamoğlu

tarafımızdan verilmiş bir emirle: elbet Biz, evet peygamberleri gönderen de Bizdik,


Seyyid Kutub

Bu katımızdan verilen her emirdir. Çünkü Biz elçi göndericiyiz.


Süleyman Ateş

Katımızdan (verilen her) emir. Çünkü biz elçi göndericiyiz.


Süleymaniye Vakfı

O işlerin kararı tarafımızdan verilmiştir. Biz elçiler göndeririz.


Tefhim-ul Kuran

Katımızdan bir emir ile; doğrusu biz, (insanlara elçi) gönderenleriz,


Yaşar Nuri Öztürk

Katımızdan bir emir olarak. Hiç kuşkusuz biz, resuller göndeririz,


رَحْمَةً مِّن رَّبِّكَ إِنَّهُ هُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ

Rahmeten min rabbik(rabbike), innehu huves semîul alîm(alîmu).

Bayraktar Bayraklı

Peygamber göndermemiz, Rabbinden olan bir rahmet gereğidir. Şüphesiz Allah her şeyi işitendir; her şeyi bilendir.


Cemal Külünkoğlu

(4-6) Katımızdan bir emir ile her hikmetli iş o mübarek gecede ayırt edilir. Rabbinden bir rahmet olarak (öteden beri) hep resuller göndermekteyiz. Şüphesiz O, (her şeyi) hakkıyla işitendir (he şeyi) hakkıyla bilendir.


Diyanet İşleri (eski)

(4-7) Katımızdan bir buyrukla, her hikmetli işe o gecede hükmedilir. Doğrusu Biz öteden beri peygamberler göndermekteyiz. Eğer kesin olarak inanırsanız bilin ki, bu senin Rabbinden, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbinden bir rahmettir. O, işitendir, bilendir.


Diyanet Vakfi

(4-6) Katımızdan bir emirle her hikmetli işe o gecede hükmedilir. Çünkü biz, Rabbinin bir rahmeti olarak peygamberler göndermekteyiz. O işitendir, bilendir.


Edip Yüksel

Efendinden bir rahmet olarak. O İşitendir, Bilendir.


Elmalılı Hamdi Yazır

Rabbından bir rahmet olarak, hakikat o, öyle semî' öyle alîmdir


Muhammed Esed

Rabbinin (insana) rahmetini yerine getirmek için. Şüphesiz yalnız O, her şeyi işiten, her şeyi bilendir:


Mustafa İslamoğlu

Rabbinin rahmeti sayesinde. Şüphesiz yalnızca O'dur her şeyi işiten, her şeyi bilen O'dur.


Seyyid Kutub

Bu Rabbinden bir rahmettir. Allah, işitendir, bilendir.


Süleyman Ateş

Senin Rabbinin acıması gereği olarak (gönderdiğimiz elçilere o gece emirlerimizi açıklar, vahiylerimizi bildiririz). Doğrusu O, işitendir, bilendir.


Süleymaniye Vakfı

Onlar Sahibinden bir iyilik olarak gönderilir. Çünkü o, sizi dinler ve her şeyi bilir.


Tefhim-ul Kuran

Rabbinden bir rahmet olarak. Şüphesiz O, işitendir, bilendir.


Yaşar Nuri Öztürk

Senin Rabbinden bir rahmet olarak. Hiç kuşkusuz O, gereğince duyan, gereğince bilendir.


رَبِّ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا إِن كُنتُم مُّوقِنِينَ

Rabbis semâvâti vel ardı ve mâ beynehumâ, in kuntum mûkinîn(mûkinîne).

Bayraktar Bayraklı

Eğer kesin olarak inanıyorsanız, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbidir.


Cemal Külünkoğlu

Eğer kesin olarak inanıyorsanız (bilin ki Allah,) göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbidir.


Diyanet İşleri (eski)

(4-7) Katımızdan bir buyrukla, her hikmetli işe o gecede hükmedilir. Doğrusu Biz öteden beri peygamberler göndermekteyiz. Eğer kesin olarak inanırsanız bilin ki, bu senin Rabbinden, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbinden bir rahmettir. O, işitendir, bilendir.


Diyanet Vakfi

Eğer kesin olarak inanıyorsanız (bilin ki Allah), göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbidir.


Edip Yüksel

Göklerin, yerin ve aralarındakilerin Efendisidir. Kuşkusuz bir onaya sahipseniz…


Elmalılı Hamdi Yazır

O Göklerin ve Yerin ve bütün aralarındakilerin rabbıdır ehli yakîn olsanız


Muhammed Esed

göklerin ve yerin ve ikisi arasında bulunan her şeyin Rabbi, buna bütün kalbinizle inanıp bağlanmışsanız!


Mustafa İslamoğlu

Eğer inandığınız değerlerden mutmain olsaydınız, (yakinen bilirdiniz) ki O göklerin, yerin ve bunlar arasındakilerin yegane Rabbidir.


Seyyid Kutub

Eğer kesin olarak inanıyorsanız bilin ki Allah, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbidir.


Süleyman Ateş

Eğer kesin olarak inanıyorsanız (bilin ki Allâh), göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbidir.


Süleymaniye Vakfı

Anlatılanları içinize sindirdiyseniz bilin ki bütün bunları yapan göklerin ve yerin Sahibidir.


Tefhim-ul Kuran

Eğer kesin bir bilgiyle inanıyorsanız (Allah), göklerin, yerin ve bu ikisi arasında bulunanların Rabbidir.


Yaşar Nuri Öztürk

Göklerin, yerin ve bunlar arasındakilerin Rabbidir O, eğer görürcesine biliyor iseniz.


لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ يُحْيِي وَيُمِيتُ رَبُّكُمْ وَرَبُّ آبَائِكُمُ الْأَوَّلِينَ

Lâ ilâhe illâ huve yuhyî ve yumît(yumîtu), rabbukumve rabbu âbâikumul evvelîn(evvelîne).

Bayraktar Bayraklı

O'ndan başka tanrı yoktur. O yaşatır ve öldürür. Sizin de, önceki atalarınızın da Rabbidir.


Cemal Külünkoğlu

O'ndan başka hiç bir ilah yoktur, diriltir ve öldürür. (O,) sizin de Rabbinizdir, geçmiş atalarınızın da Rabbidir.


Diyanet İşleri (eski)

O'ndan başka tanrı yoktur; diriltir ve öldürür. Sizin de Rabbiniz önceki atalarınızın da Rabbidir.


Diyanet Vakfi

O'ndan başka ilâh yoktur. (Her şeyi O) diriltir ve öldürür. Sizin de Rabbiniz, önceki atalarınızın da Rabbidir.


Edip Yüksel

O’ndan başka tanrı yoktur. Yaşatır ve öldürür. Sizin de önceki atalarınızın da Efendisidir.


Elmalılı Hamdi Yazır

Ondan başka Tanrı yoktur, hem diriltir hem öldürür, hem sizin rabbınız hem de evvelki atalarınızın rabbı


Muhammed Esed

O'ndan başka ilah yoktur, hayat bağışlayan ve ölüm veren O'dur: O sizin de Rabbinizdir, geçmiş atalarınızın da.


Mustafa İslamoğlu

O'ndan başka ilah yoktur; hayatı ve ölümü yaratan (Allah) sizin de Rabbinizdir, önden giden atalarınızın da Rabbidir.


Seyyid Kutub

O'ndan başka ilah yoktur, yaşatır, öldürür. Sizinde Rabbiniz, önceki atalarınızın da Rabbidir.


Süleyman Ateş

O'ndan başka tanrı yoktur, yaşatır, öldürür. Sizin de Rabbiniz, önceki atalarınızın da Rabbidir.


Süleymaniye Vakfı

Ondan başka ilah yoktur; can veren O, öldüren O’dur. O sizin Sahibinizdir, geçmiş atalarınızın da Sahibidir.


Tefhim-ul Kuran

O'ndan başka ilah yoktur; diriltir ve öldürür. Sizin de Rabbinizdir ve geçmiş atalarınızın da Rabbidir.


Yaşar Nuri Öztürk

Tanrı yoktur O'ndan başka! Diriltir ve öldürür. Sizin de Rabbinizdir O, önceki atalarınızın da Rabbidir,


بَلْ هُمْ فِي شَكٍّ يَلْعَبُونَ

Bel hum fî şekkin yel’abûn(yel’abûne).

Bayraktar Bayraklı

Doğrusu onlar şüphe içerisinde oynamaktadırlar.


Cemal Külünkoğlu

Fakat onlar, (ahireti umursamadan) şüphe içinde eğlenip duruyorlar.


Diyanet İşleri (eski)

Ama inkarcılar, dirilmekten şüphededirler, bunu eğlenceye alırlar.


Diyanet Vakfi

Fakat onlar, şüphe içinde eğlenip duruyorlar.


Edip Yüksel

Doğrusu, onlar bir kuşku içinde oynamaktadırlar.


Elmalılı Hamdi Yazır

Fakat onlar şekk içinde oynuyorlar


Muhammed Esed

Evet, ama onlar, (bütün kalpleriyle inanıp bağlanmaktan uzak olanlar), yalnızca kendi şüpheleriyle oyalanıp duruyorlar.


Mustafa İslamoğlu

Ama nerde! Onlar, şüphe bataklığında oyalanıp duruyorlar.


Seyyid Kutub

Fakat onlar şüphe içinde eğlenip duruyorlar.


Süleyman Ateş

Ama onlar, şüphe içinde oynuyorlar.


Süleymaniye Vakfı

Hayır, ötekiler şüphe içinde oyalanıp duruyorlar.


Tefhim-ul Kuran

Hayır, onlar şüphe içindedirler; oynayıp oyalanıyorlar.


Yaşar Nuri Öztürk

İş, onların sandığı gibi değil! Bir kuşku içinde oynayıp oyalanmaktadırlar.


فَارْتَقِبْ يَوْمَ تَأْتِي السَّمَاء بِدُخَانٍ مُّبِينٍ

Fertekib yevme te’tîs semâu bi duhânin mubîn(mubînin).

Bayraktar Bayraklı

(10-11) Artık sen, göğün, insanları bürüyecek apaçık bir duman çıkaracağı günü bekle! Bu, elem verici bir azaptır.


Cemal Külünkoğlu

(10-11) Artık sen, göğün, bütün insanları kuşatacak ve gözle görülür bir duman getireceği günü gözetle! Bu, acıklı bir azaptır.


Diyanet İşleri (eski)

(10-11) Göğün, insanları bürüyecek ve gözle görülecek bir duman çıkaracağı günü bekle; bu, can yakan bir azabdır.


Diyanet Vakfi

(10-11) Şimdi sen, göğün, insanları bürüyecek açık bir duman çıkaracağı günü gözetle. Bu, elem verici bir azaptır.


Edip Yüksel

Göğün apaçık bir dumanı getireceği günü gözetle.


Elmalılı Hamdi Yazır

O halde gözet o Semânın açık bir duman ile geleceği günü


Muhammed Esed

Öyleyse, gökyüzünde (Son Saat'in yaklaştığını) haber veren bir duman tabakasının belireceği Gün'ü bekle,


Mustafa İslamoğlu

Şu halde, göğün (felaket) taşıyan bir dumanla kaplanacağı günü bekle!


Seyyid Kutub

Göğün gözle görülür bir duman getireceği günü gözetle.


Süleyman Ateş

Göğün, açık bir duman getireceği günü gözetle.


Süleymaniye Vakfı

Bunların dünyasının, işin aslını gösteren bir dumanla kararacağı günü bekle.


Tefhim-ul Kuran

Öyleyse sen, göğün açıkça bir duman getireceği günü gözle;


Yaşar Nuri Öztürk

Artık sen göğün açıkça izlenen bir duman getireceği günü gözle.


يَغْشَى النَّاسَ هَذَا عَذَابٌ أَلِيمٌ

Yagşân nâs(nâse), hâzâ azâbun elîm(elîmun).

Bayraktar Bayraklı

(10-11) Artık sen, göğün, insanları bürüyecek apaçık bir duman çıkaracağı günü bekle! Bu, elem verici bir azaptır.


Cemal Külünkoğlu

(10-11) Artık sen, göğün, bütün insanları kuşatacak ve gözle görülür bir duman getireceği günü gözetle! Bu, acıklı bir azaptır.


Diyanet İşleri (eski)

(10-11) Göğün, insanları bürüyecek ve gözle görülecek bir duman çıkaracağı günü bekle; bu, can yakan bir azabdır.


Diyanet Vakfi

(10-11) Şimdi sen, göğün, insanları bürüyecek açık bir duman çıkaracağı günü gözetle. Bu, elem verici bir azaptır.


Edip Yüksel

İnsanları çepeçevre saracaktır; bu acı bir azaptır.


Elmalılı Hamdi Yazır

Ki nâsı saracaktır, bu bir elîm azâbdır


Muhammed Esed

bütün insanlığı sarıp kuşatan (ve günahkarları) "Bu azap ne acı!" (diye feryad ettiren ve)


Mustafa İslamoğlu

(O duman) bütün insanları bürüyecek (ve inkarcılar haykıracak): "Acıklı azap işte bu!


Seyyid Kutub

Duman, insanları bürüyecektir. Bu, acı bir azabtır.


Süleyman Ateş

(Duman) İnsanları sarar. Bu, acı bir azâbdır.


Süleymaniye Vakfı

Duman o insanların hepsini saracak “Bu ne acıklı bir azap!” (diyerek şöyle yalvaracaklardır):


Tefhim-ul Kuran

(Bu duman) İnsanları sarıp kuşatıverir. İşte bu, acıklı bir azabtır.


Yaşar Nuri Öztürk

İnsanları kuşatıp sarar. İnletici bir azaptır bu.