ASR SURESİ


Ayet Getir
103-ASR 1. Ayet

وَالْعَصْرِ

Vel asri.

Bayraktar Bayraklı

Zamana yemin olsun ki,


Edip Yüksel

Andolsun akıp giden zamana ki;


Erhan Aktaş

Asra1 ant olsun, 1- Asr, sözcük olarak -isim ve mastar olarak- zaman, çağ, yüzyıl, ikindi vakti, kabile, tutuklamak, menetmek gibi anlamlara gelmektedir.


Muhammed Esed

Düşün zamanın akıp gidişini!


Mustafa İslamoğlu

Asr şahit olsun.


Süleyman Ateş

Asr'a andolsun ki,


Süleymaniye Vakfı

Çağa yemin ederim ki,


Yaşar Nuri Öztürk

Yemin olsun zamana/çağa/gündüzün iki ucuna/sabah namazına/ikindi vaktine/Asr-ı saadet'e ki,


Ayetin Tefsiri

 

MEAL

1.) ASR şahit olsun:1

(M.İSLAMOĞLU)

1.) Andolsun asra, su gibi akıp giden zamana ki,

(M.ÖZTÜRK)

1.) Düşün zamanın hızla akıp gidişini

(M.ŞİMŞEKÇAKAN)

1.) Düşün zamanın akıp gidişini!

(M.ESED)

 

TEFSİR

Asr kelimesi, masdar olarak sıkılmış şey veya sıkılmış şeyin öz suyu, isim olarak ise; zaman, gece-gündüz, sabah-akşam, ikindi vakti, sığınak, kasırga, bulut ve yağmur gibi anlamlara gelir. Mukâtil’e göre, günün son vakitleri, güneşin batıya doğru yöneldiği ikindi vakti anlamına gelir ki bu vakit aynı zamanda ikindi namazını da ifade eder. Hasan ve Katade de bu kelimenin ikindi vaktini gösterdiğini söylemişlerdir. İbn Abbas’a göre bu kelime ile kastedilen zamandır ki bu anlamda kelimenin Allah'ın asrına, peygamber’in yaşadığı asra hatta ahir zamana işaret ediyor olması da söz konusu edilmiştir.

(Râzî, Kurtubî, Beydavî, Şevkanî, Elmalılı, M. Vehbî, Derveze, Süleyman Ateş.)

Vel 'asr ‘asr’a yemin olsun “Vav” vav-ı kasem. 16 sure bu “vav” la başlar demiştim Kur’an da. 16’sına da baktığımızda aslında bunların bizim bildiğimiz manada, uksimu manasında bir yemin olmadığını görürüz. Yani bu vav’lara tazim işlevi yüklerler ulemamız. Fakat aslında tazim işlevinden daha çok bu “vav”ların, yani bizi tefekküre, tedebbüre, teaakkula, tefakkuha ve tezekküre davet ettiğini görürüz. Evet, onun için Vel ‘asr; ‘asr’ı düşün, ‘asr’ı tefekkür et, ‘asr üzerinde dur.

 

Peki nedir ‘asr; ‘asr, aslında biraz önce de girizgâhta söyledim, usaredir dedim. Kur’an’ın usaresidir. Bakın nasıl da denk geldi kelime. Özellikle düşünerek söylememiştim ama dilime geldi. Usare bir şeyin özü demektir, zübdesi demektir. Mesela yoğurdun özü yağdır, sütün özü tereyağıdır bunun gibi. Mesela altın madeninde cevher çıkarmak için altını alırsınız, bir tona 6 gr iyidir, verimlidir. 1 ton madenden 6 gram çıkıyorsa ona çok verimli maden derler altıncılar. Dolayısıyla 6 gr. elde etmek için 1 tonu ayrıştıracaksınız, 1 tonu işleyeceksiniz, ki sadece 6 gr.cık bir şey elde etmiş olmak için. O 6 gr. Usaredir işte, ‘asr’dır yani. Onun için hasat manasına gelir. çünkü hasat nedir? Sapını danesinden ayırıp tüm cürufunu dışarıda bırakıp istediğinizi, yani asıl almak istediğinizi almaktır. Hububatı ayıklayıp almaktır. Mesela üzümün suyunu sıkıp şırasını çıkarmaya da bu kelime kullanılır. Onun için meyve suyuna ‘asîr denilir, bugünkü Arapça’da da kullanılır ‘asîr; meyve suyu. Çünkü meyvenin özünü temsil eder. Meyvenin özünü, yani posası atılmıştır.

 

 

Ve ilginçtir ikindiye ‘asr denmiştir. Neden ikindiye ‘asr denmiştir? Çünkü günün hasılat vaktidir de onun için, günün hasat zamanıdır, hasat ve hasılat zamanıdır. İnsan ikindiye kadar çalışır, yorulur didinir, hak edeceğini ikindileyin hak etmiş olur. Hasılatını o anda alır, elde eder. Neyse o günün karşılığını ancak ikindileyin alır hak eder. Onun için hasat ve hasılat.

 

Peki yüz yıla da asır derler neden? Üç kuşağın hasılatı olduğu için. Çünkü çocuk, baba ve dedenin yaşadığı üç kuşakta ancak insanın hasılatı ortaya çıkar. Eğer 3 kuşağa yayabiliyorsanız hasılatı ortaya çıkarmış olursunuz. Onun için yüz yıla asır denir. Zamana da asır denir aslında. Neden? Elde ettiğimiz her şeyin kabı olduğu için, zaman elimizde yoksa elde ettiğimiz bir şey de yok demektir. Onun için zaman en büyük imkândır. Zaman olmamış olsaydı aslında amel de olmazdı, eylem zamanın içindedir. Dolayısıyla zaman bize verilmiş en büyük nimetlerden biridir. Bu manada zamana da asır denir. Hatta mutlak zamana asr, çünkü el asr denilmiş.

 

Yine insanlığın ikindisi manasına gelir. Peki biz vel ’asr’ı nasıl okuyacağız? O kadar çok mana hücum ediyor ki zihnime;

 

1-  Vel ‘asr; İnsanlığın ikindisi şahit olsun. İnsanlığın sabahı ademle başladı, kuşluğu Nuh ile devam etti, öğlesi İbrahim idi, ikindisi Muhammed s.a.v’e oldu, akşamına yaklaşmıştır. Bu mana verilebilir vel ‘asr’a. İnsanlığın ikindisi. Veya günün ikindisi. Neden? Günün ikindisi artık akşamın yakın olduğunu haber verir. Aslında her 24 saat bize ölümü ve hayatı anlatan bir ibret neş’eridir. Günün gündüzü hayata, gecesi berzaha, sabahı da ba’sü ba’del mevt e, yeniden dirilişe tekabül eder. Gündüzünüz nasıl geçmişse geceniz öyle olur gündüzü berbat geçen bir günün gecesinde kabus görülür, sabahı da öyle olur. Onun için akşamı berbat olanın sabahı abad olmaz. Buna da delalet edebilir.

 

Daha; hasılat zamanına yemin olsun, hasılat zamanı şahit olsun manasına gelir. Hasat zamanı ve hasılat zamanı. O nedir? Kıyamettir, hesap günüdür. Hesap gününe yemin ediliyor olabilir kelimenin kök manasından yola çıkılarak.

 

Daha nedir? Dahası yüz yıla yemin olsun, yüz yıl şahit olsun asır dendiği için. Ama ben en tercihe şayan olanı yani insanoğlunun hasat ve hasılat zamanı şahit olsun kök manasından, etimolojisinden yola çıkarak bunu tercih etmeyi daha uygun buluyorum. İnsanoğlunun hasılat ve hasat zamanı şahit olsun.

 

1 Yani "(İnsan soyunun) hasılat zamanı"; veya "insanlığın ikindisi olan şu son çağ"; ya da "(Son vahye mazhar olan) ahir zaman". 'Asr, "sıkıp suyunu/özünü çıkarıp posasını atmak" kök anlamından türetilmiştir. İnsanın kalitesini ortaya çıkardığı için üç neslin ömrü olan yüz yıla 'asr denilir. Gündüzün hasılat vakti olduğu için ikindiye 'asr denilir (Krş: 71/Yusuf: 36, 49; 47/Nebe': 14; 94/Bakara: 266).  

(M.İSLAMOĞLU)

 

Bir şiir;

Bütün ayıplar bizde zamanı suçluyoruz.

Bizden başka nesi var o bizim zamanımız

Hicvediyoruz zamanı hâlbuki yok günahı

Bir de o dile gelse dinlerdik binbir ahı

Dindarlığımız bile bir gösteriş, hep riya

Bize bakanları hep kandırırız bununla

Bir kurt bile yemezken diğer kurdun leşini

İnsanımız çiğ çiğ yer diğerinin etini

Her birimiz kurt bizim koyun postuna bürünmüş

Koyun sanıp gelenin bilmiş ol işi bitmiş

 (İmam-ı Şafi -Divanu’ş-Şafi, Beyrut, 1971, 82)]

Ancak sûrenin bağlamına en uygun olanı asrın diğerlerini de içine alacak şekilde en geniş anlamıyla zamanı ifade ediyor olmasıdır. Nitekim sûrenin genel karakteri, bu kelimeye verilecek anlamın, belli bir vakti değil, insanın düşünce ve eylemlerini bütününde kuşatarak etkileyen yaşam süresini gösterdiği açıktır.

‘Zaman’a yemin edilmesi, onun önemini gösterir. İnsanların çoğu “Zaman bozuldu.” Derler. Hâlbuki bozulan şey zaman değil, insanların kendileridir. Bu anlamda zamana yemin etmek, bu kötümser anlayışı yıkmak anlamına da gelir. Zaman, iyi değerlendirilirse Allah'ın takdirine göre hareket eden bir nimettir. Doğru bir amaç çerçevesinde değerlendirilmediğinde ise sonuçta insanı hüsrana sürükleyen bir araca dönüşür.

Zamanın insanın üstündeki etkisini dile getirmesi açısından seleften birinin şöyle dediği rivayet edilmiştir:

“Ben Asr sûresinin manasını bir buz satıcısından öğrendim. O satıcı bağırarak; ‘Ana sermayesi eriyip yok olana merhamet ediniz. Ana sermayesi eriyip yok olana merhamet ediniz.’ Diyordu…”

Zaman, insanın ana sermayesi olarak durmadan tükenir. Hiç kimse onu tutamaz. Bu yüzden, insan ile ilişkisi açısından zamanın en önemli yönü, sürekli bir biçimde akıp gitmesi ve insanda kendisini düşünmeye ve değerlendirmeye zorlayacak bir etkiye sahip olmasıdır.

Musa ŞİMŞEKÇAKAN