ÂDİYÂT SURESİ

Ayet Getir

وَالْعَادِيَاتِ ضَبْحًا

Vel âdiyâti dabhâ(dabhan).

Bayraktar Bayraklı

Öfkesinden dolayı soluk soluğa kalan düşmanlara,


Cemal Külünkoğlu

(1-5) Soluk soluğa süratle koşan, (koşarken ayaklarını) vurarak tırnaklarıyla kıvılcımlar saçan, sabah erkenden baskın yapan ve orada tozu dumana katarak düşman topluluğunun içine dalan atlara andolsun ki,


Diyanet İşleri (eski)

And olsun Allah yolunda koştukça koşanlara;


Diyanet Vakfi

(1-8) Harıl harıl koşanlara, (nallarıyla) çakarak kıvılcım saçanlara, (ansızın) sabah baskını yapanlara, orada tozu dumana katanlara, derken orada bir topluluğun ta ortasına girenlere yemin ederim ki insan, Rabbine karşı pek nankördür. Şüphesiz buna kendisi de şahittir ve o, mal sevgisine de aşırı derecede düşkündür.


Edip Yüksel

Andolsun soluyarak aşanlara,


Elmalılı Hamdi Yazır

O harıl harıl koşular koşan


Muhammed Esed

Ooo! Nefes nefese koşan binek atları,


Mustafa İslamoğlu

Yazıklar olsun (vahye) dinmez bir hınçla saldıranlara,


Seyyid Kutub

Andolsun Allah yolunda koştukça koşanlara,


Süleyman Ateş

Andolsun nefesleriyle (güp güp) ses çıkararak koşan (at)lara,


Süleymaniye Vakfı

Meş’âleyle sınırlar aşanlara[*] [*] İlk beş âyette, نفوس kelimesi fail sayılmıştır. العَدْو  :Bir şeyi aşma ve durması beklenen yerde ilerleme (Mekâyîs s.746) anlamına gelir. Böyle biri için “sınırları aşan” anlamı uygun düşer. ضَبْحً ise odunların ucunu yakmakatır. (Mekâyîs s.608) Böylece onlar birer meş’ale olurlar..


Tefhim-ul Kuran

Soluk soluğa koşan (at)lara andolsun,


Yaşar Nuri Öztürk

Yemin olsun soluyuşlarıyla ses çıkararak koşanlara/nefes nefese saldıranlara,


فَالْمُورِيَاتِ قَدْحًا

Fel mûriyâti kadhâ(kadhan).

Bayraktar Bayraklı

İçindeki kin ateşini etrafındakilere püskürenlere,


Cemal Külünkoğlu

(1-5) Soluk soluğa süratle koşan, (koşarken ayaklarını) vurarak tırnaklarıyla kıvılcımlar saçan, sabah erkenden baskın yapan ve orada tozu dumana katarak düşman topluluğunun içine dalan atlara andolsun ki,


Diyanet İşleri (eski)

And olsun kıvılcımlar saçanlara;


Diyanet Vakfi

(1-8) Harıl harıl koşanlara, (nallarıyla) çakarak kıvılcım saçanlara, (ansızın) sabah baskını yapanlara, orada tozu dumana katanlara, derken orada bir topluluğun ta ortasına girenlere yemin ederim ki insan, Rabbine karşı pek nankördür. Şüphesiz buna kendisi de şahittir ve o, mal sevgisine de aşırı derecede düşkündür.


Edip Yüksel

Ateş saçarak gidenlere,


Elmalılı Hamdi Yazır

Çakarak da ateşler saçan


Muhammed Esed

ateş saçan kıvılcımlar,


Mustafa İslamoğlu

ve (içindeki) öfke ateşiyle etrafı tutuşturanlara.


Seyyid Kutub

Andolsun kıvılcımlar saçanlara,


Süleyman Ateş

(Tırnaklariyle yerden) Ateş çıkaranlara,


Süleymaniye Vakfı

Kıvılcım çakanlara


Tefhim-ul Kuran

(Tırnaklarıyla) Ateş saçanlara,


Yaşar Nuri Öztürk

Çakıp çakıp ateş çıkaranlara,


فَالْمُغِيرَاتِ صُبْحًا

Fel mugîrâti subhâ(subhan).

Bayraktar Bayraklı

Kin ve öfkeleriyle sabahlayanlara yazıklar olsun!


Cemal Külünkoğlu

(1-5) Soluk soluğa süratle koşan, (koşarken ayaklarını) vurarak tırnaklarıyla kıvılcımlar saçan, sabah erkenden baskın yapan ve orada tozu dumana katarak düşman topluluğunun içine dalan atlara andolsun ki,


Diyanet İşleri (eski)

Sabah sabah akına çıkanlara;


Diyanet Vakfi

(1-8) Harıl harıl koşanlara, (nallarıyla) çakarak kıvılcım saçanlara, (ansızın) sabah baskını yapanlara, orada tozu dumana katanlara, derken orada bir topluluğun ta ortasına girenlere yemin ederim ki insan, Rabbine karşı pek nankördür. Şüphesiz buna kendisi de şahittir ve o, mal sevgisine de aşırı derecede düşkündür.


Edip Yüksel

Sabah sabah akın edenlere,


Elmalılı Hamdi Yazır

Ve sabahleyin baskın basan


Muhammed Esed

sabah vakti akına koşan,


Mustafa İslamoğlu

ve sabah(lara)a kadar kıskançlıktan kıvrananlara,


Seyyid Kutub

Sabah akşam akına çıkanlara,


Süleyman Ateş

Sabahleyin akın edenlere,


Süleymaniye Vakfı

Şafak vaktinde işe girişenlere[*], [*] أغارَ, peş peşe adım atmak ve hızlı hareket etmektir. (es-Sıhah c.2 s.28) ْمُغِيرَاتِ  ism-i faildir. Ona “işe girişenler” anlamı vermemiz bundandır.


Tefhim-ul Kuran

Sabah vakti baskın yapanlara,


Yaşar Nuri Öztürk

Sabahleyin akın edenlere/baskın yapıp toprak fethedenlere,


فَأَثَرْنَ بِهِ نَقْعًا

Fe eserne bihî nak’â(nak’en).

Bayraktar Bayraklı

Onlar tozu dumana katıp bozgunculuk yaparlar,


Cemal Külünkoğlu

(1-5) Soluk soluğa süratle koşan, (koşarken ayaklarını) vurarak tırnaklarıyla kıvılcımlar saçan, sabah erkenden baskın yapan ve orada tozu dumana katarak düşman topluluğunun içine dalan atlara andolsun ki,


Diyanet İşleri (eski)

Ve tozu dumana katanlara;


Diyanet Vakfi

(1-8) Harıl harıl koşanlara, (nallarıyla) çakarak kıvılcım saçanlara, (ansızın) sabah baskını yapanlara, orada tozu dumana katanlara, derken orada bir topluluğun ta ortasına girenlere yemin ederim ki insan, Rabbine karşı pek nankördür. Şüphesiz buna kendisi de şahittir ve o, mal sevgisine de aşırı derecede düşkündür.


Edip Yüksel

Toz koparanlara,


Elmalılı Hamdi Yazır

Derken savurup da bir toz duman


Muhammed Esed

böylece toz bulutları yükselten,


Mustafa İslamoğlu

sonuçta tozu dumana katarak ortalığı bulandıranlara:


Seyyid Kutub

Ve tozu dumana katanlara,


Süleyman Ateş

(Koşarak) Toz koparanlara,


Süleymaniye Vakfı

Arkalarında istikrar[*] bırakanlara [*] نقع, istikrarı gösterir. (Mekâyîs s. 1045)


Tefhim-ul Kuran

Derken, orada tozu dumana katanlara,


Yaşar Nuri Öztürk

Derken, onunla toz duman çıkaranlara,


فَوَسَطْنَ بِهِ جَمْعًا

Fe vesatne bihî cem’â(cem’an).

Bayraktar Bayraklı

Toplumu derinden yaralarlar.


Cemal Külünkoğlu

(1-5) Soluk soluğa süratle koşan, (koşarken ayaklarını) vurarak tırnaklarıyla kıvılcımlar saçan, sabah erkenden baskın yapan ve orada tozu dumana katarak düşman topluluğunun içine dalan atlara andolsun ki,


Diyanet İşleri (eski)

Düşman topluluğunun içine dalanlara ki:


Diyanet Vakfi

(1-8) Harıl harıl koşanlara, (nallarıyla) çakarak kıvılcım saçanlara, (ansızın) sabah baskını yapanlara, orada tozu dumana katanlara, derken orada bir topluluğun ta ortasına girenlere yemin ederim ki insan, Rabbine karşı pek nankördür. Şüphesiz buna kendisi de şahittir ve o, mal sevgisine de aşırı derecede düşkündür.


Edip Yüksel

Ve topluluğun ortasına dalanlara ki;


Elmalılı Hamdi Yazır

Bir derneği o demde ortalayan kuvvetlere kasem eylerim ki


Muhammed Esed

(körcesine) bir ordunun içine dalan!


Mustafa İslamoğlu

nihayet bu düşmanlıkla toplumun ortasına dalanlara…


Seyyid Kutub

Düşman topluluğu içine dalanlara ki,


Süleyman Ateş

Derken bir topluluğun ortasına dalanlara.


Süleymaniye Vakfı

Bu maksatla topluluğa dalanlara yemin olsun ki,


Tefhim-ul Kuran

Bununla bir (düşman) topluluğun orta yerine kadar dalanlara.


Yaşar Nuri Öztürk

Derken, onunla bir topluluğun ortasına dalanlara ki,


إِنَّ الْإِنسَانَ لِرَبِّهِ لَكَنُودٌ

İnnel insâne li rabbihî le kenûd(kenûdun).

Bayraktar Bayraklı

İnsan, Rabbine karşı çok nankördür.


Cemal Külünkoğlu

İnsan Rabbine karşı gerçekten çok nankördür.


Diyanet İşleri (eski)

İnsan gerçekten Rabbine karşı pek nankördür.


Diyanet Vakfi

(1-8) Harıl harıl koşanlara, (nallarıyla) çakarak kıvılcım saçanlara, (ansızın) sabah baskını yapanlara, orada tozu dumana katanlara, derken orada bir topluluğun ta ortasına girenlere yemin ederim ki insan, Rabbine karşı pek nankördür. Şüphesiz buna kendisi de şahittir ve o, mal sevgisine de aşırı derecede düşkündür.


Edip Yüksel

İnsan Efendisine karşı çok nankördür.


Elmalılı Hamdi Yazır

Pek nankördür o insan rabbine


Muhammed Esed

Gerçek şu ki, insan Rabbine karşı çok nankördür;


Mustafa İslamoğlu

ki gerçekten de (bu) insan tipi Rabbine karşı çok nankördür;


Seyyid Kutub

İnsan Rabbine karşı çok nankördür.


Süleyman Ateş

(Bunlara andolsun) Ki insan, Rabbine karşı çok nânkördür.


Süleymaniye Vakfı

İnsan, Rabbine karşı pek nankördür,


Tefhim-ul Kuran

Hiç şüphesiz insan, Rabbine karşı nankördür.


Yaşar Nuri Öztürk

İnsan, Rabbine karşı gerçekten çok nankördür!


وَإِنَّهُ عَلَى ذَلِكَ لَشَهِيدٌ

Ve innehu alâ zâlike le şehîd(şehîdun).

Bayraktar Bayraklı

Kendisi de buna şahittir.


Cemal Külünkoğlu

Hiç şüphesiz buna kendisi de şahittir.


Diyanet İşleri (eski)

Doğrusu kendisi de bunların hepsine şahittir.


Diyanet Vakfi

(1-8) Harıl harıl koşanlara, (nallarıyla) çakarak kıvılcım saçanlara, (ansızın) sabah baskını yapanlara, orada tozu dumana katanlara, derken orada bir topluluğun ta ortasına girenlere yemin ederim ki insan, Rabbine karşı pek nankördür. Şüphesiz buna kendisi de şahittir ve o, mal sevgisine de aşırı derecede düşkündür.


Edip Yüksel

Üstelik buna da tanıktır.


Elmalılı Hamdi Yazır

Ve o kendi şâhiddir buna


Muhammed Esed

ve kendisi (de) buna şahittir:


Mustafa İslamoğlu

üstelik insanın kendisi de buna şahittir;


Seyyid Kutub

Ve kendisi de buna şahittir.


Süleyman Ateş

Ve o da buna şâhiddir.


Süleymaniye Vakfı

Nankörlüğüne kendi de şahittir.


Tefhim-ul Kuran

Ve gerçekten, kendisi de buna şahiddir.


Yaşar Nuri Öztürk

Ve kendisi de buna iyiden iyiye tanıktır.


وَإِنَّهُ لِحُبِّ الْخَيْرِ لَشَدِيدٌ

Ve innehu li hubbil hayri le şedîd(şedîdun).

Bayraktar Bayraklı

Onun mala karşı tutku derecesinde sevgisi vardır.


Cemal Külünkoğlu

Hakikaten o, dünya malını sevdiği için çok cimridir.


Diyanet İşleri (eski)

Gerçekten mala da pek düşkündür.


Diyanet Vakfi

(1-8) Harıl harıl koşanlara, (nallarıyla) çakarak kıvılcım saçanlara, (ansızın) sabah baskını yapanlara, orada tozu dumana katanlara, derken orada bir topluluğun ta ortasına girenlere yemin ederim ki insan, Rabbine karşı pek nankördür. Şüphesiz buna kendisi de şahittir ve o, mal sevgisine de aşırı derecede düşkündür.


Edip Yüksel

O mala çok düşkündür.


Elmalılı Hamdi Yazır

Ve o sevdiği için serveti katıdır, çetindir ona


Muhammed Esed

çünkü servet hırsına kapılmıştır.


Mustafa İslamoğlu

zira o servete pek tutkundur.


Seyyid Kutub

Doğrusu o, malı çok sever.


Süleyman Ateş

Doğrusu o, malı çok sever.


Süleymaniye Vakfı

Ondaki mal sevgisi çok güçlüdür.


Tefhim-ul Kuran

Muhakkak o, mal sevgisinden dolayı (bencil ve cimri tutumundan) çok katıdır.


Yaşar Nuri Öztürk

O, mal ve servet arzusu yüzünden alabildiğine katıdır.


أَفَلَا يَعْلَمُ إِذَا بُعْثِرَ مَا فِي الْقُبُورِ

E fe lâ ya’lemu izâ bu’sira mâ fîl kubûr(kubûri).

Bayraktar Bayraklı

Bilmez mi kabirlerde olanlar yeniden diriltilip dışarı atıldığı zaman!


Cemal Külünkoğlu

(9-10) Fakat o insan bilmez mi ki, kabirlerdeki ölüler diriltilip çıkarıldığı ve kalplerde gizlenenler ortaya konduğu zaman,


Diyanet İşleri (eski)

(9-10) İnsan, kabirlerde bulunanların çıkarılacağı ve kalblerde olanların ortaya konulacağı bir zamanın geleceğini bilmez mi?


Diyanet Vakfi

(9-11) Kabirlerde bulunanlar diriltilip dışarı atıldığı ve kalplerde gizlenenler ortaya konduğu zaman insan (halinin ne olacağını) düşünmez mi? Şüphesiz Rableri o gün onlardan tamamıyle haberdardır.


Edip Yüksel

Bilmez mi ki, mezardakiler ortaya atıldığı,


Elmalılı Hamdi Yazır

Fakat bilmiyecek mi? Deşildiği zaman o kabirdekiler


Muhammed Esed

Ama bilmez mi ki (Ahiret Günü,) herkes mezarından ayağa kalkıp dışarı çıktığında,


Mustafa İslamoğlu

O bilmez mi ki; kabirlerde bulunan herkes diriltilip ortaya çıkacağı zaman,


Seyyid Kutub

Bilmez mi o, kabirlerde olanlar dışarı atıldığı,


Süleyman Ateş

Bilmez mi o, kabirlerde olanlar dışarı atıldığı,


Süleymaniye Vakfı

Bilmez mi, kabirdekiler dışarı çıkarıldığında,


Tefhim-ul Kuran

Yine de bilmeyecek mi? Kabirlerde olanların deşilip dışa atıldığı,


Yaşar Nuri Öztürk

Bilmez mi ki o, kabirler içindekiler dışarı fırlatıldığında,


وَحُصِّلَ مَا فِي الصُّدُورِ

Ve hussıle mâ fîs sudûri.

Bayraktar Bayraklı

Sinelerde olanlar ortaya konduğu zaman.


Cemal Külünkoğlu

(9-10) Fakat o insan bilmez mi ki, kabirlerdeki ölüler diriltilip çıkarıldığı ve kalplerde gizlenenler ortaya konduğu zaman,


Diyanet İşleri (eski)

(9-10) İnsan, kabirlerde bulunanların çıkarılacağı ve kalblerde olanların ortaya konulacağı bir zamanın geleceğini bilmez mi?


Diyanet Vakfi

(9-11) Kabirlerde bulunanlar diriltilip dışarı atıldığı ve kalplerde gizlenenler ortaya konduğu zaman insan (halinin ne olacağını) düşünmez mi? Şüphesiz Rableri o gün onlardan tamamıyle haberdardır.


Edip Yüksel

Ve göğüslerde gizlenenler açığa çıkarıldığı zaman,


Elmalılı Hamdi Yazır

Ve derildiği zaman o sadırdakiler


Muhammed Esed

ve insanların kalplerinde (gizli) olan her şey ortaya döküldüğünde,


Mustafa İslamoğlu

ve göğüslerde saklı her şey ortaya serileceği (zaman):


Seyyid Kutub

Kalplerde olanlar ortaya konulduğu zaman.


Süleyman Ateş

Göğüslerde bulunanlar devşirildiği zaman,


Süleymaniye Vakfı

Kalplerde olanlar ortaya döküldüğünde,


Tefhim-ul Kuran

Göğüslerde olanların derlenip devşirildiği zamanı?


Yaşar Nuri Öztürk

Göğüslerin içindekiler derlenip toplandığında,


إِنَّ رَبَّهُم بِهِمْ يَوْمَئِذٍ لَّخَبِيرٌ

İnne rabbehum bi him yevme izin le habîr(habîrun).

Bayraktar Bayraklı

Şüphesiz, Rableri o gün onların yaptıklarından haberdardır.


Cemal Külünkoğlu

Hiç şüphesiz, o gün Rableri, kendilerinin her halinden haberdar (olacak)tır.


Diyanet İşleri (eski)

Doğrusu Rableri o gün onların her şeyinden haberdardır.


Diyanet Vakfi

(9-11) Kabirlerde bulunanlar diriltilip dışarı atıldığı ve kalplerde gizlenenler ortaya konduğu zaman insan (halinin ne olacağını) düşünmez mi? Şüphesiz Rableri o gün onlardan tamamıyle haberdardır.


Edip Yüksel

Evet o gün Rab’leri onların her şeyinden haberlidir.


Elmalılı Hamdi Yazır

O gün o rableri onlara elbette habîrdir


Muhammed Esed

işte o Gün Rableri, onların her halinden haberdar (olduğunu gösterecek)tir?


Mustafa İslamoğlu

Elbet Rableri, o gün onları (bekleyen akıbetin) iç yüzünden bütünüyle haberdardır!


Seyyid Kutub

Doğrusu Rabbleri o gün herşeyinden haberdardır.


Süleyman Ateş

O gün Rabbleri onların her halini haber almış (gizli ve açık bütün yaptıklarını bilmiş)tir.


Süleymaniye Vakfı

O gün Rableri onlara her şeyi bildirecektir[*]. [*] Burada habîr (َخَبِير) kelimesine muhbir anlamı verilmiştir ( Müfredat s.188)


Tefhim-ul Kuran

Hiç şüphesiz, o gün Rableri, kendilerinden gerçekten haberdardır.


Yaşar Nuri Öztürk

Hiç kuşkusuz, o gün, Rableri onlardan iyice haberdar olacaktır.