CÂSİYE SURESİ

Ayet Getir

حم

Hâ mîm.


Bayraktar Bayraklı

Hâ, mîm.


Cemal Külünkoğlu

Hâ Mîm.


Diyanet İşleri (eski)

Ha, Mim.


Diyanet Vakfi

Hâ. Mîm.


Edip Yüksel

H8M40


Elmalılı Hamdi Yazır

Hâ, mîm.


Muhammed Esed

Ha-Mim.


Mustafa İslamoğlu

Ha-Mim!


Seyyid Kutub

Ha, Mim.


Süleyman Ateş

Hâ mim.


Süleymaniye Vakfı

HA! MÎM!


Tefhim-ul Kuran

Hâ, Mîm.


Yaşar Nuri Öztürk

Hâ, Mîm.


تَنزِيلُ الْكِتَابِ مِنَ اللَّهِ الْعَزِيزِ الْحَكِيمِ

Tenzîlul kitâbi minallâhil azîzil hakîm(hakîmi).

Bayraktar Bayraklı

Kitap, üstün ve hikmet sahibi Allah tarafından indirilmiştir.


Cemal Külünkoğlu

Bu Kitab'ın indirilişi, kudret ve hikmet sahibi olan Allah tarafındandır.


Diyanet İşleri (eski)

Kitap'ın indirilmesi, güçlü ve Hakim olan Allah katındandır.


Diyanet Vakfi

Kitap, azîz ve hakîm olan Allah tarafından indirilmiştir.


Edip Yüksel

Bu kitabın indirilmesi, Üstün ve Bilge olan ALLAH katındandır.


Elmalılı Hamdi Yazır

Kitab indirilmek o azîz, hakîm Allahdan


Muhammed Esed

Bu ilahi kelam, Kudret ve Hikmet Sahibi olan Allah'tan gelmektedir.


Mustafa İslamoğlu

Bu kitabın indirilişi her işinde tek mükemmel olan, her hükmünde tam isabet kaydeden Allah katındadır.


Seyyid Kutub

Kitab'ın indirilmesi, üstün iradeli ve her yaptığını bir hikmete göre yapan Allah'ın katındandır.


Süleyman Ateş

Kitabın indirilmesi, o üstün, hüküm ve hikmet sâhibi Allâh tarafındandır.


Süleymaniye Vakfı

Bu Kitap, üstün olan ve doğru kararlar veren Allah tarafından indirilmiştir.


Tefhim-ul Kuran

Kitabın indirilmesi, üstün ve güçlü olan, hüküm ve hikmet sahibi Allah'tandır.


Yaşar Nuri Öztürk

Azîz ve Hakîm olan Allah'tan Kitap'ın indirilişidir bu...


إِنَّ فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ لَآيَاتٍ لِّلْمُؤْمِنِينَ

İnne fîs semâvâti vel ardı le âyâtin lil mû’minîn(mû’minîne).

Bayraktar Bayraklı

Şüphesiz, göklerde ve yerde, inananlar için deliller vardır.


Cemal Külünkoğlu

Şüphesiz göklerde ve yerde inananlar (ve inanmak isteyenler) için (Allah'ın varlığını ve kudretini gösteren) nice deliller vardır.


Diyanet İşleri (eski)

Göklerde ve yerde inananlara nice dersler vardır.


Diyanet Vakfi

Şüphesiz göklerde ve yerde inananlar için birçok âyetler vardır.


Edip Yüksel

Gerçeği onaylayanlar için göklerde ve yerde ayetler var.


Elmalılı Hamdi Yazır

Her halde Göklerde ve Yerde mü'minler için âyetler var


Muhammed Esed

Bakın, göklerde ve yerde inan(mak istey)enler için (ibret dolu) mesajlar vardır.


Mustafa İslamoğlu

Elbet göklerde ve yerde inanmaya gönlü olanlar için sayısız mesajlar vardır.


Seyyid Kutub

Göklerde ve yerde müminler için nice dersler vardır.


Süleyman Ateş

Şüphesiz göklerde ve yerde, inananlar için ibretler vardır.


Süleymaniye Vakfı

İnanıp güvenecekler için göklerde ve yerde göstergeler (ayetler) olduğu kesindir.


Tefhim-ul Kuran

Şüphesiz, mü'minler için göklerde ve yerde ayetler vardır.


Yaşar Nuri Öztürk

Kuşkusuz, göklerde ve yerde, iman sahipleri için sayısız ayetler vardır.


وَفِي خَلْقِكُمْ وَمَا يَبُثُّ مِن دَابَّةٍ آيَاتٌ لِّقَوْمٍ يُوقِنُونَ

Ve fî halkıkum ve mâ yebussu min dâbbetin âyâtun li kavmin yûkınûn(yûkınûne).

Bayraktar Bayraklı

Sizin yaratılışınızda ve yeryüzüne yaydığı canlıların yaratılışında, kesin olarak inananlar için dersler vardır.


Cemal Külünkoğlu

Sizin yaratılmanızda ve canlıların yeryüzünde yayılmasında, kesin olarak inanan kimseler için (ibret dolu) deliller vardır.


Diyanet İşleri (eski)

Ey insanlar! Sizin yaratılmanızda ve canlıların yeryüzünde yayılmasında, kesin olarak inanan kimseler için ibretler vardır.


Diyanet Vakfi

Sizin yaratılışınızda ve (Allah'ın) yeryüzünde yaydığı canlılarda, kesin olarak inanan bir toplum için ibret verici işaretler vardır.


Edip Yüksel

Sizin yaratılışınızda ve yaydığı tüm canlılarda kuşkusuz bir onayaa sahip bir toplum için ayetler var.


Elmalılı Hamdi Yazır

Hayvanâtı tenevvü' ettirip üreterek sizi yaratmasında da yakîn edinecek bir kavm için çok âyetler var


Muhammed Esed

Kendi yaratılışınızda ve O'nun (yeryüzüne) serpiştirdiği hayvan (tür)ler(in)de bütün kalpleriyle inananlar için mesajlar vardır.


Mustafa İslamoğlu

Hem sizin yaratılışınızda, hem de O'nun yeryüzüne yaydığı diğer tüm yürüyen canlı türlerinde gönülden inanacaklar için tarifsiz mesajlar vardır.


Seyyid Kutub

Sizin yaratılmanızda ve canlıların yeryüzünde yayılmasında, kesin olarak inanan kimseler için ibretler vardır.


Süleyman Ateş

Sizin yaratılışınızda ve (yeryüzünde) yaymakta olduğu canlılarda, kesin olarak inananlar için ibretler vardır.


Süleymaniye Vakfı

Sizin yaratılışınızda ve canlıların dağılımında, ikna olmak isteyen bir topluluk için göstergeler (ayetler) vardır.


Tefhim-ul Kuran

Sizin yaratılışınızda ve türetip yaydığı canlılarda da kesin bilgiyle inanan bir kavim için ayetler vardır.


Yaşar Nuri Öztürk

Ve sizin yaratılışınızda, her yana yaydığı canlılarda, kesinliği yakalayan bir topluluk için ibretler, işaretler vardır.


وَاخْتِلَافِ اللَّيْلِ وَالنَّهَارِ وَمَا أَنزَلَ اللَّهُ مِنَ السَّمَاء مِن رِّزْقٍ فَأَحْيَا بِهِ الْأَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَا وَتَصْرِيفِ الرِّيَاحِ آيَاتٌ لِّقَوْمٍ يَعْقِلُونَ

Vahtilâfil leyli ven nehâri ve mâ enzelallâhu mines semâi min rızkın fe ahyâ bihil arda ba’de mevtihâ ve tasrîfir rîyâhı âyâtun li kavmin ya’kılûn(ya’kılûne).

Bayraktar Bayraklı

Gece ve gündüzün değişmesinde, Allah'ın gökten indirmiş olduğu rızıkta ve onunla ölümünden sonra yeri diriltmesinde, rüzgârları değişik yönlerden estirmesinde, aklını kullanan toplum için dersler vardır.


Cemal Külünkoğlu

Gece ve gündüzün birbiri ardına gelmesinde (dünyanın kendi ekseni etrafında dönmesinde), Allah'ın gökten rızık (yağmur) indirip onunla ölümünden sonra yeryüzünü diriltmesinde ve rüzgârı estirmesinde aklını kullanan kimseler için nice deliller vardır.


Diyanet İşleri (eski)

Gece ile gündüzün birbiri ardından gelmesinde, gökten, Allah'ın rızık vermek için yağmur indirip, yeri onunla, ölümünden sonra diriltmesinde, rüzgarları yönetmesinde, akleden kimseler için dersler vardır.


Diyanet Vakfi

Gecenin ve gündüzün değişmesinde, Allah'ın gökten indirmiş olduğu rızıkta (yağmurda) ve ölümünden sonra yeri onunla diriltmesinde, rüzgârları değişik yönlerden estirmesinde, aklını kullanan toplum için dersler vardır.


Edip Yüksel

Gecenin ve gündüzün birbirini izlemesinde, ALLAH’ın gökten bir rızık indirerek onunla ölümünden sonra toprağı diriltmesinde ve rüzgarları yönetmesinde anlayan bir toplum için ayetler var.


Elmalılı Hamdi Yazır

Gece ile gündüzün ıhtilâfında ve Allahın Semâdan bir rızk indirip de onunla Arzı ölümünden sonra diriltmesinde ve rüzgârları çevirmesinde de aklı olan bir kavm için bir çok âyetler var


Muhammed Esed

Gece ile gündüzün birbirini izlemesinde ve Allah'ın göklerden indirip onunla cansız toprağa hayat verdiği rızık imkanlarında ve rüzgarların değişmesinde, (bütün bunlarda) akıllarını kullanan insanlar için mesajlar vardır.


Mustafa İslamoğlu

Aklını kullanan bir topluluk için gece ve gündüzün birbiri ardınca gelişinde, Allah'ın semadan indirerek kendisiyle ölü toprağı dirilttiği rızık vasıtalarında ve rüzgarları çeşitli kılmasında da sayısız mesajlar vardır.


Seyyid Kutub

Gecenin ve gündüzün birbiri ardına gelmesinde, gökten, Allah'ın rızık vermek için yağmur indirip, yeri onunla ölümünden sonra diriltmesinde, rüzgarı estirmesinde aklını kullanan kimseler için dersler vardır.


Süleyman Ateş

Gecenin ve gündüzün değişmesinde, Allâh'ın gökten rızık (sebebi) indirip onunla ölümünden sonra yeri diriltmesinde, rüzgârları estirmesinde düşünen bir toplum için ibretler vardır.


Süleymaniye Vakfı

Gece ile gündüzün farklı olmasında, Allah’ın gökten indirdiği rızık kaynağında, onunla ölümünün ardından toprağı diriltmesinde ve rüzgarların değişik yönlerden esmesinde aklını kullanan bir topluluk için göstergeler (ayetler) vardır.


Tefhim-ul Kuran

Gece ile gündüzün ardarda gelişinde (veya aykırılığında), Allah'ın gökten rızık indirip onunla ölümünden sonra yeryüzünü diriltmesinde ve rüzgârları (belli bir düzen içinde) yöneltmesinde aklını kullanabilen bir kavim için ayetler vardır.


Yaşar Nuri Öztürk

Geceyle gündüzün birbiri ardınca gelişinde, Allah'ın gökten bir rızık indirip de onunla yerküreyi ölümünden sonra hayata kavuşturmasında, rüzgârların herbir yana sevkedilişinde de aklını çalıştıran bir topluluk için izler, işaretler vardır.


تِلْكَ آيَاتُ اللَّهِ نَتْلُوهَا عَلَيْكَ بِالْحَقِّ فَبِأَيِّ حَدِيثٍ بَعْدَ اللَّهِ وَآيَاتِهِ يُؤْمِنُونَ

Tilke âyâtullahi netlûhâ aleyke bil hakk(hakk‎ı), fe bi eyyi hadîsin ba’dallâhi ve âyâtihî yû’minûn(yû’minûne).

Bayraktar Bayraklı

İşte bunlar, Allah'ın âyetleridir. Bunları sana gerçek olarak okuyoruz. Allah'tan ve O'nun âyetlerinden sonra hangi söze inanacaklar?


Cemal Külünkoğlu

İşte bunlar, Allah'ın ayetleridir. Onları sana gerçek olarak okuyoruz. Artık onlar, Allah'tan ve O'nun ayetlerine inanmadıktan sonra daha hangi söze inanacaklar?


Diyanet İşleri (eski)

İşte sana gerçek olarak anlattığımız bunlar, Allah'ın varlığının delilleridir. Artık Allah'tan ve O'nun delillerinden sonra hangi söze inanırlar?


Diyanet Vakfi

İşte sana gerçek olarak okuduğumuz bunlar Allah'ın âyetleridir. Artık Allah'tan ve O'nun âyetlerinden sonra hangi söze inanacaklar?


Edip Yüksel

Bunlar, sana gerçek olarak okuduğumuz ALLAH’ın ayetleridir. ALLAH’tan ve ayetlerinden sonra hangi hadisi onaylıyorlar?


Elmalılı Hamdi Yazır

İşte bunlar Allahın âyetleri, sana onları bihakkın okuyoruz. Artık Allahın âyetlerine inanmadıktan sonra hangi söze inanırlar?


Muhammed Esed

Hakikati ortaya koyan Allah'ın bu mesajlarını sana aktarıyoruz. Eğer Allah'ın (bu ibret dolu) mesajlarına değilse başka hangi habere inanacaklar?


Mustafa İslamoğlu

İşte bunlar, Allah'ın hakikati sana kendisiyle aktardığı ayetlerdir: Peki, Allah ve O'nun ayetleri de değilse, kimden (gelen) hangi habere inanacaklar?


Seyyid Kutub

İşte bunlar Allah'ın ayetleridir. Bunları sana hak ilkesine göre okuyoruz. Allah'tan ve O'nun ayetlerinden sonra hangi söze inanacaklar


Süleyman Ateş

İşte şunlar, Allâh'ın âyetleridir, onları sana gerçek ile okuyoruz. Allah'tan ve O'nun âyetlerinden sonra hangi hadise (söze) inanacaklar?


Süleymaniye Vakfı

Bunlar Allah’ın sana aktardığı tümüyle gerçekleri içeren ayetleridir[*]. Allah’a ve ayetlerine güvenmedikten sonra artık hangi söze güvenecekler? [*] Bunlar Allah’ın yaratılmış ayetleridir. Aynı zamanda bu ayetler,  inanıp güvenmek ve emin olmak isteyenler için birer göstergedir. Allah’ın yarattığı ayetler ile yazılı ayetleri arasındaki bu uyum 5. ayette de belirtildiği gibi “Aklını kullanmak” koşuluyla bulunabilir. Kur’an-ı Kerim’de “aklınızı kullanmak” , “bilgilerinizi kullanmak” ve “dik duruşlu olmak” koşulları sağlandığı takdirde Allah’ın ayetlerinin açıkça anlaşılabileceği pek çok ayette buyrulmuştur. Her insanın ölmeden önce Allah’ın ayetlerinin gerçek olduğunu, kendi içinde ve etrafında yapacağı gözlemlerle mutlaka anlayacağı Fussilet 41/53’te belirtilmiştir. 


Tefhim-ul Kuran

İşte bunlar, Allah'ın ayetleridir; sana bunları hak olmak üzere okumaktayız. Öyleyse onlar, Allah'tan ve O'nun ayetlerinden sonra hangi söze iman edecekler?


Yaşar Nuri Öztürk

İşte bunlar, Allah'ın ayetleridir ki, onları sana hak olarak okuyoruz. Hal böyle iken Allah'tan ve onun ayetlerinden sonra hangi hadise/söze inanıyorlar?!


وَيْلٌ لِّكُلِّ أَفَّاكٍ أَثِيمٍ

Veylun li kulli effâkin esîm(esîmin).

Bayraktar Bayraklı

Bütün yalancı ve günahkârların vay haline!


Cemal Külünkoğlu

Vay haline, her yalancı ve günahkâr kişinin!


Diyanet İşleri (eski)

(7-8) Kendine okunan Allah'ın ayetlerini dinleyip, sonra, onları hiç duymamış gibi büyüklük taslamakta direnen, yalancı ve günahkar kişinin vay haline! Ona can yakıcı bir azap müjdele.


Diyanet Vakfi

Vay haline, her yalancı ve günahkâr kişinin!


Edip Yüksel

Vay haline her uydurukçu günahkarın!


Elmalılı Hamdi Yazır

Veyl o her bir vebal yüklü sahtekâra


Muhammed Esed

Vay haline kendi kendini aldatan günahkarın,


Mustafa İslamoğlu

Kendini aldatarak günaha gömülenlerin topuna birden yazıklar olsun!


Seyyid Kutub

Her yalancı, günah yüklü kimsenin vay haline.


Süleyman Ateş

Her yalancı, günâh yüklü kimseye yuh olsun!


Süleymaniye Vakfı

Yalanlanlar uydurup duran ve günaha dalan herkese yazıklar olsun!


Tefhim-ul Kuran

Gerçeği sürekli ters yüz eden, günaha düşkün olan herkesin vay haline.


Yaşar Nuri Öztürk

Yazıklar ve azaplar olsun günaha batmış her yalancı iftiracıya,


يَسْمَعُ آيَاتِ اللَّهِ تُتْلَى عَلَيْهِ ثُمَّ يُصِرُّ مُسْتَكْبِرًا كَأَن لَّمْ يَسْمَعْهَا فَبَشِّرْهُ بِعَذَابٍ أَلِيمٍ

Yesmeu âyâtillâhi tutlâ aleyhi summe yusırru mustekbiren ke en lem yesma’hâ, fe beşşirhu bi azâbin elîm(elîmin).

Bayraktar Bayraklı

Onlar, kendilerine okunan Allah'ın âyetlerini dinler, sonra sanki hiç duymamış gibi, gururlanarak, inanmamakta ısrar ederler. Böylelerini acıklı bir azapla müjdele!


Cemal Külünkoğlu

Allah'ın ayetlerinin kendisine okunduğunu işitir de sonra büyüklük taslayarak sanki onları hiç işitmemiş gibi inkârda direnir. Onu, acı bir azapla müjdele!


Diyanet İşleri (eski)

(7-8) Kendine okunan Allah'ın ayetlerini dinleyip, sonra, onları hiç duymamış gibi büyüklük taslamakta direnen, yalancı ve günahkar kişinin vay haline! Ona can yakıcı bir azap müjdele.


Diyanet Vakfi

O, Allah'ın kendisine okunan âyetlerini işitir de sonra büyüklük taslayarak sanki hiç onları duymamış gibi (küfründe) direnir. İşte onu acı bir azap ile müjdele!


Edip Yüksel

Kendisine okunan ALLAH’ın ayetlerini işittikten sonra, sanki onları hiç işitmemiş gibi büyüklük taslayarak direniyor. Onu acı bir cezayla müjdele.


Elmalılı Hamdi Yazır

Allahın âyetleri karşısında okunurken işitir de sonra kibrinden hiç işitmemiş gibi ısrar eyler, işte onu elîm bir azâb ile müjdele


Muhammed Esed

o ki, kendisine iletilen Allah'ın mesajlarını duyar ama sanki onları duymamış gibi küstahça umursamazlığında devam eder! Bu sebeple ona acıklı bir azabı haber ver!


Mustafa İslamoğlu

(Bu tip) Allah'ın kendisine okunan ayetlerini işitir de, sonra onu hiç işitmemiş gibi küstahça bir direnişi sürdürür: artık böylesini acıklı bir azap ile müjdele!


Seyyid Kutub

Allah'ın ayetlerinin kendisine okunduğunu işitir de sonra büyüklük taslayarak sanki onları hiç işitmemiş gibi küfründe direnir. Onu, acı bir azabla müjdele.


Süleyman Ateş

O, Allâh'ın âyetlerinin kendisine okunduğunu işitir de sonra büyüklük taslayarak sanki hiç onları işitmemiş gibi (küfründe) direnir. Onu, acı bir azâb ile müjdele.


Süleymaniye Vakfı

Böyleleri, Allah’ın ona okunan ayetlerini dinler ama hiç dinlememiş gibi büyüklük taslayarak bildiğini okur. Sen ona acıklı bir azabı müjdele.


Tefhim-ul Kuran

Kendisine Allah'ın ayetleri okunurken işitir, sonra müstekbirce (inatla büyüklük taslayarak) sanki onları işitmemiş gibi ısrar eder. Artık sen onu acı bir azabla müjdele.


Yaşar Nuri Öztürk

Ki Allah'ın ayetlerinin kendisine okunuşunu dinler, sonra böbürlenmiş olarak inadında devam eder. Sanki hiç duymamıştır onları. Artık acıklı bir azapla muştula böylesini!


وَإِذَا عَلِمَ مِنْ آيَاتِنَا شَيْئًا اتَّخَذَهَا هُزُوًا أُوْلَئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ مُّهِينٌ

Ve izâ alime min âyâtinâ şey’enittehazehâ huzuvâ(huzuven), ulâike lehum azâbun muhîn(muhînun).

Bayraktar Bayraklı

Âyetlerimizden bir şeyler öğrendiklerinde, onu alaya alırlar. Onlar için alçaltıcı bir azap vardır.


Cemal Külünkoğlu

Ayetlerimizden bir şey öğrendiği zaman onlarla alay eder. İşte böyleleri için alçaltıcı azap vardır.


Diyanet İşleri (eski)

(9-10) Ayetlerimizden bir şey öğrendiğinde onu alaya alır. İşte bunlara alçaltıcı bir azap ve ardından da cehennem vardır. Kazandıkları şeyler de, Allah'ı bırakıp edindikleri dostlar da onlara bir fayda vermez. Büyük azap onlaradır.


Diyanet Vakfi

(O) âyetlerimizden bir şey öğrendiği zaman onlarla alay eder. Onlar için alçaltıcı bir azap vardır!


Edip Yüksel

Ayetlerimizden bir şey öğrendiği zaman onu alaya alır. Onlar için alçaltıcı bir azap vardır.


Elmalılı Hamdi Yazır

Âyetlerimizden bir şey, ma'lûmu olduğu vakıt da onu eğlenceye tutar, işte onlar için mühîn bir azâb var


Muhammed Esed

Çünkü o, mesajlarımızdan birinin farkına vardığında onu hemen küçümseyip alaya alır. Böylelerini alçaltıcı bir azap beklemektedir.


Mustafa İslamoğlu

Üstelik bu tipler, ayetlerimizden bazılarının farkına vardığı zaman da başlarlar onunla alay etmeye. İşte böylelerini aşağılayıcı bir azap beklemektedir:


Seyyid Kutub

Ayetlerimizden birşey öğrendiği zaman onunla alay eder. İşte böyleleri için alçaltıcı azab vardır.


Süleyman Ateş

O, bizim âyetlerimizden bir şey öğrendiği zaman onunla alay eder. İşte öyleleri için alçaltıcı bir azâb vardır.


Süleymaniye Vakfı

Ayetlerimizden bir şey öğrendiğinde de hafife alır. Onların hak ettiği alçaltıcı bir azaptır.


Tefhim-ul Kuran

Ayetlerimizden bir şey öğrendiği zaman, onu alay konusu edinir. İşte onlar için aşağılatıcı bir azab vardır.


Yaşar Nuri Öztürk

Ayetlerimizden birşeyin bilgisine ulaşınca, alaya aldı onu. İşte onlar içindir horlayıp yere batıran bir azap.


مِن وَرَائِهِمْ جَهَنَّمُ وَلَا يُغْنِي عَنْهُم مَّا كَسَبُوا شَيْئًا وَلَا مَا اتَّخَذُوا مِن دُونِ اللَّهِ أَوْلِيَاء وَلَهُمْ عَذَابٌ عَظِيمٌ

Min verâihim cehennem(cehennemu), ve lâ yugnî anhum mâ kesebû şey’en ve lâ mattehazû min dûnillâhi evliyâe, ve lehum azâbun azîm(azîmun).

Bayraktar Bayraklı

Önlerinde cehennem vardır. Kazandıkları malları, Allah'tan başka edindikleri dostları, kendilerine hiçbir fayda sağlamayacaktır. Onlar için büyük bir azap vardır.


Cemal Külünkoğlu

(Yaptıklarından dolayı) cehennem onların peşindedir. Kazandıkları şeyler de, Allah'ı bırakıp edindikleri dostlar da onlara hiçbir fayda vermez. Onlar için büyük bir azap vardır.


Diyanet İşleri (eski)

(9-10) Ayetlerimizden bir şey öğrendiğinde onu alaya alır. İşte bunlara alçaltıcı bir azap ve ardından da cehennem vardır. Kazandıkları şeyler de, Allah'ı bırakıp edindikleri dostlar da onlara bir fayda vermez. Büyük azap onlaradır.


Diyanet Vakfi

Ötelerinde de cehennem vardır. Kazandıkları şeyler de, Allah'ı bırakıp edindikleri dostlar da onlara hiçbir fayda vermez. Büyük azap onlaradır.


Edip Yüksel

Onları cehennem beklemektedir. Ne işledikleri şeyler, ne de ALLAH’tan başka edindikleri dostlar onları kurtarabilir. Onlar, acı bir azabı haketmişlerdir.


Elmalılı Hamdi Yazır

Peşlerinde Cehennem ve onlardan ne kazandıkları bir şey def'edebilir, ne de Allahdan başka evliya edindikleri şeyler, hem onlara azîm bir azâb var


Muhammed Esed

Cehennem önlerindedir; ve ne (bu dünyada) kazanabilecekleri şeyler, ne de Allah'ın yerine dost ve koruyucu edindikleri, onlara hiçbir fayda sağlamaz, çünkü onları korkunç bir azap beklemektedir.


Mustafa İslamoğlu

cehennem hemen peşlerindedir. Ne kazandıkları şeylerin, ne de Allah'tan başka edindikleri dostların onlara en ufak bir yararı dokunur: zira onları korkunç bir azap beklemektedir.


Seyyid Kutub

Cehennem onların peşindedir. Kazandıkları şeyler de, Allah'ı bırakıp edindikleri dostlar da onlara hiçbir fayda vermez. Onlar için büyük bir azap vardır.


Süleyman Ateş

Ötelerinden de cehennem (onları beklemektedir). Ne kazandıkları ve ne de Allah'tan başka edindikleri veliler kendilerine bir yarar sağlayabilir. Onlar için büyük bir azâb vardır.


Süleymaniye Vakfı

Onların sonu Cehennemdir. Ne kazandıkları şeyler işlerine yarayacak ne de Allah ile aralarına koydukları dostları... Onların hak ettiği büyük bir azaptır.


Tefhim-ul Kuran

Arkalarından cehennem (onları izlemektedir). Kazanmakta oldukları şeyler, onlara hiçbir yarar sağlamaz; Allah'tan başka edinmekte oldukları veliler de. Onlar için büyük bir azab vardır.


Yaşar Nuri Öztürk

Arkalarından cehennem! Kazanmış oldukları da Allah dışında edindikleri veliler de onlara hiçbir yarar sağlamayacaktır. Çok büyük bir azap vardır onlar için.


هَذَا هُدًى وَالَّذِينَ كَفَرُوا بِآيَاتِ رَبِّهِمْ لَهُمْ عَذَابٌ مَّن رِّجْزٍ أَلِيمٌ

Hâzâ hudâ(huden), vellezîne keferû bi âyâti rabbihim lehum azâbun min riczin elîm(elîmun).

Bayraktar Bayraklı

Bu Kur'ân, yol gösteren bir rehberdir. Rabblerinin âyetlerini inkâr edenler için çok çetin bir azap vardır.


Cemal Külünkoğlu

İşte bu (Kur'an) bir hidayettir. Rablerinin âyetlerini inkâr edenlere ise elem dolu çok kötü bir azap vardır.


Diyanet İşleri (eski)

İşte bu Kuran doğruluk rehberidir. Rablerinin ayetlerini inkar edenlere, onlara, tiksindiren, can yakan bir azap vardır.


Diyanet Vakfi

İşte bu Kur'an bir hidayettir. Rablerinin âyetlerini inkâr edenlere gelince, onlara en kötüsünden, elem verici bir azap vardır.


Edip Yüksel

Bu bir rehberdir. Rab’lerinin ayetlerini inkâr edenler için iğrenç ve acı bir azap vardır.


Elmalılı Hamdi Yazır

Bu bir irşaddır, rablarının âyetlerine küfredenler ise onlara en fenâsından bir elîm azâb var


Muhammed Esed

(Allah'ın işaretlerine ve mesajlarına dikkatlice kulak vermek; işte) rehberliğ(in anlamı) budur. Diğer taraftan, Rablerinin mesajlarını inkara şartlanmış olanları, (yaptıkları) çirkinliklerin bir karşılığı olarak acı bir azap beklemektedir.


Mustafa İslamoğlu

(Allah'ın ayetlerini izlemek...) İşte hidayet budur; bir de Rablerinin (kevni ve vahyi) ayetlerini yok sayanlar var: işte onları, (bu) akıl almaz bayağılaşmadan dolayı acınılası bir azap beklemektedir.


Seyyid Kutub

İşte doğru yolu gösteren bu Kur'an'dır. Rabblerinin ayetlerini tanımayanlar için çok kötü, acı bir azap vardır.


Süleyman Ateş

İşte yol gösterici, bu (Kur'ân)dır. Rablerinin âyetlerini tanımayanlar için çok çetin bir azâb vardır!


Süleymaniye Vakfı

İşte doğru yol budur. Rablerinin (Sahiplerinin) ayetlerini görmezlikten gelenlerin hak ettiği, pis ve acıklı bir azaptır.


Tefhim-ul Kuran

İşte bu (Kur'an) bir hidayettir. Rablerinin ayetlerini inkâr edenler ise, onlar için, (en) iğrenç olanından acı bir azab vardır.


Yaşar Nuri Öztürk

İyiye ve güzele bir kılavuzdur bu! Rablerinin ayetlerini inkâr edenler için, korkunç bir pislik azabı öngörülmüştür.