A'LÂ SURESİ

Ayet Getir

سَبِّحِ اسْمَ رَبِّكَ الْأَعْلَى

Sebbihisme rabbikel a’lâ.

Bayraktar Bayraklı

Rabbinin o yüce ismini tesbih et.


Cemal Külünkoğlu

Yüce Rabbinin adını tesbih et (şanını yücelt)!


Diyanet İşleri (eski)

Yüce Rabbinin adını tesbih et.


Diyanet Vakfi

(1-5) Yaratıp düzene koyan, takdir edip yol gösteren, (topraktan) yeşil otu çıkarıp sonra da onu kapkara bir sel artığına çeviren yüce Rabbinin adını tesbih (ve takdis) et!


Edip Yüksel

Yüce Efendinin ismini eksikliklerden uzak tut.


Elmalılı Hamdi Yazır

Tesbih et rabbının a'lâ ismine


Muhammed Esed

Yücelt Rabbinin sınırsız şanını! Yüceler Yücesi(nin şanını),


Mustafa İslamoğlu

(Ey muhatab) yücelikte eşsiz olan Rabbin adına/adıyla hareket et!


Seyyid Kutub

Rabbinin yüce adını takdis et.


Süleyman Ateş

Rabbinin yüce adını tesbih et (O'nun eksikliklerden uzak olduğunu an).


Süleymaniye Vakfı

Samimiyetle yüce Rabbi’nin adına yönel[*]. [*] Tesbih; Allah’a kulluk konusunda hızlı hareket etmek, Allah’ı tenzih ve ona uygun olmayan şeyleri ondan uzaklaştırmak demektir.(Müfredat s.292). Bunları ancak samimi olan kişiler yapabileceğinden meal o şekilde verilmiştir.


Tefhim-ul Kuran

Rabbinin yüce ismini tesbih et,


Yaşar Nuri Öztürk

Rabbinin o yüce adını tespih et!


الَّذِي خَلَقَ فَسَوَّى

Ellezî halaka fe sevvâ.

Bayraktar Bayraklı

(2-5) Yaratıp düzene koyanın, her şeyi ölçüyle yapıp doğasına göre görevini belirleyenin, yeşil otu çıkarıp sonra da onu kapkara bir sel artığına çevirenin ismini tesbih et.


Cemal Külünkoğlu

O, yaratıp şekillendiren ve düzene koyandır.


Diyanet İşleri (eski)

O, yaratıp şekil vermiştir.


Diyanet Vakfi

(1-5) Yaratıp düzene koyan, takdir edip yol gösteren, (topraktan) yeşil otu çıkarıp sonra da onu kapkara bir sel artığına çeviren yüce Rabbinin adını tesbih (ve takdis) et!


Edip Yüksel

O ki yarattı, düzene koydu.


Elmalılı Hamdi Yazır

O rabbın ki yarattı da düzenine koydu


Muhammed Esed

O ki, (her şeyi) yaratmakta ve amacına uygun şekiller vermektedir;


Mustafa İslamoğlu

O ki, tüm mahlukatı yarattı ve yaratılış amacını gerçekleştirecek bir donanım verdi.


Seyyid Kutub

O yaratan ve düzeltendir.


Süleyman Ateş

O ki (her şeyi) yarattı, düzenledi.


Süleymaniye Vakfı

Yaratan ve düzenleyen,


Tefhim-ul Kuran

Ki O, yarattı, 'bir düzen içinde biçim verdi',


Yaşar Nuri Öztürk

O ki yarattı, düzene koydu,


وَالَّذِي قَدَّرَ فَهَدَى

Vellezî kaddera fe hedâ.

Bayraktar Bayraklı

(2-5) Yaratıp düzene koyanın, her şeyi ölçüyle yapıp doğasına göre görevini belirleyenin, yeşil otu çıkarıp sonra da onu kapkara bir sel artığına çevirenin ismini tesbih et.


Cemal Külünkoğlu

O, (eşyanın cins ve nevilerini) ölçüyle yapıp yönlendirendir.


Diyanet İşleri (eski)

O, her şeyi ölçüyle yapıp doğru yolu göstermiştir.


Diyanet Vakfi

(1-5) Yaratıp düzene koyan, takdir edip yol gösteren, (topraktan) yeşil otu çıkarıp sonra da onu kapkara bir sel artığına çeviren yüce Rabbinin adını tesbih (ve takdis) et!


Edip Yüksel

O ki ölçtü, yol gösterdi.


Elmalılı Hamdi Yazır

O rabbın ki takdir etti de hidayet buyurdu


Muhammed Esed

O ki, (bütün mevcudatın) tabiatını belirlemekte ve onu (hedefine doğru) yöneltmektedir;


Mustafa İslamoğlu

O ki, her şeye yaratılıştan bir ölçü ve amaç takdir etti, sonra (o ölçüye uyarak amacına ulaşacak) istikamete yöneltti.


Seyyid Kutub

Ölçüleri belirleyip yolunu gösterendir.


Süleyman Ateş

Ve O ki herşeyin miktarını, biçimini belirleyip hedefini gösterdi.


Süleymaniye Vakfı

Güç veren ve yol gösteren,


Tefhim-ul Kuran

Takdir etti, böylece yol gösterdi,


Yaşar Nuri Öztürk

O ki miktarını, şeklini belirledi, yolunu çizip aydınlattı.


وَالَّذِي أَخْرَجَ الْمَرْعَى

Vellezî ahracel mer’â.

Bayraktar Bayraklı

(2-5) Yaratıp düzene koyanın, her şeyi ölçüyle yapıp doğasına göre görevini belirleyenin, yeşil otu çıkarıp sonra da onu kapkara bir sel artığına çevirenin ismini tesbih et.


Cemal Külünkoğlu

(4-5) O, (yemyeşil) otlakları çıkarandır. Sonra da onları (çürütüp) kararmış çer çöpe çevirendir.


Diyanet İşleri (eski)

O, yeşillikler bitirmiştir.


Diyanet Vakfi

(1-5) Yaratıp düzene koyan, takdir edip yol gösteren, (topraktan) yeşil otu çıkarıp sonra da onu kapkara bir sel artığına çeviren yüce Rabbinin adını tesbih (ve takdis) et!


Edip Yüksel

O ki yeşillikler bitirdi.


Elmalılı Hamdi Yazır

O rabbın ki o İbni mer'ayı çıkardı


Muhammed Esed

O ki, yeşil ot(lar)ı çıkarmakta,


Mustafa İslamoğlu

O ki, tüm bitki örtüsünü çıkardı.


Seyyid Kutub

Yemyeşil meraları bitirendir.


Süleyman Ateş

Ve O ki otlağı çıkardı,


Süleymaniye Vakfı

Otlağı yeşerten,


Tefhim-ul Kuran

'Yemyeşil otlağı' çıkardı.


Yaşar Nuri Öztürk

O ki otlağı çıkardı,


فَجَعَلَهُ غُثَاء أَحْوَى

Fe cealehu gusâen ahvâ.

Bayraktar Bayraklı

(2-5) Yaratıp düzene koyanın, her şeyi ölçüyle yapıp doğasına göre görevini belirleyenin, yeşil otu çıkarıp sonra da onu kapkara bir sel artığına çevirenin ismini tesbih et.


Cemal Külünkoğlu

(4-5) O, (yemyeşil) otlakları çıkarandır. Sonra da onları (çürütüp) kararmış çer çöpe çevirendir.


Diyanet İşleri (eski)

Sonra da onları siyah çerçöpe çevirmiştir.


Diyanet Vakfi

(1-5) Yaratıp düzene koyan, takdir edip yol gösteren, (topraktan) yeşil otu çıkarıp sonra da onu kapkara bir sel artığına çeviren yüce Rabbinin adını tesbih (ve takdis) et!


Edip Yüksel

Sonra onu kuruyup kararmış bir samana çevirir.


Elmalılı Hamdi Yazır

Sonra da onu karamsı bir sel kusuğuna çevirdi


Muhammed Esed

ve sonra on(lar)ı kara, kavruk kök haline getirmektedir!


Mustafa İslamoğlu

sonra onu kapkara-kupkuru bir hale soktu.


Seyyid Kutub

Sonra da onları kupkuru çöpe çevirendir.


Süleyman Ateş

Sonra da onu kupkuru, siyah bir çöpe çevirdi.


Süleymaniye Vakfı

Sonra onu kapkara çöpe döndüren odur.


Tefhim-ul Kuran

Ardından onu kuru, kara bir duruma soktu.


Yaşar Nuri Öztürk

Sonra da onu sellerin sürüklediği morarmış bir atık haline getirdi.


سَنُقْرِؤُكَ فَلَا تَنسَى

Se nukriuke fe lâ tensâ.

Bayraktar Bayraklı

(6-7) Bundan böyle seni okutacağız; artık Allah'ın dilediği hariç, sen hiç unutmayacaksın. Şüphesiz Allah açığı ve gizleneni bilir.


Cemal Külünkoğlu

Sana (Kur'an'ı) okutacağız ve sen onu unutmayacaksın.


Diyanet İşleri (eski)

Sana Kuran'ı Biz okutacağız ve asla unutmayacaksın;


Diyanet Vakfi

(6-7) Sana (Kur'an'ı) okutacağız; artık Allah'ın dilediği hariç, sen hiç unutmayacaksın. Şüphesiz Allah, açığı ve gizleneni bilir.


Edip Yüksel

Seni okutacağız; sen de unutmayacaksın.


Elmalılı Hamdi Yazır

Bundan böyle sana Kur'an okutacağız da unutmayacaksın


Muhammed Esed

Biz sana öğreteceğiz ve (öğrendiklerinden hiçbirini) unutmayacaksın,


Mustafa İslamoğlu

(Ey muhatab) Biz sana okutacağız ve sen asla unutmayacaksın;


Seyyid Kutub

Ey Muhammed! Sana Kur'an'ı biz okutacağız ve asla unutmayacaksın.


Süleyman Ateş

Sana (Kur'ân'ı), okutacağız, unutmayacaksın.


Süleymaniye Vakfı

Sana Kur’ân’ı okutacağız, sen unutmayacaksın.


Tefhim-ul Kuran

Sana okutacağız, sen de unutmayacaksın.


Yaşar Nuri Öztürk

Seni/sana okutacağız da artık unutmayacaksın.


إِلَّا مَا شَاء اللَّهُ إِنَّهُ يَعْلَمُ الْجَهْرَ وَمَا يَخْفَى

İllâ mâ şâallâh(şâallâhu), innehu ya’lemul cehra ve mâ yahfâ.

Bayraktar Bayraklı

(6-7) Bundan böyle seni okutacağız; artık Allah'ın dilediği hariç, sen hiç unutmayacaksın. Şüphesiz Allah açığı ve gizleneni bilir.


Cemal Külünkoğlu

Ancak Allah'ın (hükmünün kaldırılmasını) istediği (ayetler) müstesna! Şüphesiz (yalnız) O'dur (insanın) kavrayışına açık olan her şeyi ve (ondan) gizli olanları bilen.


Diyanet İşleri (eski)

Allah'ın dilediği bundan müstesnadır. Doğrusu açığı da, gizliyi de bilen O'dur.


Diyanet Vakfi

(6-7) Sana (Kur'an'ı) okutacağız; artık Allah'ın dilediği hariç, sen hiç unutmayacaksın. Şüphesiz Allah, açığı ve gizleneni bilir.


Edip Yüksel

ALLAH’ın dilediği hariç; O açığı da bilir, gizliyi de.


Elmalılı Hamdi Yazır

Yalnız Allahın dilediği başka çünkü o açığı da bilir gizliyi de


Muhammed Esed

Allah'ın (unutmanı) diledikleri hariç; çünkü, (yalnız) O'dur (insanın) kavrayışına açık olan her şeyi ve (ondan) gizli olanları bilen.


Mustafa İslamoğlu

Allah'ın (unutmanı) diledikleri hariç; çünkü O açığa çıkanı da bilir gizleneni de;


Seyyid Kutub

Yalnız Allah'ın dilediği başka. O açığı da bilir gizliyi de.


Süleyman Ateş

Yalnız Allâh'ın dilediğini unutursun. O, açığı da bilir, gizli olanı da.


Süleymaniye Vakfı

Allah unutturmuş olursa başka; o açığı da bilir, gizli olanı da.


Tefhim-ul Kuran

Ancak Allah'ın dilediği başka. Çünkü O, açıkta olanı da bilir, saklı duranı da.


Yaşar Nuri Öztürk

Allah'ın dilediği müstesna. O, açıklananı da gizleneni de bilir.


وَنُيَسِّرُكَ لِلْيُسْرَى

Ve nuyessiruke lil yusrâ.

Bayraktar Bayraklı

(8-9) Başarıya giden yolu sana kolaylaştıracağız. O halde öğüt ver, çünkü öğüdün mutlaka faydası olacaktır.


Cemal Külünkoğlu

Biz seni, (ayetleri ezberlemek ve tebliğ konusunda) en kolay yola muvaffak kılacağız.


Diyanet İşleri (eski)

Kolay olanı yapmayı sana kolaylaştırırız.


Diyanet Vakfi

(8-9) Seni en kolaya muvaffak kılacağız. O halde eğer öğüt fayda verirse öğüt ver.


Edip Yüksel

Sana kolayı daha da kolaylaştıracağız.


Elmalılı Hamdi Yazır

Ve seni en kolay yola muvaffak kılacağız


Muhammed Esed

Biz, (böylece) (nihai) huzura ve rahatlığa giden yolu senin için kolaylaştıracağız.


Mustafa İslamoğlu

böylece zaten kolay olan (vahyi anlamayı) sana daha da kolaylaştırmış olacağız.


Seyyid Kutub

Seni en kolay yolu tutmağa muvaffak edeceğiz.


Süleyman Ateş

Seni en kolay yola muvaffak edeceğiz.


Süleymaniye Vakfı

Seni en kolaya kolayca ulaştıracağız[*]. [*] Bu kolay dini, kolayca kavrayacaksın.


Tefhim-ul Kuran

Ve seni kolay olan için başarılı kılacağız.


Yaşar Nuri Öztürk

Sana, en kolay olanı kolaylaştıracağız.


فَذَكِّرْ إِن نَّفَعَتِ الذِّكْرَى

Fe zekkir in nefeatiz zikrâ.

Bayraktar Bayraklı

(8-9) Başarıya giden yolu sana kolaylaştıracağız. O halde öğüt ver, çünkü öğüdün mutlaka faydası olacaktır.


Cemal Külünkoğlu

O halde, eğer öğüt fayda verirse öğüt ver!


Diyanet İşleri (eski)

Faydalı olacaksa insanlara öğüt ver.


Diyanet Vakfi

(8-9) Seni en kolaya muvaffak kılacağız. O halde eğer öğüt fayda verirse öğüt ver.


Edip Yüksel

Öğüt yararlı olacaksa öğüt ver.


Elmalılı Hamdi Yazır

Onun için öğüd ver, öğüd fâide verirse


Muhammed Esed

O halde, (hakikati başkalarına) hatırlat, bu hatırlatma ister fayda ver(iyor görün)sün, (ister görünmesin).


Mustafa İslamoğlu

Şu halde sen, -öğüt (sadece bazılarına) fayda verse de- hep (fıtratlara nakşolan Allah'ı) hatırlat,


Seyyid Kutub

O halde hatırlatmak fayda verirse hatırlat.


Süleyman Ateş

O halde eğer hatırlatmak yarar verirse hatırlat, öğüt ver.


Süleymaniye Vakfı

Öyleyse bilgi ver[*], o bilgi bir işe yararsa! [*] Bilgi diye çevrilen kelime “zikir”dir. Zikir, sürekli akılda tutulan kullanıma hazır bilgidir. (Müfredat s.237)


Tefhim-ul Kuran

Şu halde, eğer 'öğüt ve hatırlatma' bir yarar sağlayacaksa, 'öğüt verip hatırlat.'


Yaşar Nuri Öztürk

Eğer hatırlatmak yarar sağlarsa hatırlat/öğüt ver!


سَيَذَّكَّرُ مَن يَخْشَى

Se yezzekkeru men yahşâ.

Bayraktar Bayraklı

Allah'a saygılı olan, öğüt alır.


Cemal Külünkoğlu

Allah'a karşı derin saygı duyarak O'ndan sakınan öğüt alacaktır.


Diyanet İşleri (eski)

Allah'tan korkan öğüt alacaktır.


Diyanet Vakfi

(10-13) (Allah'tan) korkan öğütten yararlanacak. En büyük ateşe girecek olan kötü kimse ise öğütten kaçınır. Sonra o, ateşte ne ölür ne de yaşar.


Edip Yüksel

Saygı duyanlar öğüt alacaktır.


Elmalılı Hamdi Yazır

Saygısı olan öğüd alacaktır


Muhammed Esed

(Allah'tan) korkan, düşünüp ondan ders alır,


Mustafa İslamoğlu

Nasıl olsa Allah'ın sevgisini kaybetmekten korkanlar öğüt alacaklardır;


Seyyid Kutub

Allah'tan korkan, öğüt alır.


Süleyman Ateş

(Allah'a) Saygılı olan hatırlar (öğüt alır).


Süleymaniye Vakfı

Kendine çekidüzen veren, o bilgiden yararlanacaktır.


Tefhim-ul Kuran

'(Allah'tan) içi titreyerek korkan' öğüt alır düşünür.


Yaşar Nuri Öztürk

İçine ürperti düşen, öğüt alacaktır.


وَيَتَجَنَّبُهَا الْأَشْقَى

Ve yetecennebuhâl eşkâ.

Bayraktar Bayraklı

(11-13) En şakî olan da ondan kaçınır. O da en büyük ateşe girer. Sonra orada ne ölür, ne de yaşar.


Cemal Külünkoğlu

Asi ve kötü olan ondan kaçacaktır.


Diyanet İşleri (eski)

Bedbaht olan ondan kaçınacaktır.


Diyanet Vakfi

(10-13) (Allah'tan) korkan öğütten yararlanacak. En büyük ateşe girecek olan kötü kimse ise öğütten kaçınır. Sonra o, ateşte ne ölür ne de yaşar.


Edip Yüksel

Mutsuz ise ondan yan çizecektir.


Elmalılı Hamdi Yazır

Pek bedbaht olan da ondan kaçınacaktır


Muhammed Esed

ona yabancılaşan ise bir zavallı biçare olarak kalır;


Mustafa İslamoğlu

bedbaht olanlar ise öğüttün kaçacaktır;


Seyyid Kutub

Bedbaht olan ondan kaçacaktır.


Süleyman Ateş

Bahtsız olan da ondan kaçınır.


Süleymaniye Vakfı

Hayırsız kişi[*] ise ondan kaçacaktır. [*] Burada الْأَشْقَى ism-i tafdil anlamı verilmemiştir. Çünkü  أفعل  kalıbı bazen sıfat-ı müşebbehe olur.


Tefhim-ul Kuran

'Mutsuz bedbaht' olan da ondan kaçınır.


Yaşar Nuri Öztürk

İçi kararmış bedbaht ise ondan kaçınacaktır.